Yüksel Aytuğ: Yıldızların yaldızı dökülürse

Yıldızların yaldızı dökülürse
Giriş Tarihi: 2.10.2026 11:20 Son Güncelleme: 2.10.2026 14:45
Etrafımdaki çocuk ve gençlere bakıyorum da kahramanlarında(!) Nitelik aramadıklarına üzülerek şahit oluyorum. Onların “kahraman” algısını olumsuz yönde değiştiren en büyük etken, dijital platformlar ve sanal medya. Bir de halkımıza “yutturulmaya” çalışılan diğer sözde kahramanlar var.

Benim çocukluk ve gençliğimde "kahraman" tanımlaması farklıydı. Örneğin; benim rehber aldığım kişi, 8 metrelik kısmet adlı teknesiyle dünyanın etrafını dolaşan ilk Türk denizcisi Sadun Boro'ydu. Bana göre idol olmayı her özelliğiyle hak ediyordu. Azimliydi, korkusuzdu, sabırlıydı ve hedefine varmıştı.

Bir de Ay'a ilk ayak basan Neil Armstrong'a hayrandım. Aynı nedenlerden ötürü.

Gençliğimde de ne bir şarkıcının ne de bir müzik grubunun çılgın fanıydım. Çünkü bana göre başarıları gelip geçiciydi, dönemsel ve yüzeyseldi. Oysa Sadun Boro ve Neil Armstrong öyle mi?

Şimdi etrafımdaki çocuk ve gençlere bakıyorum da kahramanlarında(!) Nitelik aramadıklarına üzülerek şahit oluyorum. Bir kız grubu çıkıyor, doğru dürüst melodisi bile olmayan, tamamen ritme dayalı "şarkı benzeri" bir şey yapıp, bunu seksi kıyafetler ve erotik danslarla ambalajlayarak, peşlerine milyonlarca çocuğu takıyor.

K pop denilen, müzik sanatı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tamamen "cinsel uyarıya" dayalı, zehirli bir sözde müzik akımı dünya gençliğinin kültürel bakış açısını manipüle ediyor.

Yine ayrı bir hayranlık konusu(!) Olan rap müzik ise içinde barındırdığı ağır şiddet, küfür ve pornografiye varan cinsellikle treni uçuruma yönlendiren bir "makas" işlevi görüyor.

Sanal dünya bir mayın tarlası

Tabii ki çocuk ve gençlerin "kahraman" algısını olumsuz yönde değiştiren en büyük etken, dijital platformlar ve sanal medya. Henüz olgunlaşmamış kitleyi yoldan çıkartmanın "algoritması" keşfedildikten sonra sanal dünya çocuklar ve gençler için geçilmesi imkânsız bir mayın tarlasına dönüştü. Yeni düşünce yapısını artık bu algoritmalar belirliyor. Kimsenin "sürüden" ayrılmasına izin verilmiyor. Böylelikle gelecek nesli robot haline getirip tek elden kolayca yönetmeyi hedefliyorlar.

Ne yalan söyleyeyim, hedeflerini de fena halde tutturuyorlar. Çünkü "ıskalama" ihtimalleri yok. Zira önce oku fırlatıp, hedefi de saplandığı yerin etrafına çiziyorlar…

Aslında bu bir "paket program." Az önce sözünü ettiğim, çocukları peşinden sürükleyen kız grubuna gelelim:

Dikkat edin, rol aldıkları reklamlar hep Siyonizm'e destek veren firmaların ürünleri. İlham aldıkları, daha doğrusu düpedüz taklit ettikleri batılı şarkıcılar cinsellik üzerinden prim yapanlar. Yani bir ülkenin fabrika ayarlarını bozmak için ilk olarak çocukları ve gençleri hedefe koyuyorlar. +18 sahne şovunun Türkiye'deki ilk uygulayıcısı da 8-10 yaşındaki çocukların gözlerini ayıramadığı bu gruptan başkası değil. "mayın tarlası" derken işte tam da bundan söz ediyordum.

Gelelim halkımıza "yutturulmaya" çalışılan diğer sözde kahramanlara:

Asıl işi çalıp çırpmak olduğu sonradan anlaşılan eski belediye başkanı, yeni cumhurbaşkanı adayını (!) "türkiye'yi kurtaracak yeni siyasi önder" olarak karşımıza çıkardılar mesela… Ardından o ve ona bağlı çalışan tüm kadrosunun asıl uzmanlık alanının hırsızlık, yolsuzluk, gasp, rüşvet, adam kayırma, taciz ve tecavüz olduğu ortaya çıktı.

Bir dönem "kurtuluş yolu" olarak dayatılan bazı tarikat ve cemaatlerin de bu ülkenin geleceğine nasıl ipotek koymaya çalıştıkları, önce 15 Temmuz Fetö Kalkışması, sonra da Süleymancılar kovuşturmasıyla gözler önüne serildi.

Yardım paraları kumar masasında

13 ilimizi etkileyen asrın felaketi sırasında "halk kahramanı" olarak kendini ortaya atan bir şarkıcının kurduğu sözde derneğin boyaları ise yağan ilk yağmurda aktı. Devletin kurumlarını kötüleyip, "yardımları yerine ancak biz ulaştırırız" diye ortaya çıkan bu sahtekâr ve korosunun, halkın parasını nasıl kumar masalarında ve bahis kuponlarında yediği bir "ibret vesikası" gibi gün yüzüne çıktı. O dönem bu kişiye destek veren, "gel gel" yapan sözde sanatçılar ve gazeteciler ise kovuşturma başlayınca onu ilk satanlar oldu.

Gelelim milletin ayıla bayıla şarkılarını dinlediği, konserlerine gittiği, dizilerini kaçırmadan izlediği "yıldız" bilinenlerin yaldızı dökülmüş hallerine:

Uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınanların pek çoğunun testleri pozitif çıktı. Zararları sadece kendilerine olsa, içim gam yemeyecek ama onları adım adım takip eden, kendilerine idol seçen o masum çocukları, gençleri ne yapacağız?

Kim ne derse desin, hiçbir ünlü bu sorumluluğundan kaçamaz. O hayranlar sadece bir tık'lama sayısı, reyting istatistiği ya da konser gişesi dökümü değildir.

Umarım hayranları arasında sadece hayal kırıklığı yaratmışlardır.

Aksini düşünemiyorum bile…

BİZE ULAŞIN