Gönül Yonar: Mitler, moda ve kadınlar

Mitler, moda ve kadınlar
Giriş Tarihi: 18.11.2021 16:28 Son Güncelleme: 19.11.2021 08:44

Geçtiğimiz haftalarda ünlü Fransız moda markası Givenchy, Paris Fashion Week 2022'de simgesel bir kolye tanıttı ve büyük tepki topladı. Kolyeyi sunan modelin boynunda kesilmiş ve bir ucuna idam düğümü atılmış çelik bir kolye vardı. İntiharı ve köleliği çağrıştırdığı için büyük tepki toplayan tasarımı savunan Givenchy, tasarımın şiddet karşıtlığını ve özgürlüğünü kazanmış bir kadını simgelediğini savunarak ürünün arkasında durdu.

Bu örnek, moda sektörünün bir yandan toplumsal dokunun bütün dinamiklerine karşı uyanık olduğunu bir yandan da insani eğilimlerin kökeninde var olan temel kodları (şiddet karşıtlığı, özgürlük vs) kendi dünyasına katabilecek her fırsatı değerlendirdiğini gösteriyor. Amaç, insanın temel kalıplarını harekete geçirerek sektörü cazibeli kılmak…

Nesnelerin sembolik anlamlarını tasarım dünyasına katan ve toplumsal yapıya sirayet etmiş bütün dokuları -bu mit bile olsa- kullanan moda sektörü, ruhunu mitlerden, gücünü ise kadınlardan alıyor. İnsanın temel davranış kalıplarını içeren mitleri çözümleyerek, modern insanın tüketim zaaflarını hedefliyor ve kendisini daha cazibeli hale getiriyor.

Trend dediğimiz eğilim, akım, yöneliş ne dersek diyelim kadın olmadan var olacak, sürekliliğini sağlayacak bir yapı değil. Nasıl ki moda fikrini kapitalist sistemden çekip aldığınızda onun kalbini durdurursanız, modadan kadını çekip aldığınızda da benzer bir şey olur. Moda endüstrisi kadın merkezinden ilerlediğine göre kadına yönelik politikalar, manipülasyonlar, pazarlama teknikleri ya da ikna becerileri de geliştirilmek zorunda. Tam da bu noktada kadın mitlerini odağa alan bir moda endüstrisinden bahsetmek yerinde olur.

Mitleri; toplumların sözlü hafıza birikimi, sembolik dili saklı tutan göstergeler bütünü ya da insanlığın ortak düşünüş, hayal ve inançlarını taşıyan birer hafıza deposu olarak gördüğümüzde, modanın bu deponun potansiyelinden ziyadesiyle faydalandığını söyleyebiliriz.

Bu yönüyle mitoloji, moda tasarımcıları yoluyla sembollerin anlamlarını tasarım öğeleriyle birleştirerek tinsel bir yapıyı harekete geçirirken, tasarım alıcısının arketipal zihin dünyasına hitap eder.

Arketip bizim neyimiz olur?

Kurduğumuz son cümleyi biraz açalım. Çünkü arketip kavramının ne olduğunu bilirsek, moda dünyasının mitleri neden kullandığını daha iyi görmüş oluruz. Müslümanların kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim, yaratılan ilk insan olan Âdem (as)'a isimleri öğrettiği bilgisini verir. Bakara Suresi'nin 31. ayetinde geçen bu ifade, ilim adamlarını insanlığın ortak bir hafızası olabileceği fikrine götürür.

Bu bilgi, insanın ilk yaratılışta nasıl bir epistemoloji ile donatıldığına dair ilk veridir. İkincisi, bir başka ayette gizlidir. Hadid Suresi 22-23'te, "Yeryüzünde ve kendinizde gerçekleşecek hiçbir olay yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir Kitap'ta olmasın! Bu, Allah'a göre çok kolaydır.

O halde, yitirdikleriniz için üzülmemeniz ve size verdikleri ile de şımarmamanız için (bu gerçeği hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın!) Allah, kuşkusuz, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez!" ifadeleri zikredilir.

Bu kutsal ifadeler büyük İslam filozofu İbn Arabi'nin düşünce terminolojisinde "ayan-ı sabite" kavramına dönüşür. Yani insan, ilk yaratılışta kendisine kodlanan bazı kalıpları günümüze kadar "sabit bir asıl" olarak taşır ve bu döngü varlık devam ettiği sürece devam eder.

Jung'ın literatüre arketip olarak kazandırdığı kavram tam olarak yukarıdaki ayetin ışığında yorumlanmış kavrama "ayan-ı sabite"ye tekabül eder. Kısaca, insan, kendisine verilmiş, kodlanmış, öğretilmiş kutsal bir kalıpla yeryüzüne gelir. Bu kalıp kendisini her dönemde, özellikle sanatsal faaliyetlerin ortaya konulmasında başka şekillerde, başka formlarla ama mutlak surette tekrar eder.

Arketipi en basit şekilde, insanlığın ilk yaratıldığı anda kendisine kodlanmış davranış kalıpları olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda "ilk örnek, ilk kalıp, ana model" gibi anlamlarıyla arketip, insanlığın tamamını kapsayan evrensel ve kutsal bir ilkedir. İnsanın Vahdet'in tezahürlerinden biri olarak, sabit bir asılla yeryüzünde işlerini yapması, bizi bugün moda dünyasında gördüğümüz faaliyetlerdeki kalıplara/ arketiplere götürür.

Hülasa, yukarıdaki Kur'an ayetinin belirttiği öz/tin ve İbn Arabi'nin vurguladığı "sabit asıl" modern bilimde arketip olarak yer etmiştir. Bu tespit, insanın kutsalla arasındaki ilişkiyi anlamlı hale getiren en önemli düşüncelerden birisidir.

Hafıza deposu mitler

Toplumların kendilerine has düşünce sistemleri yargıları etik ve moral değerleri vardır. Bunu onların sözlü kültürlerinde destan, masal gibi halk anlatılarında rahatlıkla görürüz. Halk anlatıları ise mitlerle örülüdür. Birçok ilim adamı buradan hareketle toplumların değer yapılarını açık eden mitlerin gerçek hikâyeler olduklarını fakat zaman içinde eklemelerle hakikatten uzaklaştığını söyler.

Bu bağlamda mitlerin o topluma ait birer hafıza deposu olduğunu söylemek mümkündür. Toplumların ortak hayalleri, inançları, düşünceleri, mitolojik semboller yoluyla arketipal yapılar olarak ilk toplumlardan günümüze sözlü kültür mahsulleri ile sürekli taşınır. O halde bugün sanatsal alanlarda gördüğümüz her form, geçmiş atalarımızın düşünce izleri midir? Bu soruya kesinlikle "evet" diyebilmek için birçok gösterge var. Bunlardan birisi de modadır.

Tekstilden mimariye, sinemadan, görsel sanatlara, yemek kültüründen eğlence sektörüne, teknolojiden spora kadar birçok alanda moda olan ya da moda olarak kabul edilen tasarımların çoğunda, tasarımı tüketiciye beğendirebilmek için çeşitli mitik semboller kullanılır. Sanayileşmeyle birlikte seri üretimin anlam kazanması ve global bir dünya tasarımına doğru evrilmesi, evrensele vurguyu artırmak üzerinden ortak sembolleri görünür kıldı.

Seri üretim, el emeğini, yerel kültürü, ihtiyacı kadar olanı almak felsefesini ortadan kaldırdı.

Mesela, bugün çantaları, cüzdanları milyonlarca liraya satılan, bir dönemin ünlü markaları olarak tek kalem üretim yapan Louis Vuitton sadece bavul üretiyordu. İnsanın tüketim ihtiyaçları arttıkça markalar da kendi alanlarını genişletti. Ürettiği malzeme sayısını arttırmak, sanayileşmenin önemli bir ayağı iken artık bugün üretilmiş malzemenin tüketiciye satılması ile yetinilmiyor, o malzemenin bir duygu iletmesi de bekleniyor.

Bunun bir yolu olarak bugün markalar, müşterilerini mitlerin büyülü dünyasından kopup gelmiş semboller dünyası ile buluşturuyor. Amaç, ödedikleri paranın sadece bir malzeme satın almadığına, aynı zamanda bir ruh, bir duygu bir aura da satın aldığına onları inandırmak. Bugün artık biliyoruz ki moda, insanın o ilk yapısal kalıplarına hitap ederek onun alma, tüketme güdüsünü kamçılıyor ve kendisinde saklı olan kökensel arkeyi harekete geçirerek daha çok ürün satın almasını güdülüyor.

Nee-key'den Nike'a modanın miti keşfi

Markalar, bugün moda olarak kabul edilen ve ruhsal olarak taşıdığı sembolik anlamı tüketicisine aktaran tasarlanmış moda sembolleridir. Yunan mitolojisinde Nee-key olarak anılan, Roma mitolojisindeki adı Victoria zaferi simgeleyen tanrıça adı bugün bir spor markasına dönüşürken okunduğu gibi Nike şeklini almıştır.

Yunan mitolojisinde, çok hızlı koştuğuna ve uçtuğuna inanılan Zeus'un eşlerinden birisi olan bu tanrıça, kanatlı ve hızlı koşan bir kız olarak canlandırılır.

Bu isim, Atina'daki Zafer Tapınağı'nın sahibi olan Athena'nın da ek adıdır. Nike, hızı odağa alır ve tüketicisine tanrısal bir hava vererek onun kanatlı bir varlık gibi hızlı ve capcanlı olduğunu da ürünle birlikte satar. Bugün Nike, bedensel aktivitelerin toplam sektöründe hız ve gücü temsil etmesiyle dikkat çeken bir marka olarak mitolojinin en kabul gören hikâyesinden esinlenerek tüketicilerine bir spor malzemesinden çok daha fazla şeyler sattığı yönündeki iddiasından hiç vazgeçmemiştir.

Bir diğer ünlü marka Chanel, birçok defilesinde özellikle sade elbiselerine eklediği defne yaprağından çelenk aksesuarıyla antik Yunan mitik dünyasını günümüze taşır. Modeller, sadeliğin verdiği görkemli havayı defne yapraklarından yapılma taçlarla bütünleştirir. Defneden yapılmış taç Yunan mitolojisinde güç ve görkemin, masumiyetle bütünleştiği bir gösterge olarak kullanılırdı.

Defnenin mitolojideki hikâyesi Yunan mitik karakteri olan Daphne ile özdeştir. Daphne, güzelliğinin Apollon'un dikkatini çekmesiyle, istemediği bir aşktan kaçarken ağaca dönüşen bir dişinin dramını anlatır. Apollon kızı yakalayacakken kız bir ağaca dönüşür. Daphne bu olaydan önce babasına sürekli yalvarmakta, özgür, kendi başına ve bakire kalmayı dilemektedir.

Aynı zamanda eril uygarlık başlangıcında kadına biçilen av, masum, körpe, sessiz gibi kavramları da zihin dünyamıza yerleştiren bu mitik hikâyede kadın, bir tehlike olmaksızın kendi halinde, özgürce, bedenine yönelik tehditten uzak, kendi güzelliği içinde masum bir şekilde yaşayamaz. Eril özne bu masumiyeti mutlaka tehdit edecektir. Mitin sonunda amacına ulaşamayan Apollon'a karşılık kadın/dişi mutlaka bir form değiştirmeye mecbur bırakılmıştır. Bugün batı zihniyetinin kadını sıkıştırdığı moda sektöründe onun sadece bedenini değil ruhunu da değiştirecek bir transformasyonun varlığı bu mitin kodlarında gizlidir.

Medusa'dan Versace'ye

Versace'nin yılan başlı Medusa'sını bilmeyen yoktur. Markanın kurucusu Gianni Versace antik Yunan mitolojik ilhamını dünyaca ünlü bir marka haline getirmeyi başarmıştır. Bilindiği gibi Versace bir daire formunun içinde dağınık saçlarıyla, gözbebekleri olmaksızın bakan bir kadın temsili ile markasını oluşturdu. Medusa'nın başı olan bu amblem için Medusa'nın kim olduğuna bakmak gerekir. Genellikle taşa dönüştürülmüş canavar bir kadın olarak aklımızda kalan bu mitik hikâye dramatik bir örüntü içerir.

Güzellik timsali Medusa, Athena'nın tapınağında Poseidon'un tecavüzüne uğrar. Kutsal bir mekânda, Athena'nın tapınak hizmetkârı iken maruz bırakılan bu günah yüzünden Athena tarafından lanetlenir. Poseidon'un kendi arzuları için harcadığı Medusa, bakanları taşa çeviren gözlerle ve yılan saçlarla cezalandırılır. Lanet öncesinde sapsarı altın saçları ile güzellik, güç ve çekiciliği temsil eden Medusa'nın günahına biçilen ceza bununla da kalmaz.

Öfkesi bir türlü dinmeyen Athena, bir başka mitik hikâyenin kahramanı olan Peresus'u, onu öldürmek ve kesik başını tapınağa getirmekle görevlendirir. Medusa güzelliğinin bedelini canıyla ödeyecektir. (Bizim ülkemizde de görülen ters Medusa başları, Medusa'nın ona bakanları taşa çevirme büyüsünü tersine çevirmek için tasarlanmış bir geç dönem inanışıdır.) Versace, Medusa mitinde görülen bakanları taşa çevirme inanışını, moda ikonalarının çekiciliğiyle, bakanları 'çarpan, etkileyen, şoka uğratan' büyülü bir tesir altında bırakan yorumuyla sembolünü oluşturmuştur. Bugün Versace'nin, Medusa'sı güç, hırs, eşsiz tesir gibi anlamlarıyla anılıyor.

Kahveye dönüşen siren efsanesi

Sirenler Yunan mitolojisinde geçmişe dair ezgiler söyleyerek Homeros'un maceracı kahramanı Odysseus'u yolundan alıkoymaya çalışan denizkızlarıdır. Starbucks marka tasarımcıları, siren sembollü logosuyla bir kahveyi, geçmiş hafızayı temsil eden ama aynı zamanda baştan çıkarıcı bir zamane dişisine dönüştürerek tüketiciyi tam on ikiden vurmuştur. 2011'de logoda küçük değişikliklere gidildiğinde "doğal, davetkâr, öz güveni gösteren, baştan çıkarıcı ve tüketicileri kalitesiyle kendine çeken bir logo" olmasına dikkat edilmişti. Markanın bir Barbie bebek kusursuzluğu yerine, daha insan olan bir siren gibi görünmesi için simetrik olan yüz hatları asimetrik bir şekil aldı.

Şimdilerde dikkatle bakıldığında bardakların üzerinden tüketiciye gülümseyen sirenin burnunun bir tarafından düşük olduğu ve yüzünün bir kısmının gölgelendirildiği fark edilebilir. Bununla verilmek istenen mesaj, dişinin davetkârlığının onun "kusurlu, herhangi biri gibi" bir dişi olmasından kaynaklandığı, kahvenin ise bu davetkârlık karşısında karşı konulamaz bir alışkanlığı temsil ettiğidir. Böylece Strabucks, mitik anlatılarda eril özneyi baştan çıkaran ve onun "eve dönüş"ünü geciktiren, çoğunlukla da imkânsızlaştıran sirenleri kimsenin reddedemeyeceği bir tüketim öznesiyle bütünleştirmiştir.

Tasarımlarında Yunan mitolojisinden bazı tanrıçaları kullandığını açıklayan bir başka tasarımcı Pierpaolo Piccioli, Valentino markası için hazırladığı bir Coture'da, Yunan mitolojisinde Pasithea (göze hoş olanı simgeleyen, parlaklık, ışıltı ve güzellik timsali) adıyla anılan tanrıçanın huzur veren ruhuyla bütünleşmek üzerine tasarımlarını yaptığını ifade eder. Esin kaynağı olarak gördüğü antik Yunan mitolojik simgelerini kullanırken Uzakdoğu mistisizminin dinginliğini yakalamak istediğini söyleyen tasarımcı bu ilham kaynağı ile aynı zamanda "kutsal bakire, masum dişi" mitik yaklaşımını odağa alır.

Markalar: Modern avatarlar

Markaların bugün birer avatar gibi insanla bütünleştiğini söylemek zor değil. Avatar, Hint mitolojisinde tanrısal gücün yeryüzüne inerek kişide değişik şekillere bürünmesine denir. Genellikle bir hayvan formunda kişiye gelir ve ona tanrısal bir nitelik katar. Türk mitolojisinde de güçlü hayvanlarla kurulan bağı temsil eden bir olgu vardır. Kişi, sırtına, koluna, pazusuna, kalbine ya da alnına gücünün kendisine geçmesini istediği hayvanın resmini dövme olarak yaptırır. Bu eylemle kişi hayvanın ruhu ile bütünleşir.

Bugün markaların bizim adımıza, bizden bağımsız olarak, bizi temsil eder hale gelişi ile geçmiş mitik dönemlerin hikâyeleri arasında sıkı bir bağ vardır. Markalar, bize mitik hikâyelerin sembollerini sunarak, köken kalıplarımızı harekete geçirirler. Böylece modern mitleri yaratmış olurlar. Markalar mitleri kullanarak simgesel bir devamlılığı tüm yeryüzüne yayarlar böylece insanın temel zaaflarına hitap ederler. İnsandaki güç, gösteriş, zenginlik, hırs, ihtiras, şehvet, sahip olma duygularını yeniden ve yeniden üretirler.

Moda, içinde bulunduğu kültürün maddi boyutlarını bazı işaretlerle, metaforlarla ya da belli simgelerle ilişkilendirir ve onu ortak simgeler üzerinden yeniden üreterek tüketilebilir hale getirir. Bu şu demektir: Kitaplardan dizi filmlere, sinemadan reklamlara, oyuncaklardan en trend nesnelere kadar mitler moda dünyasının hedefindedir. Bu yönüyle mitler aslında hayatımızı kuşatmış durumda. Uydurma olduğuna inanmaktan büyük keyif aldığımız, gerçeklikleri konusunda çok kafa yormadığımız fi tarihten insana dair hikâyeler olduğunu bilmekle yetindiğimiz mitler her yeni tasarımda hayatımızın merkezinde yer almaya devam ediyor.

BİZE ULAŞIN