Sosyal medyaya sığınmak: “Balon mutluluk hali”

Sosyal medya hayatımıza destek mi oluyor yoksa köstek mi? Sosyal medyanın baş döndürücü hızına sürekli olarak maruz kalan bizler, neredeyiz? Kafamıza takılan bu gibi soruları ve sanal dünyanın günümüzde aslında bir suç dünyasına eviriliyor oluşunu konunun uzmanlarına çeşitli sorular sorarak araştırdık.

H.Sena Kartal SAYI:45
Sosyal medyaya sığınmak: “Balon mutluluk hali”

Beğenilen her ileti gerçeği yansıtmıyor (Merve Aykutluğ Papillon Digital Marka Müdürü)

Medya dediğimiz kavram çok uzun bir süredir hayatımızda olmasına rağmen artık bu kavram geleneksel ve yeni medya diye ayrışmakta. Öncelikle geleneksel medyada karşılaşılan içerikler ve bu içeriklerin insanlar üzerindeki etkisi üzerine konuşalım isterseniz.

Geleneksel, yani yazılı ve görsel basın vasıtası ile aslında hepimiz "tek yönlü" bir iletişime maruz kalıyoruz. Bizlere iletilen mesaja interaktif şekilde katılma, yorumlama, fikrimizi belirtme ve paylaşma şansımız maalesef olamıyor. Yani hepimiz tüketmek zorunda kalıyoruz.

Medyayı, iletişim biliminin altında konumlandırıyoruz fakat geleneksel medya tek yönlü olduğu için burada aslında bir iletişim değil de "iletim" süreci işliyor. Yani geleneksel medyanın propagandasına, aşırı derecede maruz kalıyoruz.

Yapılan reklam ve duyurularının tam olarak hangi kitleye, nasıl ulaştığını bilemiyoruz. Bu mecralar yayın organı olarak çok büyük kitleleri kapsamalarına rağmen, iş, raporlama tarafına geldiğinde sonuçları ölçümleyemiyor ve buna bağlı olarak da sağlıklı analizler elde edemiyoruz. Bu da geleneksel medyanın amacına ne kadar ulaştığı konusunda bizi tatmin edemiyor tabii ki.

Diğer taraftan geleneksel medyada içeriklerin etkin bir onay süreci hâkimiyeti altında olduğunu belirtelim. Yazılı yahut görsel, üretilen bütün içerikler bir denetim mekanizmasına tabi tutulur ve onay almayan hiçbir içerik yayınlanamaz. Yani içerikte yer alan herhangi bir yanlışı şu butona basıp sileyim yahut değiştireyim diyebilmek mümkün değil. Hata her zaman bu sürecin sonrasında telafi edilmek durumunda. Bu da kimi zaman geri dönülemez sonuçlara yol açabiliyor.

Eski medyanın tek yönlü oluşu nedeni ile aslında karşılaştığımız içerik kanal, gazete yahut dergi yöneticilerinin isteklerinden ibaret diyebiliriz. Bu nedenle insanların karşılaştıkları içerikler, karşılaşmak istedikleri değil de onlara dayatılanlardan ibaret oluyor genellikle. Yani toplum, isteği olmasa da karşılaştığı içerikleri kabullenmiş olduğu için herhangi bir dönüş de söz konusu olamıyor.

Yeni medyanın insanlar üzerindeki etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

2017 verilerine göre Türkiye'de 48 milyon internet kullanıcısı var. Bu rakam aynı zamanda sosyal medya kullanıcısı olarak da karşımıza çıkıyor. Bu kadar aktif kullanımın nedenlerinden biri de mobil olarak internete kolay erişebilmemiz ve bu her yıl yaklaşık yüzde 4 oranında artmakta.

Bu kadar aktif kullanılan mecraların toplumun her kesiminden insanın hayatına etki etmesi tabii ki kaçınılmaz. Yaşı ve sosyal statüsü ne olursa olsun kişiler sosyal ağları, dijital haber portallerini yani özetle gündemi elinin altındaki cihazlar ile internet üzerinden kolayca takip ediyor. Aslında çoğumuz bu duruma bağımlı haldeyiz ve bu durum kişileri sosyal, kültürel, eğitsel, siyasal ve bedensel olarak etkiliyor. Diğer bir taraftan ruhsal olarak ve iş hayatı anlamında da bambaşka etki ve sonuçlarını görebiliyoruz.

İnsanlar günlük stres ve mutsuzluklarından uzaklaşmak adına sıkça sosyal medyada vakit geçiriyorlar. Bu durumu, "balon" mutluluk hali olarak tanımlayabiliriz. Yani zaman geçirirken eğleniyorlar fakat o dünyadan gerçek dünyaya geçiş yaptıklarında, ilk olarak yaptıklarının zaman kaybı olduğunun farkında oluyorlar. Bu da ruh halinde olumsuz bir duruma yol açıyor. Diğer yandan beğenilen bir ileti ya da fotoğraf aslında çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor ve kişi bunun farkında olduğu için kendisi ile çelişiyor.

Diğer önemli bir konu ise iş hayatı. Şirketler çalışanlarının kendi şirketi hakkında sosyal mecralar üzerinden olumlu ya da olumsuz yönde ilerleyen, yoruma açık paylaşımlar yapmalarına çok sıcak bakmıyor. Aksi takdirde yapılan bu paylaşımlar daha sonraki süreçte hem kendisini hem de bağlı bulunduğu markayı zor durumda bırakabiliyor.

Olumlu bir yanı yok mu peki yeni medyanın?

Elbette ki var. Yukarıda geleneksel medyada insanların aslında tek taraflı bir "iletime" maruz kaldığını belirtmiştik. Yeni medyada ise tam tersi bir durum söz konusu. İnsanlar diledikleri gibi yorumlayabiliyor, müdahale edebiliyor, beğenisini yahut rahatsızlığını dile getiriyor veya konu ile ilgili örgütlenebiliyor. Yeni medya, doğru kullanıldığında kişinin gelişimine katkıda bulunan etkili bir haber ve bilgi kaynağı olabiliyor hatta kullanıcıları eğitsel anlamda yükseltebiliyor.

Burada önemli bir konuyu da belirtmekte fayda var: Yeni medya mecralarını kullanan kişilerin; rahatsızlığını dile getirirken kişisel haklara zarar vermemesi gerekiyor. Zira bu ve benzeri durumlarda birtakım hukuki yaptırımların uygulanabildiğini biliyoruz.


Ortam sanal olsa da işlenen suç gerçektir (Mustafa Sansar Fordefence Adli Bilişim Laboratuvarı Genel Müdürü)

Her ne kadar sanal bir dünya olarak görülse de yeni medyanın hayatımıza kattığı sosyal medya gerçek dünyamızı oldukça etkilemekte. Peki, sosyal medya ortamında ne gibi suçlar işleniyor daha çok?

Yeni medyanın bir alanı olarak nitelenen sosyal medya, sağlamış olduğu avantajlarla klasik medyadan ve gerçek dünyadan birkaç nedenden dolayı farklıdır. Öncelikle sanal dünyada her şey baş döndürücü bir hızla gelişir. Üretilen her yeni şey, sınırsız sayıda çoğaltılabilir ve manipülasyona açıktır. Ülke hatta kıta sınırları yoktur. Bu da hukukun temel prensiplerinden biri olan "yargı alanı" kavramını boşa çıkarmakta ve işlevsiz hale getirmektedir.

İnternet ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla insanlar çok hızlı bir şekilde gruplaşabilmekte, kendi ağlarını oluşturabilmekte ya da diğer insanlara çok hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabilmektedir. Bu nedenle klasik medya yahut geleneksel toplumda çok zor olan etkileşimler, sosyal medya aracılığıyla çok kolay bir şekilde sağlanabilmektedir. Bunlara her seviyede örnek vermek mümkündür. Mesela; iki "cannibalist"in (canlı insan eti yiyen) sosyal medyada birbirini bulmaları gibi uç örneklerle dahi karşılaşabiliyoruz. Normalde bu iki insanın birbirini bulması oldukça zor bir durumken, bu yeni medya marifetiyle mümkün hale gelmiştir. Öyle ki anonimlik sağlayan ağ ve servisler, bu tarz ilişki ve alışverişler için vazgeçilmez bir platform haline gelmiştir.

Sosyal medyada suç işleyen kesimlerin hedef kitlesini kimler oluşturuyor ve failler nasıl bir yol izliyorlar bu noktada?

Günümüzde sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda failler daha çok çocukları ve gençleri hedef almaktadır. Failler, çocuk ve gençlerle kurdukları ilk diyaloglarda onların güvenini kazanma yoluna gidiyorlar evvela. Daha sonra bu güvene bağlı olarak edindikleri görüntü, yazışma, ses gibi materyaller üzerinden bu kişileri tehdit ederek suça sürükleyebiliyorlar. Çocukların ebeveyniyle olan ilişkisinin şeffaflık üzerine olduğu durumlarda çocuk yahut genç daha ilk aşamada bu tehdit zincirini kırabilmekte ve daha kötü sonuçların önüne geçebilmektedir. Ancak katı aile ortamlarında bu şekildeki tehditler suçluların işini kolaylaştırıyor zira çocuk, durumu ailesine anlatmaktansa istenenleri yaptığı takdirde gizli kalacağı yanılgısına düşüyor. Mavi Balina ve benzeri birçok güncel tehditte uygulanan model aynıdır. Sonuçta ya intihar eden bir çocuk, yahut kendisine suç işlettirilen bir gençle karşı karşıya kalıyoruz. Bu bağlamda her fırsatta tekrar ediyoruz ki: "Ortam sanal olsa da işlenen suç gerçektir!"

Yeni medya araçlarında kişisel bilgilerimizi paylaşmamızın çok sağlıklı olmadığı söyleniyor. Bu tür bilgi paylaşımlarının ne gibi etkileri oluyor suça bulaşma noktasında?

Kişisel bilgilerin, orantı gözetmeksizin internet ortamında paylaşılması oldukça önemli bir konu. Zira paylaştığımız bu bilgilerin toplanması ve işlenmesini amaçlayan açık kaynak istihbaratı, sadece iyi niyetli kamu görevlilerinin değil art niyetli, dolandırıcı şebekeleri, terör örgütleri, kişisel düşmanlık besleyen vb. kişilerin de vazgeçilmez bir aracı haline geldiğini gözden kaçırmamak gerekiyor. Bu şekilde ele geçirilen kişisel verilerimizle suçlular, örneğin bankacılık işlemleri gibi önemli hususlarda adımıza işlem gerçekleştirebilmekte, yaşadığımız yerleri tespit edebilmektedirler. Özellikle sosyal ağ platformlarında bir hesabın ele geçirilmesi dolandırıcıların en çok ihtiyaç duydukları güven oluşturma aşamasını onlara hazır olarak sunmakta ve hesap sahibinin arkadaşlarına ya da diğer takipçilerine ulaşırken hem kendilerini gizleyebildikleri hem de güven ilişkisi kurabildikleri fırsatlar sunmaktadır. Bu şekilde güvenilir kişilerden geldiğini düşündüğümüz bağlantı ve paylaşımlar aracılığıyla "olta" diye tabir edilen tuzaklara düşebiliriz. Hesaplarımızı, şifrelerimizi kaptırabilir ve haberimiz olmadan kendi hesaplarımızdan suç konusu işlemler yapılabilir veya başkaca suçlar için atlama taşı olarak kullanılabilir. Hesaplarımızın atlama taşı olarak kullanıldığı durumlarda; örneğin, polis bir gün kapımıza dayanabilir ve bizi işlemediğimiz bir suçun faili olarak aradığını söyleyebilir.

Sosyal medyada saldırıya maruz kalan kullanıcılar nasıl bir yol izlemeli?

Öncelikle tehdit altında olanların, bu alanda uzman firmaların olduğunu ve kendilerini yalnız hissetmelerine gerek olmadığını bilmeleri önemli. Aleyhlerine oluşturulan içeriğin yahut paylaşımın hızlı ve tarafsız bir şekilde tespiti, bulundukları bölgedeki savcılıklara yapacakları adli müracaatlar için çok önemli. Zira bu tespitlerde yaşanacak gecikmeler delillerin kaybolması ve faillerin tespitinde işe yarayacak, verilerin kaybolması sonucunu doğuracaktır. Her ne kadar bu alanda güvenli kalmanın ilk halkasında bireyin kendisinin ve çevresinin bilinçli olması yer alsa da bu tür olaylara maruz kalanlar, profesyonel yardım almak suretiyle suçun etkisini azaltabilir ve faillerin tespitinde adli makamların ihtiyaç duyacağı verileri daha hızlı toplayıp sunabilirler.


Sosyal medya asosyalleştiriyor (Said Ercan Uluslararası Sosyal Medya Derneği Başkanı)

İçinde bulunduğumuz zamanda sosyal medyanın hayatımızda ne gibi etkileri var?

Sosyal medya, gerçek hayatı hiç olmadığı kadar etkilemeye başladı. İnsanların eş seçiminden tutun da iş aramaya kadar hayatının hemen her alanında merkezi bir konuma oturmuş durumda. İnsanlar artık günlük hayatın işleyişi içerisinde sevinçlerini, üzüntülerini sosyal medya ile paylaşıyor. Sosyal medya herkesin ortak buluşma mekânı olmuş durumda.

Sosyal medya kullanımının hem olumlu hem de olumsuz sonuçlara yol açabilen bir mecra olduğunu hatırda tutmak gerekiyor. Örneğin, insanların bir kısmı sosyal medya kullanımıyla sosyalleşebilirken diğer kısmı da asosyalleşebiliyor. Böylesine devasa değişimlerin yaşandığı sosyal medya ve gerçek hayat ilişkisi arasında kopmaz bağlar oluşmuş durumda. Sosyal medyayı iyi ve aktif kullananlar mesleki anlamda işini daha çok geliştirebilirken başka bir kesim de bu aktiflik sonucu işini kaybedebiliyor. Yani sosyal medya nasıl, nerde ne kadar kullandığınıza göre insan hayatına destek ya da köstek olabiliyor.

Sosyal medyanın olumsuz etkilerine maruz kalan kesimleri genel olarak kimler oluşturuyor ve bu etkiler ne gibi sonuçlara yol açıyor sizce?

Özellikle gençler, dijital okuryazarlık eğitimi almamış olanlar, sosyal medyanın tehlikelerini bilmeyenler ve yaşadığı zamanın ruhuna uygun olarak yaşamayanlar sosyal medya yoluyla yapılan manipülasyonların açık hedefi haline gelebiliyorlar. Günümüzde sosyal medya algı yönetiminin merkezi halinde malumunuz. Malcom X'in dediği gibi; "İyi siyah yahut iyi beyaz olmak gibi bir durum yoktur."

Sosyal medya iyiyi kötü, kötüyü iyi gösterecek şekilde tasarlanabiliyor. Bot, sahte (fake) ve gölge hesaplar hiçbir ceza almadan toplumları yönlendirecek ve kaos oluşturacak şekilde toplum mühendisliği yapabiliyor. Yaşadığımız "big data" (büyük veri) çağında bir toplumun enformasyon olarak bütün bilgilerini dijitalde depolayıp toplumsal ve milli güvenliği tehdit edecek şekilde kullanılabiliyor. Özellikle hackerlar marifetiyle deepweb (derin internet) ortamında gençler dijital istihbarat ve illegal işlerle bir bataklığın içerisine çekiliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN