Dinî yayıncılığın Beyaz Saray’lı yılları

Dini yayıncılığın günümüzde ulaştığı bereketli noktaya din kitaplarını bulmanın çok zor, yayınlamanınsa haylı sıkıntılı olduğu günlerden gelindi. Bu yolculukta, uzun yıllar dini yayıncılık denilince akla gelen ilk isim olan beyaz saray kitapçılarınınsa oldukça nostaljik bir yeri var.

Birol Biçer SAYI:60
Dinî yayıncılığın Beyaz Saray’lı yılları

Dinî içerikli yayınlara yer veren ve mütedeyyin kesime hitap eden yayıncılık faaliyetleri son yirmi yılda hiç olmadığı kadar yaygınlaşıp çeşitlendi. Ancak bugünkü duruma bakıp her zaman böyle olduğunu düşünmemek gerekiyor zira mevcut bolluğun geçmişinde din namına kitap bulmanın hayli çetin olduğu, dinî kitap yayınlamanın mahkeme kapısıyla eş anlama geldiği oldukça kurak ve verimsiz bir devir yatıyor.

70 yıl kadar önce dinî matbuat -birkaç istisna haricinde- dibe vurmuşken aniden hızlı bir uyanış hareketi başlar. 1950-60'lı yıllardaki bu hareketlenmeyi başlatan resmî güdüm kabul etmeyen birkaç yayıncı ve sonrasında ise 70-80'lerde kitap kurtları için bir okula dönüşen Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı olur. Rejimin temellerinin atıldığı yıllarda dinî yayıncılığın mevcut boyutlara varacağı tahmin bile edilemez.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde uygulanan din karşıtı politikaların bir yansıması da dinî yayıncılık alanında kendini gösterir. 1923-45 arası dinî yayın yok denecek seviyededir. Ancak o dönemde devlet bu alanı tamamen bırakmaz, az da olsa birkaç temel eserle boşluğu doldurur. Elmalılı Hamdi Yazır'ın Kur'an Tefsiri ve hadis külliyatı Sahih-i Buhari bu dönemde basılmış güçlü temel eserler olsa da yaygın basımları ancak 1945'ten sonra gerçekleşir.

Ancak bunlar halka değil, esasen din ilimleriyle meşgul olanlara hitap eden kaynak eserlerdir. Din karşıtı tutumun devlet politikasıyla özdeşleştiği bu dönemin bir diğer çalışması ise meal projesidir. Günümüzde yaygın olan Türkçe meal o zamanlar için tabudur ve "Türkçe ibadet" projesinin ayaklarından biridir. Neticede Mehmet Akif kendisine ısmarlanan meale başlasa da bu projede bir art niyet olduğuna hükmederek kendisinden istenen meal çalışmasını tamamlamaz ya da gizler. Tek parti döneminin dinî yayınları bunlar gibi birkaç eserle kısıtlı kalır.

Tek partili devrin "tek tük" yayınları

Ne var ki Cumhuriyet elitinin dine mesafeli tutumu, halkın dinî bilgilenme ihtiyacını bastıramaz. Aksine açlığa dönüşür ve yeri doldurulmaya çalışılır. Doğu klasiklerinin bastırılması bu ihtiyacın karşılanmasına yönelik bir adımdır aslında. Buna ek olarak Ömer Rıza Doğrul'un 1934'teki Tanrı Buyruğu adlı Kuran tercümesi, Hasan Basri Çantay'ın meali ve bir de bazı yayınevlerinin el altından Arapça ya da Osmanlıca baskılarla çıkardığı eserlerle 1950'li yıllara gelinir.

Özel sektörde ise meşhur dinî eserleri eski yazıyla tek tük de olsa yayınlayan birkaç yayıncı hiç eksik olmaz. O günlerde meşhur Mızraklı İlmihal ile Kuran Elifbası halka hitap eden başlıca dinî kitaplardır. Ciddi anlamda din tahsil etmek isteyenlerin ilmî eser ihtiyacınınsa bu dönemlerde bazen sınırda kaçakçılık yoluyla karşılandığı dahi vakidir. Arapça-Farsça kitaplar bazen İran sınırından katırlarla mallar getiren kaçakçılar yoluyla sağlanır.

Demokrat Parti iktidarı pek çok toplumsal talep gibi halkın dinî duygu ve ihtiyaçlarının da su yüzüne çıktığı bir dönem olur. Bu filizlenme dinî yayın ve fikir sahasında önce birkaç dergiyle başlar. DP döneminde de dinî kitap yayıncılığı pek azdır ancak Büyük Doğu, Sebilürreşat gibi birkaç dergi geleceğin altyapısını oluşturmaktadır. Devletin yayınladığı birkaç kitap müstesna, 1950-60 arası özel sektörün yayınları arasında çaplı eserler yok gibidir.

Surda ilk gediği açanlar

Yakın tarihimizde dini yayıncılık ve kitap denilince hatıra ilk gelen İstanbul müftüsü, dersiamdan Ömer Nasuhi Bilmen Hoca olur. Bilmen'in Büyük İslam İlmihali bir dönem adeta kurtarıcı olur ve günümüze kadar milyonlarca basılır. Türkiye'de dinî yayıncılık anlamında ilk ciddi kıpırdanmalar ise Sönmez Neşriyat, M. Şevket Eygi'nin kurduğu Bedir Yayınları, Bozkurt Yayınları, Halil Eser'in Eser Yayınevi, Fazilet Neşriyat, İsmail Dayı'nın Yağmur Yayınevi, Cağaloğlu Yayınevi, Bilmen Yayınevi gibi yayınevlerinin faaliyete geçtiği 1960'lı yıllarda başlar.

Bunlar arasında dini eserlere de yer veren Toker Yayınları da vardır. Örneğin, Necip Fazıl'ın 15 kadar kitabı Toker'den yayınlanır. Bu ilk yayıncılar arasında İhsan Babalı'ya da yer vermek gerekir. Modern manada ilk yayınevi ise İsmail Dayı tarafından kurulan Yağmur Yayınevi sayılabilir. 1960'larla başlayan bu kıpırdanmalara Necip Fazıl'ın Büyük Doğu'su, Sezai Karakoç'un Diriliş'i, Nurettin Topçu'nun Hareket'i ve ilerleyen yıllarda Mustafa Kutlu, İsmail Kara ve Ezel Erverdi'nin çıkardığı Dergah gibi etkili dergiler eşlik edecektir.

Dini yayıncılığın en eskilerinden Sönmez Neşriyat, 50'li yılların ortasında dini yayıncılık alanındaki ihtiyacı karşılamak için Ali Fuat Başgil gibi seçkin bir ismin etrafında toplanan dindarların bir araya gelmesiyle kurulur. Bu yayınevinin kurucularından Sabahattin Zaim ve Raif Cilasun'u da anmadan geçmek olmaz. Sahih-i Müslim ve Ali Fikri Yavuz'un meali gibi pek çok kitabı yayınlar. 1962'de Yağmur Yayınlarıyla sektöre atılan merhum Erdinç Beylem'in ifadeleriyle bu dönemde dinî yayıncılığın atılıma geçişini tetikleyen "1960 ihtilalinin din aleyhtarı ortamına karşı halktan gelen bir reaksiyon" olur. Bu ilk kurulan yayınevleri büyük çapta dinî içerikli yayın yapmasalar da ciddi bir ihtiyacın ilk taleplerini seviyeli eserlerle karşılarlar.

1960 darbesinden önce dinî yayıncılığa katkıda bulunanlar arasında "sahaflar şeyhi" Muzaffer Ozak da bulunmaktadır. Ozak, Salah-Bilici Yayınevi vasıtasıyla dinî neşriyatta bulunmaktadır. Ayrıca, kaçak olarak bazı Osmanlıca kitapları da basıp dindarların hizmetine sunmaktan kaçınmaz. Karşılığında Sultanahmet Cezaevi'ne konulur.

İlk İslami yayıncılık hareketi entelektüel bir nitelikte ortaya çıkar. Ali Fuat Başgil'in girişimi cemaatsel ve büyük çaplı bir harekete dönüşmese de dindar aydınların önünü açar. Başgil'in Yağmur Yayınları'ndan çıkan kitapları dindar entelektüellere zemin hazırlama konusunda etkili olacaktır. Bu mütedeyyin entelektüeller arasında daha seviyeli entelektüel eserleri okuyan bir kitlenin yetişmesinde önemli katkılardan biri de Millî Türk Talebe Birliği'ne aittir. Ancak tüm bunlar mütedeyyin kitleyi entelektüel seviyedeki yayınlara yöneltmeye yetmez.

Kitapçıların Beyaz Saray'ı

O döneme kadar tüm yayıncılık faaliyetleri Cağaloğlu'ndadır. Eski Bab-ı Ali matbuatının ikametgâhı olan Cağaloğlu'nda o sıralar boş yer bulmak adeta imkânsızdır. Devrin tüm kalem erbabının cirit attığı Cağaloğlu akşamları da hareketlidir. 60'lı yıllardan sonrası Anadolu'dan İstanbul'a göç hareketinin başladığı yıllardır. Anadolu'dan gelenlerin çoğalmasıyla dinî içerikli kitaplara ilgi de yükselişe geçer ancak bu talep ve ilgi daha ziyade avami nitelikli kitaplaradır. Bu, Beyaz Saray'ın doğumunu hazırlayan süreç olur. Anadolulu dindarların alım güçleri arttıkça dinî yayınlara rağbet de artmaya başlayacaktır.

Kapalıçarşı'da 1958 yılında çıkan büyük yangın bin 500'ün üzerinde dükkânı tahrip eder. Esnaf Kapalıçarşı tamiri bitene kadar civardaki dükkânlara yerleşir. Bunlardan biri de eski başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın babasının bir ortağıyla yaptırdığı Beyaz Saray iş hanıdır. Günümüzde yerinde Hotel Barcelo Saray'ın bulunduğu bu iş hanı ilk birkaç senesi dışında sürekli kitapçılara hizmet edecek ve kapatıldığı 1999 yılına kadar Türkiye'de dinî yayıncılıkla özdeşleşen Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı'nı barındıracaktır. Önceleri ayakkabıcı ve manifaturacıların arasında, bodrumda gözlerden kaybolan bu kitapçılar ve yayınevleri zamanla çoğalarak iş hanının bodrum katlarında bir döneme damgasını vuracak olan Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı'nı kuracaklardır.

Halkın talebiyle doğan kitapçılar

Zamanla Bahar Neşriyat gibi dinî nitelikli bazı yayınevleri buraya yerleşmeye başlar. 1969 yılında burada kurularak sahaflık tarihimizde kendine özgü bir yer edinen Enderun kitabevine başkalarının da kısa zamanda eklenmesiyle bu yayınevlerinin sayısı zamanla 50'yi bulur ve bildiğimiz Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı'nın da ilk nüveleri atılır. Enderun dışında buraya yerleşmeye başlayan kitabevlerinin tamamı muhafazakâr-milliyetçi çizgide olacağından Beyaz Saray kısa sürede dinî yayıncılığın merkezine dönüşecektir.

Adeta kafa kafaya vererek Beyaz Saray'ı merkez seçmiş görünen dinî yayınevlerinin sayısı hızla artmaktadır ancak bunların çoğu küçük müesseselerden ibarettir. Öyle; bağımsız binalarda idare yerleri, ofisleri, sekreterlikleri, müdürleri, matbaa tesisleri de yoktur. Beyaz Saray yayınevlerinin üretiminin çoğunluğu avami ve popüler eserlerden oluşan dinî kitiplardır ve halk bu tür yayıncılığa büyük rağbet gösterir. Halkın dinini öğrenecek eserlere büyük talebi vardır, bu alan uzun yıllar resmî ideolojinin etkisiyle ihmal edilmiştir ve birileri bunu karşılamalıdır. Beyaz Saray'ın doğuşunun sebebi de aslında budur.

Beyaz Saray, resmî ideolojinin din alanında yarattığı sarsıntıyı bir nebze olsun hafifletir. Lakin yayıncı ve kitapçılarının dinî yayıncılığı planlı programlı olmaktan uzaktır, popüler ve ticari eğilimiyse hayli baskındır. Dönemin yayıncılarının ne sermaye, ne de kültürel birikimi yeterli değildir. Geneli itibarıyla dindar entelektüele yeterince hitap etmeyen ama halk kesimini dinî kitaba boğan, orijinal ve ağır eserlerdense çabuk satılan kolay okunan kitap ve dua mecmualarına ağırlık veren yayıncılık anlayışıyla Beyaz Saray yaptığı hizmetin yanında dinî yayıncılığın adeta "Mahmutpaşa"sı olur.

Beyaz Saray'ın yayınevleri

Beyaz Saray deyince ilk akla gelenler Enderun Yayınları ile meşhur sahaf İsmail Özdoğan, Sebil Yayınları ile Kadir Mısıroğlu, Millî Hareket Yayınları ile Ahmet Büyükkarabacak, Çile Yayınları; ardından bir dönem oldukça kitap üreten Hisar, Çelik, Berekat ve Süleyman Demir'in Demir Yayınları, Çağrı Yayınları gibi yayınevleridir. Bir zamanlar büyük satış rakamları yakalayan Şamil yayınları da bu cümleden sayılabilir. Pınar ve Burak yayınevleri de çarşının fikir kitaplarına ağırlık veren nadir yayınevleri arasında yer alırlar.

1969 yılında Enderun Kitabevi'nin açılmasıyla beraber Beyaz Saray'a yerleşmeye başlayan yayınevlerinin sayısında artış başlar. İlkler arasında Abdullah Aydın Hoca'nın Aydın Yayınları, ardından Pamuk, Hisar, Pınar, Tavaslı ve milliyetçi çizgideki Burak gibi yayınevleri birer birer açılır ve zamanla sayıları elliyi bulur. Beyaz Saray'da arada sırada radikal ve siyasi eğilimli yayınevleri açılsa da halkın eğilimlerine hitap etmedikleri için tutunamazlar.

Tamamı dinî yayınlardan oluşan bu çarşıda daha laik ya da tarafsız çizgisiyle Enderun bir istisna teşkil eder. Milliyetçi çizgideki Ahmet Büyükkarabacak'ın Millî Hareket Yayınları da diğer bir istisna olur. Enderun, Millî Hareket, Çile, Beylem Yayınları, Tekirdağ Müftüsü Ali Aslan Bey'in yayınevi gibileri ticari kaygılardan uzak yayıncılıklarıyla entelektüele hitap etseler de çarşının kalabalığı içinde azınlıkta kalırlar. Beyaz Saray yayıncılarının çoğu esnaf zihniyetiyle hareket eder.

Mütedeyyin ve geleneklere bağlı kesimin entelektüel yayıncılık faaliyetleri ise daha ziyade Beyaz Saray dışında kalır. Örneğin Nurettin Topçu'nun Hareket ekolünün bir devamcısı olarak 1976'da kurulan Dergâh dergisi ve Dergâh Yayınları bunlardandır. Dergâh ve birkaç benzeri yayınevi ise İslam düşüncesi, tasavvuf, sanat, tarih, felsefe ve edebiyat gibi alanlarda yoğunlaştırdığı yayıncılığını bu ekolden çok farklı bir boyutta sürdürmeyi tercih eder. Günümüzde avamilikten uzak bu farklı kulvar Dergâh'ın yanı sıra büyük ölçüde başını İz, İnsan, Şule, Küre, Profil gibi yayınevlerinin çektiği bir dizi yayınevi tarafından temsil edildiği söylenebilir.

Beyaz Saray'ın "nostaljik" kitapları

Genel olarak popüler kitaplara yönelen ve az sayıda yayınevinin fikir kitaplarına rağbet ettiği Beyaz Saray yayıncılığının karakteristik kitapları vardır. Beyaz Saray'a yıllarını veren yayıncı Erdinç Beylem son yıllarındaki bir söyleşimizde bunları şöyle ifade eder: "Tam Namaz Hocası, benim 'Çiçekli Yasin' dediğim Yasinli dua mecmuaları bir de bir cemaatin meşhur ettiği 'Cevşen-i Kebir'. Bu üç kitapla özetlenebilir Beyaz Saray'ın kitapçılığı. Halk İslam'ı yani avami İslam bu üç kitaba münhasır kalmıştır".

Beylem'in işaret ettiği sürekli satılarak genel-geçer nitelik kazanan bu kitaplara İslami romanları, dua mecmualarını, ilmihalleri ve mealleri de eklemek gerekiyor. Özellikle 80'li yıllar laik sistemde yetişmiş kayıp insanların doğru yolu bulmasını anlatan "hidayet romanları"nın yükselişine şahit olur. Beyaz Saray da hâliyle o dönem "iş yapan" bu tür kitapları bol bol piyasaya sürmekten geri kalmaz.

Bununla beraber Beyaz Saray yayıncılarının neşrettiği eserler arasında kendi dönemlerinde çok ses getiren, büyük satış rakamları yakalayanlar da bulunur. Çağrı Yayınları'nın yayınladığı İbn-i Kesir Tefsiri satış başarısıyla ön plana çıkanlardan biridir. Şamil Yayınevi bir dönem İslam tarihi, fıkıh gibi alanlarda ciddi satışlar yakalayan kitaplar yayınlar. Beyaz Saray'ın en çok sükse yapan kitapları ise klasikler olur. İmam Gazali'nin İhya-ı Ulumiddin ve Kimyayı Saadet'i, Elmalılı Hamdi Yazır'ın Kuran Tefsiri, Ömer Nasuhi Bilmen'in İlmihal'i ise her devrin itibarlı kitapları olmayı başarırlar.

Bir dönem din kitapları piyasasına damga vuran bir furya da meale olan taleptir. Kur'an meallerine yönelik bu talebi hâliyle ıskalamaz. Beyaz Saray. Sönmez Neşriyat'tan Fikri Yavuz hocanın imzasıyla çıkan ve ilk popüler meal çalışmalarından olan kitabın başarısıyla piyasadaki mealler de zamanla yirminin üzerine çıkacaktır. Ancak dinî yayıncılık alanında en çok getiren sağlayanlar çoğunlukla dua, şifalı bitkiler ve yemek kitapları olarak kalmaya devam eder.

Halkla hemhâl yayıncılık

Entelektüel seviye açısından Beyaz Saray kitapçılığı çoklarınca eleştirilse de Şevket Eygi'nin değerlendirmesiyle "Beyaz Saray'da yayınlanan bazı kitapların kalitesi tartışılabilir ama bu çarşının İslam kültürüne ve dindar halka hizmet etmiş olduğu gerçeği asla inkâr edilemez".

80'li yıllardaki özgürlükçü akımla beraber Beyaz Saray da bir patlama yaşar. 80'lerde dinî kitap satışları katlanmaya başlar. Bu dönemin dindarlaşma hareketlerinde Beyaz Saray da önemli bir rol üstlenir, halkın dinî hissiyatına tercüman olan bir tabakanın da teşekkül etmesine vesile olur. Gerçi halk renkli ve ciltli dinî kitapları evlerde daha ziyade dekor olarak bulundursa da "Biz okumuyoruz ama çocuklarımız okusun" iyi niyetinin bereketiyle o dönemler hayli kitap satılır. En önemlisi Beyaz Saray dinî yayınların büyük bir süratle geniş kitlelere yayılmasını sağlar.

Beyaz Saray "okulu"

Kitapsever ve mütedeyyin entelektüel zümrenin başlıca uğrak ve buluşma noktasına dönüşen Beyaz Saray bir anlamda okul vazifesi de görür. Çarşı, Ramazan'da iftar buluşmalarına sahne olur. Yıl boyunca Enderun, Beylem, Millî Hareket yayınevleri başta olmak üzere aydınların müdavim olduğu bir yere dönüşür. Burada çıkarılan dergiler de bu hareketlenmeyi tetikler. Dindar ya da muhafazakâr olup da Beyaz Saray'a uğramamış kalem ehli yok gibidir. Necdet Sevinç, Ahmet Arvasi, Sakin Öner gibi pek çok şahıs da milliyetçiler için mektep gibi olan Millî Hareket Yayınları'na devamlı uğrarlar. Kadir Mısıroğlu'nun Sebil Yayınevi, İsmail Ünalmış'ın Akçağ Yayınları gelen gideni eksik olmayan bir merkeze dönüşür adeta. Dinî yayıncılıkta Beyaz Saray dışında da kitapçılar da faaliyet göstermektedir ancak bu alanda Beyaz Saray popüler alana hitabıyla bir simgeye dönüşür.

2000'lere yaklaşılırken Beyaz Saray'ın eski işlevi hızla değişime uğrar. Artık dinî yayıncılık Beyaz Saray'ın tekelinden çıkmış, büyüklü küçüklü pek çok yayınevi bu piyasayı genişletmeye başlamıştır. Dinî yayıncılığın Beyaz Saray'la anıldığı günlerse geride kalmaya başlamıştır. Bunun üzerine bir de 30 yıllık mekânı terk etme mecburiyeti eklenir. 1999, Beyaz Saray iş hanını mesken tutan ve bu hanın ismiyle özdeşleşen dinî yayınlar çarşısı için kesin kopuşun gerçekleştiği dönem olur.

Beyazıt, Laleli ve çevresi Doğu Bloku'nun çöküşüyle bavul ticaretinde altın dönemine girmektedir. Balkanlar ve dağılan Sovyet cumhuriyetlerinden gelenlerin bölgede canlandırdığı ekonomi Beyaz Saray hanının sahibi Yılmaz ailesinin de rantabl işlere yönelmesine sebep olur. Han ticari açıdan fevkalade elverişlidir ancak bunun için kitapçıların boşaltılması gerekmektedir.

Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı'nın yeni sığınağı bundan sonra Direklerarası'ndaki Yümni iş merkezi olur. Ancak değişen sosyolojinin de etkisiyle yeni yerinde çarşı bir daha asla aynı havayı bulamaz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN