Anadolu'yu Türkiye yapanlar

Anadolu'yu Türkiye yaptık diye geldi başımıza bunlar ama biz buradan gitmeyeceğimizi biliyoruz. Türkiye'ye inanıyoruz!

Raşit Ulaş SAYI:51
Anadolu'yu Türkiye yapanlar

Orta Asya bozkırında başlayan macera Osmanlı ile birlikte Viyana'ya kadar dayanmıştı. Bozkırdan atını sürmeye başlayan Türkler, İslam olduktan sonra dünyaya yeni bir söz söylemek istediler: Nizam-ı Âlem! yeryüzü artık eskisi gibi olmasın istediler ve sürdüler atlarını Anadolu'ya. Kimi Horosan'dan geldi, kimi Özbekistan'dan, kimi Türkistan'dan... Anadolu bize iyi geldi mi, bunu bilmiyoruz ama biz burayı çok sevdik. Sevdik diye bin yıldır bin bela ile mücadele ettik, hâlâ da ediyoruz ve anladık ki sonsuza dek edeceğiz. Anadolu'yu Türkiye yaptık diye geldi başımıza bunlar ama biz buradan gitmeyeceğimizi biliyoruz. Türkiye'ye inanıyoruz! Bu sayfada Anadolu2nun ilk fetih yıllarında burayı Türkiye yapan insanlardan bazılarını anlattık.

Veliler, Âlimler, Şairler

Kaşgarlı Mahmud:
1008 yılında Türkistan'da doğdu. İyi bir eğitim alan Kaşgarlı, tahsil hayatını Saciye ve Hamidiye medreselerinde devam ettirdi. Türk kültürü ve Türkçe üzerine araştırma yapmak için Orta Asya'yı dolaştı ve derlediği bilgileri Divanü Lügati't Türk'te topladı. Bu eser bir sözlükten çok daha fazlası. Hem etimolojiyi hem Türk kültürünü öğretmesi açısından hâlâ en kıymetli eserlerden biri.

Hoca Ahmet Yesevi:
Pir-i Türkistan lakaplı Ahmet Yesevi, 1130 yılında Batı Türkistan'a bağlı Çimkent şehrinin Sayram kasabasında dünyaya gelir. Babasının kaleme aldığı Nesebname adlı eserden bilindiği üzere soyu Hz. Ali'ye dayanır. Çeşitli medreselerde tahsil aldıktan sonra Nakşibendiye büyüklerinden Yusuf el-Hamedani'nin halifesi olur. İrşat ile görevlendirilen Ahmet Yesevi, Yeseviyye tarikatını kurarve İslam'a ilk geçtikleri dönemlerde Türklerin itikadını sağlamlaştırmak için çalışır. Anadolu'ya gönderdiği ve adı alperen olanmüritleri Anadolu'nun Türkiye olmasında kilit rol oynar. Kaleme aldığı Divan-ı Hikmet, bugün hâlâ Türkçe duyuşun en önemli eserlerinden biridir.

Hacı Bektaş-ı Veli
1281 yılında Horosan'da dünyaya gelen Hacı Bektaş-ı Veli, ilk tahsilini Ahmet Yesevi'nin halifelerinden olan Lokman-ı Perende'den alır. Tahsilini tamamladıktan sonra Anadolu'ya gelen Hacı Bektaş, yakın arkadaşı olan Ahi evran ile Ahilik teşkilatı üzerinden Osmanlı'nın kuruluş döneminde çok öenmli sosyal faaliyetlerde bulunur.

Ahi Evran:
1171'de Azerbeycan'nın Hoy şehrinde doğduğu rivayet edilen Ahi Evran, Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen en önemli alperenlerden biridir. Moğol istilasından kaçarak Anadolu'ya gelen esnaf onun etrafında birleşir ve Ahilik teşkilatı, daha önce örneği görülmemiş bir şekilde esnaf ve halk arasındaki intizam ve adaleti sağlar. Kayseri, Konya ve Denizli gibi şehirleri gezen Ahi Evran ömrünü Kırşehir'de tamamlar.

Hacı Bayram-ı Veli:
1352 yılında Ankara'da doğduğu düşünülen Hacı Bayram-ı Veli Ankara ve Bursa'da medreselerde tahsil yapar. Ankara'da Kara Medrese'de müderrislik yapmaya başlar. Rivayete göre müderris olduğu sırada yanına gelen biri, Kayseri'de Somuncu Baba olarak tanınan şeyh Hamideddin-i Veli'nin kendisini davet ettiğini söyler. Kayseri'ye giden Hacı Bayram, Somuncu Baba'ya intisap ederek müridi olur. 1412 yılında şeyhi onu irşatla görevlendirir ve böylece Bayramiye tarikatını kurar. Orta Anadolu'da müritler yetiştiren Hacı Bayram ömrünü Ankara'da tamamlar.

Yunus Emre:
"Türkçeye şehadet getiren şair" diye tanımlanan Yunus Emre hakkında birçok rivayet var ama onun adına önemli olan şey klasik bir biyografiden ziyade Türkçe şiiriyle bir millete insan ve İslam olmayı öğretmiş olması. Âşık Yunus, Derviş Yunus, Miskin Yunus gibi birçok mahlasa sahip olan Yunus Emre'ye halk Bizim Yunus adını vermiş. 700 sene evvel Türkçenin zirvesine çıkan Yunus Emre'ye veilen bu paye daha önce hiçbir şaire nasip olmadı. Bu durum onu her daim Türk şiirinin zirvesinde kılacak ve bundan bin yol sonra da Bizim Yunus Türklere klavuz olmaya devam edecek.

Sarı Saltuk:
Kendi kişiliği ile menkıbevi kişiliği iç içe geçmiş Sarı Saltuk Anadolu ve Rumeli'nin Türkleşip İslamlaşmasında en önemli rolü oynayan alperenlerden biridir. Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinden alınan bilgilere göre asıl adı Muhammed Buhari olan Sarı Saltuk, Ahmet Yesevi'nin halifesidir. Yesevi tarafından Hacı Bektaş'tan Balkanlara gitme icazetini alması için gönderilir. Rusya, Kırım, Lehistan gibi ülkeleri gezer ve birçok ülkede cihat, irşat faaliyetinde bulunur.

Süleyman Çelebi:
1350 yılında Bursa'da doğar. Onu bu kadar önemli biri haline getiren şey ise ilk ve tek eseri olan Vesletü'n-Necat yani bilinen ismi ile Mevlid'dir. Peygamber Efendimizin doğumunu anlattığı şiiri ile 700 yıldır ayakta kalan Süleyman Çelebi'nin söylediği şey şuydu aslında: Ben peygamberimi kendim gibi seviyorum, başka kimse gibi değil!


Geyikli Baba:
Bugünkü Azerbeycan'ın Hoy şehrinde dünyaya gelen Geyikli Baba, Orhan Gazi devrinde Bursa'nın fethine katılıp cenk eden veli zatlardandır. Şeyh Ebu'l Vefa'nın müritlerindne olan Geyikli Baba, Türkmen dervişgazi tipinin en önemli örneklerinden biridir.

Akça Koca:
Osman Gazi'nin çocukluk ve silah arkadaşıdır. Babası da Ertuğrul Gazi ile birlikte hareket eden Akça Koca'nın ataları Selçuklu akıncılarındandır. Osman Bey Bizans'a akınlar düzenlerken o Orhan Gazi komutasında kuzeye doğru gider. Osman Bey vefat ettikten sonra Samandıra ve Aydos'u fetheden Akça Koca, Üsküdar'a akınlar yapar. İzmit'e yaptığı akın sırasında fethi göremeden vefat eder.

Yusuf Has Hacip:
1017 yılında ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlı Devleti sınırlarındaki Balasagun kentinde doğduğu için Balasagunlu Yusuf'ken, hakan Tavgaç Uluğ Buğra Han'a Kutadgu Bilig'i takdim ettiğinde "Has Hacip" unvanını alır. Yusuf Has Hacip'in ilk Türkçe siyasetname örneği olan Ktadgu Bilig sadece devrine değil bugüne ve yarında da seslenen ve doğrunun nasıl olması gerektiğini söyleyen bir eser. Bir bakıma reçete...

Edip Ahmet Yükneki:
12'nci yüzyılda doğan ve hakkında pek az bilgi bulunan Edip Ahmet Yükneki'nin Semerkant'ta doğduğu, gözlerinin doğuştan görmemesine rağmen iyi bir eğitim aldığı söylenir. Bir nasihatname örneği olan Atabetü'l Hakayık adlı eserini, dönemin Karahanlı hükümdarı Muhammed Dad Sipehsalar Bey'e sunar. Eserinde yoğunlukla İslam'ın ve ilmin faziletlerini anlatan Yükneki'nin Arapça, hadis ve tesfire hâkim bir âlim olduğu anlaşılmaktadır.

Âşık Paşa:
1272'de Kırşehşir'de doğan Âşık Paşa'nın unvanın, ailenin en büyük oğlu olduğu için "baş ağa" demek olan "paşa"ya dönüşür. Âşık mahlasıyla da şiirler yazdığından Âşık Paşa olarak anılmaya başlar. Tasavvuf etkisinde yetişen ve bu çizgide eserler veren Âşık Paşa, döneminde Arapça ve Farsça revaçta olmasına rağmen Türkçe yazmayı tercih eder ve 12 bin beyitlik Garipname'yi yazar. Bununla birlikte hece ölçüsüyle yazdığı ilahiler de çok önemlidir.

Molla Fenari
1350'de Bursa'da doğan Molla Fenari, Osmanlı Devleti'nin ilk şeyhülislamıdır. Medrese eğitimi sırasında Mevlana Alaudiin Esved'den ders alır ve Mısır'a gidip fıkıh öğrenir. Bursa'da müderrislik ve kadılık yapan Fenari arkasında tefsir ve şerhlerin çoğunlukta olduğu yaklaşık 25 eser bırakır.

Şeyh Edebali:
1206'da Karaman'da doğan Şeyh Edebali, ilk eğitimini Hanefi fıkıhçısı Necmeddin ez-Zâhidi'den aldıktan sonra Şam'da tesfir, hadis ve fıkıh dersi alır. Eskişehir yakınlarındaki İtburnu Köyü'nde kendi yaptırdığı zaviyede pek çok öğrenci yetiştirmiştir. Osman Gazi'nin hem hocası hem kayın pederi olan Şeyh Edebali Osmanlı Devketi'nin kuruluşunun manevi önderidir.

Sadreddin Konevi:
12092da Malatya'da doğan Sadreddin Konevi ilk eğitimini üvey babası İbn'ün Arabi'den alır. Konevi daha sonra Şam'a giderek Evhadüddin Kirmani'nin talebesi olur. Sonra Konya'ya yerleşip Konevi takma adını alan veli, burada din ve ilim adamlarını toplayarak özel bir akademi kurar. Daha çok vahdet-i vücud meselesi ile ilgilenen Konevi, İbn-ül Arabi'nin eserlerine şerhler yazar.

Muhyiddin İbn'ül Arabi:
1165'te Endülüs'te dünyaya gelen İbn'ül Arabi, ilk eğitimini ailesindeki mutasavvıflardan aldıktan sonra Şam'da İbn-i Rüşd'le tanıştı. Onun tesiriyle bilginin akıl yoluyla elde edilmesi ve varlığın birliği konularına eğildi. İbn'ül Arabi, faydalandığı 300'ü aşkın kişinin manevi hallerine ve hikmetli sözlerine yeri geldikçe el-Fütuhat, Kitabü'l-Kutb, Derretü'l-Fahireve Ruhü'l-Kuds gibi eserlerinde değinmektedir.

İmam Gazali:
İslam aleminin en önemli ilim adamlarından bir olan İmam Gazali 1058 yılında Horasan'on Tus şehrinde doğar. 1085 yılında Büyük Selçuklu Devleti veziri Nizamülmülk ile bir araya gelen İmam Gazali 1091 yılında Nizamiye Medreseleri'nin baş müderrisi olur. Devirde etkin olmaya başlayan Batınilik ve mutezile ile mücadele ederek ehl-i sünnet itikadının tahkim edilmesi için mücadele eder. Sünni akidenin bu topraklarda kalıcı olmasını sağlayan en önemli âlimlerden biridir.

Nizamülmülk:
1018 yılında Horasan'on Tus şehrinde doğar. Isfahan, Nişabur, Bağdat gibi şehirlerde İslam âlimlerinden hadis dersi alır. Tuğrul Bey zamanında Horasan'ı yöneten Nizamülmülk Sultan Alpaslan döneminde vezir olarak atanır. Onu büyük kılan şey ise devlette tesis ettiği adalet ve kurduğu Nizamiye medreseleri'dir. Türk-İslam öğretilerini birleştirerek ikta sistemini geliştirir. Selçuklu ordusu onun sayesinde Ortaçağ'ın en kuvvatli ordusu haline gelir. İmam Gazali ile beraber Şii-Batıni itikada karşı olarak ehl-i sünneti tahkim etmeyi vazife bilir.
1092 yılında bir Batıni tarafından şehit edilir. Bugün bile Nizamülmülk2ün ulaştığı nokta devlet adamları için büyük bir ufuk.

Vakıflar, Teşkilatlar, Tarikatlar

Yeseviye:
Orta Asya'dan yola çıkarak Anadolu'nun İslamlaşmasında en önemli faktörlerden biri olan Yesevilik, Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi ile Anadolu coğrafyasında oldukça etkili oldu. Orta Asya'dan Siderya ve Taşkent bozkırlarında yaşayan konargöçer Türkler Yeseviliğe çok çabuk uyum sağlarlar. Ahmet Yesevi hazretlerinin ve Yeseviliğin en önemli özelliği yeni İslamlaşmaya başlayan Türklere dini en saf, kolay ve sade haliyle anlatılması olur. Böylece Anadolu'da çabuk yayılma imkanı bulur.

Alperenler:
Hoca Ahmet Yesevi'nin müridanından olan Alperenler Orta Asya'dan Anadolu'ya gelerek Anadolu2nun Türk ve İslamlaşması için çok önemli roller üstlendiler. Alplik ve erenlik başlı başına iki şeyi temsil ediyordu: Gazave gönül. Ellerindne kılıcını bırakmadan gönülleri fethetmeyi amaç edinen Alperenler Anadolu'nun Türkiye olmasını sağlayan başlıca insanlardan oldular. Sonradan bir sıfat haline gelen Alperenlik, bugün hâlâ gönüllerde devam etmekte.

Nizamiye Medreseleri:
Selçuklu veziri Nizamülmülk tarafından 1065-1067 yılları arasında başta Bağdat olmak üzere Büyük Selçuklu hâkimiyetindeki çeşitli şehirlerde kurulan medreselerdir. Bu medrese İslâm tarihinde ilk çekirdek üniversiteyi oluşturmuştur. Nizamiye Medreseleri'nde öğrencilerin yeme içme ve barınma ihtiyaçları ücretsiz karşılanır ve öğrencilere burs verilirdi. Nizamiye Medreseleri dinî ilimlerin gelişmesine büyük katkı sağlar. Ehl-i sünnet itikadının kalesi konumunda olan medreseler Moğol istilasına kadar faaliyeti devam eder.

Bacıyan-ı Rum:
Dünyanın ilk kadın teşkilatı sayılan Bacıyan-ı Rum, 13'üncü yüzyılda Türkiye'de oluşturulur. Bacıyan-ı Rum ismi ilk kez 15'nci yüzyılda Osmanlı tarihçisi Âşıkpaşazâde tarafından kullanılır. Bacıyan-ı Rum teşkilatı, Anadolu kadınlarını, gerektiğinde düşmanlara karşı vatan savunmasında mücadele etmesi ve ülkenin sanat, sosyal ve ekonomik alanlarında kalkınıp gelişmesini sağlamak için teşkilatlanır. Hem kadınlar arasındaki dayanışmayı geliştirir gem de Türk dilinin, Türk kültürünün ve İslam'ın kadınlar arasında yayılmasını hızlandırır. Böylece Anadolu'nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesine büyük katkıları olur.

Ahilik:
13'üncü yüzyılda Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli'nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtıdır ve Osmanlı Devleti'nin kurulmasında önemli rol oynar. Horasan'dan Anadolu'ya göçen Müslüman Türkmenlerin ticaret, sanat ve ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Ahi teşkilatı ilk Kayseri'de kurulur. Sosyal hayatta ve ticarette ilişkilerin Kuran ve sünnet esasına dayanması esas amaçlarıdır.

Bektaşilik:
Hacı Bektaş-ı Veli'nin etrafında Anadolu'da ortaya çıkan bir tarikattır.Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşunda önemli rolü vardır. Bu yüzden Osmanlı tarihi boyunca nüfuzunu korumuştur. Zaman zaman siyasetin içine dahil olmasıyla tartışılır hâle gelir. Bugün Balkanlarda etkisini halen sürdürmektedir.

Bayramiye:
Hacı Bayram Veli tarafından kurulan bir Türk tarikatıdır. Türk topraklarında doğup büyüyen bir şeyh tarafından kurulan ilk Türk tarikatı olan Bayramiye kısa sürede büyük bir kitleye yayılır. Dinî ve millî kültür üzerine oldukça olumlu katkıları olan Bayramiye tarikatı toplumu ve devlet yönetimini etkileme gücü bağlamında da etkili olur.

Gaziler, Komutanlar, Mücahitler

Alp Arslan:
1029 yılında Harezm'de doğan Horosan valisi Çağrı Bey'in oğludur. Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'in yeğeni olan Alp Arslan, küçük yaşta at binmeyi ve okçuluğu öğrenir. Başarılarından ötürü babasından sonra Horosan valisi olarak atanınca, ilk seferni oğlu Melikşah ve veziri Nizamülmülk ile Gürcistan'a yapar. Art arda gerçekleştirdiği zaferlerin devamında 1071 yılında, Malazgirt ovasında, Selçuklu komutanı olarak Bizans ordusunu yener ve Türkmen Oğuz beylerini birleştirerek Anadolu'ya yerleştirir. Andolu'nun Türkleşmesinin kapısını açar ve temellerini atar.

Tuğrul Bey:
995 yılında bugün Kazakistan sınırlarında olan Cend şehrinde doğar. Oğuzların Kınık boyundan, Selçuk Bey'in torunu olan Tuğrul Bey, Selçuklulara bir yurt bulmak için Horosan'a göç eder. Gaznelilerle yaptığı Dandanakan Savaşı'nı kazanarak İran'ın büyük bir bölümünü ele geçirir. Tuğrul Bey Abbasi halifesini Şiilerden kurtarmak için 1055'te Bağdat'a yaptığı seferde Büveyhoğulları ile savaşır ve bu devlete son verir. Abbasi halifesi Kaim, Tuğrul Bey'e Malikul-Meşr,k ve Magrib (Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı) ve Rüknü'd-Devle (Dinin direği) unvalarını verir.

Çağrı Bey:
990 yılında doğan Çağrı Bey, kardeşi Tuğrul Bey'le kazandıkları Dandanakan Savaşı'ndan sonra Horasan'ı yönetir. 1059'da Tuğrul Bey'e karşı ayaklanan kuzeni İbrahim Yınal'ın ayaklanmasını bastıran Çağrı Bey, oğlunu Kıpçak hükümdarının kızıyla evlendirerek diğer Türk devletleriyle iyi ilişkiler geliştirir.

Melikşah:
1055 yılında doğan Melikşah'ın çocukluğu Isfahan'da geçer. Babası Alp Arslan tarafından özenle yetiştirilir ve onunla birlikte seferlere katılır. 1072'de babası Karahanlılar'a düzenlediği seferde şehit edilince Büyük Selçuklu Devleti'nin başına geçer ve devletin en geniş sınırlara ulaşmasını sağlar. Hükümdarlığı döneminde İmam Gazali, Kaşgarlı Mahmud ve Ömer Hayyam gibi ilim adamlarını korur ve Celali takvimini hazırlatır.

Kılıç Arslan:
1079 yılında doğan Kılıç Arslan Anadolu Selçuklu Devleti'nin ikinci hükümdarıdır. 1101 Haçlı Seferi'nde üç ayrı Haçlı ordusuna karşı kazandığı başarılarla Haçlı hareketini durdurmasıyla bilinir. 1105 yılında Malatya'yı Danişmendliler'den alan Kılıç Arslan, Emir Çavlı'nın ordusuna yenilip geri çekilirken Habur Çayı2nda boğularak vefat eder.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah:
1045 yılında Horasan'da doğan Süleyman Şah Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusudur. 1081 yılında Bizans ile yaptığı anlaşmayla Bizans Selçuklulara vergi ödemeye başlar. Daha sonra Tarsus, Maraş, Elbistan gibi yerleri ele geçiren Süleyman Şah Antakya'yı alınca Halep emirinin kendisinden vergi istemesine karşı çıkarak "Müslüman cizye vermez" diyerek bu talebi reddeder ve iki ordu savaşır. Halep emiri Halep'i kuşatan Süleyman Şah'ın amcaoğlundan yardım ister. Amcaoğulları savaşır ve Süleyman Şah burada öldürülür.

Artuk Bey:
1063 yılında Türkmen tebaasıyla birlikte Sultan Alp Arsaln'ın ordusuna katılır ve Malazgirt zaferinde önemli bir rol oynar. Malazgirt sonrası Alparslan'ın emriyle Yeşilırmak ve Kızılırmak civarında fetihlerde bulunur. Daha sonra Sakarya nehrini geçerek İzmit yakınlarına varır. 1086 yılına kadar devletine hizmet eden Artuk Bey 1091'de Kudüs'te vefat eder.

Emir Saltuk:
Sultan Alp Arslan'ın Anadolu'yu Türkleştirmek için görevlendirdiği beylerdendir. Saltukoğulları Erzurum, Pasinler, Micingerd, İspir, Tortum, Oltu ve Bayburt'ta hüküm sürer. Anadolu'nun fethi sırasında çok önemli işler yapan Emir Saltuk'a Alp Arslan, Kars'tan Bingöl'e kadar olan bölgeyi ikta eder.

Mengücek Gazi:
Mengücek Gazi Anadolu'nun Türkleştirilmesi için görevlendirilen beylerdendir. Malazgirt sonrası, Şebinkarahisar, Divriği ve Erzincan bölgelerine yerleşir. Akevli, Karaevli, Bayat ve Kayı gibi Oğuz boylarıyla Anadolu'da demografik yapının Türkler lehine dönmesinde önemli rol oynar. Ömrü boyunca Haçlılar, Gürcüler, Abazalar ve Rumlarla savaşarak hayatını tamamlar.

Danişmend Gazi:
Sultan Alp Arsaln'ın Kafkasya seferi sırasında Türkmen tebaasıyla birlikte sultanın ordusuna ve Malazgirt Savaşı'na katılır. Zaferden sonra Sultan Alparslan ona Amasya bölgesini verir ve burada Danişmendliler Beyliği kurulur. Sivas'ı fetheden Danişmend Gazi, Niksar'ın fethi sırasında vefat eder.

Çaka Bey:
İlk Türk denizci olan Çaka Bey, Oğuzların Çuvaldur boyuna mansup bir Türkmen beyidir. Malazgirt'le beraber Anadolu'ya gelen Türk komutanlarından olan Çaka Bey, Danişmend Gazi'nin ordusunda yer alır. Bizans ile savaş yaptığı sırada esir düşer, iki sene sonra kaçarak Ege'ye yerleşir ve tam bir Türk beyinden beklenecek hareketle orada kendi beyliğini kurar. Kendi donanmasını da kuran Çaka Bey İstanbul'u fetih hazırlığındayken I. Alelsios Komneos, "Bizans oyunu" deyimine yakışan bir şekilde I. Kılıç Arslan ile Çaka Bey'i birbirine düşürerek Kılıç Arslan'ın Çaka Bey'i öldürmesini sağlar. Aleksios, Çaka Bey öldükten sonra Kılıç Arslan tehlikesini de atlatmak için Haçlı ittifakı yapar ve I. Haçlı Seferleri'nin başlamasını sağlar.

Ertuğrul Gazi:
Osmanlı'nın kurululundan bir asır sonra yazılan nesebnamelerde Ertuğrul Gazi'in soyu, Oğuz Han'a ve oradan Nuh aleyhisselama götürülür. Hayatı hakkında kesin bilgiler bulunmadığı Ertuğrul Gazi'nin atalarının Anadolu'nun fethi sırasında Tuğrul Bey ve Sultan Alp arslan ile önce Ahlat'a geldiği söylenir.

Osman Gazi:
12582de Söğüt'te doğan Osman Gazi 23 yaşında Kayıların beyi olur. 1299 yılında Söğüt ve Domaniç'te beyliğini kurar. 1324 yılında ilk Osmanlı parasını bastıran Osman Gazi, Türk hakanlarının geleneği olan at binmek, kılıç kullanmak ve savaçılıkta ustadır.

Turgut Alp:
Osman Bey'in Alperelerinden olan Turgut Alp hakkında çok fazla bilgi olmamasına rağmen yer yer tarihi kaynaklarda adı geçer. Osman Bey tarafından Yarhisar'ın alınmasında önemli bir rol oynar ve İnegöl fethinde de görevlendirilir. İnegöl alınınca şehrin idaresi Turgut Alp'e verilir. Osman Gazi'nin vefatının ardından Orhan Gazi döneminde de komutanlığa devam eden Turgut Alp, Atranos'un fethinde de görev alır.

Orhan Gazi:
1281'de doğan Orhan Gazi 1326'da babası Osman Gazi'nin vefatının ardından beyliğin başına geçer. Abdurrahman Gazi , Akça Koca ve Karamürsel gibi çok yetenekli komutanlara sahip olan Orhan Gazi birçok fetihte bulunur ve devletin merkezini Bursa'ya taşır. 16bin metrekare olarak aldığı toprakları 95 bin metrekare olarak Hüdavendigar'a teslim eder.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN