Müzik ne kadar politik?

Mustafa Akar 08 Ağustos 2024, Perşembe
Konser mikrofonundan ideoloji satanlara yeni denk gelmiyoruz. Ama eskiden bu işler “Cumhuriyet” ve “Atatürk” üzerinden konuşulur, üzerine bir de Cumhuriyet Mitingi yapılır, yurdumuz ulusalcıları mutlu bir gün yaşarlardı.

Konser mikrofonundan ideoloji satanlara yeni denk gelmiyoruz. Ama eskiden bu işler "Cumhuriyet" ve "Atatürk" üzerinden konuşulur, üzerine bir de Cumhuriyet Mitingi yapılır, yurdumuz ulusalcıları mutlu bir gün yaşarlardı. Askerler de boş durmaz, merkez medyadaki sonradan görme Beyaz Türk gazeteci milletine brifing üzerine brifing verirlerdi. 10. Yıl Marşı'ndan girilir, Memleketim'in havasına suyuna erilirdi en nihayetinde.

O eski günleri bugün de özlüyorlar ama arada büyük bir fark var: Adamlar "Geççek" diye şarkı yaparken Başkan Erdoğan 250 bin yeni konut müjdesi veriyor. Gülşen, o acuze LGBT bayrağını sallayıp kendi kitlesini kristalize ederken, ülkemiz yeni doğalgaz yatakları keşfediyor. Athena Gökhan, Mansur Yavaş'ın düzenlediği 29 Ekim kutlamalarında duyar kasıp milyonları cukka ederken, ülkemiz Başkan Erdoğan öncülüğünde Ukrayna savaşıyla sekteye uğrayan tarım koridorunu açıyor, BM'de yeni anlaşmalara imza atıyor.

Evet, siz müziği ve şarkıcıları politize etmekle, büyük halk kitleleriyle neden buluşamıyorsunuz onu düşünün. Grup Yorum'la adı özdeşleşen İdil Kültür Merkezi'nde Berkin Elvan'ın yaralı halde neden bir saat tutulup hemen yakındaki hastaneye götürülmediğini düşünün. CHP'li Sarıyer belediye başkanı "Fırtınaya Öpücük" heykeli açarken, İzmir'de sokakların adı şarkıcı adlarıyla doldurulurken, yıllar önce Anıtkabir'deki bayrağın ipini ülkede üretmekle
övünen Türkiye'den bölgesinde güçlü ve kendine güvenen Türkiye'ye nasıl ulaştığımızı düşünün.

Muharrem İnce'nin bir gülüşüne, kalp işareti yapmaktan başka bir icraat sunamayan Ekrem İmamoğlu'na, daha doğru düzgün bir meydan konuşması bile olmayan ve kendisine neden bu kadar tutkun olduklarını kendilerinin bile bilmediği Mansur Yavaş'a bağlı olan müzisyen ve şarkıcı arkadaşlar, aynı tedbirsizliği Gezi Parkı Kalkışması zamanında da yaşamışlardı. Neşeli, popülist bir genç isyanı sandıkları parktan DHKPC'nin tezleriyle ayrılmışlardı, bundan ikrah edenler de zamanla susmakla yetindiler. Sözlerim çok mu sert, o zaman hadi işin biraz sosyolojisini konuşmak için içeriye buyurun. İyi okumalar…

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.