Kalandar Soğuğu

Yönetmenliğini Mustafa Kara’nın yaptığı Kalandar Soğuğu Amerika’da yapılacak 89’uncu Akademi Ödülleri’nde (Oscar) En İyi Yabancı Film Dalı’nda Türkiye’nin adayı olarak yarışacak.

Raşit Ulaş SAYI:28 / Ekim 2016
Kalandar Soğuğu

Rumi takvimin ilk ayının ismi olan Kalandar, Miladi takvimde ocak ayının ortasına denk gelir. Trabzon'da kış ayına denk gelen dönem Kalandar soğuğu olarak isimlendirilir. Yönetmenliğini Mustafa Kara'nın yaptığı, senaryosunu da Bilal Sert ile beraber yazdığı ve ismini de buradan alan film, katıldığı festivallerde deyim yerindeyse ödülleri sildi süpürdü. 52'nci Uluslararası Antalya Film Festivali'nde uluslararası yarışmada 'En İyi Müzik' ve 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülü, ulusal yarışmada 'En İyi Kadın Oyuncu' ve 'Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü', 28'inci Uluslararası Tokyo Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen' ve 'En İyi Film', Rode Tulp Film Festivali'nden 'En İyi Yönetmen' ödülünü alan film İstanbul Film Festivali'nde de 'En İyi Yönetmen', 'En İyi Kurgu', 'En İyi Erkek Oyuncu' ve 'En İyi Görüntü Yönetmeni' ödüllerini aldı. Ayrıca Premiere Plans D'angers Festivali'nde Nuri Bilge Ceylan'ın Mayıs Sıkıntısı'ndan 15 yıl sonra 'Jüri Özel Ödülü' ile ödül alan ilk film olan Kalandar Soğuğu, eleştirmenler tarafından oldukça başarılı bulundu. İlerleyen zamanlarda da Asia Pacific Screen Awards (APSA), Haifa International Film Festival, Brisbane Asia Pacific Film Festival (BAPFF), Festival Cinema Mediterraneen Montpellier (CINEMED), Film Festival Hamburg ile Frankfurt Türk Filmleri Festivali'ne katılacak ve Amerika'da yapılacak 89'uncu Akademi Ödülleri'nde (Oscar) En İyi Yabancı Film Dalı'nda Türkiye'nin adayı olarak yarışacak.

Karadeniz'in bir dağ köyünde ailesiyle birlikte yoksulluk içinde yaşamaya çalışan Mehmet, artık neredeyse kendisinde bir tutku haline gelen maden arama işiyle uğraşmaktadır. Girdiği mağaralarda kendince yaptığı kazılarla var olan madenleri tespit edip bunu ilgili yerlere söyleyerek buradan para kazanmanın hayallerini kurar ama işler istediği gibi gitmeyecektir hiç. Biri down sendromlu olmak üzere iki çocuğu, yaşlı bir annesi ve hanımıyla beraber yoksulluğun görülebilecek en dip noktasını görmüşlerdir.Maden arama işinden umudunu kesen Mehmet, bir köylüsünün boğa güreşlerine katıldığını ve buradan ciddi paralar kazandığını öğrenir ve artık bütün çabasını bunun üzerine yoğunlaştırır. İnsan, tabiat ve yoksulluk üçgeninde geçiyor film.Tabiat olanca ihtişamı ve bereketiyle var olurken insanın bu denli yoksulluk yaşıyor olmasının çelişkisi çarpıcı bir biçimde kendisini gösteriyor. Son sahneye kadar olan bölümlerde yoğun bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Oyuncuların ve diyalogların doğallığı, kameranın ise ciddi bir başarıya sahip olması, Kalandar Soğuğu filmini izlediğimiz an kendimizi o soğuğun içinde bulmamıza, deyim yerindeyse içimizin titremesine sebep oluyor. Film tabiatla birlikte insanı da derinlerde bir yerlerde aramaya çalışıyor.

Yerli bir film

Kalandar Soğuğu için belki de söylenebilecek en kısa ve en net yorum; filmin tam manasıyla yerli bir film olduğu. Anlatılan hikâye ve bu hikâyede yer alan insanlar hiçbir kasıntı olmadan tam anlamıyla bu topraklara ait.

Karadeniz'in gri ve yağmurlu havasından sonra baharın gelişiyle kavuşulan yeşil tabiat, filmde dörtmevsimin de var olması, gerçekleşen olayların da umutsuzluktan umuda doğru bir yol almasını sağlıyor. İneğin doğum sahnesiyle başlayan süreç aynı zamanda yeni olayların da habercisi konumunda. Sahnenin çıplak bir biçimde gösterilmesi film adına oldukça önemli bir başarı olarak duruyor karşımızda. Tabii bunda Mehmet'in annesini oynayan teyzenin aslında Trabzonlu yönetmen Mustafa Kara'nın annesi Hanife Kara ve karısı Hanife'yi oynayan kişinin de, hemşireyken ilk oyunculuk deneyimini yaşayan Nuray Yeşilaraz'ın olmasının payı büyük.

Filmi çocukluğunun geçtiği köyde çektiğini söyleyen yönetmen Kara, Mehmet'in de aslında çocukluğunda oralarda maden arayan Zühtü amca olduğunu söylüyor. Filmin oyuncu seçimi ise oldukça ilginç. Başrol oyuncusu Mehmet, Mustafa Kara'nın ilkokul öğretmeni. Büyük oğlunu ise bir yatılı okuldan filme dâhil ediyor. Down sendromlu küçük çocuğu ise senaryoda olmamasına rağmen sonradan senaryoya dâhil ederek ciddi bir iş başarmış oluyor Kara. Sisli sahneleri çekmek için 25 gün beklediğini söyleyen Mustafa Kara, filmden de anlaşılacağı üzere her detayı çok önemsemiş ve nihayetinde de emeklerinin karşılığını onlarca ödülle almış görünüyor.



Diğer Haberler

BİZE ULAŞIN