Bir AY doğar…

Bir AY doğar…
Giriş Tarihi: 15.9.2017 11:04 Son Güncelleme: 15.9.2017 17:26
Sadece 2016 yılında, yer aldığı yarışmalarda 21 Türkiye rekoru kırdı. Fenerbahçe adına katıldığı bütün yıldız ve genç koşularında birinci oldu. Henüz 17’sinde, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na katılacak aday kadro arasına seçildi. Ve son olarak, Kenya’daki Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası’nda altın madalya alarak Türk spor tarihine geçti.

Mizgin Ay, 17 yaşında bir sporcu. Geçtiğimiz ay Kenya'da, Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası'nda 100 metre koştu ve altın madalya kazandı. Bu, 100 metre tarihimizde kadınlarda aldığımız ilk altın madalyaydı. Mizgin içinse, daha önce birçoğunu kendini geçerek kırdığı 29 rekorun ardından beklediği bir sonuç oldu bu. Sırtına aldığı Türk bayrağını gururla seyircilere gösterirken, olmayan İngilizcesi fakat olanca masumiyetiyle yarış sonrası uzatılan mikrofonlara şöyle konuştu: "I am happy… Turkey…"

Mizgin, 10 yaşından bu yana koşuyor. Tamamlanan yarışlar, alınan madalyalar yahut kırılan rekorlar sadece birer kayıttan ibaret. Mizgin sevgiye koşuyor. Çünkü o koşmayı çok seviyor. Ne Âdem ve Havva'dan ne de Pamuk Prenses'ten ders alan, insanlığın baş belası Apple'ın mucidi Steve Jobs'un Stanford Üniversitesi'ndeki meşhur konuşmasında dediği gibi; "Sevdiği işi yapıyor, yaptığı işi seviyor." Zaten kim yaptığı işi bu kadar çok sevmese, peşinden de bu kadar çok koşar ki…

Her şey böyle başladı

Ay ailesi, bindikleri Batman-Ankara otobüsünün arka penceresinden baktılar son defa memleketlerine. Otobüs, bir tarafı sarp bir tarafı engebeli; Sason ve Raman dağları ile çevrili olan Batman'ın kuru sıcağını delerek ilerliyordu. Baba Cemil, gözünden akan yaşı kimseye fark ettirmeden sildi. Batman Çayı'nın Dicle ile birleştiği bu topraklara bir daha ne zaman döneceğini düşündü. Beyninde, şehrin 4 binden fazla mağarasının her biri için yer açtı ve kendini 4 binden fazla parçaya bölerek mağaralara yerleştirdi. Bir ay doğuyordu ilk akşamdan, geceden; neyde Cemil neyde…

Mizgin'in büyüyeceği topraklara gelen ailesi, mevsimlik işçi sınıfındandı. Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde kitabında hikâyelerini anlattığı İflahsızın Yusuf, Köse Hasan yahut Pehlivan Ali'den habersiz çıktıkları yolun sonu, bir zamanlar Osmanlı ticaretinin önemli yerlerinden olduğu için adına Beypazarı denilen yere düşmüştü. Batman'ın kurağı geride kalmış, Ankara'nın ayazı ile tanışmışlardı. Henüz usul usul kar yağmıyordu Ankara'ya ama müjde yakındı…

Havuç tarlalarından, tartan pistlere

Mizgin, kıt kanaat geçinmeye çalışan Ay ailesinin altıncı çocuğu olarak doğdu. Bu müjdeli haberi baba Cemil'e getirdiklerinde; "Adı da kendi gibi müjde olsun. Bize hep müjdeli haberler versin" dedi. Kürtçede müjde anlamına gelen Mizgin, yıllar sonra Türk sporunun geleceğini değiştirecek olan müjdeli haberi getirdiğinde baba Cemil'in gözlerinden bir damla yaş daha süzüldü. Kolay değildi, tarlada çalışırken, ayçiçeklerine dadanan, havuç tarlasında bir o yana bir bu yana koşan kara kızı büyümüş, adını Türkiye'ye ezberletmiş, ülkenin gururu olmuştu. İlk başlarda koşmak istemiyordu Mizgin. En sevdiği spor futboldu. Okulda, ders aralarında erkeklerle futbol oynuyordu. Babasıysa kıyamıyordu kızına, düşer yaralanır diye izin vermiyordu ama peşinden nice sporcuların yetişemeyeceği Mizgin'i kelimeler durdurabilir miydi? Durduramadı. Ta ki Muhsin Soysal'la karşılaştığı o güne kadar…

Ayağında ablasının ayakkabıları, Muhsin Hoca'yı şoke etti!

Okullarda yetenekli sporcular arayan bir atletizm antrenörüydü Muhsin Soysal. Mizgin'le de yolu böyle kesişti. Aralarında Mizgin'in de olduğu 9-10 yaşlarındaki çocukları koşturmaya başlayan Muhsin Hoca, koşu bitiminde kronometresine baktığında gözlerine inanamadı. 50 metreyi 8.50'nin altında koşan çocukları süratli kabul eden Muhsin Hoca, ayağında belli ki ayağına birkaç numara büyük gelen ayakkabı ile koşan bu ufak tefek kızın 8.13 yaptığını görünce çok şaşırdı. "Adın ne senin" dedi. "Mizgin" dedi ufaklık nefes nefese kalmış halde. Tuttu elinden ve babasının yanına gitti. Mizgin'in çok büyük bir sporcu olacağının müjdesini verdi baba Cemil'e. Cemil, bildiğiniz gibi; bu sefer de gururundan dökülüverdi gözyaşları...

Koşmam dedi, rekortmen oldu

Muhsin Hoca'nın planı, Mizgin'i hemen antrenmanlara başlatmaktı. Gün ve saat veriyor ama Mizgin ya okulun bahçesinde futbol oynuyor yahut ailesine yardım için tarlada çalışıyordu. Böylesine önemli bir yeteneğin heba olmasına yüreği el vermedi Muhsin Hoca'nın. Araya baba Cemil'i soktu. Ne zaman Mizgin antrenmana gelmedi, Cemil Ay'a bir telefon gitti. İki yıl süren bu mücadelenin kazananı Muhsin Hoca oldu. Mizgin Ay, birkaç yıl içinde kırılabilecek ne kadar rekor varsa kıracağı atletizm kariyerine başladı böylece. İlk birkaç yılda yaşanan maddi imkânsızlıklar, art arda gelen başarılarla beraber, Fenerbahçe'nin devreye girmesi ile ortadan kalktı. Mizgin, 15 yaşını bitirdiğinde Türkiye'nin en önemli atletizm şubelerinden bir tanesine sahip olan Fenerbahçe'nin sporcusu oldu. Artık hedefini de hayallerini de büyütmenin zamanı gelmişti…

Dünya şampiyonluğunu şehitlere adadı

16 yaşında olmasına rağmen üstün yeteneği sayesinde hep kendisinden büyüklerle yarıştı Mizgin. Sadece 2016 yılında, yer aldığı yarışmalarda 21 Türkiye rekoru kırdı. Fenerbahçe adına katıldığı bütün yıldız ve genç koşularında birinci oldu. 17'sinde, 2020 Tokyo Olimpiyatları'na katılacak aday kadro arasına girdi. Son olarak, Kenya'daki Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası'nda altın madalya alarak Türk spor tarihine geçti.

Beypazarı Anadolu Lisesi'ni takdir ve onur belgesi alarak bitiren Mizgin, Kenya'daki dünya şampiyonluğunu şehitlere armağan etti. Türk sporuna 17 yıl önce "müjde" olarak gelen Mizgin'in 100 metre yarışını izlerken bu sefer baba Cemil'e bütün Türkiye olarak eşlik ettik. Spiker, "Mizgin Ay from Turkey!" deyince gözlerimizden birer damla yaş süzülüverdi bizim de…

BİZE ULAŞIN