dünyadan portreler/haberler

Birol Biçer SAYI:73
dünyadan portreler/haberler

SUSAN SCHAAF (İSVİÇRE)
KÜLTLER VE MODERN CEMAATLERİN KURBANLARINA YARDIM EDEN BİR PSİKOLOG

Suan Schaaf İsviçreli bir psikolog. Sonradan türeme tarikat/mezhep benzeri gruplarla, hareketler üzerinde çalışan Infosekta adlı kurumu yönetiyor. Özellikle yakınlarını ve çocuklarını bu grupların suiistimalinden kurtarmak isteyenlere yardım ediyor. Infosekta bundan tam 30 yıl önce birçok kült hareketin birbirini izleyen skandalları ve onlar nedeniyle mağdur olanların artması üzerine kuruldu. Adeta bir tüketici hakları derneği gibi çalışan bu kurum kült-mezhep benzeri toplulukları izliyor, bu gruplar hakkında raporlar yayınlayarak toplumu bunlar hakkında bilgilendiriyor, eğitimler düzenliyor. Kurulduğu günden bu yana 30 yıldır bu kurumda çalışan Schaaf da kazandığı deneyimle psikologluğun yanına bir de kült uzmanı sıfatını eklemiş. "İsviçre'de çok büyük bir kült hareket çeşitliliği mevcut" diyen Schaaf sadece 2018'de bu gruplar içinde meydana gelen 716 sorunlu vakayı incelediklerini ve bazılarıyla davalık olduklarını söylüyor.

Steven Hassan (ABD)
YAZARA GÖRE TRUMP'IN BAŞKANLIĞI YIKICI KÜLTLERDEN FARKSIZ

Steven Hassan Amerika'nın en ünlü kült uzmanlarından biri. Eski bir kült mensubu olan ve deneyimlerini zararlı kültlerden kurtulmak isteyenler için kullanmayı seçen Hassan'ın son kitabı politik bir kült ile ilgili. Kitabın adı şu: Trump Kültü: Önde Gelen Bir Kült Uzmanı Başkanın Nasıl Zihin Kontrolü Kullandığını Açıklıyor. Hassan'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın Moon Tarikatı kurucusu Sun Myng Moon, Scientology kurucusu Ron Hubbard, David Koresh ya da 909 takipçisini zehirle öldüren Jim Jones gibi kült liderleri ile büyük benzerlikleri var. Ona göre yalan haberlere sıkça atıf yapan, duvarlar ören ve "biz ve onlar" ayrıştırmasına sık sık başvuran Trump'ın başkanlık tarzı yıkıcı bir kültten çok farklı değil. Trump'ın dava açtığı kitabında ABD başkanının kült liderleri ile benzer yöntemlerini nasıl kullandığını açıklıyor ve şöyle diyor: "Alternatif haberleri inkâr ihtiyacı, egosunu sürekli besleme ısrarı tamamıyla ünlü kült liderlerinin özellikleri ile aynı."

Sergei Torop (RUSYA)
"SİBİRYALI İSA" 30 YIL SONRA TUTUKLANDI

Rus vatandaşı Sergei Torop bir trafik polisiydi. 1989 yılında 28 yaşındayken mesleğinden atıldı. İşsiz kalan Sergei bundan 1,5 yıl sonra tam da Sovyetler Birliği dağılınca ortaya bambaşka bir kimlikle çıktı. Vissarion adını almış ve Son Akit Kilisesi adında bir kilise kurmuştu ama daha ötesi kendine yepyeni bir kimlik atfediyordu. Hz. İsa'nın yeniden bedenlenmiş hâli olduğunu iddia ediyordu. Şöyle diyordu: "Ben Tanrı değilim, onun yaşayan kelamıyım. Tanrı şimdi hitabını benim vasıtamla yapıyor." Torop Sibirya'da Krasnoyarsk bölgesine taşındı ve peşinden de binlerce insanı sürükledi. Rusya'dan olduğu kadar başka ülkelerden de binlerce insan bölgeye akın etti. Dünya medyası ile defalarca görüştü ve dünyaca tanınan bir isim oldu. Sonra birden geçtiğimiz aylarda helikopterler eşliğinde yapılan bir silahlı polis baskınıyla yakalandı ve yasadışı dinî örgü kurmaktan, takipçilerinden zorla para toplamaktan ve duygusal suiistimalden hapse atıldı.

CİNSEL TACİZCİ SÖZDE TARİKATLAR ZİNCİRİNİN SON HALKASI İTALYA'DAN (İTALYA)

Avrupa'daki suiistimalci din kisveli hareketlere bir yenisi de İtalya'da eklendi. Yaz ortasında yapılan bir operasyonla İtalyan polisi ülkenin kuzeyinde Milano yakınlarındaki Novare'de 30 yıl boyunca kadınlara ve çocuklara ayin adı altında sistematik cinsel taciz ve tecavüzde bulunulan, bazılarını ise köle olarak tuttuğu hâlde gizli kalmayı başarmış bir "seks tarikatı"nı ortaya çıkardı. Piramit yöntemiyle hiyerarşik yapılanmaya giden sözde tarikatın başında 77 yaşında "doktor" lakaplı bir erkek bulunuyor. Polise göre sözde tarikatın içlerinde psikologların da bulunduğu mensupları beyin yıkama yöntemiyle etkiledikleri kadınları ve reşit olmayan kızlara karşı her türlü suiistimali uyguluyordu. Hatta topluluğun kendilerine yeni "kurbanlar" bulmak için çeşitli butikleri, bir dans okulunu ve bir yayınevini paravan olarak kullandığı iddia ediliyor. Sözde tarikata katılan kadınların çalışma hayatını terk ettiği, aile ve yakınlarıyla tüm irtibatlarını kestiği, tamamen topluluğu bağımlı hâle getirdiği de kaydedilenler arasında.

ÇIPLAK YETİŞKİNLERİ ÇOCUKLARA SORGULATAN PEDAGOJİK (!) TV PROGRAMI (DANİMARKA)

Televizyon dünyasında daha neler göreceğiz demeye kalmadan her seferinde bir öncekilere rahmet okutturan akıllara seza programlar görmeye devam ediyor insanlık. Bu defa "yok artık" dedirten program Daimarka'nın süper insancıl ve duyarlı (!) yapımcılarında geldi. Ultra Smider Tojet (Ultra Çıplak Gerçek) adlı bu televizyon programı öncelikle çocuklara ve gençlere hitap ediyor ve ana hedefi çocukların başka örnekleri görerek kendilerini ve bedensel özelliklerini artıları, eksileri, farklılıkları ya da kusurlarıyla olduğu gibi kabul etmeleri. Bunun yolu ise çocukların programa katılan tüm cinsiyetlerden yetişkinleri çırılçıplak olarak sorgulamaları. Programın konsepti şöyle: 10-12 yaş arası bir grup çocuk tv stüdyosunda birbirinden farklı niteliklerde bedensel özelliklere sahip çırılçıplak dört yetişkinin vücutlarını gözlemliyor. Onlara özellikleri, sakatlıkları, farklılıkları gibi bedenlerine ilişkin her konuda sorular soruyor ve bedensel durumlarını nasıl kabul ettiklerini anlamaya çalışıyor. Ne kadar da pedagojik (!), değil mi?

BELÇİKA KRALİYET AİLESİ ANİDEN İKİ PRENSES VE BİR PRENS KAZANDI (BELÇİKA)

Belçika'nın haşarı kralı II. Albert sayesinde Belçikalılar yepyeni bir prensese, daha doğrusu iki prensese ve bir prense daha kavuştu. Ancak bu defa yeni bir doğumdan ya da evlilikten bahsetmiyoruz. 52 yaşında bir plastik sanatçısı olan Delphine Boël yıllardır Belçika kralının gayrimeşru ilişkisinden doğan kızı olduğunu ileri sürüyor ancak II. Albert ve avukatları iddiaları kesinlikle reddediyorlardı. Delphine Boël uzun bir hukuk mücadelesinin sonunda sonucuna kimsenin itiraz edemeyeceği yola başvurdu ve kralı DNA testi için örnek vermeye mecbur bıraktırdı. Sonuç: Boël haklı çıktı, kralı kendini tanımak zorunda bıraktı, kraliyet soyadını ve beraberinde resmen prenses unvanını aldı. Belçika'nın 52 yıl gecikmeli de olsa kavuştuğu nur topu gibi prensesle birlikte kraliyet ailesinin fertleri üç kişi artmış oldu. Delphine Boël'in 12 yaşındaki oğlu bundan sonra Prens Oscar, 15 yaşındaki kızı ise Prenses Joséphine olarak anılacak.

SIRA DIŞI BİR DAVA, SONUCU İSE DAHA SIRA DIŞI… (BİRLEŞİK KRALLIK)

Zakaria Kioua İngiltere'de bir taşra otelinde çamaşır görevlisi olarak çalışıyordu. 2017'de Personel için düzenlenen bir eğlencede tombaladan ona bir şişe konyak çıktı. Ancak Hampshire Oteli'nin yöneticisi onun içki içmediğini biliyordu ve "Müslüman bir çalışanımıza konyak vermek, fıstık alerjisi olan birine fıstık vermek gibidir" diyerek ona kazandığı ödül yerine ucuz çikolata verince olanlar oldu. Kioua'nın buna tepkisi ilk bakışta saçma gibi görünen bir davaya ama çok sıra dışı ve ibretlik bir hukuki karara yol açtı. İş mahkemesine başvuran 37 yaşındaki Cezayirli göçmen Kioua "Bir insanın dini bir hastalıkla kıyaslanmamalıdır" diyerek bu hediye değişimi nedeniyle manen yaralandığı ve aşağılandığı gerekçesiyle dava açtı. Kioua'yı haklı bulan mahkemenin kararı geçtiğimiz haftalarda açıklandı: "Fıstık alerjisi öldürücü bir hastalıktır. Davaya konu olan bu durum kabul edilebilir bir mukayese değildir ve Bay Kioua'nın inançlarının ve ibadetlerinin değerini küçümsemektedir." Bence efsane bir karar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN