Alternatif bir Türkiye okuması: Cumhurbaşkanı eşleri

Alternatif bir Türkiye okuması: Cumhurbaşkanı eşleri
Giriş Tarihi: 6.8.2014 14:24 Son Güncelleme: 28.11.2014 13:53
SAYI:04Ağustos 2014
Ayça Atikoğlu'nun Türk 'first lady'lerini anlatan kitabı Cumhurbaşkanı Eşleri, Çankaya'daki yaşamı ve cumhurbaşkanlarının eşlerini konu alıyor. Kitap, yalnızca bir anılar bütünü olarak değil de alternatif bir cumhuriyet tarihi olarak okunduğunda, Türkiye'nin dünü ve bugünü arasında bir zihniyet karşılaştırması yapma imkânı da sunuyor. Türkiye'nin batılılaşma serüveninde cumhurbaşkanı eşlerinin ne gibi bir rol üstlendikleri, tepeden dayatılan bu anlayışın Çankaya'da nasıl temsil edildiği gibi pek çok ayrıntı bulmak mümkün Atikoğlu'nun kitabında.

Atikoğlu, 2006 yılında basılan kitabın sunuş yazısında şöyle diyor: "Bugün 'türban ile girilmez' tartışmalarına konu olan Çankaya'nın 'ev gerçeği', Türkiye Cumhuriyeti'nin zayıflıklarını anlayabilmek için de yararlı olabilir. Modernliğin görüntüsünün kendisinden daha önemli olduğu ülkemizde şimdilerde yaşananlar belki de yüzümüze vurulan kendi gerçeğimizdir."

Gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti'nin zayıflıklarını anlayabilmek için güzel bir fırsat sunan kitap, Nazmiye Demirel'e kadarki cumhurbaşkanı eşlerini inceliyor. Ahmet Necdet Sezer ve Semra Sezer döneminde de aynı statükocu anlayışın, tek tipleştirici bir dayatmadan ibaret olan modernlik algısının devletin en üst makamında egemenliğini sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Abdullah Gül ve Hayrünnisa Gül dönemi ise 'dindar cumhurbaşkanı ve başörtülü dindar first lady' dönemi olması ve çoğunluğun ilk kez Çankaya'da temsil edilebilir olmasıyla eski dönemin kapandığını işaret ediyor.

Fakat eski anlayış bir gecede değişmeyeceği için bu dönem eski ve yeni Türkiye arasında bir geçiş aşaması şeklinde değerlendirilebilir. Devletin en üst makamında olmasına rağmen Hayrünnisa Gül etrafında çeşitli tartışmalar dönüyor, Hayrünnisa Hanım da bu süreçte çok fazla görünmemeye dikkat ediyordu. Çankaya'da başörtülü bir first lady otururken, başörtülü kızlar Türkiye'de üniversiteye giremiyor, kamuda çalışamıyordu.

Önümüzdeki günlerde ise ilk kez halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı ve onun eşi, yani ilk kez halk tarafından seçilen bir first lady Çankaya'ya çıkacak. Erdoğan'ın seçilme ihtimalinin yüksekliğini düşünerek, ilk kez halk tarafından seçilen başörtülü bir first lady'nin Çankaya'ya ev sahibeliği yapacağını söyleyebiliriz. Recep Tayyip Erdoğan'ın 'aktif cumhurbaşkanlığı' yapacağını vurgulaması, aynı zamanda Emine Erdoğan'ın da aktif bir first lady olacağı anlamına geliyor. Bu açıdan önümüzdeki dönem Türkiye'nin tam anlamıyla normalleşme süreci olacaktır. Bugüne kadar Çankaya'daki varlıklarını 'Cumhurbaşkanı eşi' olarak sürdüren kadınların en üst makamdaki temsiliyetinin de Emine Hanım'la birlikte değişeceği, bu makamın tam anlamıyla First Lady ya da 'Baş Hanımefendi'lik statüsüne dönüşeceği söylenebilir.

Anadolu'da kolsuz giysiler

Atikoğlu'nun her dönemin tanıklarıyla ayrı ayrı konuşarak hazırladığı kitapta anlatılanlardan, Cumhurbaşkanı eşlerinin topluma dayatılan batılı-modern kadın figürünü destekleyici bir rol üstlendiklerini anlıyoruz: "1966-73 yılları arasında Çankaya'ya Atıfet Sunay ev sahibeliği yaptı. Atıfet Hanım, Karadeniz fıkraları ve hikâyeleri anlatmayı seven, konken oynayan, son derece rahat, konuşkan, neşeli, hareketli bir kişilikti. Kadının toplumdaki rolü oturmaya başlamış, meslek sahibi olanların sayısı artmıştı. Anadolu kentlerinde kadınlar kolsuz giysilerle gezinir olmuşlardı."

Anadolu kentlerinde kadınların kolsuz giysilerle gezmeleri, Türkiye'deki çarpık modernleşme dayatmasının başarıya ulaştığını gösteren bir ölçü olarak kitaptaki anlatımlarda yerini alıyor. Kitapta, bu millete tek seçenek olarak sunulmuş olan o Avrupai hayatın derinliklerine, inceliklerine değiniliyor. Anlatılan yaşamlara tamamen yabancı olduğunuzu hissediyorsunuz. Bu toplumu yansıtmayan, bu milletin kökleriyle hiçbir teması olmayan karakterlerin hikâyelerine tanık oluyorsunuz. Örneğin Atatürk'ün eşi ve Çankaya'daki ilk first lady olan Latife Uşakizade ve ailesiyle ilgili anlatılanlar oldukça dikkat çekici: "Latife, Muammer Bey'in büyük kızıdır. Cesur, atak, kararlı, bağımsız yaşamayı seven bir kızdır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra hukuk okumak üzere Paris'e gitmiş, Sorbonne'a başlamış, bir yıl sonra Londra'ya geçmiş, orada bir yıl kalıp yine Paris'e dönmüştür. O sırada Birinci Dünya Savaşı'ndan yorgun çıkan Türkler varlıklarını koruyabilmek için çetin bir kurtuluş savaşı vermektedirler. İzmir'de tarihi günler yaşanırken, Muammer Bey ve ailesi tatillerini Biaritz'de geçirmektedirler."

Toplumdan tamamen kopuk bir sınıfın uzun yıllar devletin en üst makamlarını işgal etmesi ve o makamlarda yürüttükleri politikalarla Türkiye halkı üzerindeki etkileri, bugünden sonra çok daha açık bir şekilde konuşulacaktır. Cumhurbaşkanı eşleri de aslında konuşmaya başlamak için en önemli noktalardan bir tanesi. Ayça Atikoğlu'nun İnkılâp yayınlarından çıkan kitabı, Cumhurbaşkanı eşleri üzerinden alternatif bir Türkiye okuması yapmak için güzel bir fırsat sunuyor.
BİZE ULAŞIN