Müslüman olmak... Bu bir eylemdi, var olmak gibi...

Erdoğan ve eşi bana 15 dakika zaman ayırdılar. Eşi bana çok samimi bir şekilde sarıldı. Çok kibar, çok iyi davrandılar. “ülkemize hoş geldin” dediler. Bu yüzden beni asıl heyecanlandıran karşımda bir başkan olması değil, başkanın bu kadar samimi bir insan olduğunu görmekti.

Sena Subaşı SAYI:58
Müslüman olmak... Bu bir eylemdi, var olmak gibi...

Whitney Houston, Michael Jackson gibi ünlü popçuların vokalistliğini yaptıktan sonra kariyerine solo olarak devam eden Amerikalı şarkıcı Della Miles, geçen yıl bir seyahat esnasında Dalyan'ı ziyaret etmişti. Bu sıradan bir turistik geziden ibaret kalmadı; çocukluğundaki insan sıcaklığını burada yeniden bulan Miles bir ev aldı ve Dalyan'a yerleşti. Teksas'ta geçen çocukluğundan alışkın olduğu çiftlik hayatını şimdi burada sürdürüyor. Üstelik yılın bir bölümünü geçirmek için Türkiye'ye yerleşmekle kalmadı, hâlinden tavrından etkilendiği insanlarla karşılaşınca İslam'ı da seçti. "Müslümanların hayatlarını görünce çok etkilendim" diyen ve İstanbul'a gelip Müslüman olan Miles, hissiyatını Lacivert ile paylaştı.

Müzik serüveninizden ve nasıl başladığından bahseder misiniz?

Ben müzikle sürekli iç içeydim. Annem şarkı söyler ve kilisede piyano çalardı. Babamın da bir caz kulübü vardı. O yüzden müzikle birlikte büyüdüm. "Evet, ben müzik yapmak istiyorum" diye karar verdiğimde kariyerim de başlamış oldu. Kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü Michael Jackson ve Whitney Houston ile çalıştım. Whitney Houston ile yedi sene çalıştım, en uzun süreli deneyimimdi. Onun organizasyonuna katıldığımda hayranıydım. O, o zaman da Whitney Houston'dı, bir dünya yıldızıydı ve ben onunla çalışmayı başarabildim. Onunla tanıştığımızda Michael Jackson için müzik yapıyordum. Houston'un müzik direktörü beni onun şovuna ekledi. Gösteriden sonra bana dedi ki: "Whitney bir tura çıkacak ve yeni bir şarkıcıya ihtiyacı olacak. İlgilenir misin?" Ben de "Tabii ki evet" dedim. Benim için harika bir deneyim oldu. Michael ile çok yakın bir ilişkimiz olmadı ama ikisi de kariyerimde bana çok şey kattılar.

Sürekli turnelerde gezen bir müzisyensiniz ancak birkaç yıldır vaktinizin bir bölümünü Türkiye'de, Dalyan'da geçiriyorsunuz. Neden burayı seçtiniz?

Ben Teksaslıyım ve doğup büyüdüğüm yer tıpkı Dalyan gibi tavukların, atların, ineklerin gezindiği, doğal yaşamın hâkim olduğu bir bölgeydi. Yaşadığımız büyük bir şehirdi ama biz sokakta büyüdük. Komşunuz "Karnın acıktı mı? Bize gelip bir şeyler yiyebilirsin" ya da "Annen evde yoksa bize gelebilirsin" diyebiliyordu. Orada da Dalyan'daki gibi çocukları kasaba büyütüyor, büyümene herkes dâhil oluyor. Şimdi bile görebiliyorum; sokaktaki her bir ev bana annelik yapmıştı. Bu yüzden doğduğum yer ile Dalyan birbirlerine çok benziyor. Ben bir komşuma gidip "Süte ihtiyacım var" diyebiliyorum. Bu gelenek bizim kültürümüzde de problem değildi fakat bugün Teksas'ta durum biraz daha farklı. Dalyan'da bu kültür hâlâ yaşıyor ama Teksas'ta değişti. Ben yakın ve samimi ilişkileri seviyorum. Bu yüzden burayı seçtim.

Bu seçim nasıl oldu?

Dalyan'daki evime sahip olalı neredeyse bir yıl oldu. Ben birkaç yıl önce orayı sadece tatil için, rahatlamak için ziyaret etmiştim. O zaman bir gemideydim; o evi gördüm ve çok beğendim. "Sadece biraz tadilat gerekiyor" diye aklımdan geçirdim. Fakat evde kimse yoktu, herhangi bir telefon numarası dahi yoktu. Evde kimin yaşadığını bilmiyordum. O an Allah'a dua ettim; "Allah'ım bu evi istiyorum" dedim. Birkaç gün sonra genç bir adamla tanıştık. Beni tanımıyordu, neden burada olduğumu bilmiyordu ama evin sahibini tanıyormuş. Ev sahibiyle konuştum. Eve tadilat yaptılar, yenilediler ve ev artık benimdi.

Türkiye'ye yerleşmekle kalmadınız bir de Müslüman oldunuz. Bu sürecinizden biraz bahseder misiniz?

Bu bir süreç olarak gelişmedi. Asla siyah ve beyaz yoktu yani. Müslüman olmak için ilaca da gerek yoktu. Bu bir eylemdi, var olmak gibi. Başka birinin sana Kuran okuması, Kuran'ı açıklaması seni Müslüman yapmaz. Seni davranışların Müslüman yapar. Hayatlarına Kuran'ı dâhil eden, Kuran'a göre yaşayan Müslümanlar gördüm. Kuran'ın söylediği gibi yaşıyorlar. Onu günlerce okuyabilirsin ama asıl önemli olan Kuran'ı yaşamak, hayatına dâhil edebilmek. Hayatımı etkileyen insanlar tanıdım ve Müslüman oldum diyorum. Instagram'dan fazlasıyla harika mesajlar aldım, "İslamiyet'e hoş geldin" şeklinde. Sadece Türklerden değil, tüm dünyadan insanlar bana mesaj atıp kollarını açtılar. Ailem, arkadaş çevrem de yanımda oldu ve destekledi.

Peki, Türkler ve Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye gibi bir ülkede Müslüman olmak normal ve sıradan. Onları çok şanslı buluyorum çünkü onlar Müslüman olarak doğdular. Geçenlerde ben Sultanahmet Camii'ni ziyaret ettim. Gerçekten harika bir yer. Böyle etkileyici bir yere gittiğimde mimarisini ve ruhunu düşünüyorum. Bugün sahip olduğumuz teknolojiye o dönemde sahip değillerdi ve bu muhteşem yapıları tahmin edilemez zorluklarla imar ettiler. Bu harika yapıyı inşa etmek için insanların ne zor şartlarda çalıştıklarını düşünmek zorundayız.

Ülkemizde çok sevildiniz gördüğüm kadarıyla.

Ne diyeceğimi bilemiyorum; kendimi çok şanslı hissediyorum. Benden ilham alan insanlardan çok sayıda ve güzel mesajlar alıyorum. "Bana güç verdin" diyen insanlar var. Bu tam olarak bir sanatçının olmak istediği bir şey ve sorumluluk veren bir durum...

Başkan Recep Tayyip Erdoğan'la da tanıştınız. Şaşırtıcı oldu mu?

Evet, kendisini ilk gördüğümde çok şaşırmıştım çünkü çok meşgul bir adam ancak buna rağmen Sayın Erdoğan ve eşi bana 15 dakika zaman ayırdılar. Eşi bana çok samimi bir şekilde sarıldı. Çok kibar, çok iyi davrandılar. "Ülkemize hoş geldin" dediler. Bu yüzden beni asıl heyecanlandıran karşımda bir başkan olması değil, başkanın bu kadar samimi bir insan olduğunu görmekti. Çok sevindim. Bu çok önemliydi, hiçbir zaman unutmayacağım.

Lacivert'in bu ayki teması Afrika… Hiç Afrika'yı ziyaret ettiniz mi? Neler gördünüz?

Daha önce Zimbabve'yi ziyaret ettim. Afrika çok güzel bir bölge ve çok renkli bir kültüre sahip fakat oraya gittiğimde iç savaşlar olduğunu gördüm. Büyük devletler yüzünden maalesef hâlâ birçok insan acı çekiyor. Biliyorsunuz, büyük ülkeler orada tahakküm kurdu, yönetimleri ele geçirdi. Çok güzel bir bölge olmasına rağmen hâlâ acı içinde yaşıyor. Hatta bu konuyu birkaç ay önce bir arkadaşıma da açtım. Hatırlıyorum; küçükken televizyonda "Afrika'yı doyur, Afrika'ya para bağışla" reklamları vardı. Bu çok güzel bir şeydi. Bugün baktığımızda hâlâ aynı reklamları görüyoruz fakat sorunlar yine aynı, bir çözüm bulunamamış. İnsan düşünmeden edemiyor "Bizim paralarımız nereye gidiyor?" diye. Maalesef Afrika'da çok fazla yolsuzluk var. Problem tahmin ettiğimizden çok daha büyük. Orada kötü durumda olanları koruması için Allah'a dua ediyorum.

Afrika'nın sizi etkileyen olumlu yönleri de olmalı?

Afrika müziğini çok seviyorum. Tempolarına, ritimlerine, sahip oldukları renklere ve kostümlere bayılıyorum. Çok güzel ve geniş bir müzik kültürleri var. Afrika müziği ile Türk müziğini hareketli ritimleri açısından birbirine çok benzetirim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN