Eda Dikmen
Eda Dikmen

BİR “TERAPİ” FURYASIDIR GİDİYOR!

20 Temmuz Çarşamba2022 İnsanların sorun ve sıkıntılarını aşmak ya da potansiyellerini geliştirmek için başvurdukları birçok yol var. Bunların en başında psikiyatri ve psikoloji disiplinlerinin geliştirdiği duygusal ve davranışsal problemleri uzman eşliğinde çözme süreçleri olan psikoterapiler geliyor. Ancak bunlara alternatif olarak revaç gören ve giderek yükselişe geçen bir alan daha var: Kişisel gelişim “terapileri”… Psikoloji ve psikiyatri disiplinlerinin uzmanlık alanı olan bu saha kişisel gelişimcilerin de bereketli tarlalarından biri adeta. Değişen hayat şartlarının etkisiyle bunlara ilgi her geçen gün artarken duyunca şaşıracağımız türden ilginç terapi uygulamaları da ortaya atılıyor. Farklı kişisel gelişim uygulamacılarının, geliştirdiği, ürettiği, icat ettiği ya da kadim öğretilerden, psikolojiden alarak –tabiri caizse- modifiye ettiği terapi yöntemleri de buna eklenince ortaya muazzam bir ürün çeşitliliği çıkıyor. Bu katalogda akla hayale gelmedik “terapi” yöntemlerine rastlanıyor: Kuantum terapi, aile dizimi, tabut terapisi, ölmeden önce cenaze terapisi, geçmiş yaşam terapisi, kahkaha terapisi, oyun terapisi, şema terapi, Mesnevi terapi, kendinle yüzleşme terapisi, yalnızlık terapisi, yaşam terapisi, Yunus Emre terapisi, arınma terapisi, ağaçlara sarılma terapisi gibi envai çeşidi mevcut. Dilerseniz bu terapi yöntemlerinin uçuk-kaçık olanlarını bir kenara bırakıp ilginç ve sıra dışı olanlarından birkaçına beraber bir göz atalım.
YENİ YAZILAR

Ayşe Eyyüpkoca Atila

Sümeyra Keleş Yerkel, tarih mezunu, sosyoloji ve medya/iletişim bölümlerinde yüksek lisans yapmış, uzunca bir süre TRT World’de çalışmış, Kültür ve Turizm Bakanlığında bakan danışmanlığı gibi kimi görevler yürütmüş, halihazırda medya veri analisti olarak çalışan, msu gibi bir özgeçmişe sahip biri. Ama bütün bunların dışında Sümeyra’nın herkesin bilmesini istediğim bir başka hikâyesi var. Sümeyra iki evlat annesi. Biri özel… Yerkel’in ve dolayısıyla Emir Zahit’in hikâyesinin peşine düştüğümden bu yana tarif etmekte güçlük çektiğim bir yumru taşıyorum boğazımda. Kurucu ortağı olduğu, “özel çocuk” sahibi anne olmanın getirdiği duygu ve deneyimlerinini paylaştıkları Hemhâl Podcast’lerini, uzunca bir süre mutfakta çalışırken, trafikteyken dinledim. Sonunu bilmeme rağmen onlarca kaydın sonunu kaygı içinde bekledim. Çok kez kalakaldım, öylece. O tutulmayı yine Sümeyra ve Hemhâl Podcast ortağı Ümran’ın her şeye rağmen şükür dolu sesleri bertaraf etti. Hele, “Emir Zahit’i Yolcularken” bölümü… Arabayı sağa çektim. Bir süre kaldım orada. İnsanlığımın, anneliğimin derinliğiyle yüzleşmemi sağlayan cinstendi. Hayatı normal, sağlıklı akışında yaşayan insanları alabora edecek türden bir hikâyenin içindeydim resmen. “Beklenen bir olay olarak görülen ölüm, bekleyişe son vermeye muktedir değildir.” diyordu Borgna. Bunu gördüm; Emir Zahit’in ölümü Sümeyra’nın bekleyişine son vermemiş. Bilakis, sabır ve tevekkül içinde bekleyen bir anne görüyorum hâlâ. Her birimiz anneliğe dair edindiği deneyimi avucunda tutsun evet, fakat şimdi bir başka göz ve kulakla bir özel çocuk annesini, Sümeyra’yı dinleyelim… Çünkü inanıyorum ki bu hem bize hem her gün yanımızdan geçen başka özel gereksinimli çocuk annelerine, hem de Sümeyra’ya iyi gelecek.

BİZE ULAŞIN