Şubat 2018 | Dosya-Sözlük

Bu sayıda geçen kavram ve sözcükler için sözlük...

Melek Sena Subaşı SAYI:43
Şubat 2018 | Dosya-Sözlük

Gılgamış Destanı:

Mezopotamya'da ortaya çıkan tarihteki ilk yazılı destandır ve ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsünü anlatır. Destana konu olan Kral Gılgamış gerçekten yaşamış, M.Ö. 28'inci yüzyılda Mezopotamya'daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan destan, Gılgamış'ın ölümünden yaklaşık 1000 sonra yazılmıştır. Yarı insan yarı tanrı olan Gılgamış karada ve denizde olan biten her şeyi bilen başarılı bir yapı ustası ve yenilmez bir savaşçıdır. Destan, Akat dilinde yazılmış tabletlerden oluşur. Bunlardan günümüze 12 tanesine ulaşılabilmiştir.

Alfred Adler (1870-1937)
Avusturya'da doğan Adler, Viyana Üniversitesi Tıp Okulu'nda doktorluk eğitimi aldı. Göz alanında uzmanlaştıktan sonra genel tıp üzerine çalıştı ve psikiyatriyle ilgilendi. Pratisyen hekim olarak çalıştığı ilk doktorluk yıllarından başlayarak hastayı çevresiyle ilişkileri içerisinde ele almak gerektiğini vurguladı ve bireyle ilgili sorunlara yönelik insancıl, bütünselci ve organik bir yaklaşım geliştirdi. Bireysel Psikoloji ekolünün kurucusu olarak kabul edilen Adler, 1912'de ana fikirlerini tanımladığı Über den Nervösen Charakter kitabını yazdı ve Bireysel Psikoloji Topluluğu adını alan Özgür Analitik Araştırmalar Topluluğu'nu kurdu. 1921'den itibaren birtakım çocuk rehberliği klinikleri kurdu fakat Avusturya Hükümeti, Yahudi olduğu için Adler'in kliniklerinin çoğunu kapattı. Adler sıklıkla, "Kişinin davranış şablonu analizi yaşadığı toplumla, işiyle ve cinsiyetiyle ilişkilidir" savını vurgulamıştı.

SIgmund Freud (1856-1939)
Psikanalizmin kurucusu Freud, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda, Yahudi kökenli bir ailede dünyaya geldi. 1783 yılında Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdi ve nöroloji üzerinde çalışmalar yaptı. Hipnoz ve histeri üzerine çalışmalar yapmak için dönemin ünlü nöroloğu Jean Martin Charcot ile birlikte Paris'e gitti. 1902'de Viyana Üniversitesi'nde profesör olan Freud, hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkaran psikoterapi tekniği olarak psikanalizimle ilgilenmeye başladı ve 1908'te Viyana Psikanaliz Derneği'ni kurdu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna çok yer verdi. 1907'de C. G. Jung tarafından ziyaret edildi. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu sayede psikanaliz kuramının dünya çapında bilinmesini sağladı.

Henri-louis (1859-1941)
20'nci yüzyılın önemli filozoflarından olan Bergson, gerçekliği kavramak için sezgi süreçlerinin rasyonalizm ve bilimden daha anlamlı olduğunu vurguladı, insani ve dinsel değerlere önem verdi. Lise yıllarından itibaren felsefeye ilgi duyan ve École Normale Supérieure'da eğitim alan Bergson, Almanya'da doğup gelişmiş olan idealist felsefenin Fransa'daki temsilcisi olarak tanındı. Bergson, pozitivizme ya da dar bir çerçeve içinde kalan bilimsel yorumlara karşı çıkarken insani ve dinsel değerler üzerinde durdu. Sezgicilik (entüisyonizm) akımının kurucusu olan Bergson, bilimin asıl bilgi kaynağı olduğunu reddetti ve sezginin daha önemli olduğunu savundu. Bilimin, yaşamın dinamik özüne ulaşamayacağını söyledi. Düşüncenin evrene benzediğini, bir yanda maddenin diğer bir yanda sezginin olduğunu öne sürdü. Bergson, 1927 yılında ortaya attığı fikirleri sebebiyle Nobel Edebiyat Ödülü aldı.

Âlemşümul:
1. Dünya ölçüsünde, evrensel.
2. Bütün dünyayı alakadar eden, dünyayı kaplayan ve her yerde tanınmış olan.
Basiret:
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
Cenkname:
Manzum veya düzyazı biçiminde yazılan, savaş ve kahramanlık öykülerini anlatan kitap.
Feraset:
Anlayış, seziş, sezgi.
İfrit:
1. Doğu masal ve efsanelerinde kötü, korkunç cin. 2. Öfkeli, ortalığı birbirine katan kimse.
Mübeşşirat:
1. Muştu veren, müjde getiren (kimse). 2. Müjdeci, muştucu. Hz. Peygamber (sav)'in isimlerinden.
Mükafeşe:
Gizli şeyleri birbirine açıp izhar etmek, açığa çıkarmak.
Rüyet:
Göz ile veya kalp gözü ile görmek.
Rölatif:
1. Bağıntılı. 2. Göreceli.
Telakki:
1. Görüş, anlayış.
2. Kabul etme, öyle sayma.
Tenevvü:
Çeşitlenme, çeşitlilik.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN