Tribünde kutlanan Nobel Edebiyat Ödülü

Futbolu “basit” bulanlara yine kötü bir haberim var. Sizler için dünyanın önemli edebiyatçılarından biri kabul edilen Manuel Vargas Llosa’nın nasıl büyük bir futbol tutkunu olduğunu yazdım.

Serkan Akkoyun SAYI:52
Tribünde kutlanan Nobel Edebiyat Ödülü

Manuel Vargas Llosa... 1936'da Peru'da dünyaya gelen ve ilerleyen yıllarda dünya edebiyatında kalıcı izler bırakacak olan roman, öykü ve oyun yazarı. Konsolos dedesinin yanında Cochambaba ve ardından Lima'da bir askerî okulda büyüdükten sonra üniversitede edebiyat eğitimi aldı. İlk kitabı basıldığında 16 yaşındaydı. İnka'nın Kaçışı adlı tiyatro oyunuyla edebiyata giriş yaptı ve sonra kalemini hiç durdurmadı. Llosa'nın eserleri kadar, başkan adaylığına kadar uzanan siyasete ve popüler kültüre dâhil olduğu konular da çok konuşuldu. Gençlik yılları edebiyat magazini, orta yaş sonrası ise siyasete atılması ve solculuktan neo-liberalizme geçerek "kanat" değiştirmesiyle haber toplantılarının gündem masasını meşgul etti. İlk evliliğini kendisinden yaşça büyük olan bir başka yazar Julia Urquidi ile yaptı. Ardından 50 yıl boyunca evli kalacağı Patricia Llosa ile tanıştı ancak onunla da 2015 yılında boşandı ve İspanyol -eski futbolcu- unutulmaz şarkıcı Julio Iglesias'ın eski eşi, dünyaca ünlü pop yıldızı Enrique Iglesias'ın da annesi olan Isabel Preysler ile birlikte olmaya başladı. Llosa'nın edebiyat magazini tarafından en ilgi gören hikâyesi ise 1976 yılında Küba üzerine bir tartışma sırasında Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez'i yumruklamasıydı. O tarihten sonra İspanyol edebiyat dünyasında bu iki önemli isminin tek kelime konuşmadıkları rivayet edilir.


Nobel ödülünü nasıl kutladı?

Bütün bu hareketli yaşamın yanında 1963'te yayınlanan Kent ve Köpekler 'le birlikte Teke Şenliği , Palomino Molero'yu Kim Öldürdü , Masalcı ve Yeşil Ev kitapları dünyanın birçok diline çevrilip geniş kitlelere ulaştı. Bu başarı, şöhret ve popüler kültür ögelerinin ardından 2010 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Peki, bu "değişik" edebiyatçı, ödülünü sevdikleriyle bir akşam yemeğinde ya da bir ev partisinde mi kutladı sizce?

Cevap veriyorum: Kesinlikle hayır! Bunlar onun için yeterince anlamlı olmazdı. Llosa'yı gerçekten tatmin edecek kutlama; dev bir stadyumda, çocukluğundan bu yana fanatiği olduğu takımın binlerce taraftarının karşısında yapılacak olanıydı.

Ekim 2010'da Nobel'i alan Llosa için Şubat 2011'de ülkesi Peru'da çok özel bir kutlama düzenlendi. Ergenlik yılları Lima'da geçen Llosa, birçokları gibi daha popüler olan Alianza Lima'yı değil ezeli rakibi Universitario'yu tutmaya başlamıştı (Takım ülkede 'U' olarak bilinir). Nobel'i kazandığında da yıllar içerisinde defalarca tribününde bulunduğu, hiçbir maçını kaçırmadığı Universitario onun vazgeçilmezi hâline gelmişti. İşte 2011'in 2 Şubat günü, Universitario'nun 80 bin kişilik stadı "Monumental", Llosa'yı onurlandırmak için ağzına kadar dolmuştu. Herkes sahne ışıkları üzerine çevrilmiş, boynunda Nobel madalyası takılı olan Manuel Vargas Llosa'ya bakıyordu. Konuşmasını yapmak için mikrofonu eline aldığında, El Comercio gazetesinde Nobel konuşmasına yapılan gönderme gibi; "Önünde bu kez hiçbir kral yoktu ama sonsuz bir krallık vardı."

"Sevgili dostlarım; beni burada, bu şekilde ağırladığınız ve aynı zamanda kulübün onursal üyesi yaptığınız için sizlere kalpten teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yaptığınız, 60 yıldan fazladır "U" taraftarı olan biri için alınabilecek en heyecan verici hediyedir. Bütün "U" taraftarlarının bildiği gibi "U" bir futbol kulübünden çok daha fazlasıdır. Bir mit, bir efsane, bir gelenek, Peru sporunun en güzel hikâyelerinden biri... Bizi üzdü, sevindirdi, acı çektirdi, pençesinde taşıdığı coşkuyla yeniden doğmamızı sağladı. "U" bütün sıfatlardan, isimlerden, etnik kökenlerden ve geleneklerden arındırılmış, Peruluların katıldığı bir yerdir. "U", Peru'nun sahip olduğu en kardeşçe ifadelerden biridir."

Llosa konuşmasının ardından dev bir "U" bayrağı sallayarak gözyaşları içinde tribünleri selamlıyordu. Bu görüntü, futbolu "bayağı" görenlerin hayranlık duyarak okudukları yazarlarından birinin nasıl futbol aşığı olduğunun nişanesi olarak tarihe geçen bir sahneydi.

Futbolu sevdi, yaşadı, yazdı

Henüz 10 yaşında, Lima'daki bir tarlada top peşinde koşarak başlayan futbol sevdası hayatının her alanına sirayet etmiş bu adamın Nobel ödülünü stadyumda kutlamasına şaşırmamak lazım. Balayı için gittikleri Rio'da Brezilya-Almanya maçı olduğunu öğrenip karısını otelde yalnız başına bırakarak stadyuma koşan bir adamdan bahsediyoruz. İlk defa 1958 yılında doktora eğitimi için geldiği Madrid'e Lima kadar âşık olan Llosa, orada da futboldan kopmamıştı mesela... "U" kadar olmasa da sıkı bir Real Madrid taraftarıydı. Nobel ödülünden iki ay sonra Real Madrid'in Valencia ile oynadığı maçın santra vuruşunu yapmıştı hatta. Ayrıca 1982 Dünya Kupası'nı muhabir olarak takip edip zaman zaman El Pais başta olmak üzere çeşitli gazetelere futbol yazıları yazıyordu. Bob Dylan'a "Nobel" verilmesini eleştirmiş ve "Oldu olacak sonraki ödülü de bir futbolcuya verin" demişti.

Manuel Vargas Llosa futbolu seviyor... Hatta futbolu yaşıyordu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN