CIA'nın devşirdiği ''Dünyaca ünlü yazarlar ve finanse ettiği edebi dergiler''

Onlarca ülkede 80 yılı aşkın bir süredir adeta gayriresmi kültür bakanlığı gibi çalışan CIA, hedef başkentlerde açtığı kültürel ofislerle sinema, medya ve akademi dünyası başta olmak üzere sanatsal, edebi ve sosyal hayata dair her tür kuram, akım ve hareketi yönlendirdi.

Bercan Tutar SAYI:79
CIA'nın devşirdiği ''Dünyaca ünlü yazarlar ve finanse ettiği edebi dergiler''

Askerî, siyasi ve ekonomik hegemonyayı devam ettirmenin ve meşrulaştırmanın yolu akademik, felsefi ve kültürel alanda iktidar olmaktan geçiyor. Bu konuda en mahir devlet kuşkusuz ABD… Emperyal amaçları doğrultusunda hayatın her alanını ele geçirmeye çalışan Amerikan devletinin devreye soktuğu ideolojik kontrol aygıtları akıllara durgunluk verecek mahiyette. Öyle ki insan bazen şaşkınlık ve hayıflanmayla karışık "Bunu da mı yapabilmişler" demekten kendini alamıyor.

Dört kıtadaki onlarca ülkede 80 yılı aşkın bir süredir adeta gayriresmi kültür bakanlığı gibi çalışan Amerikan istihbarat örgütü CIA, hedef başkentlerde açtığı kültürel ofislerle sinema, medya ve akademi dünyası başta olmak üzere sanatsal, edebi ve sosyal hayata dair her tür kuram, akım ve hareketi yönlendirdi. CIA nüfuz ettiği her şeyi ABD'nin küresel emperyal çıkarlarını savunmada en etkili silahlardan biri olarak kullandı. Hâlâ da kullanıyor.

Nitekim bu amaç için CIA'nın paravan örgütü olduğu sonradan deşifre olan Kültürel Özgürlük Kongresi (CCF), 1950'de kurulur kurulmaz 35 ülkede ofis açtı. CIA ajanlarının cirit attığı bu ofisler tarafından farklı dillerde onlarca prestijli edebiyat, sanat ve düşünce dergisi yayımlandı. Ayrıca bu ofisler yayın endüstrisinin en etkili kurumu olarak milyonlarca kitap bastı, yüksek profilli uluslararası konferanslar ve sergiler düzenledi. Performans ve konserler koordine ederek sistematik ödeneklerle her alanı kapsayan kültür ve sanat ödülleri dağıttı. İşte CIA'nın bu imkânlarla devşirdiği entelijansiya taburları, ABD adına kültürel savaşın en sıcak cephelerine sürüldü.

Amerikalı şair ve eleştirmen Joel Whitney'in CIA'nın 2014 yılında gizliliğini kaldırdığı bazı resmi arşivleri tarayarak ve Soğuk Savaş döneminden bu yana varlıklarını sürdüren bazı edebiyat ve sanat dergilerini inceleyerek yazdığı kitap, CIA'nın kanlı, kirli ve karanlık küresel kültürel savaşlarına yeni bir ışık tutuyor. Kitap bu konuda ufuk açıcı ve sarsıcı detaylara sahip…

Whitney'in yazdığı Finks: How the CIA Tricked the World's Best Writers (Muhbirler: CIA Dünyanın En İyi Yazarlarını Nasıl Devşirdi) adlı kitap 2017'de piyasaya çıktı.

Böylece CIA'nın kültürel emperyalizm stratejilerini kitaplaştırmış Frances Stonor Saunders, Giles Scott-Smith, Hugh Wilford, Gabriel Rockhill ve Greg Barnhisel'den çok az sayıdaki cesur yazarlar kervanına Joel Whitney de katıldı. Şair Whitney'in eserleri daha çok Poetry Magazine dergisinde yayımlanıyor. Bazen NYT, New Republic ve Newsweek gibi Amerikan kartel medyasında da ismine rastladığımız Whitney, online sanat ve siyaset dergisi Guernica'nın yönetmenliğini yapıyor.

Aydınların manipülasyonu kitlelerden daha kolay

Kitap bitince gözünüzde entelektüel, yazar ve şairleri kontrol etmenin kitleleri manipüle etmekten daha kolay olduğu düşüncesi canlanıyor ister istemez. Ve insanda daha sonra şu kanaat oluşuyor... ABD'nin gizli arşivlerine dayanılarak yazılan bu ve benzeri kitaplardan sonra birçok ülkedeki edebiyat, sanat, sinema ve kültür tarihinin yeniden yazılması gerekiyor. Bu bağlamda Türkiye'nin NATO'ya girdikten sonraki edebiyat ve kültür dünyasının da sağlam bir eleştirel süzgeçten geçirilmesi elzem hâle geliyor.

Kitaptan anlıyoruz ki CIA, Beyrut'tan Kampala'ya, Ankara'dan Yeni Delhi'ye, Tokyo'dan Brüksel'e, Brasilia'dan Berlin ve Paris'e kadar dört kıtadaki her başkentte istediği gibi at koşturmuş. CIA'nın yazarlar listesi bir bakıma dünyanın maruz kaldığı zihinsel kuşatmanın boyutlarını da bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.

Amerikalı siyahi yazar James Arthur Baldwin (1924-1987), Latin Amerika'da Gabo olarak bilinen Kolombiyalı romancı Gabriel Garcia Márquez (1927– 2014), Amerikalı siyahi şair Richard Wright (1908-1960) ile Ernest Hemingway (1899 -1961) gibi bazı ünlü isimler CIA'nın doğrudan devşirdiği yazarların başında geliyor. Bunlar deşifre olanlar.

Kültürel emperyalizmin lokomotif kadrosu

Bir de yarı resmi statü ile çalışanlar var. CIA adına sahneye çıkan Kültürel Özgürlük Kongresi'nin (CCF) yönetim kurulunda yer alan Franz Borkenau, Karl Jaspers, John Dewey, Ignazio Silone, James Burnham, Hugh Trevor-Roper, Arthur Schlesinger, Bertrand Russell, Ernst Reuter, Raymond Aron, Alfred Ayer, Benedetto Croce, Arthur Koestler, Richard Löwenthal, Melvin J. Lasky, Tennessee Williams, Irving Brown ve Sidney Hook gibi isimleri bir bakıma ABD'nin kültürel emperyalizminin 'lokomotif kadrosu' diye okumak mümkün.

Edebiyatçı ve sanatçıları elde etmenin en etkili yolu dergiler olarak görüldüğünden CIA'nın paravan örgütü CCF, birçok ülkede yirminin üzerinde prestijli dergi çıkardı ve o ülkelerin kültürel dünyasına yön verdi. Örneğin İngiltere'de Encounter, Fransa'da Paris Review, İtalya'da Tempo Presente, Avusturya'da Forum, Avustralya'da Quadrant, Almanya'da Der Monet, Hindistan'da Quest, Lübnan'da Hiwa, Japonya'da Jiyu ve Latin Amerika'da ise Cuadernos ile Mundo Nuevo gibi dergiler CIA'nın finansmanı ve belirlediği stratejilerle ABD adına her türlü edebi ve sanatsal beşinci kol faaliyetine koşuldu.

CIA ve paravanı CCF'nin geniş faaliyet alanına işaret eden tarihçi Frances Stonor Saunders, "Savaş sonrası Avrupa'da isimleri bir şekilde CCF ile bağlantılı olmayan çok az yazar, şair, sanatçı, tarihçi, bilim adamı veya eleştirmen vardı" tespitinde bulunuyor.

The Liberal Conspiracy: The Congress For Cultural Freedom (CCF) And The Struggle For The Mind Of Postwar Europe (Liberal Komplo: Kültürel Özgürlük Kongresi ve Savaş Sonrası Avrupa'nın Zihni İçin Mücadele) (1989) adlı kitabın yazarı Peter Colerman da II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ABD'nin nüfuz ettiği ülkelerdeki kültürel atmosferi A'dan Z'ye kendi stratejik hedeflerine göre şekillendirdiğini vurguluyor.

CCF ilk kurulduğunda CIA ajanı Michael Josselson başkanlığındaki sekreterliğe emanet edildi. İngilizce, Rusça, Almanca ve Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşan Josselson, istifa ettiği 1967'ye kadar tam 17 yıl CCF'nin süreli yayınlarıyla uluslararası konferanslarında yoğun bir şekilde boy gösterdi.

CIA'nın parlattığı yazarlar

CCF'in danışman kadrolarında CIA'nın ilk versiyonu olan OSS'nin ajanları da vardı. Zira II. Dünya Savaşı'nda casusluk faaliyeti yürüten Stratejik Servis Ofisi (OSS), 1947'de CIA'ya dönüştürüldü. Daha sonra da OSS ajanlarının çoğu ABD ve Avrupa'nın en prestijli üniversitelerinde profesör olarak çalışmaya başladı.

CIA ve CCF'nin çıkardığı dergilerin amiral gemisi 1953'te Londra'da yayın hayatına başlayan Encounter'dı. Yönetmenliğini işgalci neo-conların babalarından sayılan Irving Kristol üstlendi. Dergide Isaiah Berlin, Mary McCarthy, Hugh Trevor-Roper, W.H. Auden, Daniel Bell, Arthur Schlesinger, Bertrand Russell, Stuart Hampshire ve John Kenneth Galbraith gibi isimlerin çalışmalarına yer verildi. Jorge Luis Borges'i Anglo-Sakson dünyasına tanıtan da ilk olarak bu dergiydi.

1948'de Almanya'da çıkmaya başlayan Der Monat'ın kadrosunda ise daha çok Theodor Adorno, Arthur Koestler, Hannah Arendt, Heinrich Böll ve Thomas Mann'ın çalışmalarına yer verildi.

Amerikan tarihindeki en iyi edebiyat dergileri arasında gösterilen ve kuruluşu 1939'a giden Kenyon Review de CCF'nin damgasını taşıyor. 1966'da CIA ile ilişkisi kanıtlanan dergide Robert Lowell, T.S. Eliot, Flannery O'Connor, Thomas Pynchon, Nadine Gordimer, Randall Jarrell ve Joyce Carol Oates gibi isimler öne çıktı.

Derginin kurucusu John Crowe Ransom, CIA ile yakın ilişki içindeydi. Ransom'ın 1941'te çıkan kitabı The New Criticism, edebiyatta yeni eleştirinin temel kitabı olarak lanse edildi. Kitabın ana tezi CIA'nın stratejisine uygundu. Ransom'a göre edebi eleştiri sadece metne odaklanmalı. Eleştiride sosyal, siyasal, tarihi ve kişisel niteliklere kesinlikle yer verilmemeliydi. Hâliyle ABD'nin yol açtığı sosyo-ekonomik felaketleri sorgulamayan, apolitik ve soyut sanat-edebiyat anlayışı ve eleştirisi empoze ediliyordu.

CIA güdümlü edebiyat dergileri

1950'de Fransa'da yayına başlayan Paris Review 20'nci yüzyılın en iyi edebiyat dergilerinden sayılıyor. George Plimpton editörlüğünde yayınlanan dergide Italo Calvino, Samuel Beckett, Philip Roth, V.S. Naipaul, Jack Kerouac, Donald Barthelme, Jeffrey Eugenides, Jonathan Franzen, Ezra Pound, Ernest Hemingway, T. S. Eliot, Jorge Luis Borges, Ralph Ellison, William Faulkner, Thornton Wilder, Robert Frost, William Carlos Williams ve Vladimir Nabokov gibi isimler dikkat çekti. Hâlâ yayımlanan Paris Review'in kurucularından Peter Matthiessen'in Japonya ve Almanya'daki edebiyatçıları devşiren bir CIA ajanı olduğu ortaya çıktı.

Amerikan Komünist Partisi'nin 1934'ten beri yayınladığı Partizan Review dergisi 1950'de CIA operasyonu ile Stalin karşıtı sosyal demokrat solcuların eline geçti. CIA'nın maddi destek verdiği dergi sol ve anti-kapitalist kamuflajıyla yayınını sürdürdü. Dergide Wallace Stevens, Edmund Wilson, James T. Farrell, Pablo Picasso, James Agee, Mary McCarthy ve Dwight Macdonald gibi isimler yer aldı. George Orwell da dergiye sıklıkla katkıda bulundu.

Clement Greenberg ve Susan Sontag'ın yazılarına da yer veren dergi 2003'ten sonra etkisini tamamen yitirdi.

CIA'nın Latin Amerika'ya yönelik yayımladığı Mundo Nuevo dergisinde ise Carlos Fuentes ve Jorge Luis Borges, José Donoso ve Guillermo Cabrera Infante öne çıkarıldı. Dergi Latin Amerika edebiyatının 1980'lerde yaptığı patlamanın mimarıydı. CIA ile ilişkisi ortaya çıkan Gabriel García Márquez'in Yüzyıllık Yalnızlık romanından ilk parçalar da bu dergide yayımlanmıştı.

Gözler İslam dünyası ile ilgili arşivlerde

Joel Whitney'in kitabında Hindistan'ın edebiyat ve sanat kesiminin nasıl sömürgeleştirildiği de anlatılıyor. CIA ve CCF, Hindistan'daki faaliyetlerini Quest dergisi üzerinden yürüttü. Editörü Hint Yahudisi şair Nissim Ezekiel'di (1924-2004).

CIA'nın direktifleriyle hareket eden Quest dergisinin editörü Ezekiel, kitapları çok satan toplum entelektüeli yazarları devşirmeye özel önem verdi. CIA dergiye Amerikan petrol şirketleri üzerinden reklam adı altında para akıtıyordu. CCF ve Quest, Hindistan'da yazar ve siyasi teorisyenlerden Jayaprakash Narayan, Rustom Minoo Masani ve Nirad Chaudhuri ile şair ve eleştirmenlerden Dilip Chitre'yı (1938-2009) devşirdi. Chitre kısa sürede Quest'in ve hâliyle ülkenin en tanınmış edebi siması haline geldi.

Beyrut merkezli kurulan 1962 Hiwar, Arap dünyasına seslenen bir edebiyat sanat dergisiydi. CIA ile bağlantıları ortaya çıkan Hiwa dergisinin kurucusu şair ve yazar Tawfig Sayigh, 1971'de 47 yaşında California'daki evinde öldürüldü.

CIA'nın bu faaliyetleri sadece geçmişe ve Soğuk Savaş dönemine ait zannedilmesin. Amerikan devleti kültür emperyalizmi stratejisini terör ile savaş döneminde daha da artırmış durumda. İleride CIA'nın arşivleri açıklanınca ABD ideolojik aygıtlarının ülkemize eve İslam coğrafyasında yürüttüğü kültürel faaliyetlerin mahiyeti daha net anlaşılacaktır.

Nitekim Avustralya kökenli Alman gazeteci Antony Loewenstein 8 Ocak 2017'de Los Angeles Review'de yayımladığı "CIA ve edebi kültür" başlıklı yazısında HollywoodHollywood:"Amerika Birleşik Devletlerinde bir şehir. " başta olmak üzere sanat ve edebiyat çevrelerinin 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra CIA ve Pentagon ile işbirliklerinin Soğuk Savaş döneminden daha yoğun bir düzeye eriştiğinden söz ediyor. Ayrıca 1996'da Hollywood ile CIA arasındaki bağlantıyı sağlayan temsilci olarak atandığını itiraf eden CIA ajanı Chase Brandon, The Guardian gazetesine verdiği söyleşide çalıştığı kurumu "Hedefleri için her aracı mubah gören Makyavelist bir şeytan" diye nitelemişti.

Paravan örgütler Soros'a emanet

Dört kıtadaki onlarca ülkede CIA adına beşinci kol faaliyetlerini yürüten Kültürel Özgürlük Kongresi CCF'nin adı 1967'de Uluslararası Kültürel Özgürlük Derneği (IACF) olarak değiştirildi ve Ford Vakfı'ndan sağlanan fonla varlığını sürdürdü. Ardından IACF'ye bağlı "Avrupa Entelektüel Karşılıklı Yardım Fonu" kuruldu. Ve bu fon örgütü de 1991 yılında CIA'nın desteklediği finans spekülatörü George Soros tarafından kurulan Açık Toplum Vakıfları ile birleştirildi.

Soros ve vakıflarının birçok ülkede CIA adına renkli devrimleri organize ettiğini, Gezi benzeri sokaksokak:"insanları birleştirici özelliği vardır. " hareketleriyle darbe girişimlerinin önünü açtığını, kurduğu ve desteklediği üniversitelerle akademik ve kültürel emperyalizmine hizmet ettiğini bilmeyen yok.

Geldiğimiz aşamada ABD'nin askerî, siyasi ve ekonomik hegemonyasının sarsıldığı bir dönemden geçiyoruz. Fakat Amerikan kültür emperyalizmi hızından bir şey kaybetmemişe benziyor. Çünkü Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede toplumun özellikle de aydın kesimlerindeki Amerikan gramofonlarından çatlak sesler gelmeye devam ediyor.

Emperyal vesayetten kurtulmak, istikbal ve istiklalimizi korumak istiyorsak özellikle son 80 yıllık tarihimizi sadece siyasi açıdan değil kültürel, sanatsal ve edebi yönlerden de radikal bir eleştiri süzgecinden geçirmemiz gerekiyor. Eğer siyasi irademizi kültürel şuurumuzla taçlandıramazsak ne zihin ve kalplerimizdeki emperyal putları kırabilir ne de ruhumuzdaki prangalardan kurtulabiliriz. Zira vatanımızda hür ve muhterem yaşamın yolu kültürel bağımsızlıktan geçiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN