Muhammed Bâkır Köse: SPİRİTÜEL KAMPLARDA NELER OLUYOR ?

SPİRİTÜEL KAMPLARDA NELER OLUYOR ?
Giriş Tarihi: 29.08.2025 12:49 Son Güncelleme: 29.08.2025 13:58
Son yıllarda, özellikle orta sınıf ve “görece” entelektüel çevrelerde spiritüel eğilimlerin yükselmesiyle yeni bir tatil modeli de ortaya çıktı. Bali’de yoga inzivaları, Kapadokya’da nefes kampları, Tayland adalarında tantrik arınmalar ve Toskana’da regresyon buluşmaları... Modern insan, kaotik şehir hayatından kaçmak, dijital tüketim çılgınlığından uzaklaşmak ve manevi bir denge yakalamak istiyor istemesine ama bu yöneliş, niyet itibariyle son derece masum olmasına rağmen bazıları için karanlık bir tünele de dönüşebiliyor. Spiritüel tatiller fiziksel olarak izole, duygusal olarak açık ve zihinsel olarak savunmasız ortamlar meydana getirebiliyor. Bütün problemlerinin sihirli bir değnek değmişçesine düzeleceğini vehmeden insanlar, bu ümitle çeşitli kamplara katılıyorlar ve mental olarak kendilerini iyileşmeye şartladıkları için çeşitli istismarlara da açık oluyorlar. Bu tür alanlar, bazen şifa yerine istismara, aydınlanma yerine psikolojik manipülasyona hatta cinsel saldırıya sahne olabiliyor. “Enerji alanlarını açmak”, “geçmiş karmaları temizlemek” ya da “ilahi bağlantıyı güçlendirmek” gibi vaatlerle sunulan bu kamplarda, katılımcılar zamanla kendi iradesinden bile şüphe etmeye başlayabiliyor. Özellikle otorite figürü olarak görülen guru, yaşam koçu, tantrik eğitmen gibi kişiler bu güveni suiistimal edebiliyor.

6 bin dolar karşılığında inziva
Dönüştürücü meditasyon kampı

İstanbul'da yaşayan A.S. 2022 yılının yazında, uzun süredir mücadele ettiği depresyon ve tükenmişlik belirtileri nedeniyle şehirden uzaklaşmak istedi. Bir süre denediği psikoterapi seansları sonuç vermemiş, sosyal medya algoritmaları onu "dönüştürücü meditasyon kampları"yla tanıştırmıştı. Nihayetinde, Türkiye'nin batı kıyısında izole bir koyda düzenlenen 7 günlük inziva kampına 6 bin Amerikan doları karşılığında kayıt yaptırdı.

Kampın tanıtımında dikkat çekici bazı ifadeler vardı: "Enerji alanlarınızı temizleyin, karanlık benliğinizle barışın, kozmik bilinçle hizalanın." Katılımcılar kamp girişinde telefonlarını teslim ediyor, dış dünya ile tüm bağları koparıyordu. İlk gün sadece sessizlikle geçirildi. A.S., başlangıçta bunun huzur verici olduğunu düşündü. Ancak takip eden günlerde, durum farklı bir hâl almaya başladı.

Her sabah, saat 05:00'te gong sesiyle uyanılıyor, saatler süren meditasyon seanslarına giriliyordu. Öğünler bilinçli olarak yetersiz tutuluyor, zihinsel açıklık sağlamak için az yemek ve çok düşünmek teşvik ediliyordu. Asıl zorlayıcı olan ise şifa seanslarıydı. Bu seanslarda her katılımcı, geçmiş
travmalarını herkesin önünde yüksek sesle anlatmak zorundaydı. Ağlamayanlar henüz açılmamış oldukları için, aşırı tepki verenler ise egosu konuşuyor diye azarlanıyordu. A.S., üçüncü gün geçirdiği panik atak sonrasında kamp liderine ulaşmak istedi ancak lider durumu enerji yükselmesi
olarak nitelendirdi. Ne tıbbi personel vardı, ne de psikolojik destek sağlayan uzmanlar.

Kamp boyunca kimseye tam anlamıyla güvenemeyen A.S., sonunda kamptan bir gece vakti kaçmak zorunda kaldı. Geri döndüğünde psikiyatrik
tedaviye başladı. Deneyimlerini sosyal medyada anlattığında yüzlerce kişi benzer manipülasyon hikâyeleriyle ona destek verdi. Bazı katılımcılar, kamp sonrası haftalarca konuşma güçlüğü çektiklerini, iç dünyalarında parçalanma hissettiklerini belirtti. Etkinliği düzenleyen şirket, eleştiriler karşısında "kişisel yolculuk herkes için aynı değildir" açıklamasıyla sorumluluğu reddetti.

Bu ne tür bir nirvana ?
Tantrik eğitim kılıflı bir istismar kampı


Batı'da her geçen gün daha fazla romantize edilen kadim Hindu ve Budist öğreti Tantra, son yıllarda yoga stüdyolarının vitrinlerinde, kitapçılarda ve tatil broşürlerinde sıkça yer almaya başladı. Reklamlarda vaat edilen şey bilgelik ve nirvana fakat kamplarda yaşananlara bakıldığında bazı guruların kendi nefsî nirvana sistemlerini kurmuş oldukları anlaşılıyor.

MISA (Movement for Spiritual Integration in to the Absolute), 1990'larda guru Gregorian Bivolaru tarafından kuruldu. Başlangıçta bir yoga okulu olarak faaliyet gösteren yapı, kısa sürede sadakat yeminleri, gizli inisiyasyonlar, tantra inzivaları ve "enerji aktarımı yoluyla aydınlanma" iddialarıyla anılmaya
başladı. Romanya'daki faaliyetleri birçok kez soruşturma geçirse de Bivolaru sistemini Fransa, İspanya, Danimarka ve İsveç gibi ülkelere taşıdı.

2018 yılında Fransa'nın güneyinde bulunan bir yoga kampına polis baskını düzenlendi. Bu baskında 41 kişi gözaltına alındı, kadınların kaldığı bir binadan 26 kişi tahliye edildi. Yerel yetkililer, bu kampın aslında tantrik eğitim kılıfı uydurulmuş bir istismar alanı olduğunu açıkladı. Tanık ifadelerine göre, katılımcılara "yüksek titreşimle rezonansa girmek" bahanesiyle cinsel ilişkiye girme baskısı yapılıyor, bazı kadınlar sistematik şekilde ruhsal
rehberler tarafından istismar ediliyordu.

En çarpıcı tanıklıklardan biri, 19 yaşındaki İsveçli bir genç kadına aitti. Tantra eğitimine gönüllü olarak katıldığını ancak ilerleyen günlerde bedeninin
tanrısal araç olduğu söylemiyle istismara zorlandığını anlatıyordu. "Eğer reddedersen, egona yenik düşersin ve spiritüel yolculuğun tamamlanmaz" denmişti ona. Başka bir kadın, "Tanrıyla birleşmenin tek yolu, guru'nun titreşimiyle rezonansa girmektir" diyerek manipülasyona uğradığını ifade etti.

MISA faaliyetlerinin bugün birçok Avrupa ülkesinde hâlâ yasaklı ya da sınırlı biçimde sürdürüldüğü düşünülüyor. Örgüte dair cinsel istismar, beyin yıkama, dolandırıcılık ve yasa dışı dini yapı kurmak gibi suçlamalarla yüzlerce şikâyet bulunuyor.

Terle arınırken can vermek
Ölümcül "kişisel dönüşüm programı"


Arizona'nın Sedona çölünde yaşanan bir olay, spiritüel tatil arayışının bazen "ölümcül" bile olabileceğini düşündürüyor. Kendi kendine "başarı gurusu" unvanı veren James Arthur Ray, o dönem "The Secret" kitabı ve belgeselinin yıldız isimlerinden biriydi. Çekim Yasası'nı anlatarak insanlara zenginlik, aşk ve sağlık vaat eden Ray, Amerika'nın dört bir yanında seminerler veriyor, binlerce dolarlık kişisel dönüşüm kampları düzenliyordu.

Bu kampların en ünlüsü, Sedona'da düzenlenen "Ruhsal Savaşçı" adlı etkinlikti. Katılım ücreti 9.000 doları bulan bu beş günlük program, yüksek beklentilerle gelen katılımcılar için adeta bir sınav gibiydi. Katılımcılar aç bırakılıyor, uyutulmuyor, dış dünyadan izole ediliyor ve duygusal sınırlarını zorlayan aktivitelere maruz kalıyordu. Programın sonunda ise "şamanik ter çadırı" adı verilen bir ritüel düzenleniyordu. Bu ritüelde yaklaşık 50 kişi, hava almayan, üstü örtülü, sıcaktan bunalmış bir çadırda saatlerce kalmaya zorlandı. Çadırın içine sürekli kızgın taşlar atılıyor, içeri buhar veriliyor, insanlar acı eşiğini aşarak ruhani sıçrama yaşayacaklarına inandırılıyordu. Ancak çadırda işler kontrolden çıktı. 18 katılımcı baygınlık geçirdi. James Shore, Kirby Brown ve Liz Neuman isimli üç kişi sıcak çarpması ve boğulma nedeniyle hayatını kaybetti. Onlarca kişi hastaneye kaldırıldı. James Arthur Ray, olay sonrası kaçmaya çalıştı. Basına verdiği ilk açıklamada "insanların ruhsal dönüşüm esnasında fiziksel krizler yaşamasının normal olduğunu" savundu. Ancak basın ve halkın baskısıyla yargılandı ve ihmalle ölüme sebebiyet vermekten iki yıl hapis cezası aldı. Mahkûmiyetten sahnelere nasıl mı döndü dersiniz? "Hapisten dönen bilge" imajıyla!

Kendisi öldü ama erkânı yaşıyor
İstismar simgesi merkezde tantrik tatil

Yüzyılın en tartışmalı ruhani liderlerinden biri olan Osho, istismarın simgesi hâline gelmiş bir isim. Gerçek adı Rajneesh olan Osho'nun fikirleri, kadim
öğretilerin insanı dünyaya bağlayan tuzaklar olarak gördüğü cinsel ve maddi şehveti, ruhsal aydınlanmanın bir aracı olarak tanımlıyordu. Osho'nun
ölümünden sonra Hindistan'ın Pune kentindeki meşhur ashram'ı, "Osho International Meditation Resort" adıyla faaliyet göstermeye devam etti. Bugün hâlâ dünyanın dört bir yanından insanlar bu merkezde inziva kamplarına, tantrik terapi seanslarına ve enerji arınması etkinliklerine katılıyor. Ancak bu merkez, yıllar içinde pek çok cinsel istismar ve manipülasyon iddiasıyla da anılmaya başladı.

The Guardian, Pune'daki Osho merkezinde düzenlenen tantrik kamplara dair çarpıcı bir araştırma yayımladı. Haberde, kamp sırasında katılımcıların üzerinde kıyafet olmadan "duyusal farkındalık seansları"na alındığı, çift olarak seçilen kişilerin karşılıklı sınır ihlallerine zorlandığı ve hayır deme haklarının "ruhsal blokaj" sayıldığı anlatılıyordu. Birçok kadının deneyiminden sonra ağlayarak kampı terk ettiği, bazı erkeklerin ise agresif cinsel davranışlar sergilediği bildiriliyordu.

32 yaşındaki bir kadın, 10 günlük bir tantrik tatil sonrası yaşadığı travmayı şöyle anlatmış: "Başta sınırlarımın kabul edileceğini söylediler. Ancak dördüncü günden sonra bedenimi reddetmemin, ruhumun büyümesini engellediği söylendi. Terapist, benimle özel bir seans yapmak istedi. Reddettiğimde, tüm grup önünde korkak ilan edildim."

Yine 2012 yılında bir Alman turistin açtığı dava, kamptaki kişisel dönüşüm odalarında özel seanslar sırasında çıplak temasın zorunlu kılındığını, kadınların direniş gösterdiğinde egolarıyla yüzleşmedikleri gerekçesiyle dışlandıklarını ortaya koydu.

İtalya 'da sahte psikoterapi tuzağı
"Uyanış " kamplarındaki taciz skandalları

İtalya'nın doğal güzellikleriyle ünlü Toskana bölgesinde düzenlenen regresyon terapisi kamplarının, özellikle son yıllarda Avrupa'nın entelektüel kesimlerinden yoğun ilgi gördüğü söyleniyor. Bu tür kamplarda katılımcılara ruhsal travmalarla yüzleşme, "geçmiş yaşam anılarına" inme ve öz farkındalık kazanma vaat ediliyor. Ancak bu farkındalık kamplarından biri, 2017'de patlayan büyük bir skandala sebebiyet verdi.


Campidi Risveglio (Uyanış Kampları) adıyla faaliyet gösteren ve psikolog kimliği taşımayan kişiler tarafından organize edilen bu inziva programları, dışarıdan bakıldığında regresyon çalışması veya holistikterapi gibi görünüyordu. Ancak kampta görev alan terapist ve enerji uzmanlarının, özellikle
kadın katılımcıları cinsel içerikli deneyimlere zorladığı, bu uygulamaların "karmik bağ çözümü" ya da "yeni benliğe doğuş" gibi ifadelerle gerekçelendirildiği ortaya çıktı.

Avusturyalı bir kadın, kamp sonrası açtığı davada, kampta kendisini "uyandırma seansına" davet eden bir erkek görevlinin, önce geçmiş yaşamına inmek bahanesiyle hipnoz benzeri bir teknik uyguladığını, ardından enerji kanallarının açılması için bedensel temasın zorunlu olduğunu söylediğini iddia etti. Kadın bu teması reddettiğinde, kamp yöneticileri tarafından "blokajlı" olduğu gerekçesiyle grup çalışmasından çıkarıldı.

Tanıklara göre kamp boyunca, katılımcılar birbirlerine ruhsal eş olarak eşleştiriliyor, kozmik rezonans adı altında ten teması içeren egzersizler uygulanıyor, herhangi bir sınır koymaya çalışanlar ise izole ediliyordu. Bu tür manipülasyonların özellikle travma geçmişi olan bireylerde baskıya neden olduğu, bazı kadınların terapötik yardım almadan kampı terk ettiği öğrenildi.

İtalya'da kamuoyunun tepkisi üzerine savcılık soruşturma başlattı. Ancak kampı yönetenler, uygulamalarının şifa çalışmaları kapsamında olduğunu ve rızaya dayalı şekilde yürütüldüğünü savundu. Resmî ruhsat ya da denetim mekanizması olmadığı için de kapatılmaları zaman aldı.

Ayahuasca kampında psikoz ve ölüm
Denetimsiz Şamanik şifa tatilinde dehşet


"Ayahuasca" isimli bitkinin, manevi temizlik ve yüksek bilinç seviyelerine erişim amacıyla Batı'da popüler hale geldiği biliniyor. Ancak bu ritüelin Avrupa'da denetimsiz ortamlarda uygulanması, çok sayıda vakada travmaya, psikiyatrik rahatsızlıklara ve hatta ölüme neden oldu. 2022 yılında İngiltere'nin Somerset bölgesinde bir şifa tatili organize edildi. Katılım ücretleri 2 bin 500 sterlini buluyordu. Organizasyonun düzenleyen kişi ise
Peru'da kısa süreli şamanik eğitim almış bir yoga eğitmeni ve eski bir DJ idi. Katılımcıların çoğu şehirli ve iyi eğitimliydi; bazıları travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete veya depresyon gibi sorunlara çözüm arıyordu. Ancak kampın ikinci gecesinde verilen ayahuasca, bazı katılımcılarda beklenmedik tepkilere yol açtı. Katılımcılardan 34 yaşındaki bir adam, madde aldıktan sonra çevresine karşı saldırganlaştı, ardından ormana doğru koşarak kayboldu. Günler sonra cesedi bir dere kenarında bulundu. Otopsi raporuna göre ölüm nedeni boğulmaydı. Başka bir kadın katılımcı ise seans sonrası şiddetli psikotik belirtiler göstermeye başladı; ailesi onu ülkesine döndürüp hastaneye yatırmak zorunda kaldı. Bu vakalardan sonra
kamp organizatörleri hakkında soruşturma açıldı. Organizatörler, her zaman olduğu gibi katılımcıların seansa bilinçli rıza ile katıldığını söyleyerek hukuki sorumluluktan kaçmaya çalıştı.

BİZE ULAŞIN