Düşsel modernist: İbrahim El-Salahi

Avrupa izlenimciliği ve yeni izlenimcilik sonrası sanatçılarla kıyaslanmasına rağmen, modern Afrika sanatının yaşayan en önemli ismi olan İbrahim el-salahi’nin ana ilham kaynağı, hat sanatından aşına olduğu formlar ve figürlerdir.

Samed Karagöz SAYI:58
Düşsel modernist: İbrahim El-Salahi

Afrika sanatı söz konusu olduğunda maalesef Türkiye'de tam bir körlük söz konusu... Afrika'da özellikle modern ve çağdaş sanat konusunda neler olduğunu takip eden, ilgilenen, hakkında eleştiriler yazan kimsemiz yok. Varsa da en azından ben aramama rağmen bulamadım. Ortadoğu çağdaş sanatına karşı takınılan tavırdan daha da sert bir tavırla karşı karşıyayız. Belki buna tavır demek çok doğru olamayabilir. İlgisizlik diyebiliriz. Hâl böyle olunca da iş başa düştü.

Senegal'in başkenti Dakar'da düzenlenen Dakar Bienali (Dakar't) 1996'dan beri iki yılda bir Afrika çağdaş sanatının merkezini oluşturuyor. Sadece kıta ülkelerinden ve/veya diasporada bulunan Afrikalı sanatçıların eserlerine yer veren bienal bu özelliğiyle son derece dikkat çekici. Örneğin sadece Asyalı ya da sadece Latin Amerikalı sanatçılardan oluşan bir bienal mevcut değil.

"1-54 Contemporary African Art Fair" ise çıtayı biraz daha yükseltiyor. 1 kıta 54 ülke fikrinden harekete geçen fuarda sadece Afrikalı sanatçıların eserlerine yer veriliyor. İlk edisyonu 2015 New York'ta açılan fuar kısa sürede büyük ilgi gördü. Artık Londra ve Marakeş'te de düzenleniyor.

Batı'nın sanatsal ve düşünsel anlamda tıkanıklığını açmak için yollar aradığı malum. Bu tıkanıklığı açmak için 11 Eylül sonrası gözünü ve algısını Ortadoğu özelinde İslam dünyasına çeviren Batılı sanat çevrelerinin radarında artık Afrika da var.

Modern Afrika sanatının yaşayan en önemli ismi ise hiç şüphesiz Sudanlı İbrahim el-Salahi. Aşağıda okuyacağınız metin daha çok Sotheby's müzayede evinin sanatçı hakkında hazırladığı biyografiden oluşuyor.

1930'da Sudan Omdurman'da doğan İbrahim el-Salahi, Sudan ve Pan-Afrika modernizminin gelişmesinde etkili oldu. Afrika, İslam ve Batı kimliklerinin birleşimi, el-Salahi'nin birdenbire yerel, ancak evrensel görünen farklı bir görsel dil yaratmasına izin verdi.

El-Salahi çocukluğunu babasını işte gözlemleyerek geçirdi. İslâm âlimi ve Kuran müfessiri olan İbrahim el-Salahi'nin babası, Omdurman İslam Enstitüsü'nde ders vermiştir. Genç el-Salahi bu dönemde hat sanatına ilgi gösterdi ve onu Afrikalılaştırarak ama aynı zamanda arabesk motiflerle de birleştirerek soyutlama yoluna gitti.

Hartum'daki Gordon Memorial Yüksekokulu'ndaki Tasarım Okulu'ndan mezun olduktan sonra Slade Güzel Sanatlar Okulu'nda okumak için burs kazandı. Oradayken, o zaman yaptığı çalışmaların bir kısmı Pissarro, Seurat ve Sisley'in noktacılığına (puantilizm) benzeyen sanatsal stiller ve soyutlama biçimlerini deneyimlemeye başladı. Hem Avrupa izlenimciliği (empresyonizm) hem de yeni izlenimcilik (post-empresyonizm) sonrası sanatçılarla kıyaslanmasına rağmen, el-Salahi'nin ana ilham kaynağı hat sanatından aşina olduğu formlar ve figürler olmaya devam etti.

Kültürel sentezler

Slade'den ayrıldıktan sonra sanatçı, Hartum'daki Güzel Sanatlar ve Uygulamalı Sanatlar Yüksekokulu'nda ders vermek için Sudan'a döndü. Orada el-Salahi ve diğer Sudanlı ressamlar Ahmed Shibrain ve Kamala Ishaq, Hartum Okulu olarak bilinen ekolü oluşturdular.

Çalışmaları, sanatçının Arapça yazıyı soyut şekillerde sadeleştireceği Arapça harflerin soyut ve sembolik potansiyeli ile birleştirildi. 1940'lı yılların sonlarında Suriyeli sanatçı Madiha Omar'ın öncülüğündeki bir tarz olan hurufiyya adı verilen bu estetik, Hartum Okulu'nun en önemli niteliklerinden biri hâline geldi. Sudan'da görsel modernizmin temeli olup ardından Afrika bölgelerinde ve Arap dünyasında etkili olarak, Batı modernizminin unsurlarını aslen Sudan'dan gelen kültürel unsurlarla sentezlemeye çalıştı.

Sanatçı birkaç yıl devlet sektöründe çalışarak Sudan Büyükelçiliği ve Katar'daki Bilgi Bakanlığı'nda rol aldı. 1970'lerin başında, Sudan Büyükelçiliği için İngiltere'de çalışırken, el-Salahi'ye, Sudan Bilgi Bakanlığı'nın "Kültür Sekreteri Yardımcılığı" pozisyonu teklif edildi. O zamanlar Sudan, general Gaafar Nimeiry'in askeri diktatörlüğündeydi, ancak el-Salahi, görevi kabul etmek zorunda kaldı.

1975 yılında başarısız bir askeri darbeden sonra, sanatçı hükümet karşıtı eylemlerle suçlandı, tutuklandı ve süresiz olarak hapsedildi. Hartum'un ünlü Cooper hapishanesinde altı aydan uzun bir süre kaldı. Bu süreçte el-Salahi, maruz kaldığı üzücü koşullardan yalnızca derin maneviyatı ile kurtulabileceğini keşfetti. Sanatçıya göre bu büyük bir kişisel değişim zamanıydı.

Hapsedilmesi sırasında, sanatçı kuma sakladığı minik kâğıt parçalarına kalem ve mürekkeple gizlice çizimler yapmaya başladı. Bu çizimler ve yazdığı şiirler el-Salahi'nin hayatında bir iç gözlem ve öz inceleme dönemini yansıtan Cezaevi Defteri (Prison Notebook) olarak bilinir. Eser, Modern Sanatlar Müzesi (MoMA) tarafından satın alındı ve Sharjah Art Foundation -Sharjah Bienali'ni de düzenler- bu defterin tıpkı basımını, şiirlerin İngilizce tercümesini Salah M. Hassan editörlüğünde yayımladı.

El-Salahi'nin eserleri hem uluslararası alanda hem de kendi ülkesi Sudan'da sergilendi. 2013'te Tate Modern'deki retrospektif sergisi bu galerideki Afrikalı bir sanatçı için düzenlenen ilk retrospektif olması nedeniyle sanatçının uluslararası tanınırlığını artırdı.

Hâlen eserler vermeye devam el-Salahi çalışmalarında kimliğin doğasını sorgulamaya ve incelemeye devam ediyor. Maalesef yakın bir gelecekte Türkiye'de bir sergisinin açılmasını umamadığım el-Salahi'nin eserleri Contemporary Istanbul çağdaş sanat fuarında iki yıl Vigo Galeri standında yer aldı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN