Güney sınırında bir nevi ön karakol görevi yapıyoruz

1977 yılında Suriye Askeri Akademisi’nden mezun olan ve 2007 yılında muharebe albayı görevinden emekli olan Ahmet Arnavut, Suriye’de iç savaşın çıkmasıyla birlikte Türkmen Dağı’nda dağınık halde bulunan Türkmen mücahit grupları bir araya getirerek Türkmen Dağı Tugayı Komutanlığı’nı yürüttü. Arnavut’la Bayır-Bucak Türkmenleri üzerine kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Raşit Ulaş SAYI:31 / Ocak 2017
Güney sınırında bir nevi ön karakol görevi yapıyoruz

Bayır-Bucak Türkmenleri hakkında bize bilgi verir misiniz? Bayır-Bucak'ta yaşayan Türkmenler kimlerdir ve bu zamana kadarki tarihi rolleri ne oldu?

Bayır-Bucak Türkmenleri 1516 yılında Mercidabık Savaşı sonrasında Yavuz Sultan Selim Han tarafından Anadolu'daki şehirlerden bu bölgeye getirilerek yerleştirilen öz Anadolu Türkleridir. Asırlardır Türkiye'ye bağlı kalmış, örf, âdet ve gelenekleri ile lisanlarını yitirmemiş olan insanlardan oluşur. Öyle ki birçok Bayır-Bucak Türkmen'i Arapçayı okulda öğrenir, köylerde yaşadığımız yerlerde Türkiye Türkçesi hâlâ kullanılır. Osmanlı Devleti bizleri bu bölgeye strateji için yerleştirmiş. Anadolu'dan ve Kafkasya'dan kutsal Hac yolculuğuna çıkan hacıların, o dönem şartlarında aylarca süren yolculuklarını güvenli şekilde yapması ve Mısır'ın fethedilmesinin ardından Arap topraklarına ve Mısır civarına asker sevkiyatlarına rehberlik edilmesi amacıyla bu bölgeye yerleştirildik. Osmanlı sonrasında ise Hatay'ın anayurda katılmasının ardından Bayır-Bucak bölgesi Suriye'de kaldı. Bundan sonraki süreçte de sınır telleri gönlümüze çekilmedi ya, Türkiye'mizin güney sınırında bir nevi ön karakol olarak görev yaptık, yapıyoruz.

Yaşanan son gelişmeler sonrasında an itibariyle Bayır-Bucak'ın ve Türkmen Dağı'nın durumu nedir?

Lazkiye kırsalında Türkmenlerin yaşadığı 74 köy vardı. Bunların denize yakın olanlarına 'bucak', dağlık kesimde olanlarına da 'bayır' adı verilir genel anlatımda. Türkmen Dağı ise 'bayır' kısmındaki dağlık alanlara verilen peş peşe yüksek tepelerin olduğu yere denir. 2011 yılında savaşın başlamasının ardından ecdat yadigârı toprakları ve namuslarını korumak için Türkmenler mücadeleye girdi. İlk başlarda çok önemli zaferler elde ettik. Bu muzaffer yılların ardından rejim ve destekçisi Şebbiha çeteleri, Lübnan Şii Hizbullah'ı, Irak ve İran Şii milislerine karşı kara savaşlarında sürekli galip geldik, vatanımıza, onurumuza, bayrağımıza sahip çıktık. Ancak, Rusya'nın savaşa dâhil olmasının ardından yoğunlaşan hava taarruzları, gemilerden atılan füzeler nedeniyle bazı bölgeleri kaybettik. Zira bizim elimizdeki silahlar karada cephe savaşına ancak yetecek türdendi. Uçak, helikopter ve bize kilometrelerce uzaktaki denizden gelen füzelere karşı çaresiz kaldık. Cephe hattında düşman noktasına ulaşmadan havadan üzerimize yağmur gibi bombalar yağıyordu. Karşımızda askeri birlik yoktu ama yoğun bombardımanlar nedeniyle bizler şehit oluyorduk. Boş köylerin dahi her metrekaresine günlerce bomba atılıyordu. Rusya'nın ve diğer destekçi devletlerin bu aylar süren yoğun bombardımanları sonrasında toprak kaybetmeye başlarken, aynı zamanda sivillerden ve mücahitlerden yüzlerce şehit verdik. Bize atılan bombalar herhangi bir devlete atılsa o devleti işgal ederlerdi ama biz iman gücüyle savaşa devam ederek bugüne kadar geldik. Son durumda gençlerimizin elinde beş köy, dört mezra kaldı. Büyük devletlerin saldırılarına karşı mücadele Türkmen Dağı'nda sürecek Allah'ın izniyle.

Bayır-Bucak Türkmenlerinin Türkiye'den beklentileri ve talepleri nelerdir?

Türkiyemiz Allah razı olsun, milletiyle, Cumhurbaşkanıyla hep yanımızda oldu. Bize insani yardımlar çerçevesinde destek oldukları gibi köylerden çıkmak zorunda kalan; evini, yurdunu terk etmek mecburiyetinde olan Türkmenlere ve bütün Müslümanlara vatan toprağını açarak en büyük desteği verdi zaten. Çocuklarımızın, kadın, hasta ve ihtiyarların güvenli şekilde namerde muhtaç olmadan Türkiye'de barınmasını sağladı. Çadır kentlerde eğitim gören çocuklarımızın daha iyi eğitim almalarının sağlanması için nitelikli okulların yapılması en büyük arzumuz. Ayrıca bu savaş er geç bitecek. Bugün bazı gençlerimiz sınavlarda başarılı olarak Türkiye'de çeşitli üniversitelerde eğitim görüyor. Bu gençler inşallah ileride Suriye'de yetki alarak, söz sahibi olacaklar. Bu gençlerimizin eğitimi istikbalimiz için ayrıca önem arz ediyor. Ancak birçoğu burs sorunu yaşıyor, devletimizin veya ilgili kurum veya vakıfların üniversitedeki Türkmen gençlere burs sağlanarak eğitimlerini rahatlıkla tamamlamalarına yardım edilirse bin kere daha müteşekkir oluruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN