Egoist okur | Nisan 2018

Bir dönemin avangart çocuk kitapları

Gülenay Börekçi SAYI:45
Egoist okur | Nisan 2018

Koleksiyon yapmayı sevmeyen biri olarak tek takıntım, bir dönem Sovyetler Birliği'nde yayınlanmış çocuk kitapları. Esas sevdiklerim, 20'lerde, 30'larda çıkanlar ama sonraki yıllarda yayınlananlara da itirazım olmaz.

Bu kitapları benim gibi takıntılı bir hayranlıkla seven biri daha var; Altın Pusula serisi ve Ben Bir Fareydim gibi harikulade kitapların yazarı İngiliz Philip Pullman. Stalin döneminde nasıl olup da bu muazzam güzellikte çocuk kitaplarının yapılabildiğini de zaten ilk ondan okumuştum. O kadar akıl almaz bir baskı ortamı varmış, sansür öyle acımasızmış ki gönüllü propagandacılar dışında iki satır bir şey karalamaya, resimle ya da müzikle uğraşmaya kimsenin cesareti olmuyormuş. Bir cümlesinde yamuk bulunan yazar, hapse atılıyor; yanlış renklerdeki bir grafik tasarım, sahibini idama gönderebiliyormuş. Bu yüzden, dönemin büyük yazarları, avangart ressamları, öncü tasarımcıları hayatta kalabilmek için çok daha emniyetli bir alan olan çocuk edebiyatını seçmiş. Bu eşsiz külliyat işte böyle ortaya çıkmış.

Birkaç deneysel roman

Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı, Laurence Sterne, Yapı Kredi Yayınları
Solgun Ateş, VladImIr Nabokov, İletişim Yayınları
Seksek, JulIo Cortazar, Can Yayınları
Kayboluş, Georges Perec, Ayrıntı Yayınları
49 Numaralı Parçanın Nidası, Thomas Pynchon, İthaki Yayınları
Wittgenstein'ın Metresi, DavId Markson, Jaguar Kitap
Kalan, Tom McCarthy, Notos Kitap

Yapraklar Evi: Deneysel pop kültür

Geçen ay uzun roman okumayı sevmediğimi yazmış hatta destekçi olarak yanıma Anton Çehov, Saul Bellow ve Ian McEwan'ı almıştım. İşe bakın ki bu ay Monokl Yayınları'ndan çıkan Yapraklar Evi'ni yazıyorum. Uzun mu? Çok uzun. Sevdim mi? Eh, pek sayılmaz. Daha ziyade yazarının, çevirmeninin, tasarımcısının, yayınevinin çabasına saygı duydum.

Yapraklar Evi'ni Finnegans Wake'le karşılaştırıyorlar. Vladimir Nabokov'un Solgun Ateş'ine benzetenler de var. Ateş ile Yapraklar'ın, kurgunun işleyişi açısından fazlaca benzeştiğine şüphe yok. Mark Z. Danielewski'nin romanında kayıp bir filme dair karmakarışık bir kitap yazarken ölen Zampano'nun hikâyesi, Nabokov'un romanında upuzun bir şiir yazan ama 1000'inci dizede ölen John Francis Shade'in hikâyesini fazlasıyla andırıyor.

Hepsi bu kadar değil… Yapraklar Evi'nde Zampano'nun akademik notlarını, sonsuz açıklamaları ve referanslarıyla toparlayıp okunacak bir kitaba dönüştürmeye çalışan, bunu yaparken de dipnotlarda kendi kaybolma hikâyesini anlatan Johnny Truant var. Solgun Ateş'in esas karakteriyse, nihai haline erişememiş bir şiiri, eldeki açıklamalar, alıntılar, referanslarla toparlamaya ve eksikleri dipnotlarla tamamlamaya çalışan, sonunda da tam anlamıyla kaybolan Charles Kinbote var.

Benzerlikler bu kadar fakat Mark Z. Danielewski, Nabokov olmak istemiş ama Blair Witch Cadısı'nı yazmış gibi. Sonuçta odak noktayı oluşturan ele geçirilmiş ve sürekli büyüyen, güçlenen ve sonunda kötülüğe teslim olan ev, daha çok popüler kültür ürünlerini hatırlatıyor. Şu aralar pek moda olan kaçış evlerinin malumatfuruş versiyonu da denebilir.

Önsözüyle fihristi bile kurguya dâhil olan Yapraklar Evi'ni bir edebiyat eseri gibi değil bir oyun gibi okumak gerek. Önemi sonradan anlaşılacak bir dipnota bakmak için sayfalar sonra geri dönüp kitabı baş aşağı çevirerek hatta yamuk bakarak, tipografik numaralar ve font çeşitliliğiyle kafayı yiyerek, kolajlar ve fotoğrafları inceleyerek, ünlü yazar ve şairlerden yapılan alıntıların gerçek olup olmadığını araştırarak her sıkıntılı tecrübe gibi bunun da eninde sonunda biteceğini umarak…

Özetle Yapraklar Evi deneysel işlere merakı olanlar tarafından okunabilir. Ben okurken haz almadım diye haz alacaklara mani olmam. Ayrıca mektuplardan oluşan o uzun bölüm, epeyce güzel. Bu romanı çevirtip basmakla fena mı etmişler peki? Hiç de değil çünkü edebiyatı bir deney ve oyun alanı olarak gören öyle az yazar kaldı ki. Yapraklar Evi, başı, sonu, sorusu, dahası cevabı baştan belli plastik "best seller"ların yanında yine de çiçek bahçesi gibi duruyor.

Yapraklar Evi
Mark Z. DanIelewskI
Monokl Yayınları

Maksim Gorki'nin sipariş üzerine yazdığı kitap

Maksim Gorki'nin bir sahafta bulduğum masal kitabını şenlikli illüstrasyonlarından dolayı görür görmez çok sevdim. Hikâyesini öğrenince daha da sevdim. Anlatayım…

15 Aralık 1908'de İtalya'da bir deprem yaşanmış ve liman kasabası Messina birkaç dakika içinde yerle bir olmuş. O sırada yakınlardaki Capri'de bulunan Maksim Gorki, hemen olay mahalline gitmiş ve binlerce kişinin öldüğünü çok daha fazlasının yaralandığını öğrenmiş. Dahası gördüklerini yazarak okurlarından yardım istemiş. Dünyanın dört bir yanından para ve ilaç gelmeye başlamış. Bakülü bir grup çocuk da topladıkları paraları "Haylazlar Çetesi" imzasıyla göndermişler.

O günden sonra ünlü yazarla Haylazlar Çetesi üyeleri arasında bir mektup arkadaşlığı başlamış. Yedi yaşındaki Borya bir seferinde diğerlerinden ayrı olarak yazmış Gorki'ye: "Alyoşa Amca, seni çok seviyorum. Bu mektubu da sen mutlu ol diye yazıyorum. Keşke bizim için bir masal yazsan. Bir serçenin masalını anlatsan mesela. Ya da hayalleri gerçek olan bir balıkçı çocuğunu…"

Gorki bu şeker mi şeker mektubu okurken kahkahalarla gülmüş, cevabında küçük arkadaşının imla hatalarını düzeltmeyi de ihmal etmemiş. Ardından sipariş büyük yerden olduğu için çalışmaya başlamış.

Capri'den Bakü'ye giden bir sonraki zarftan bu kez ince bir defter çıkmış. Mavi mürekkeple yazılmış ilk masal, bir serçeyi anlatıyormuş. Hayalleri gerçeğe dönüşen balıkçı çocuğun masalı ve diğerleri de varmış. "Bu masalları beni hiç görmeden seven arkadaşlarıma ithaf ediyorum" diye yazmış Gorki. "Artık genç değilim. Ama çocuklar, kuşlar, balıklar, filler, hamam böcekleri ve meşe ağaçları hakkında yazabildiğime hatta altında kömür yanarken içine su koymayı unutursanız bir semaverin başına gelecekleri komik bir hikâyeye dönüştürebildiğime göre öyle pek sıkıcı bir herif de sayılmam.

Eh, görüyorsunuz ya, sipariş üzerine yazılan kitaplara istisnai durumlarda itiraz etmiyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN