Tasavvuf penceresinden yeni düzenin “erkeklik” krizi

Kerim Güç 20 Şubat 2026, Cuma
Bugün erkekliğin yeniden tanımlanması gerekiyorsa bu fıtrata uygun bir olgunlaşma ile olur. Tasavvufî gelenekte fütüvvet, tam da bu olgunluğun adıdır. Olgun erkeklik ölçüyü seçer; tepki yerine iradeyi büyütür. Aşkı, aileyi, işi bir “seçenek”ten ziyade, emanet diye görür. Gücüyle ezmez, fayda üretir.

Bugün yaşanan sorunu "erkekler feminenleşti" diye tek cümleyle anlatmak kolay; ama eksik kalıyor. Çünkü erkekle kadının fıtrî farklarının silikleşmesi zaten başlı başına bir problemdir: Erkeği erkek yapan tabii vasıflar zayıfladıkça denge bozulur. Fakat mesele bununla da sınırlı değil. Yeni düzen, erkeği aynı anda başka bir yöne daha itiyor; haz ve tüketim odaklı bir tipe. Yani hızlı haz isteyen, çabuk sıkılan, anlık ödülle hareket eden; sabır, dayanıklılık ve "emanet duygusu"nu taşımak yerine "hemen şimdi"yi seçen bir tipe… Sonuçta erkek hem fıtrat çizgisinden uzaklaşıyor hem de iradesi zayıfladığı için daha kolay yönlendirilen bir hâle geliyor.

Yeni düzen, erkekliği törpülerken iki ana kapıdan giriyor. Birincisi; dikkat dağınıklığı.

Erkekliğin tarihsel iddiası "istikamet"ti: hedef, yol, sabır, sebat… Bugün istikamet yerine "akış" var. Akışın bir hedefi yok; akışta sürüklenmek var. Dikkat parçalandıkça irade inceliyor. İrade inceldikçe kararlar erteleniyor. Erteleme arttıkça da hayat "taşınan" bir şey olmaktan çıkıp "geçiştirilen" bir şeye dönüşüyor. Bu noktada erkek ya huzursuz bir sertliğe savruluyor ya da umursamaz bir gevşekliğe.

İkincisi ise sorumluluğun buharlaşması. Her şey seçim özgürlüğü gibi sunuluyor: ilişki, evlilik, sadakat, aile… Oysa insanın olgunluğu, seçenekler içerisinde adeta maymun iştahıyla dolaşmakla gerçekleşemiyor, emanet bilincini taşıdığında başlıyor. Yeni düzen, emanet fikrini yumuşatıp "konfor"u yüceltiyor. Emanet ağır gelince erkek, yükten kaçmayı "özgürlük" sanıyor. Sonra özgürlük sanılan şeyin yalnızlık olduğunu görüyor; ama bu kez geri dönüş daha zor. Çünkü kaçış, bir süre sonra karakterin dili oluyor.

"Yeni erkek" tipi

Bu iki kapı birleşince ortaya "yeni erkek" çıkıyor: Nazik görünüyor, fakat hoyrat; iletişim kuruyor, fakat samimiyetsiz; duygulardan bahsediyor, fakat yüzeysel. Bu erkek tipi, sisteme çok uygun: Az itiraz ediyor, çok tüketiyor; az kök salıyor, çok dolaşıyor; az inşa ediyor, çok oyalanıyor.
Bazen bir kelimeyi tartışırken aslında bir çağı tartışırız. "Erkeklik" de böyle bir kelime: Kimi zaman güçle-otoriteyle; kimi zaman korumakla-taşımakla, kimi zaman da "sert" olmakla eşleştirilir. Fakat kelimenin etrafına örülen bütün bu çağrışımların içinde bir şey sessizce kaybolur: erkeğin insanî hâli. Bugün "erkeklik özelliklerinin azalması" diye konuşulan şey, aslında gördüğümüz üzere yalnızca bir "azalma" değil; daha derinde konfor alanı genişlerken iç disiplinin daralmasıdır.

Yeni dünya düzeni dediğimiz şey, yalnızca teknoloji, ekonomi, tüketim ve hız üzerine kurulu görülmemelidir. Aynı zamanda duyguların yönetimi, arzunun kışkırtılması, dikkatin parçalanması ve insanın "kendini" bir proje gibi yönetmeye zorlanmasını içerir. Hâsılı kadın da erkek de yara alır; ama erkeklik dediğimiz şey, çoğu zaman "dışarıda güçlü durma" iddiası üzerine kurulduğu için, içerden zayıfladığında daha dramatik bir şekilde çöker. Çünkü modern çağ, erkeği iki uç arasında sıkıştırır: Bir yanda eski dünyanın kaba kuvvet miti, diğer yanda yeni dünyanın "fazla kırılgan ama aynı zamanda sorumsuz" erkek prototipi. İkisi de insanı kurtarmaz; ikisi de erkeği hakikatinden uzaklaştırır.

Üçüncü bir yol mümkün…

Tasavvuf burada üçüncü bir yol açar: Güç gösterisi değil, güç terbiyesi. Sertlik değil, sebat. Hükmetmek değil, nefsin hükmünden çıkmak. Ve en önemlisi: "erkeklik" denen şeyi bir kimlik gösterisi değil, bir hizmet ve emanet ahlâkı olarak görmek.

Aslında gücün daha derin bir anlamı, kendini korumaktan öteye geçilip başkasına gelebilecek zararların engellenmesiyle tezahür eder. Asıl erkeklik; öfkeyi yutmak, zulmetmekten kaçınmak, sözünün arkasında durmak, nefsin alkışını değil Hakk'ın rızasını aramaktır. Bu açıdan tasavvufta "yiğitlik" (mertlik, fütüvvet) anlatıları, her zaman bir edep dairesinde geçer.


Modern dünya erkeğe "kendini gerçekleştir" der. Tasavvuf ise "kendini gerçekleştirmenin" en önemli kısmının edepli olmak ve özellikle maddî heveslerden vazgeçmek olduğunu hatırlatır. Burada yanlış anlaşılmasın: Tasavvuf erkeği pasifize etmez; tam tersine onu çok daha zor bir göreve çağırır: iç disiplin. Çünkü iç disiplin, dış disiplinlerden daha ağırdır. Dışarıda kahraman olmak kolay; içeride, nefsin hilelerine karşı uyanık olmak zordur.

Tasavvufun dili, bu krizi çok net ortaya koyar: Nefs, konforu sever; kaçmayı sever; hakikatin yükünü taşımaz. Eğer erkeklik "yük taşımak" ise, nefis onu en hızlı böyle bozar: "Haklısın ama uğraşma… İstiyorsun ama bağlanma… Seviyorsun ama sorumluluk alma…" Böyle bir erkeklik, görünüşte nazik ama özünde zayıf iradelidir. Ve bu hem erkeğe hem kadına hem topluma zarar verir. Son dönemde "prenses erkek" olarak tâbir edilen, testosterondan yeterli miktarda yararlanamamış arkadaşlarımız işte bu hâlin örnekleridir.


Olgun erkeklik: Fütüvvetin güncel dili

Bugün erkekliğin yeniden tanımlanması gerekiyorsa bu fıtrata uygun bir olgunlaşma ile olur. Tasavvufî gelenekte fütüvvet, tam da bu olgunluğun adıdır. Olgun erkeklik ölçüyü seçer; tepki yerine iradeyi büyütür. Aşkı, aileyi, işi bir "seçenek"ten ziyade, emanet diye görür; sevdiğini tüketmez, taşır. Dijital çağın dağınıklığı içinde dikkatini koruyarak iç merkezini kaybetmez; ekranın hızına kapılıp istikametini dağıtmaz. Gücüyle ezmez, fayda üretir. Gerçek sınavının başkasına hükmetmekte değil, başkasına yük olmamayı bilmekte olduğunu hatırlar.
Yeni düzen ise bu yaklaşıma muhalefet gösterir. Çünkü söz, sebat ve emanet; tüketim ekonomisine yavaş gelir. Yavaş olan şey, sistemin hoşuna gitmez. Sistem hız ister: hızlı ilişki, hızlı tatmin, hızlı değişim. Hızın olduğu yerde derinlik zorlaşır. Derinlik zorlaşınca erkek, içinden güç alamaz; dışarıdan güç devşirmeye çalışır. Dışarıdan devşirilen güç ise çoğu zaman gösterişe dönüşür.

Erkekliğin bugün ihtiyacı olan şey "daha çok güç" değil; daha çok terbiyedir. Daha çok hak iddiası değil; daha çok emanet bilincidir. Bu gerçekleştiğinde belki sessizleşen ama derinleşen, yumuşayan ama omurgası kalınlaşan, konuştuğunda sözünün arkasında duran gerçek erkeklik ortaya çıkar.

Vesselâm…

Benzer Haberler

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.