Cumhuriyet devresinde bir osmanlı efendisi: İbnülemin Mahmud Kemal İnal

Dursun Gürlek oylumlu çalışması “İbnülemin Mahmud Kemal İnal” ile ret ve inkâr döneminde yaşayıp unutuşa/unutturuşa karşı abidevi eserler veren bir şahsiyetin hayatına ışık tutuyor.

Suavi Kemal Yazgıç SAYI:44
Cumhuriyet devresinde bir osmanlı efendisi: İbnülemin Mahmud Kemal İnal

Neyse ki "nevi şahsına münhasır" söz kalıbını önceden bulmuşlar. Bu sayede İbnülemin Mahmud Kemal İnal'ı tanımlamaya çalışırken yeni bir ifade aramak zorunda kalmadım. Nitekim Süleyman Nazif de onun için; "Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine" mısraını yazmıştı. Bir fetret dönemi münevveridir İnal. 1871'de doğmuştur. I. Meşrutiyet ilan edildiğinde beş yaşındadır. Vefat ettiğinde ise takvimler 1957'yi gösterir. Yaşadığı dönemin siyasi olaylarını bir cümle ile özetlersek "II. Abdülhamid, II. Meşrutiyet, İstiklal Harbi, Cumhuriyet'in ilanı, tek parti dönemi ve Demokrat Parti'nin iktidarı" diyebiliriz ama İnal'ı nevi şahsına münhasır kılan elbette doğum ve ölüm yılları arasında yaşanan o büyük değişim ve dönüşümler silsilesi değildir. O büyük değişimlerin ardı arkası kesilmezken İnal'ın yapmayı tercih ettiği ve yapmakta ısrar ederek kütüphanemize kazandırdığı eserlerdir önemli olan. O dönemi için sadece bir şahit değil, aynı zamanda bir kültür aktörüdür.

Esasen bu cümleleri kurmamı Dursun Gürlek'in mesaisine borçluyum. O, "Cumhuriyet Devrinde Bir Osmanlı Efendisi" alt başlığını taşıyan İbnülemin Mahmud Kemal İnal adlı 736 sayfalık kitabına emek vererek sadece İbnülemin'i tanıtmakla kalmadı, kıymetli olana layık mesainin büyüklüğünü de gösterdi bizlere. Üç bölümden oluşuyor kitap. İlk bölüm İbnülemin'in hayat hikâyesinden oluşuyor ancak devrin tanıkları ve olaylarının da eşlik ettiği ve başlı başına bir kitap olabilecek bir bölüm bu. İkinci bölüm ise İbnülemin'in eserlerine hasredilmiş. Bu bölümde eserlerinin nasıl kaleme alındığı, neleri kapsadığı gibi konular da bu başlık altında ele alındığı için bu bölümü bir kuru liste olarak düşünmemenizi isterim. Üçüncü bölüm ise İnal'ın vefatından sonra matbuat aleminde yayınlanan yazılardan müteşekkil. (Keşke yayınevi, içindekiler kısmını biraz daha uzatmak pahasına bu bölümde yer alan yazı başlıklarını ve yazarların da dökümünü de yapsaymış.)

Anekdot ummanı

Kitapla ilgili söylemezsem eksik kalacak bir husus da anekdotlar ve hatıralar ummanı olması. İbnülemin gibi yaşadığı günlerin hem münevver çevresi hem de devlet ricaliyle irtibatı olan ve politik konuşmak yerine burnunun dikine gitmeyi tercih edip cevabını esirgemeyen birinin hatıraları elbette hazine niteliğindedir. Hem İbnülemin'i hem de yaşadığı dönemin atmosferini daha yakından tanımak için Dursun Gürlek'in kitabı müstesna bir fırsat niteliğinde.

O anekdotlara ulaşmanın keyfinin kitabı okuyanların imtiyazı olmasını isterim kendi adıma. Sadece Hasan Âli Yücel'in İbnülemin için kaleme aldığı bir yazıdan alıntı yapmak istiyorum: "Evet, Mahmud Kemal, sahiden bir 'er kişi' idi. Sözünü kimseden sakınmaz. Allah'tan başka hiçbir kudrete bel bükmez, beşeri zaafların çoğundan kurtulmuş, zillet nedir bilmez, haktan başka her şeye kafa tutmuş, geleneklere bağlı, mert, dostluklarına sadık… Hâsılı, kuvvetli bir Müslümandı. Kısacası, adamdı. Etrafımızda tüm bu vasıfların tersine yaşayan insanları görüp de ona ve onun gibilere hürmet duymamak başlı başına bir küfür olur. Çünkü küfür, hakkı kabul etmemektir."

Son asır Türk şairleri

İbnülemin'in eserlerinin listesini bile gözden geçirmek bana 1968'de Sovyet Rusya'nın o zamanki adıyla Çekoslovakya'yı işgal edince yurdunu kaybeden yazar Milan Kundera'nın kaleme aldığı Gülüşün ve Unutuşun Kitabı'nda yer alan; "İnsanın iktidara karşı savaşımı, belleğin unutuşa karşı savaşıdır" sözünü akla getiriyor. Geleneğimizdeki son şuara tezkiresi kabul edilen Son Asır Türk Şairleri, şairlerin hayat hikâyeleri dışında özel hayatları, psikolojileri ve edebi yönlerini de tahlil eden bir kaynak eserdir. 556 şairin 2 bin 352 sayfayı bulan bu ansiklopedik eseri İnal'ın kaleme aldığı "ansiklopedik" eserlerden sadece biridir üstelik. Son Asır Türk Şairleri'ni aynı zamanda kapsamlı bir şiir antolojisi olarak görmek mümkün.

Bu ansiklopedik çalışma için Fatin Tezkiresi'nin ulaştığı 1855 yılından sonrasının şairlerini konu eden bir zeyl dense de Fatin Efendi'nin haberdar olmadığı, hakkında yeterince bilgiye ulaşamadığı yahut atladığı şairleri de konu edinir. İbnülemin'in arasında husumet olan şairlere bile hakkaniyetle yaklaştığı bu kitap, birçok şair hakkında ulaşılabilen tek kaynaktır aynı zamanda.

Son Sadrıâzamlar ve diğerleri

Osmanlı Devrinde Son Sadrıâzamlar adlı 2 bin 192 sayfalık bir başka kaynak kitap da başka yerlerde topluca bulmayacağımız bir hazinedir. Son 37 sadrazamın hayat hikâyesini ihtiva eden bu eser, sadece bir rivayetler ve dedikodular yığını değil kapsamlı ve titiz bir arşiv mesaisinin de meyvesidir. Bu noktada söylemeden geçemeyeceğim bir husus daha var. Dursun Gürlek'in kitabın yayını dolayısıyla yapılan polemikleri ve İbnülemin'in verdiği cevapları da tasnif etmesiyle birlikte kitapla ilgili aksi sedaları bize duyurmuş olmasını da ayrıca mühim buluyorum.

İbnülemin'in kütüphanemize kazandırdığı bir başka hazine ise Son Hattatlar'dır. 11'i kadın toplamda 329 hattatın biyografisine yer veren bu ansiklopedik eser, hat sanatının harf inkılabıyla yaşadığı fetret döneminde kaleme alınır. Bu elbette "unutuşa karşı bir savaştır." İbnülemin'in unutuşa karşı savaşının bir başka cephesi de "musiki" alanında kaleme aldığı Hoş Sadâ kitabı. Her ne kadar tamamlayamamış olsa da İbnülemin'in bu eseri de alanında referans çalışmalardan birisi olarak hâlâ önümüzde duruyor.

İbnülemin'in kitaplarında yer verdiği eskilerin deyimiyle tercüme-i hâllerdeki başarısında onun mizacındaki titizliğin büyük bir payı var. İbnülemin'in ulaştığı pek çok kaynağın şu anda ulaşılabilir olmadığını söylemek gerekiyor bu noktada. Tabii ki İbnülemin'in eserleri bundan ibaret değil müstakil biyografileri, şiirleri, makaleleri, romanları, hikâyeleri, edebiyat üzerine yazıları ile dört başı mamur bir külliye gibidir üstadın eserleri.

Durmaksızın çalıştı

İbnülemin, muhakkak ki eserlerini aile terbiyesine, mekteplerine, hocalarına borçlu ancak ne şahsi hayatı ne de yaşadığı devir bu eserleri kolayca ortaya koyabileceği bir zemin sağlamış ona. Nitekim Dursun Gürlek'in satırlarını takip edince maruz kaldığı kalleşlikleri, adaletsizlikleri tek tek okuyoruz. Ne Osmanlı devrindeki ne de cumhuriyet yıllarındaki rüzgârlar İbnülemin'in uğraşı alanındaki yelkenleri dolduracak cinstendir. Yine de bir alkış beklemeden çalışır İbnülemin. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri ve Türk-İslam Eserleri Müzesi'ne emek verir. Hâsılı kelam son gününe dek çalışmaya devam eder İbnülemin.

"Tek başına bir kütüphane" inşa etmiş biri İbnülemin Mahmud Kemal İnal. Umulur ki onun çalışmaları hakkında kaleme alınan eserler de bir kütüphane hacmine ulaşır. Dursun Gürlek hocamıza bu vesile ile bir kez daha teşekkür etmek isterim. Dursun Gürlek'in İbnülemin Mahmud Kemal İnal adlı kitabını görenler kapaktaki "1" sayısını görüp şaşırmış olabilirler. Dursun Gürlek Hoca da kendisiyle yapılan bir röportajda konuyu henüz tüketmediğinin de müjdesini veriyor: "Şimdi bu ilk kitap İbnülemin'in hayatı, eserleri ve vefatından sonra basında çıkan yazılardan oluşuyor. Kendisi için yapılan jübile ve yukarıda da bahsettiğimiz 'Darülkemal' adı verilen konağa devam edenlerin hatıraları ikinci kitapta yer alacak. Ayrıca kendi yazılarından seçmeler ve onunla yapılan röportajlar da olacak. Üçüncü kitapta da muhtelif ahbaplarına yazdığı mektuplar ve cevaplarına, değerlendirdiği bazı şahsiyetlere yer vereceğiz. Çok ilginç, rüyalarını bile yazmış, onları da yayınlayacağız. Bu iki kitap da 2018 içinde çıkacak inşallah."

İbnülemin kütüphanesi büyümeye devam ediyor gördüğünüz gibi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


Diğer Haberler

BİZE ULAŞIN