Karanlıktan sonra

Karanlıktan sonra gelen karanlık ya da Murakami’nin kız kardeşleri

Ali Eren SAYI:37 / Temmuz 2017
Karanlıktan sonra

Haruki Murakami bir süredir Türk okurları için özenle takip edilen bir isme dönüştü. Murakami'nin Türkçeye tercüme edilme serüveni yeni sayılmaz. İmkânsızın Şarkısı ile başlayan Murakami tercümeleri bir şekilde araya kaynamış, yayınevinin diğer kitaplarıyla birlikte yan yana getirildiğinde daha düşük bir ilgiyle karşılanmıştı. Murakami sanırım Sahilde Kafka romanıyla birlikte Türk okurunun ilgisini çekebildi. Bir de çeviri meselesi var tabii. Yazarın bazı kitapları İngilizceden çevrilirken bazı kitapları da Japoncadan Türkçeye çevrildi. Bu, kanımca bir dil karmaşası çıkarttı ortaya. Gönül ister ki tüm kitapları yazarın kendi dilinden çevrilsin.

Murakami'yi eleştirenlerin büyükçe bir kısmı kitapların çevrilmesindeki sıkıntılarla beraber, kahramanların bir Japon gibi değil de Amerikalı gibi yaşadığını savunarak eleştiriyorlar yazarı. Buna katılmamak elde değil, hatta bazı kahramanların isimlerini Amerikalıların isimleriyle değiştirsek hiç fark etmez doğrusu. Burada tabii Murakami'den bağımsız olarak artık roman sanatının "yatırımcılar" gözünde bir değeri olması gerçeğini tartışmak gerek. Çünkü "büyük" romancılar dediğimiz kişiler ciddi para kazanma kapıları haline geldiler, bir tür pop yıldızına dönüştürüldüler.

Murakami de onlardan biri. Hakkında açılmış internet sitesinden tutun da kitaplarında adı geçen şarkıların albüm olarak yayınlanmasına, koşuya olan merakına kadar, başka ilgileri üzerinde toplayan bir yazardır kendisi. Bu anlamda Murakami'nin ikili bir yazım taktiği yürüttüğünü söyleyebiliriz. İmkânsızın Şarkısı, Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında gibi kitaplarla S. Fitzgerald yahut J. D. Salinger tarzı Amerikan anlatısına yakın olduğu söylenebilir.

Murakami esas anlatısını Sahilde Kafka, Haşlanmış Harikalar Diyarı, Yaban Koyununun İzinde, Zemberekkuşu'nun Güncesi, 1Q84 gibi kitaplarıyla kurmuştur. Bu kitaplarıyla spesifik bir anlatıyı büyütürken, tamamen kendine özgü bir evrenin de içini doldurmayı başarmıştır. Olağanüstü öğeler çok sıradan meselelermiş gibi anlatılır onun kitaplarında, zor konuları mükemmel denilebilecek bir basitlikle yazar; kediler dile gelebilir, sapıklık derecesindeki cinsellikle ilgili konular sıradan işlermiş gibi yaşanabilir, tüm kahramanlar inanılmaz derecede bir müzik bilgisine sahiptir, her köşe başından bir gizem fışkırır, havada iki ay vardır, ucuz moteller kahramanların en sevdikleri sığınaktır, markalar canlanabilir, kıyamet birden kopabilir… Ve daha onlarca parlak ve esrarengiz konu

Murakami evreninin ana çerçevesini oluşturur. Karanlıktan Sonra (Doğan Kitap, Mayıs 2017) 2004 yılında yayımlanmasına rağmen günümüzde Japonca aslından (Çev: Ali Volkan Erdemir) Türkçeye çevrilebildi. Doğan Kitap'ın böyle bir yayın politikası var. Peyderpey de olsa yazarın tüm kitaplarını bir şekilde yayınlıyorlar.

Hem yeni kitaplar dilimize kazandırılıyor hem de artık Japoncasından eski kitaplar yeni edisyonla basılıyor. Karanlıktan Sonra için de değişik bir yayın politikası yürütülerek, dört ayrı kapak rengiyle satışa sunuldu roman. Bu tabii yukarıda belirttiğim roman sanatının artık pazarlamacılar elinde başka kılıflara sokulduğu gerçeğiyle de alakalı (!) Roman gece yarısından sonra başlıyor.

Gözlemci yazar diliyle Murakami'nin elindeki kameranın kişiler ve olayları bazen uzaktan, bazen yakından ya da yukarıdan çeker gibi anlattığı farklı bir teknikle karşılaşıyoruz. Karanlıktan sonra başlayan karanlık kadınların, kız kardeşlerin varoluş hikâyesi bu. Dört kadın karakter gece ilerledikçe kendi hikâyelerinin karmaşası içinde bir çıkar yola ulaşmak için çabalıyorlar.

Açlık ve parasızlıktan Japonya'ya kaçıp fuhuşa zorlanan bir kadının özel bir anıyla açılıyor hikâye. Mari, gece açık olan restoranlardan birisinde kahve üstüne kahve içiyor. Kitap okuyor ve arada kepini elliyor. Murakami'nin diğer romanlarında olduğu gibi kahramanların başına büyük felaketler gelse de onlar kahvelerini özenle içmeyi, plaklarını inanılmaz bir hazla dinlemeyi sürdürüyorlar.

Estet denebilecek bir şekilde ayrıntı hastası hepsi. Mari'nin yanına gelen Takahaşi, "Seni hatırlıyorum" diyor ve kahramanımızı acayip bir serüvenin içine bırakıyor. Olaylar gelişiyor, kamera hızla dönüyor: Regl olduğu için müşterisi tarafından dövülen Çinli kadın, beli sakatlanıp güreşi bırakan ve kaçak bir otel işleten Alphaville, otel temizlikçileri Komugi ve Korogi ile iki aydır hiç uyanmadan uyuyan Eri…

Hikâye sadece bir gecede geçiyor. Kız kardeşlik, çirkin abla, yalnızlık, fuhuş gibi meseleler romancının bazen yukarıdan, bazen de olayların tam içine girip bakan üslubu tarafından tartışılmadan tüm netliğiyle anlatılıyor. Kız kardeşlerin hikâyesi bu aynı zamanda. Karanlıktan sonra gelen şafak ise aydınlık mı karanlık mı okura kalmış. Çünkü bir sonraki karanlığa kadar daha zaman var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


Diğer Haberler

BİZE ULAŞIN