Yeni dinî hareketler ne kadar yeni?

Çeşitli dinler içinde gerçekleşen ve ana gövdeden kopma çabası olarak da görülebilecek yeni dinî hareketlerin temel motivasyonu modernleşme süreçlerinin ürettiği gerilim, problem ve davranışlar ekseninde erişilmeye çalışılan yeni tarz bir maneviyattır.

Necdet Subaşı SAYI:73
Yeni dinî hareketler ne kadar yeni?

Yeni dinî hareketler" son yüzyılın baskın sosyolojik bir gerçeği olarak değerlendirilmektedir. Kavram, 1950'lerden itibaren birbirinden farklı dinî hayatlar içinde gözlemlenen ve yapısal düzeyde de verili dinlerin geçmişteki hiçbir formuyla doğrusal bir karşılaştırma imkânına sahip olmayan "dinî" grup ve hareketler için kullanılmaktadır.

Yeni dinî hareketler ifadesi keskin bir şekilde sınır ve içerik belirleyici olmaktan çok kapsayıcı tanımlamalara izin veren genişliğiyle dikkat çekmektedir. Büyük dinlerde meydana gelen görece yarılmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan mezhepleşme faaliyetleriyle hiçbir şekilde karıştırılmaması gereken bu hareketlerin özünü belirleyen temel motivasyon, her şeyden önce modernleşme süreçlerinin ürettiği gerilim, problem ve davranışlar ekseninde erişilmeye çalışılan yeni tarz bir maneviyattır. Çeşitli dinler içinde gerçekleşen ve ana gövdeden kopma çabası olarak da görülebilecek bu hareketler belli söylem, kült ve karizmatik lider etrafında bütünleşen yeni yapılanmalara gönderme yapmaktadır.

Aslında yeni dinî hareketler genellikle senkretik birer bünye olarak görülür. Çoklukla aşağılayıcı bir ima olarak kabul edilen kült kavramıyla kolayca ilişkilendirilebilmeleri tanımlama düzeyindeki çeşitlilikler açısından oldukça besleyici imaları beraberinde getirmektedir. Fikirlerini ve dünya görüşlerini yaymak için insani ve maddi varlıkları kullanan yeni dinî hareketler, toplumun geleneksel formlarından veya belli başlı doktrinlerinden daha başta sapmakla kalmamakta yanı sıra da özellikle bireyin benliğine ve kişiliğine odaklanarak onlardan her birinin hemen her durumda kendi etraflarında çevresel ilişki üretmeleri için çaba harcamaktalar. Bütün bunları gerçekleştirirken de yerleşik toplumsal sözleşmelerle, kabul ve itiyatlarla mutabakata yanaşmamak, onlarla mesafeli olmak ve yeni örüntülerin dinî bir görüntüyle bütünleşmesi için çaba gösterirler.

Dinî duyguların modern ifade biçimleri

Günümüzde yeni dinî hareketler iki ayrı olguyu hatırlatmaktadır: Birincisi, Üçüncü Dünya'daki yerel/yerli dinler ile Hristiyanlık (daha az ölçüde de Hinduizm ve Budizm olmak üzere) arasındaki etkileşimin sonucunda ortaya çıkan ve bu ülkelerin yerlileri ile kabile halklarına ait yeni dinsel hareketlerdir. "Mesihçi, yerlici ve yeniden canlanıcı" hareketler başlıkları altında çeşitli isimlerle anılan bu gruplar, antropologlar tarafından, görece güçsüz olan halkın doğrudan ya da dolaylı olarak sömürgecilik karşısında eski toplumsal zeminlerini kaybetmelerine verilen tepkilerin bir yansıması şeklinde değerlendirilmektedir. Bu hareketlerde bölge halkları derin sembolik itirazlarını ifade etmek amacıyla genellikle erken dönem Hristiyanlığın radikal teolojisine başvurmaktadırlar. Aslında dinî duyguların modern ifade biçimlerine duyulan ihtiyaç da bu hareketlere yönelik ilgiyi artırmış olmalıdır.

İkincisi ve daha yaygın olanı ise gelişmiş ve sanayileşmiş Batı toplumlarında kendini gösteren yeni dinî hareketlerdir. Bunlar, genellikle gençlik hareketleri ve karşı-kültür hareketleriyle ilişkilidir. Bu hareketler çoğunlukla eklektik/birleştirici bir nitelik taşımakta, farklı dinsel ve felsefi geleneklerin birtakım özelliklerinden yararlanmaktadırlar. Pek çok sosyolog bu tür hareketlerin, hayatın anlamını arayan, fakat aradıklarını ana damar dinsel gelenekler içinde bulamayan genç insanların psikolojik ve toplumsal ihtiyaçlarını tatmin ettiği görüşündedir. Bu hareketlere örnek olarak İlahi Işık Misyonu, Hare Krishna ve Scientology'yi göstermek mümkündür.

Ne kadar yeni?

Görüldüğü gibi günümüzde sözüm ona yeni sayılan dinî hareketlerin çoğu gerçekte pek de yeni sayılmaz. Belki de bütün bu tartışmalar bugün kendine yer bulmakta zorlanmadığı Avrupa ya da Amerika için geçerli bir durumdur. Mesela yeni bir din ya da kült olarak kabul edilen Hare Krishna Hareketi'nin yeniliği belki de sadece Kuzey Amerika'da geçerli bir durum. Oysa hareket Hindistan'da uzun süredir zaten var olan bir topluluk ve kökenleri 15'inci yüzyıl Hindu reformcusu Caitanya'nın hayatı ve çalışmalarına kadar götürülebilir. Varlığını o zamandan beri Hindistan'da sürekli olarak sürdüren hareketin 1960'larda Kuzey Amerika'ya gelmesi onu bu coğrafyada yeni bir dinî hareket statüsüne dönüştürmüştür. Aynı durum, kökleri Doğu'da Hindu, Budist ve Sih geleneklerine dayanan başka bir dizi yeni dinî hareket için de fazlasıyla geçerlidir.

Buna karşılık yeni dinî hareketlerin belki de daha az bir kısmı, kökenlerini eski dinî geleneklerin unutulmuş veya ihmal edilmiş yönlerinin, genellikle de Müslüman, Yahudi ve Hristiyan inançlarının mistik ve meditatif boyutlarının yeniden icadına bağlamaktaydı. Ayrıca bu dinler, misyoner Hristiyanlığın ya da İslam tebliğcilerinin Afrika ve Asya'daki yerli geleneklerle karşılaşmasından da beslenmiş olmalıydılar. Bu gruplar örneğin Amerika'da kendi inançlarını yaymaya başladıklarında yerleşik dinî gruplar tarafından "sapkın" olarak ilan edilmekte gecikmediler.

Moonlar gibi bu sentetik hareketlerden bazılarının kökenleri Hristiyan misyoner dünyasına kadar götürülebilir. Bu bağlamda mesela Moonlar gibi Mormonlar da yerli ve geleneksel dinlerin kimi unsurlarıyla kendilerini eşleştirmekte bir beis görmemiş; ayrıca bazı yeni ifşa ve icatlarını da bu senkretik yönlerine uygun bir şekilde gerçekleştirmişlerdir. Benzer bir durumu, İslami gelenekten doğan ancak "yeni bir vahiy" iddiası içeren Bahailik ve Kadıyânîlik'te de gözlemek pekâlâ mümkündür.

Tipolojik ayrımlar

Yaygın bir şekilde Batı toplumlarında kendine karşılık bulan bu hareketler hakkında sosyologlar arasında çok sayıda ilginç tipoloji ortaya konulmuştur. Yeni dinsel hareketlerle ilgili sınıflandırmalardan sadece birindeki tipolojilerle yetinildiğinde bile ortaya çıkan varyasyonlar şaşırtıcıdır: Dünyayı reddeden, dünyayı olumlayan ve dünyaya uyum sağlayanlar.

Bu tipolojilerden birincisinde "dünyayı reddeden yeni dinî hareketler" yer almaktadır. Bu gruba Uluslararası Krişna Bilinci ve Tanrı'nın Çocukları'nı örnek vermek mümkündür. Grupta yer alan hareketler, modern yaşamın gayri kişiselliği, materyalizmi, bürokratikleşmesi ve bireyciliğinden kaçma çabalarını temsil etmektedir.

İkinci tipolojide "dünyayı olumlayan hareketler"e yer verilmektedir. Bu gruba örnek olarak da Scientology, Transandantal Meditasyon ve Japon Soka Gakkai gibi hareketler gösterilebilir. Bu gruptakilerin dünyayı olumlayan hareketler sınıfında yer almalarının nedeni, kendi bağlıları için hedeflerine ulaşma, bireysel maddi ilerleme, psikolojik mutluluk ve toplumsal popülerlik olmak üzere mevcut statükodan daha büyük başarı olanakları sunduklarını iddia etmeleridir.

Üçüncü ve son grupta da "dünyaya uyum sağlamaya yönelimli olarak kabul edilen yeni dinî hareketler" yer almaktadır. Bunlar da daha geniş bir seküler dünyayı bireysel düzlemde kabul etmek ya da reddetmekle ilgili ciddi bir tutum almayıp, öncelikli olarak kişisel ve ruhsal deneyimlerin yaşanmasını hedeflemektedirler. Karizmatik Yenilenme ve Neo-Pentecostalism gibi hareketler bu grup içinde yer almakta ve üyelerini daha yoğun bir dinsel anlamla yaşam sürmeye davet etmektedirler.

Yeni dinî hareketler, organizasyonunu tamamlamış dinler içinde bir tür kopuş, itizal ve inhiraf olarak da tanımlanabilir. Doğrudan dinî özellikleri olmamakla birlikte dinde var olan duygu, ritüel, bağlılık ve dayanışma ölçütlerini bünyesine aktaran bu hareketler başta Hristiyanlık olmak üzere pek çok dinî geleneğin egzotik, ezoterik ve müphem söylem alanlarına özellikle yoğunlaşmakta ve kendi müntesiplerini bu yolla çoğaltmaktadırlar. İçinden çıktıkları ya da kavramsal ve ritüalistik sermayesini devraldıkları dinler tarafından çoğunlukla sapkınlıkla suçlanan bu hareketler, yaşadığımız dünyanın postmodern yapıları olumlayan ikliminden de yararlanarak kendilerine meşruiyet bulmaktadırlar.

Akıldışı ve gizemlidirler

Yeni dinî hareketler her şeyden önce herhangi bir dine bağlı olarak gelişen yapılara işaret etmez. Aksine bu hareketler eklektiktir ve dinin tanımlanmış, oldukça somut ve gelenek üretmiş yapısına karşı muğlak, akıldışı ve gizemli çıkışlarıyla dikkat çekmektedir. Sekter oluşları, kült vasfı taşıyan tema ve objeler etrafında örgütlenmeleri, yeni çağın seküler değerleriyle intibak sorunu yaşamamaları, belli başlı dinî pratiklerin verdiği haz ve coşkuyu verme iddiası taşımaları, otoriter ve baskıcı bir karizmatik önder etrafında toplanmaları, yer yer geçicilik hissi uyandıran kümelenmeleri vs. gibi bilindik özellikleriyle yeni dinî hareketler, modern dünyanın ekstrem yapıları arasında yer almaktadır. Nitekim yeni dinî hareketlere ilk kez dikkat çeken ve isimlendirmeyi de bizzat kendisi yapan Eileen Barker'ın da vurguladığı gibi bu yapılar "söylemlerinde coşkun bir dinî, rûhi ve ve felsefi yaşantı vaat eden birbirinden farklı oluşumları ifade etmektedir."

Başlangıçta genel toplum tarafından dışlanan, hareket ve söylemleri kuşkuyla karşılanan bu yapıların giderek eyleme geçme sürecinde sahiplendikleri özellikleri kendilerine yönelik olarak geliştirilen mesafenin azalmasına ya da anlamsızlaşmasına yol açmıştır. Batı'da artık belli ölçüde kabul görmeye başlayan yeni dinî hareketlerden özellikle karizmatik, kehanetçi veya açıklayıcı bir imaj etrafında ortaya çıkan figürlerin kısa ömürlü birer çaba olarak tarihten çekilmeleri bilhassa manidardır.

Öte yandan her şeye rağmen kendilerine tahammül edilmesini başarabilen ve varlıklarını sabırla devam ettirmekten yılmayan kimi grupların da zamanla "meşru" birer dinî hareket olarak kabul görmeye başladığını belirtmek gerekir. Bu bağlamda Batı'da özellikle de Amerika'da yaygınlaşma istidadı gösteren yeni dinî hareketlerin arkasındaki motivasyonun nasıl işlediği gerçeğini göz ardı etmemek gerekir.

Yeni dinî hareketlerin artık kurumsallaşma çabasındaki yapı ve söylemlerinin kamusal statüsünü takip ederken özellikle muhataplar kadrosunun sınıfsal köklerine hatta çeşitliliğine de bakmak gerekir. Pek çok din sosyoloğunun da gösterdiği gibi yeni dinî hareketler başlangıç etaplarında daha çok sosyal konumları itibariyle düşük düzeyde sayılan toplumsal kesimlere erişme çabası içindedir. Bugün geçtiğimiz yüzyıldan itibaren farklı evrelere tabi olan yeni dinî hareketlerde sıklıkla gözlenen değişim ise muhatap kadrosunun hızla değiştiği yönündedir.

Tipik düzeyde toplumun marjinalize edilmiş dezavantajlı kesimleri arasında ortaya çıkan yeni dinî hareketler başlangıç düzeylerinde olduğu gibi gettolarda ya da gecekondu mahallelerinde varlığını sürdürmekle yetinseydiler bugün belki de pek çok sosyal bilimci için burada içkin olan enerjik yapının fark edilmesine ya da sorunsallaştırılmasına ihtiyaç duyulmayacaktı.

Oysa artık yeni dinî hareketler farklı bir mecraya evrilmiş, dinsel huzursuzluklar, maneviyat eksikliği ve inandırıcı modellere duyulan sadakat giderek toplumda daha çok eğitim görmüş, itibarlı ve sınıfsal olarak yüksek

sayılabilecek düzeydeki refah çizgisinde de kendisine hatırı sayılır bir karşılık bulabilmektedir. Şimdilerde dinî hareketlerdeki yeni unsurlar da görece yüksek sayılabilecek sosyal sınıfları cezbetme noktasında açık bir başarıya ulaşmışlardır.

İslam dünyasındaki yansımaları

Yeni dinî hareketlerin yaslandığı motivasyon önemlidir. Bu hareketlerin İslam dünyasındaki yansımaları ise hiç de göz ardı edilecek gibi değildir. Amerika'da siyahi Müslümanlar arasında doğan ve bir inhiraf hareketi olarak dikkat çeken "İslam Milleti" (Nation of Islam), sonradan ortaya çıkacak pek çok sekter yönelimin sosyolojik ve psikolojik yanlarını deşifre etmesi açısından önemlidir. Bu bağlamda Türkiye başta olmak üzere belli başlı Müslüman ülkelerin hemen hepsinde İslami geleneğin birbirinden farklı dinî ve kültürel temsillerinden radikal bir şekilde kopmayı tercih eden kimi yönelimlerin kendi teolojilerini inşa ederken eklektik düzeyde de olsa ona başvurmaktan imtina etmediklerini de hatırlatmak gerekir. İslami olanla sekter olan arasındaki sınırlar dikkat ve özen isteyecek kadar karmaşık bir hâl almıştır.

Konunun Müslüman toplumlarda münhasıran Türkiye bağlamındaki karşılıkları içeriden ve daha soğukkanlı bir gözlem ve analiz çabasını zorunlu kılmaktadır. Nihayet yeni dinî hareketlerin derinlemesine tahkik ve çözümlemesi Türkiye'deki din anlayışının istikametine dair kaygıları ve beklenmedik gelişmelerin açığa çıkaracağı kaotik süreçleri ifşa edecek kudrettedir.

* Dr, Millî Eğitim Bakanlığı Bakan Müşaviri

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN