Türk tarihinin pul hali

Pulculuk, kendi başına bir okul gibi.

Lacivert Yazı İşleri SAYI:45
Türk tarihinin pul hali

Bugüne kadar birçok şeyin koleksiyonu yapıldı. Hatta kimi zaman koleksiyonerlik bir şov haline de dönüştü ama bu işi hakkıyla yapmanın ne demek olduğunu neredeyse bir ömrünü pul biriktirmekle geçiren Ziya Ağaoğulları'na sorduk. 60 senedir pul biriktirdiğini söyleyen Ağaoğulları, Türkiye'de ve dünyada pulculuğun serüvenini ve pul koleksiyonu yapmanın ne demek olduğunu Lacivert okurlarına anlattı.

Pullarla nasıl tanıştınız, pullar hayatınıza nasıl girdi?

Beş yaşından beri pul topluyorum. Tabii bu kadar küçük yaşta koleksiyon yapan kişiler, pulların üstündeki resimleri severek başlarlar çünkü pul toplamakla koleksiyon yapmak apayrı şeyler. Babamın getirdiği mektuplardan çıkan pulları kesip yıkayarak bir tane defterin arasına koyardım. O senelerde daha pul defterini görmediğimiz için normal bir defterin arasına diziyorduk.

Babanız mı sizi teşvik etti, kendiniz mi merak saldınız?

Teşvik eden kimse yok kendi kendime başladım. O zamanlar Beşiktaş'ta oturuyorduk, bir pasajın içinde bir dükkânda pul defteri gördüm. Onu aldırdım babama, onun içine dizmeye başladım. Bu durum aşağı yukarı ergenlik çağına kadar bilinçsizce devam etti. Bilinçli koleksiyona başlayabilmen için bir pul kataloğun olmalı çünkü pul serilerini bilmek lazım. Bunu bilmezsen örneğin 20 pulluk bir serinin beş tanesini toplarsın, onu da seri sanırsın. Bir de tema olarak alanı çok geniş tutmamak lazım. Alman pulu biriktirmek istersin ama Almanya'ya ait 5 bin tane pul var; Türkiye 5 bin küsura geldi. Rusya 7 binde. Hepsi bambaşka koleksiyonlar. O ülkeyi seviyorsan, o ülkenin kataloğunu alacaksın ona göre bir koleksiyon yapacaksın. En akıllı iş, her ülkenin insanı için kendi ülkesinin pullarını toplamasıdır. Damgalı pullar genelde damgasızlardan ucuzdur maddi durumun ona el veriyorsa damgasız yapabilirsin. Damgasız olanlar daha zor çünkü damgasız bir pulu edinebilmek için zamanında para verip postaneden almak gerekiyor. Damgalı öyle değil. Herhangi bir mektubun üstünden de komşundan da çıkabilir, bir arkadaşın hediye de edebilir.

O zaman siz belli bir yaşa kadar severek bilmeden gayri ihtiyari bir şekilde topladınız, sonra yavaş yavaş merak sararak onun tarihini, yapısını öğrendiniz?

Üniversiteye giderken İstanbul Filateli Derneği'ne üye oldum. Bu üyelik profesyonelliğe adım atmamı sağladı. Dernek üyesi olduğun zaman orada yıllarca koleksiyon yapmış insanlarla tanışıyorsun, bu insanlar başka bir yerde yan yana gelemeyeceğin insanlar, her gruptan insan var.

Siz hangi pulları topluyorsunuz?

Ben hayatımda yabancı hiçbir şey toplamadım, yalnız Osmanlı pulları topladım. Benim koleksiyonum 1840'tan başlar, bu dönem prefilatelik dediğimiz pulculuk öncesi dönem. İlk pulumuz 1863'te çıkıyor. Sırf mühürle giden mektuplar var, pul yok çünkü. Sadece çıktığı postanenin şehri yazıyor zarfın üzerinde. Ondan sonra normal pullar başlar.

İnsanlar için en akılcı yol temiz, güzel, rengi güzel, danteli güzel yani çok iyi kalitede tek seri koleksiyon yapmaktır. Koleksiyon bir iki yıllık bir uğraş değil, yaşadığın müddetçe devam edeceksin. 60 yıl oldu pul toplamaya başlayalı, hâlâ topluyorum.

Bulmakta zorlanılan pullar hangileri?

1940'tan sonra bugüne kadar son 80 senenin pullarını hızla toplarsın ama başa doğru gitmeye başladığın zaman zorluklar başlar. Bu zorluklar senin maddi durumunla da ilgili değil. 1967 senesinde basılmış dokuz adetlik bir seri olan 67 takse pulu var. Takse pulu, posta ücreti ödenmeyen gönderilerden cezalı posta ücreti alınmasında kullanılan pulların adıdır. Parası da çok ama pulların kimlerin elinde olduğu bilinmiyor. Tabii bir koleksiyoncunun bütün pullara sahip olmasının imkânı yok. Şu anda dünyada yaşayan bir tane bile adam yok ki devletimiz de dâhil, ilk puldan son pula kadar bütün pullar elinde olsun. Bunun parayla ilgisi yok, dünyanın en zengini de olsan bulamazsın. Mesela benim 60 senedir görmediğim pullar var. Diyeceksin ki hiç görmediysen kataloğa nasıl geldin? E bir tane var, bilmem kimin elinde ama adam koleksiyonunu satmıyor ki sana. Bir de şöyle bir şey var; yurtdışında pul koleksiyonu yapan insanlar genellikle Türkiye ile bağı olan insanlardır. Adam gençken Türkiye'ye gelmiş, bir fabrikada müdür olarak çalışmış. Türkiye'yi çok beğenmiş, burada evlenmiş. Yani illa bir bağı olacak. Hiç Türkiye'ye gelmemiş bir yabancı düşünün, mesela Teksas'ta yaşayan bir Amerikalı… Hayatta Türk pulu toplamaz ama Teksas'ta bir petrol şirketinin görevlisi olarak buraya gelmiştir, ATAŞ'ta beş sene çalışmıştır, o zaman toplar.

Bir insan neden pul toplar, pullar bize ne anlam ifade eder?

Pullar sana her şeyi anlatır. Bir kere pullar ülkenin turizm elçisidir. Üstündeki resimlerde tarihî yerleri, kaleleri, turistik yerleri görebilirsin. Ülkenin ilk günden itibaren siyasi hayatını anlatır. Pulların üzerinde birçok padişahın portresini görebiliriz. Sadece Abdülhamit'in portresi yoktur. O dönemdeki pullarda çok güzel resimlerimiz var. Örneğin manzara temasında 1914'te bir pul basılmış, Londra'da pulcular arasında; "Birinci Londra Serisi" deniliyor bu seriye. İstanbul'un bütün güzelliklerini orada görebilirsiniz. En son pul, Sultan Reşat'ın puludur. Vahdettin'in tahta geçiş serüveninden tut, Sultan Abdülaziz'in tuğrasına kadar hepsi var pullarda. Ülkenin bütün siyasi hayatını da görebilirsin. Bir araştırmacı isen pulların artış fiyatlarından ülkenin ekonomik durumunu takip edebilirsin. Osmanlı'da muhteşem kayıtlar var. Benim bir kitabım var, tamamen eski yazı, kitapta 1913-14 senesinde dünyanın bütün ülkelerine giden bütün mektupların kaydı var. İnanılacak gibi bir şey değil. 1914 senesinde Kore'ye 3816 tane mektup gitmiş imparatorluktan. Yani Osmanlı'da muazzam kayıt var ama Cumhuriyet'te hiçbir şey yok. Bunun sebebi muhaberatın çoğalmış olması olabilir. Diyelim ki 5 milyon mektup atılıyordu, bunun hesabını yapabildiler ama 500 milyon olunca yapılamadı. Bugün 5700 tane postane var dağda, bayırda, köyde.

Tarih ve coğrafya öğrenmemize de yol açar mı pullar?

Kesinlikle. Ebeveynlere anlatmak istediğimiz o. Çocuklara; "Bunlar işin bir tarafı, bak neler öğretir sana" demek. Tasarruf yapmayı öğretir mesela. Dokuz yaşında bir çocuğun var, gittin onu postaneye kaydettirdin, her çıkan pulu alıyorsun. Senede tutacağı para en fazla 150 lira olacak.

Mesela bugünden başlarsa, 2018 tarihine dair çocukta bir bilinç oluşacak yani.

Sonra o çocuk 2017'nin pullarını toplamaya başlayacak. Çocuğa her şeyi hazır vererek olmaz. "Al çocuğum, bu senenin pulu, senin olsun" diyemezsin. Öyle koleksiyoncu olamaz çocuk. Üç gün sonra bırakır, kendisi emek verecek onu toplamak için. Bir annenin babanın yapacağı şey bir tane pul defteri, bir tane pul maşası, bir tane de katalog almak. Böylece çocuğu kendi keşfedecek. Kız çocukları mesela çiçek pullarını seviyorlar, erkek çocukları hayvan, gemi pullarını seviyor. Bu tarz koleksiyonlara da tematik koleksiyonculuk denmekte.

Peki, kaç tür koleksiyon çeşidi var?

Sonsuz koleksiyon çeşidi var. İstediğiniz konuda koleksiyon yapabilirsiniz. Mesela, isterseniz böcek olsun, isterseniz de yırtıcı kuş pullarının koleksiyonunu yapabilirsiniz fakat böyle bir pul koleksiyonuna niyet edildiği zaman yalnızca Türk pulları yeterli olamaz. Örneğin, aslan pulu toplayacaksanız bunu Türkiye'de bulamazsınız, dünya pullarını incelemeniz gerekir çünkü bizde aslan olmadığından aslan pulu da yoktur.

Türkiye'de koleksiyonculuk ne durumda?

Ben federasyon başkanıyım, bütün dernekler bize bağlı ama pul biriktirmek ve koleksiyonculuk farklı şeyler önce bunu anlatayım. Evinde pul toplayan insanın sayısını biz bilemiyoruz. Pul biriktirmek için PTT'den pul alsan bile bu tespit edilemez ancak PTT'ye abone olanların tespiti yapılabilir. Biz ancak sergilere giren koleksiyoncuları, dernek üyelerini biliyoruz zira kayıtlılar. Bu durum dışındakileri bilemeyiz. Mesela, benim çocukluğumda kendi sınıfımda altı yedi kişinin pul defteri vardı. Bugün tabii böyle bir durumla karşılaşmak zor. Görüyoruz bir röportaj yapıyorlar, soruyorlar 20 yaşlarında bir kıza, kız; "Hâlâ pul çıkıyor mu, mektup var mı" diyor. Bugün devlet, hatıra serisi pullar çıkartıyor. Pulu düşünün, pulda ne yazıyor? Ülkemizin ismi yazıyor. Sonra üzerinde fiyatı var, bu da hâkimiyet sembolü. Ha cebindeki para ha pul, aynı şey.

Şu an resmî kurumlarda pul kullanımı nasıl?

Bugün mektuplarda makine damgası kullanılıyor. Önceden mektubun gideceği ülkeye göre tarife için defterden bakılır, tespit edilir, kesilir ve gönderilirdi. Şimdi makine damgası ile otomatik oldu bu işler. Eski yöntem daha uzun olduğu için baş edemiyorlar. Yine de PTT elinden geldiği kadar yapmaya çalışıyor. Mesela, önemli yerlerde filateli büroları açıyorlar. PTT'nin Sirkeci binasında var böyle bir büro. Oradaki kişi bu işle ilgileniyor. Sen abone oluyorsun ve yeni pullar çıktığında zarfına koyuyor, sen gidip alıyorsun. Zaten böyle bir şeyi ancak büyük merkezlerde uygulayabilirsiniz çünkü böyle bir talebin olmadığı şehirlerde bu büroları açmanın bir anlamı yok.

Devletin desteği nedir? Milli sergilerde ne gibi katkıları olur?

Biz sergilerimizi Konya, Gaziantep, Mersin gibi şehirlerle bütün yurda yaymaya çalışıyoruz. Bizler için bu çok zahmetli olmasına rağmen en önemli sergi olan Milli Pul Sergileri'ni ülkeye yaymayı istiyoruz. Bunları yaptığımızda çok ilgiyle de karşılaşıyoruz fakat bir koleksiyoncunun yetişmesi çocuğun büyümesi gibi bir şey. Bir insan birkaç pul gördü diye koleksiyoncu olamaz. Her gün pul gören birisi de koleksiyoner olamaz. Koleksiyonerlik ayrı bir emek ister, içten gelen bir şeydir.

Sergilerin hepsini devlet yapar. Federasyon 1960'lı yıllarda kuruldu ve yurtdışında da ülkemizi temsil etmeye başladı. Ondan önce ise Türkiye'yi İstanbul Filateli Derneği temsil ederdi. Türkiye'deki yapılanmadan biraz bahsedecek olursam, öncelikle her ilde derneklerimiz var. Mesela, İstanbul derneğimizde yıllık 20 TL aidat ile kayıt olunur, orada haftalık toplantılar yapılır, buralarda arkadaşlıklar edinilir. Dernek üyeleri birbirlerine topladıkları pullardan bahseder ve birbirlerine yardımcı olurlar. Bahsi geçen bu dernekler ise federasyona bağlıdır. Federasyon ise FEPA'ya (Federation of the European Producers of Abrasives) bağlı. FEPA, Avrupa Federasyon Birliği'dir ve bundan sonra dünyadaki beş kıta FIP ( Fédération Internationale de Philatélie) denen derneğe üye olunur.

Derneklerde ne gibi organizasyonlar düzenleniyor?

Filatelide bir dünya organizasyonları var, bir de kıtaların organizasyonları. Kıtalar içinde düzenlenir etkinlikler. Örneğin Avrupa, 44 ülkeden oluşur. Biz de her iki yılda bir yurtdışına gideriz. Bahsi geçen kurumların yöneticilerini seçeriz ve her ülkenin dünyada bir oyu var. Buralarda büyük devlet küçük devlet diye bir şey yoktur, seçimlerde her ülkenin bir oy hakkı vardır. Burada siyaset yoktur fakat siyaset daha farklı şekilde karşımıza çıkmakta. Kafa yapısı birbirine uygun olan, daha yakın devletler bir arada olur. Balkan ülkeleri, Arap ülkeleri gibi birlikler karşımıza çıkar. Türkiye olarak biz, bahsettiğim devletlerle daha yakın ilişkide oluyoruz. Ben hayatımda bir Finlandiyalıyla oturup bir kahve içmemişimdir. Onlar beni zaten ilgilendirmiyor, Norveç gibi kendisine yakın ülkelerle otururlar. Öte yandan Pakistanlı ise hemen Türkiye'nin yanına gelir çünkü diğerlerinden hazzetmezler. Böyle olunca gelişmiş ülkeler olarak nitelenenler de kendi aralarında örgütleniyor. İngilizlerin yanına ise hemen İngiliz kolonileri gelir. Burada Hintlisine, Pakistanlısına, Arap milletlerine biz sahip olmazsak iyot gibi açıkta kalıyorlar.

Bir koleksiyon değerlendirilirken ne gibi ölçütler kullanılır?

İki türlü koleksiyon vardır. Bunlardan birisi kendi evinde yaptığın koleksiyon diğeri ise sergilerde ortaya çıkan koleksiyondur. Evde yapılan koleksiyonda hiçbir sınır yoktur fakat bilinmesi gerekenler var. Öncelikle bir pul kataloğu edinmeli sonra biriktirilen pul serisinin hepsi alınmalı. Mesela beş pulluk seri ise beş pul da olmak zorunda. Katalog burada çok önemli, "hangi pul kaç seri, nerelerde bulunuyor, ücreti ne kadar" gibi bütün soruları kataloglardan öğrenebilirsiniz. Türk pulları biriktirecekseniz bir Türk pulu kataloğu alacaksınız ve bütçenize göre toplamaya başlayacaksınız.

Pullar kendi başına bir okul işlevi de görüyor gibi anlıyorum.

Pul koleksiyonculuğu insana çok şey kazandırır. Tarih bilinci, tasarruf bilinci, değerli bir şeyi saklama ve düzen kazandırır en önemlisi. Bu bahsettiklerim en çok da çocuklar için gerekli bir şey. Örneğin pul biriktiren bir çocuk, Kore Savaşı üzerine bir pul buldu diyelim. "Kore nasıl bir ülke, Türkiye neden Kore Savaşı'nda bulundu" gibi sorularla tarihini öğrenmeye başlayacak. Örneğin, Erzurum Aziziye Tabyası zaferi. Bu zaferin pulu 1952 senesinde çıkmış ve Osmanlı Devleti'nin Ruslarla yaptığı 93 Harbi'nin 75'inci yılı sebebiyle basılmış. Pula bu gözle de bakabilirsin. Pullar sana o zaman bir şey anlatacak, böyle kâğıt parçası olarak bir şey anlatmaz ki. Mesela İstanbul'un fethini anlatan bir pul serisi var. Harbi gösteriyor, kadırgaların taşınmasını gösteriyor, surları gösteriyor, Fatih'in şehre girişini gösteriyor, Sultanahmet'i gösteriyor. Pula ebeveynlerinin yönlendirmesi ile böyle bakarsa bir çocuk, bir yığın şey öğrenecek. Şimdi diyeceksiniz ki bunu yapan kaç kişi var? Bunu yapan insan çok az.

Bunun maddi bir getirisi var mı?

Pul koleksiyonunu maddi değerinden ziyade manevi bir şey olarak görmek lazım. Çocukların zihinlerine böyle kodlamak gerekiyor. Mesela babası pul koleksiyoncusu olan bir çocuk, babası öldükten bir saat sonra pulları satmaya uğraşıyor. Yani madde olarak görüyor pulu. Hemen babasının güzel koleksiyonunu satıp araba alıyor. Kimi her sene çıkan katalogda ne kadar artış var ona bakıyor, döviz artışıyla kıyaslıyor, "Aa çok iyi yatırım" diyor. Bizler dilimiz döndüğü kadar her yerde anlatmaya çalışıyoruz; koleksiyonculuk bu demek değildir. Şu an pul koleksiyonculuğunun az olması utanılacak bir şey esasında. Birçok zenginimiz var, bir arabaya bile çok yüksek paralar veriyorlar. Ya hu senin tarihin bu pullar. Buna rağmen pula ilgi göstermiyorlar. Tabii bir de bizim kurumlarımızın geçmişte yaptığı ihmaller var. Akıl alır gibi değil. Mesela devletin Ankara'da muhteşem güzellikte bir müzesi var. Düşünebiliyor musunuz bastıkları pullardan kendilerine bir numune bile saklamamışlar. Milli Piyango İdaresi'ne gidiyorsun, ta 1927'den beri bilet basan yer burası. Bir koleksiyoncunun koleksiyonunu aldı o sayede şimdi sergiliyorlar. Bastığı biletin bir örneğini bile saklamamış. Nereye baksan böyle eksiklikler. Niye? Bizde bu bilinç zayıf. Biz Türkler hayat boyu harp etmişiz, başka bir şeyle uğraşmamışız. İngiliz 1800 senesinde Avustralya'da sinek bulmuş, almış götürmüş memleketine numune diye dondurmuş. Bilmem kaç bin böceğin koleksiyonunu yapmış. Aklına gelen her şeyin müzesini yapmışlar. Niye, herifler emperyalist bir kültürle yetişmişler 500 senedir. Bizim de bu konudaki arşiv kültürümüzün yetersiz ve ilgimizin az olması sebebiyle yıllar geçtikçe eski pulları bulmak daha zor olacaktır. Pul koleksiyonlarının değeri her sene artıyor.

Pulların bakımı zor mu?

Sonuçta bu bir kâğıt, bir yangın bir su baskını yahut taşınırken defteri kaybedersin gider. Nemli bir yere koydun ve havalandırmazsan, hepsi bozulur. Çocuk gibi bakman lazım pullara. Yani sürekli emek istiyor. Öyle "pulu aldım deftere koydum iş bitti" değil. 10-15 günde bir havalandırmak lazım. Kitapla haşır neşir olanlar bilir; çok eski kitapların içinde beyaz minnacık bir bit türü vardır. Pulların zamkına o bit, dışkısını yapar, sarı bir leke oluşturur. Sonra o leke, kâğıtta delik oluşturur. Gitti pul.

Osmanlı'daki postanelerde damgalanan pulların yüzde kaçına ulaşabildiniz?

Osmanlı'nın üç kıtaya yayılmış 3700 tane postanesi vardı. Ben bunun kitabını yaptım, 1500 tanesini tespit ettim. 10 ciltlik kitapta 6500 adet damganın çizimi, resmi, nedreti hepsi var. Şimdi iki cilt daha hazırlıyoruz inşallah. Daha 2000 postaneye hiç ulaşamadım, Lübnan'ın dağlarında bile postane varmış. Bunların çoğu istihbarat için açılmış II. Abdülhamid ve Sultan Reşat zamanında. Arapların hareketlerini takip ediyorlarmış. Normalin haricinde durumlar olduğunda oradaki memurlar payitahta haber verirmiş. Belki de çoğu muamele bile yapmadı. Kâğıthane'de postane var mesela ama daha resmini bile görmedik. Vefa'da postane var ama hiç damgası çıkmamış. Damga toplamak çok daha zor, pul kısmen daha ulaşılabilir. Yani sen bundan 200 sene evvel Fizan'dan atılan mektubu nasıl bulacaksın, çok zor.

Sergilerde koleksiyonların değeri nasıl ölçülür?

Sergilemek işin bambaşka bir boyutu çünkü yıllarca biriktirdiğin pulları teşhire sunuyorsun. Önce föy denen A4 ebatlarında kartonlar var, koleksiyonunu onların üstüne yapıyorsun 16 föy bir pano eder. Beş pano oluşturmak mecburi, 80 tane föy demek bu. Sonra müracaat edeceksin. Damgalar, mektuplar, zarflar varsa adı "posta tarihi"dir. Posta pullarından oluşuyorsa onun ismi "geleneksel koleksiyon"dur; hayvan, spor, olimpiyat, çiçek vs. ise ismi "tematik koleksiyon"dur. Bir de "efemera" denen bir bölüm var. Dünyada ilk olarak, nisan ayında Ankara'da Koç Vakfı'yla sergisini yapacağız. Üç gün sempozyum sürecek, sonra sergi ve ödül töreni var. Osmanlı'nın posta pulu hariç her türlü devlet dairesinde kullandığı "fiskal pul" var. O da bir sınıftır. Kartpostallar var, 1895'ten 1920'lere kadar basılan. Bunları getirip gösterdin, sergiye girmen kabul edildi. Dernekler kendi koleksiyoncularının koleksiyonlarını getirir şehirlerinden. Bu sergiyi organize edecek komitenin yarısı PTT yöneticileridir, diğer yarısı bizim koleksiyonculardan seçtiklerimizdir.

Komite, serginin panolarını getirir, dizer, monte eder, kilitler. Jüride her bir üye kendi alanındaki koleksiyonları değerlendirir. Misal; posta tarihi jürisi, posta tarihi koleksiyonlarıyla ilgilenir. Puan verilirken koleksiyonun önemi, pulların nedreti, malların temizliği ve kondisyonu, yaprakların mizanpajı ayrı ayrı puanlanır. 100 üzerinden 65 puan bronz madalya, 70 puan gümüş madalya, 75 puan büyük gümüş madalya, 80 puan vermey madalya, 85 puan büyük vermey madalya, 90 puan altın madalya, 95 puan büyük altın madalya demektir.

Teşekkür ederiz.

Ziya Ağaoğulları KİMDİR?
1953'te Beşiktaş'ta doğdu. İstanbul Ticaret Lisesi'nin ardından, 1976 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Ağaoğulları, 1996 senesinden bu yana Türkiye Filateli Dernekleri Federasyonu'nun (TFDF) başkanlığını yapmaktadır. Aynı zamanda İSFİLA'nın (İstanbul Filateli ve Kültür Merkezi A.Ş) yönetim kurulu başkanlığını da yapan koleksiyoner, Türk Filateli Akademisi'nin kurucu başkanıdır. Türk ve Osmanlı pulları eksperi olan Ağaoğulları, yurtiçinde ve yurtdışında jüri üyeliği görevlerini yürütmektedir. Resimli Osmanlı-Türk Posta Damgaları, Türk Pulları ve Antiyeler Kataloğu hazırladığı kitaplar arasındadır.



BİZE ULAŞIN