Monden “Jale” ile mektuplaşmalar

Zenci deyince Afrika'nın aklımıza gelmesi refleksidir sadece. ''Zenci'' diye asıl bize denir.

Cem Sancar SAYI:76
Monden “Jale” ile mektuplaşmalar

Ah Jale ah, bunları bilirsin de bilmezden gelirsin… Zenci olmak bu topraklarda Müslüman olmak, Anadolu olmaktır aynı zamanda. Zenci odur. Yoksa Amerika'ya kaçırılarak köleleştirilen zencilerin asimile edilmiş Tom Amca'larından bahsetmiyoruz. Ona bakarsan eski Başkan Obama da siyahi, en şahin Pentagon komutanları da. Onlara zenci denebilir mi? Bence hayır.

Zalim yıllar boyunca ölüp giden zenci kölelerin pamuk tarlalarındaki ağıtlarının beyaz barlarda "jazz" hâline gelmesi değildir yani mesele.

USA Demiryollarının rayları Çinliler kadar zenci kemiklerinin üstüne döşenmiştir. Orası bilinir. Onca yıl beyaz adam, kara deriliyi insan olarak tanımamıştır. Bakmayın siz şimdiki devşirilmiş, basket oynayan konu mankenlerine.

Doğu medeniyetine bakarsanız, zenciler, imparatorluğumuzun Osmanlı vatandaşlarıdır. Evet, zenci deyince Afrika'nın aklımıza gelmesi bir Cumhuriyet refleksidir sadece. Aslında "zenci" diye asıl bize denir...

Otoriter oligarşi karşısında heder olan kuşaklar; 12 Eylül'de devrimci solcular ve milliyetçi ülkücüler, sonra Kürtler ve de ceberut devlete daima itiraz eden Müslümanlar olmuştur. Hepsi zencidirler.

Bu arada vicdanlı liberaller de zannımca, "Beyaz Zenciler" vasfına layık görülmüştür. O yüzden zenci; derisinin renginden, sosyolojisinden soyutlanmış bir kavramdır artık.

"Dünyanın bütün zencileri" denildiğinde, ezilen, hor görülen, ölümleri medyalarda küçük puntolarla geçiştirilen milyonlarca insan akla gelir. Bu noktada izanı olanlar bilir ki bu çağın zencileri Müslümanlardır.

Beyaz Türkler meselesi nasıl bir kavramsal sitayiş ise, zenci kavramı da bizim için iftihar vesilesidir. Küresel sistem o ise, ideolojik tahakkümü de budur. Bununla beraber kendimize "zenci" diyerek başlattığımız yakaza ile varlığımızı sezme hâli, "Beyaz Kapitalist Ego"ya öyle sert bir tokat atmıştır ki, aldığı yara zihnine kazınmıştır.

Dandik melezler ideolojisi

Oysa bizim, "İrtica geliyor oğlum" şeklindeki paranoyanın diğer adı olan beyazlar, ki "Jaleler" diyorum ben onlara, uzun sürmüş tahakkümleri boyunca "zenci" kabul ettiklerini bir İngiliz züppesinin tıpkıbasım kelimeleriyle aşağılamışlardı: "Cahiller, makarnacılar, Kezbanlar, çomarlar!"

Hatta liberal sosyalist Birikim dergisi tayfasının görece mâkul Ankaralılarından biri, "Apaçi" dediği arka mahalle çocuklarını "homofobik" olarak nitelemişti. Çünkü zenci denen "öteki" her türlü modern kavramla "dövülmelidir". Ve dövülmüştür.

Gizli açık ırkçılık edebiyatımıza sinmiş, koca koca şairler "Köylüleri neden öldürmeliyiz" diye söyleşmiş, sağcı veya solcu bütün Cumhuriyet edebiyatı ayrıştırıcı bir dil ile yüklenmiştir. Varoşlarda yaşayanlar "varoş" diye aşağılanmış, arabesk yasaklanmış, dizilerde -Avrupa Yakası- kapıcı dairelerinde resmedilenler haddini bilmesi gereken "ilkeller" olarak komikleştirilmişlerdir.

Kendisi de Dolapdere plantasyonlarından gelen çok eşli bir komedyenin beyazların arasına sığınmak için yırtınmasına, aşırı mal biriktirmeyi meşrulaştıran acıklı tarzına gıpta edilmiş, bunlara da en çok ülkenin kara derilileri özenmiştir.

Parayı bulunca ipini koparmış dandik melezler ideolojisi, böylece damarlara dek enjekte edilmiştir...

Ondandır bu sonradan görmeler de foyaları akacak diye paranoyanın dibindedirler!

Öte yandan son yirmi yılda nispî fırsat eşitliği sırasında palazlanan "zenciler", bu beyin duşu yüzünden Michael Jackson gibi beyazlama hapını yutmuş, bir Neo-muhafazakâr Jale tipi lüks mekânları (off course!) doldurmuştur.

Mamafih nafile işlerdir bunlar. Çünkü kimse hap yutarak "beyaz adam" sınıfına yükselemez ve bir kültür inşa edilmeden zengin olunur da burjuva olunamaz!

Bir süredir atmosfer -ülkenin mal mülk biriktirmiş siyahilerini de doğal bir merkezkaç kuvvetiyle içine çeken- Beyaz Kültür'ün ideolojik tazyikiyle sarsılmaktadır.

Diğer taraftan palazlanmış zenci mahalledeki kan revan içindeki kültürel kapışmanın motoru da "Bir an önce esmer olmaktan" kurtulma telaşıdır. Bu telaş istiare olarak insana, bir zamanlar sosyeteye kabul edilmek için çırpınan, sonradan pes eden Ajda Pekkan'ın dokunaklı hüsranını hatırlatır…

Ondandır Cem Karaca ile birlikte şöyle söyleniyorum iki defa: Zencisin sen zenci kal birader! Zorlamana gerek yok. Zaten "çakma" duruyor ilk bakışta...

Kibriniz burnunuzda bir cerahat. Ak ak bitmedi üstümüze, başımıza... Müslümanlardan gelen her şeye burun kıvırdınız Jale! Kabul et bunu.

Burun kelimesi, bu kavram sınıfsal bir eşitsizlik anlatmakta. Burun kıvıranlar ve burun kıvrılanlar. Sonunda ne oldu? "Burnunuz" kırıldı işte! Jale, bak sana bandajlar, pamuklar veriyorum, burnunu sar diye. Bu yeni hâl ile barış artık bence.

Bak Jale, okumuş yazmış kadınsın, anla artık beni. Kitabın ortasından konuşuyorum. "Burun" kırmak değil, ortak bir ülke idealinde birleşmek istiyoruz. Ortak ideal ne mi? İnsaf, sadece insaf… Vicdanlı, merhametli olmak... O kadar. Bu noktadan konuşmaya başlayabiliriz.

Ah Monden "Jale"

Jale, Beyaz Jale! Seni unuttum sanma. Uzun süredir ihmal etmişim zat-ı âlini. Ne yapayım, başka türlü aktı gönlümün gündemi. Fakat geçenlerde sordu biri, "N'oldu abi senin Maçka'dan Jale?" diyerekten. Bak görüyor musun, takiptesin. Çok çeşitli kopyaların çıktı son zamanlarda.

Ama olsun. Ben biliyorum gerçeği. Hepsi taklit onların… Asıl burun büküş senindir. Öyle bir bükersin ki yanağına yapışır burnun. Gerçek küçümseyiş anca sendedir. Diğerleri özenti…

O değil de korkma bizden Jale! Hayata "Bismillahirrahmanirrahim" diye başlayanı seviyoruz, bilesin. Eğer bu söz, mazlum ve ayakkabısı delinmişlerden geliyorsa daha da çok seviyoruz. Biz Allah dediğimiz zaman kurban oluyoruz cümle yaratılmışa. Merhamet sel oluyor bizde. Biz 15 Temmuz dediğimizde tankları büken bir demet kınalı kır çiçeği sunuyoruz sana. Bayrak dendiğinde füzeleri durduran şehitler gelmeli aklına.

Yeni bir medeniyet kurmak istiyoruz. Evet, hâlis niyetlerimiz ve sarsak taraflarımız var! Kendini kınayan bir melamet hırkası hırkamız, Anadolu ruhu bizim çoğulluğumuz, yenilenmemiz. Sen bakma ağzında dil yerine çivili sopa taşıyanlara, bize bak, biz âşıklara!

Jale, nereye böyle? Şaka bir tarafa uzun zamandır konuşmuyoruz seninle. Küstün sen. Artık diyorum bir kahve içsek, siyaset konuşmasak, senin panik atağı arttırmasak, hep sussak. O teraslı pastanede ufka, gemilere baksak. Ben sana romanımı imzalasam sen bana Fransızcadan çevirdiğin o yeni filozofu tanıtsan. Hesapları ben ödesem, öyle medeni iki İstanbullu gibi yolumuza gitsek…

Nerdee!

Sırıtık, acıtıcı, kendini asil sanan nobran bir modernlik var sendeki serde. Sana benzemeyeni kabul etmen zinhar imkânsız. Modern değil moderncisin sen! Öyle…

Bizi sen birleştirdin

Sen "modernim" diye gerim gerim geriniyorsun ya Jale. Modern ne biliyor musun, çağdaş kelimesi falan? Esas anlamını söylüyorum bak! Batılı civilisation'cular, modernler yani. Tanrı kovucularından söz ediyorum. Onlar insanlık namına geri kalmış ülke halklarına "uygarlık taşırlar." Topla, silahla. İnsan hakları teorisi, Batı'nın silah üretimi ve satışı üzerinde bina ettiği ekonomik gelişmişliğini değil, dünya talanını örtmek, gizlemek için bir yalan olmasın sakın?

Bu teoriyle "insan" artık bildiğimiz insan değil, bitmez tükenmez bencilliğidir içgüdülerin. Çünkü siz insan derken Freud'un karanlık insanını söylüyorsunuz. Hoyratlığınız oradan. Biz Yesrip adında bir kasabadan şehri yaratan peygamberin özgür ve eşit bilgeler medeniyetini.

Medeni olmak böyle bir şey… Kalben ve insafen şehirli. Bütün medeniyetler din kökünden. Yani senin modernliğin ateist bir karaborsa! İhtirasların cehennemi. Bizim medeniyet dediğimiz hakkaniyet, hakkın ilmi, adalet ve illa ki zarafet.

Nişantaşılı Jale, Cihangir bakışlı Jale, seni gidi Zeus'un makyaj paganı… Sana ve arkadaşlarına bir yerde teşekkür borçluyuz biliyor musun? Bizi ne güzel buluşturdun, bizi ne güzel birleştirdin! Bunu bir tek sen yapabilirdin. O kadar kabalık, düşmanlık, yalan haber... Aleyhine oldu bu! Diyalektik desem anlarsın sen. Zıtların birbirine etkileşimi…

Büyüttün de bizi. Yoksa bin farklı fikir var aramızda, zordu bu işler. Siz nefretle saldırınca, en huysuzumuz bile uyandı, kol kola girdi.

Senden tamamen kurtulmadık, içimizdesin fakat! Çeşitli kisvelerdesin. Taraftarlarının tipi farklı artık… Örtülü de olabiliyorsun, örtüsüz de. Aramızda varsın biliyoruz. Belki de bu çok uzun sürecek bir uzlaşmaz çelişki. Bu da ayrı mevzu…

İşte şimdi biz Jale, sen uzaktan izle öyle: Biz yani mealen, terli terli soğuk su içmeyi seven yerli çocuklar, kendi aramızda konuşmaya en başından başlamayı öğreneceğiz böyle.

Medenice...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN