Söylesem tesiri olur belki ama sussam da gönül razı değil

İbrahim Altay

Beytullah Çakır SAYI:43
Söylesem tesiri olur belki ama sussam da gönül razı değil

Ne var ne yok?

Dert çok, hem dert yok. Ne öyle ne böyle, hem öyle hem böyle… Söylesem tesiri olur belki ama sussam da gönül razı.

Halk otobüsüne en son ne zaman bindiniz?

"Bir müsait zamanda/Mesela saat 10'da…" Şaka bir yana, halk otobüsüne sık sık binerim. Zaten bir binen bir daha inmek istemiyor.

Telefonunuzu ne zaman değiştirirsiniz?

Genellikle o beni değiştirdiğinde. İcat edildiğinden beri kullandığım telefon sayısı beşi geçmez. Ömrü vefa ettiği müddetçe kullanırım. Eskisi bırakıp gittiğinde mecburen yenisini alırım.

Dilinize pelesenk olan bir şarkı?

20 yıldır bazı sabahlar uyandığımda kendimi Erol Evgin'in "İşte Öyle Bir Şey" şarkısını mırıldanırken bulurum. "Hani ıssız bir yoldan geçerken/Hani bir korku duyar ya insan/İşte öyle bir şey."

En sevdiğiniz marş?

Buna marş denebilir mi bilmiyorum ama "Yaslı gittim şen geldim/Aç koynunu ben geldim/Bana bir yudum su ver/Çok uzak yoldan geldim" mısraları tempolu yürüyüşler yaparken iyi gider.

Bitiremediğiniz bir kitap, yarıda kalmış bir film?

O kadar çok var ki…

Atasözü mü aforizma mı?

"Kim demiş"ten ziyade "ne demiş" diye bakanlardanım. Bazen biri, bazen diğeri olabilir.

Ne toplarsınız, ne biriktirirsiniz?

İmzalı kitaplardan oluşan bir kütüphanem var. Yazarını tanıdığım imzalı kitaplar beni çok mutlu eder. Daha mutlu eden bir şey varsa o da basılmadan okuduğum kitapların imzalı kopyalarıdır.

Gazeteci olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

Forest Gump'ın dediği gibi: "Anne! Ben zaten kendim olmayacak mıyım?" Ne olursak, kim olursak olalım, hayattaki gayemiz kendimizi aramak, kendimizi bulmak, kendimiz olmaktır.

Canımdan geçerim ondan vazgeçmem dediğiniz şey?

Hissederek, kalpten gelerek "canım" dediğim her şey canımdan ötedir.

Mıh gibi aklınızda olan bir an, bir görüntü?

15 Temmuz gecesi köprünün girişindeki otobüs durağında yaralı bir adam vardı. Basamaklara oturmuş oradaki insanlara moral veriyordu. Kendisini hastaneye götürmek isteyenlere itiraz ediyordu. O görüntü aklımdan hiç çıkmıyor.

Keşke olmasaydı dediğiniz bir şey var mı?

Eskiden olurdu fakat zamanla değiştiremeyeceğim şeyler hakkındaki düşüncelerimi değiştirmenin daha kolay olduğunu fark ettim. Buna biri "baca temizleme" demişti galiba.

Seçme şansınız olsaydı kendinize hangi ismi verirsiniz?

O durumda bir kahramanlık gösterene kadar adsız dolaşmam gerekebilirdi. Tahminlerime göre bu da çok uzun sürerdi. Hatta belki de adsız kalırdım. İşin latifesi bir yana babamın bana verdiği isimden memnunum. Tek üzüntüm ismimle müsemma olamamak…

"Hayatta olsalardı da muhabbetin belini kırsaydık" dediğiniz üç kişi?

Nasreddin Hoca, Evliya Çelebi, Teyyo Pehlivan.

Kalem mi klavye mi?

Bazı bakımlardan çok tembelim. Aynı yazıyı yahut kitabı Victor Hugo gibi yedi kez, Gogol gibi dokuz kez kalemle yeniden yazmayı hayal bile edemiyorum. Üstelik yanlış duymadıysam Hugo bu işi ayakta, bir kürsüye dayanarak yaparmış.

Hayatınızı kolaylaştıran yahut zorlaştıran takıntılarınız neler?

İki takıntım ve yeteneğim var; ikisi de hayatımı hem kolaylaştırıyor hem de zorlaştırıyor. Birincisi: Jest ve mimikleri okumak… Bu sayede bana yalan söylendiğini genellikle anlıyorum. İkincisi: Zaman. Dakik olmaya ve sözleştiğim insanların dakik olmasına çok önem veriyorum.

En son ne zaman yalan söylediniz?

Hiç yalan söylemedim. Yani, bir önceki cümlem son yalanım oldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN