World Decolonization Forum: Sömürgecilikten kurtuluş yolunda ilk küresel adımlar
Sömürge rejimlerinden ve zihniyetlerinden arınmayı ifade eden "Dekolonizasyon" kavramı ve hereketini tartışmak, özellikle bilginin tek merkezli dünya perspektifinden arındırılması için modeller sunmak üzere düzenlenen World Decolonization Forum farklı geleneklerden pek çok entelektüel, düşünür ve aktivisti bir araya getirdi.
Epistemik, siyasi ve kültürel bir mücadele olarak dekolonizasyonu ele almak üzere bu yıl ilki gerçekleştirilen Forum, Latin Amerika'dan Güney Asya'ya çok sayıda ülkeden partner kurumlar iş birliği ile Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlendi. Farklı bilgi gelenekleri arasında daha dengeli, daha çoğul ve daha eleştirel bir ilişki kurulmasını hedefleyen forumun temel yaklaşımı, belirli tarihsel deneyimlerin ve bilgi üretim biçimlerinin küresel düzeyde tek geçerli çerçeve gibi sunulmasının yeniden değerlendirilmesi oldu.
"İnsanlık onuruna yaraşır daha adil bir dünya için…"
Forumun açılış konuşması ev sahibi kurumlardan, NUN Eğitim ve Kültür Vakfı'nı temsilen Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak tarafından yapıldı. Albayrak, "Bugün, sömürgeci aklın kullanageldiği meşruiyet ruhsatlarını geçersiz kılmak zamanı. Zira dünyamız alarm veriyor. İhtiyaç duyduğumuz, 'Beyaz Adamın Yükü'nün karşısına reaktif bir şekilde 'Siyah Adamın Yükü'nü koymak değil. Zira bir mantığı tersine çevirmek, onu aşmak değil; yıkılmak istenen hiyerarşinin mimarisinin içinde kalmaya devam etmektir. Olması gereken, bu mantığın terk edilmesidir. İnsanın yükünü konuşmayı öneriyoruz. Meseleye ırksal ya da medeniyetsel bir kategori olarak değil, daha temel bir iddiadan doğan ortak sorumluluk olarak bakmak ve insanlık onuruna yaraşır daha adil bir dünya için çalışmak durumundayız." diyerek forumun perspektifini açıkladı.
Albayrak, "Burada tartıştığımız şey, biraz da çocuklarımızın nasıl bir dünyada büyüyeceği meselesidir. (…) Burada Batı'ya karşı bir başka merkez kurmak veya Batı'sız bir dünya için de toplanmadık. Bilakis, dekolonizasyon Batı'ya da kendisini ele geçirmiş olan 'efendilik kompleksi'nden arınması için açık bir davettir. Zira tıkanan uluslararası sistemin, Paris'te, Londra'da, New York'ta, Amsterdam'da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılıyor. Dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen bilgeliğe de ihtiyacı var. İşte bu yüzden forumun 'İstanbul'da olması bir tesadüf değil. Yüzyıllardır kültürlerin buluştuğu, farklılıkların bir arada yaşayabildiği bu şehir, forumun ideallerinin tarihsel olarak vücut bulduğu somut bir örnektir." diyerek forumun İstanbul Perspektifi'ni teorik olarak nereye oturttuğuna işaret etti ve İstanbul'un sembolik işlevine değindi.
"Her şeyden önce, dilin ve kavramların dekolonizasyonu"
Açılış konuşmasının ardından "Why are Institutions Aligning Around Decolonization?" "Kurumlar Neden Sömürgecilikten Kurtulma Yolunda Birleşiyor?" teması ile partner kurumlar ve ev sahibi Enstitü Sosyal temsilcilerinin konuşmalarını yaptığı açılış oturumu yapıldı. Konuşmalarda her kurumun kuruluş ilkeleri ve misyonları doğrultusunda dekolonizasyon gündemine nasıl geldiği, hangi iç tartışmalar ve somut deneyimlerin tutumlarını biçimlendirdiği üzerine görüşler paylaşıldı.
Oturumda, ev sahibi kurum Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, forumun teorik çerçevesini üç katmanlı olarak ortaya koydu. "Her şeyden önce, dilin ve kavramların dekolonizasyonu ile başlamalıyız. Çünkü dünyayı anlamlandırma biçimimiz, kullandığımız kavramlarla şekillenir. Bugün hâlâ 'gelişmiş-az gelişmiş', 'üçüncü dünya ülkesi', 'ilkel-uygar', 'modern-geleneksel', 'merkez-çevre' gibi ikilikler üzerinden düşünen bir dilin içindeyiz. Bu kavramlar nötr değildir, belirli bir tarihsel ve güç ilişkileri bağlamında üretilmiştir. İkinci olarak, insanın dekolonizasyonu meselesi karşımıza çıkar. Sömürgecilik topraklarla birlikte zihinleri de işgal eder. Bu nedenle dekolonizasyon, insanların kendi zihniyle, kendi kabulleriyle yüzleşmesini gerektirir. Kendi değerini, kendi bilgisini ve kendi hikâyesini dış referanslara göre tanımlayan bir bilinç, tam anlamıyla özgür değildir. Üçüncü olarak ise kurumların dekolonizasyonu gelir. Çünkü bireysel farkındalık, kurumsal yapılarla desteklenmediği sürece kalıcı bir dönüşüm gerçekleşemez. Eğitim sistemleri, akademik yapılar, medya ve politika üretim mekanizmaları çoğu zaman belirli epistemik merkezlerin etkisi altındadır. Enstitü Sosyal için kurumların dekolonizasyonu, bu yapıları daha çoğulcu, daha adil ve daha kapsayıcı hâle getirmeyi ifade eder. Bu, temsil meselesinden ibaret değildir; bilginin nasıl üretildiği, kimler tarafından üretildiği ve nasıl dolaşıma sokulduğu sorularını da yeniden düşünmeyi gerektirir." diyerek forumun, dekolonizasyonun kavramsal, bireysel ve kurumsal dönüşümün eş zamanlı ve birbirini beslediği bir süreç olarak ele alınmasını önerdiğini ifade etti.
Sömürgesel mantık üreten yapıları tartışmak
Açılış oturumunun ardından ilk akademik oturum Sümeyye Sena Polat moderatörlüğünde, uluslararası hukuk uzmanı, insan hakları savunucusu ve aktivist Mireille Fanon Mendès-France ve teorisyen ve sosyolog Salman Sayyid'in katılımı ile gerçekleşti. Fanon, sömürgecilik eylemlerinin geçmişinin bugünün küresel yönetişim krizinin de doğrudan üreticisi olduğuna işaret etti. Salman Sayyid ise "Bugün dekolonizasyon kavramı giderek daha fazla kullanılıyor; ancak asıl mesele, dünyayı hangi düşünsel çerçevelerle anlamlandırdığımızı gerçekten dönüştürüp dönüştüremediğimizdir. Eğer dekolonizasyon küresel bir tartışma olacaksa, bilgi üretiminden medya düzenine, ekonomik ilişkilerden akademik hiyerarşilere kadar hangi yapıların hâlâ sömürgesel mantıklar ürettiğini açık biçimde tartışmak gerekir." diyerek kavramın popülerleşmesinin değil dönüştürücü kapasitesinin önemine dikkat çekti.
İki gün gün süren forumda Walter Mignolo, Syed Farid Alatas, Anne Norton, Yusuf İslam, Kemal Sayar, Selçuk Aydın, Sushrut Jadav, Naci İnci, Guo Changgang, Calaudio Pinheiro, Last Moyo, Adrian Harewood, Rafael Vilasanjuan, Afua Hirsch Houria Bouteldja, Joseph Massad, Jeremy Scahill, Sami Al-Arian, Mireille Fanon Mendès-France, François Burgat, Cemil Aydın, Efnan Han, Rafael Vilasanjuan, Iskander Abbasi, Stephan Ortega ve Guadeloupe aktivist ve eski futbolcu Lilian Thuram gibi akademisyen, gazeteci, yazar ve aktivistler söz aldı.
Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı'nın ecsahiplğinde iki gün süren forum programına ek olarak "İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü" Sergisi ve Dekolonize Film Günleri de gerçekleştirildi.