Emek sineması hikayesi

Beyoğlu Sineması, sahibinin 2017 yılının Haziran ayında sinemanın kapısına kepenk vuracağını açıklamasıyla tekrar gündeme geldi. Biz de bu süreçte Beyoğlu Sineması’nın dünden bugüne geçirdiği dönüşüme odaklanıp aynı zamanda, yenilenme sürecinde neler yaşandığını, hangi tartışmaların gerçekleştiğini derledik.

Kevser Uysal SAYI:39
Emek sineması hikayesi

• Emek yahut açıldığı dönemdeki adıyla Melek Sineması, Osmanlı'nın önde gelen bürokratlarından Abraham Paşa tarafından, Osmanlı vatandaşı Levanten Mimar Alexandre Vallaury'e 1880'li yılların başında konut olarak yaptırılan Cercle d'Orient'in arka bahçesinde, sırtını tümüyle Cercle d'Orient'a yaslayan yapı adasının bir parçası olarak 1924 yılında açıldı. Mimarlığını Rafael Alguadiş'in üstlendiği sinema, ilk adı olan 'Melek'i, film perdesinin iki yanına yerleştirilmiş, sarı-turuncu renkli "art nouveau" tarzı melek heykellerinden ve zorunlu olarak sinemaya giriş için kullanılan Melek Apartmanı'ndan alıyordu. Zamanla birlikte iki melek figüründen geriye sadece boş nişler kaldı.

• Melek Sineması 1942 yılında, Varlık Vergisi uygulaması nedeniyle yaşanan iflasın ardından, diğer komşu salonlarla birlikte İstanbul Belediyesi tarafından satın alındı. Belediye'nin sahipliği fazla uzun sürmedi ve Melek Sineması kısa bir süre sonra İstanbul Belediyesi tarafından Emekli Sandığı'na ihale edildi. Sinemanın işletmeciliği ise 1958 yılına kadar İpekçi kardeşler tarafından yürütüldü. Bu tarihte Emekli Sandığı, Emek Film'i kurdu ve sinemanın sahipliğinin yanı sıra işletmeciliğini de üstlenmeye karar verdi. Sinemanın Melek olan adı da Emek olarak değiştirildi.

• Emek Sineması'nı da kapsayan Cercle d'Orient kompleksinin elden geçirilmesi gerekliliğine bağlı olarak Emekli Sandığı, 1989'da yapıların tarihi dokusunu bozmadan restore edilmesi ve sonra işletilmesi amacıyla bir ihale açtı ve yeterli ilgi olmadığı için ihale iptal edildi. Ardından 1992'de yeni bir ihaleye çıkıldı, bu ihaleyi Kamer İnşaat kazandı.

• Cercle d'Orient kompleksi 2006 yılında, 5366 sayılı yasaya göre Beyoğlu Belediyesi tarafından 'yenileme alanı' olarak ilan edildi. Ardından 2009 yılında çıkan Yenileme Kurulu'nun onayının ardından, tarihi Cercle d'Orient binası ve Emek Sineması'nı da kapsayan ve Cercle d'Orient Kompleksi olarak tanımlanan yapı adasının yenileme süreci fiilen başlamış oldu.

• 2010 yılında Mimarlar Odası'nın projenin iptali istemiyle açtığı dava sonucunda, 9'uncu İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar, yine aynı mahkeme tarafından 2011 yılında kaldırıldı.

• 2009 öncesinde Emek Sineması tartışmaları henüz gündemde yokken, bu döneme ait haberleri taradığımızda, Emek'i de içine alan Yeşilçam Sokağı'nın içler acısı halini ve sinemalara olan rağbetin git gide azalmakta olduğunu görmek hiç de zor değil. Zaten asıl tartışılması gereken konuların da bu olması gerekmiyor mu? En son Beyoğlu Sineması'nda görüldüğü üzere, sinema kepenklerini kapatırken herkesin feryat figân içinde; "Kahrolsun AVM'ler, her yeri AVM yapın" minvalinden popülist sloganlar attığına şahit olduk. Peki, bu sloganları atanlar kendilerine; "En son ne zaman Beyoğlu'nda bir sinemaya gittim" diye hiç sordular mı yahut protestolar esnasında en önde yer alan sinema eleştirmenlerinin ve oyuncularının, galaların sıklıkla düzenlendiği AVM sinemalarını boykot etmek akıllarına hiç geldi mi acaba?

• 2009 yılında Emek Sineması son kez perdesini Filmekimi için açtı ve 20 Mayıs 2013'te ise tamamen yıkıldı. Bu dönem zarfında yapılan protestolara bugünden baktığımızda yaşanılan sürecin, birtakım başka olayların hazırlık evresi olduğu yönünde yorumlar yapılıyor. Örnek olarak Emek Sineması sürecinde; "Emek yoksa ben de yokum" diyerek 15 yıldır yazı yazdığı Sabah gazetesinden istifa eden Atilla Dorsay'a kulak kabartabiliriz: "Emek'in yıkımı bir kültür olayıydı. Buna rağmen gençler katıldı (...) Üzerinden iki ay geçmeden Gezi olayları başladı. O zaman olay daha da büyüdü. Emek Sineması eylemleri biraz da Gezi'nin provasıdır."

Emek Sineması protestolarının düzenlenme amacı aslında Atilla Dorsay'ın da söylediği; "Emek'in yıkımı bir kültür olayıydı" cümlesinde özetleniyor gibi. Zaten; "Emek bizim, İstanbul bizim, yıktırmayız" şeklinde üretilen söylem de Emek üzerinden nasıl bir hegemonya savaşının sürdürülüyor olduğunu gösterir nitelikte. Diğer yandan, yenilenme sürecinden sonra Tolga Murat Şen'in yapmış olduğu; "Emek mücadelesi kaybedilerek kazanılmıştır... Eğer o mücadele olmasaydı kafalarına göre bir AVM sineması yapıp geçeceklerdi…" yorumu ise fazlasıyla üstenci(!) bir bakışı yansıtıyor olması bakımından önemli.

Emek Sineması'nın taşıma çalışmaları üç yıllık bir sürenin sonunda, 1924 yılındaki mimari projeye uygun olarak gerçekleştirildi. Haliç ve Beyoğlu manzaralı 1.250 m²'lik fuaye alanına sahip 600 kişilik Emek Sineması; 800 kişilik sekiz yeni sinema salonu ve 150 kişilik teleskopik oturma düzenine sahip tiyatro salonuyla birlikte, Grand Pera'nın en üst katında, 2016'da kapılarını yeniden açtı.

• Emek Sineması'yla ilgili daha detaylı bilgi edinmek istiyorsanız bu sayfanın yapımında da yararlanılan Emek Kültür ve Sanat Vakfı'nın internet sitesini http://www.emekhepimizin.com/emek-sinemasi ziyaret edebilirsiniz.

• Kapanışı Emek Sineması'nı gezdikten sonra fikrini değiştiren ve ismini çokça zikrettiğimiz Atilla Dorsay ile yapalım; "Ben, tüm o hülyaların içinden geçen bir hayattan sonra, sanırım artık belli bir gerçekçiliğe ulaştım. Ve bu yanımla, artık eski Emek için bitmeyen ağıtlar yakmaktansa, yenisine sempatiyle bakmaya başladım." Ne diyelim darısı Atatürk Kültür Merkezi'nin başına.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN