Epstein’in akademisi

Enis Doko 13 Nisan 2026, Pazartesi
Yeni dosyalar, dünya çapında birer "entelektüel ikon" haline gelmiş isimlerin çok büyük bir pedofili, şantaj ve istihbarat skandalının görünen yüzü olan Jeffrey Epstein ile şaşırtıcı bağlarını ve aralarındaki iletişimin tonunu deşifre ediyor. Epstein’in akademi ile ilişkisindeki en çarpıcı kısımlardan biri bazen bağışçı-araştırma ilişkisinin sıradan sınırlarının aşılması.

İlk bakışta üniversiteye bağlı sıradan bir akademik ofis gibi görünüyor. Kapısında 610 numara var. Ama binanın sakinleri bu odayı başka bir adla anıyor: "Jeffrey'nin Ofisi." Evet sapık eylemleri tüm dünyayı sarsan Jeffrey Epstein'in Ofisi. Harvard'daki Program for Evolutionary Dynamics (Evrimsel Dinamik Programı) (PED) binasında 610 numaralı ofisin böyle anılması, bağışçının akademik hayata "dışarıdan para aktaran" biri olmaktan çıkıp "içeride sürekli bulunan" bir figüre dönüştüğünün simgesel özeti gibi.

Bu oda ayrıntısı, Jeffrey Epstein ile ilgili yayınlanan son dalga belgelerle birlikte yeniden gündeme geldi. Çünkü 30 Ocak'ta ABD Adalet Bakanlığı, Epstein ile bağlantılı üç milyondan fazla dosyayı (e-postalar, fotoğraflar, finansal dokümanlar) kamuya açtı. Bu, Kongre'nin geçen yıl çıkardığı Epstein Transparency Act yasası sonrasında yayımlanan en büyük belge seti oldu. Ne yazık ki bu belgeler de sansürlü ve çok sayıda belge de yayınlanmadan kaldı.

Epstein'ın bilim dünyası ile iç içe olduğu bilinen bir olguydu. Üstelik 2008'de cinsel suçlardan hüküm giydiği, buna rağmen bazı bilim insanlarının onunla ilişkiyi sürdürdüğü de zaten biliniyordu. Yeni belgeler, kimlerin adı geçiyor sorusun ötesinde bir soruyu daha gündeme getiriyor. Bir bağışçı nasıl olur da bilimin gündemine ve gündelik işleyişine bu kadar yakınlaşır?

Bilimin "süperstarları" mercek altında

Yeni dosyalar, sadece akademik başarılarıyla değil, dünya çapında birer "entelektüel ikon" haline gelmiş isimlerin Epstein ile olan şaşırtıcı bağlarını ve aralarındaki iletişimin tonunu deşifre ediyor. Şu notu düşmek önemli: Belgelerde adı geçen araştırmacılara dair ifadeler, tek başına bir suçluluğa ya da Epstein'in suç faaliyetlerine iştirake kanıt sayılmak zorunda değil. Ancak bu belgeler en azından Epstein'in fonladığı ve temas ettiği bilim alanlarında ne kadar "derine" girdiğini gösteriyor. Bu bağları anlamak için birkaç meşhur isme göz atmak faydalı olacaktır.

Meşhur isimlerden biri yeni ateist ve İslamofobik teorik fizikçi Lawrence Krauss. Krauss, cinsel taciz iddiaları nedeniyle Arizona Eyalet Üniversitesi'nden ihraç edildiği süreçte Epstein'i bir "kriz danışmanı" gibi kullandığı ortaya çıktı. "Sapıklıkla" suçlanan bir bilim insanı sapıklığı net bir şekilde ispatlanmış Epstein'den akıl alıyordu. Epstein'in 2018'de Krauss'a yazdığı, "Yorum yok dememiz gerektiğini kararlaştırmıştık!!!!!" şeklindeki ünlemli ve sert e-postası, ikili arasındaki ilişkinin sadece finansal değil, stratejik bir iş birliği olduğunu da kanıtlıyor.

Bir diğer ünlü isim Harvadlı fizikçi Lisa Randall. E-postalarda Randall'ın Epstein'in 2008'deki ilk mahkûmiyetinin ardından dahi onunla samimiyetini koruduğu görülüyor. 2014 yılında Epstein'in meşhur "Little Saint James" adasını ziyaret eden Randall'ın, Epstein'in ev hapsi süreciyle ilgili şakalaştığı e-postalar ortaya çıktı. Randall daha sonra bu temaslardan derin pişmanlık duyduğunu açıklasa da dosyalar o dönemdeki yakın diyaloğu tüm çıplaklığıyla sergiliyor.

Modern dönemin entelektüel ikonları arasında şüphesiz Stephen Hawking başı çekiyor. Hawking'in 2006 yılında Epstein'ın finanse ettiği bir konferans için adayı ziyaret ettiği biliniyordu. Ancak yeni dosyalar, 2015 yılında Epstein'in, Virginia Giuffre'nin Hawking hakkındaki bazı iddialarını çürütmeleri için çevresindekilere "ödül" vaat eden bir e-posta gönderdiğini ortaya koydu. Hawking hakkında herhangi bir suçlama kanıtlanmamış olsa da adadaki bazı pis ilişkilere dâhil olmuş olabileceği ile ilgili ciddi şüpheler var.

"Yapay Zekânın Babası" olarak bilinen MIT profesörü Marvin Minsky'nin, Epstein'dan 100 bin dolarlık bir araştırma hibesi aldığı ve Epstein'in adasında bilimsel sempozyumlar düzenlediği saptandı. Daha da çarpıcısı, mağdurlardan Virginia Giuffre'nin ifadelerinde Minsky'nin isminin doğrudan geçmesi… Ancak Minsky'nin ailesi bu iddiaları kesin bir dille reddetmeye devam ediyor.

Genetik biliminin öncüsü George Church, Epstein'den 2005-2007 yılları arasında yaklaşık 250 bin dolarlık fon aldığını kabul etti. Bu ilişkiyi "akademik tünel vizyonu" olarak tanımlayan Church, bağışçının geçmişini yeterince incelemediği için kamuoyundan özür dileyen nadir isimlerden biri oldu.

Ünlü psikolog ve yazar Steven Pinker'ın, 2006 yılında Epstein'in savunma ekibine federal yasalardaki "dil kullanımı" üzerine teknik tavsiyeler verdiği anlaşıldı. Pinker, bu yardımın bir "arkadaş ricası" olduğunu savunsa da Epstein'in "Lolita Express" olarak bilinen uçağıyla bir TED konferansına gittiği görüntüler tartışmaları alevlendirdi.

Stanford'da virolog olan Nathan Wolfe, 2013'te Epstein'e lisans öğrencileri üzerinde cinsel davranış çalışması öneriyor. Metinde "horny virus hypothesis" (azgın virüs hipotezi) ifadesi de geçiyor. Burada bazı mikroorganizmaların artmış cinsel aktiviteyi tetikleyebileceği fikri gündeme geliyor. Wolfe, Nature'a yazdığı e-postada Epstein'in projeyi fonlamadığını ve bu ilişkiyi "o dönemde ne kadar uygunsuz çerçevelendiğini fark etmediği" için bugün pişmanlıkla andığını söylüyor.

Koku alma sistemi üzerindeki çalışmalarıyla Nobel kazanan moleküler biyolog Richard Axel'in, Epstein ile dostluğunu 2008 mahkûmiyetinden sonra da sürdürdüğü ortaya çıktı. Axel, 2010 yılında Epstein'ın Paris'teki doğum günü partisine katılan seçkin davetliler arasındaydı ve Epstein'i "Diğer zihinlerin kuramadığı bağlantıları kurabilen, son derece zeki biri" olarak tanımlamıştı.

Chomsky'nin "sonsuz dostluğu"

Tabi Türkiye'de de sosyal medyada gündeme gelen modern dilbilimin babası ve dünyaca ünlü aktivist Noam Chomsky'nin Epstein ile ilişkisi beklenmedik bir dostluk olarak kayıtlara geçti. 2026 Şubat'ında sızan e-postalarda, Chomsky ve eşi Valeria'nın Epstein'e "Seni en iyi dostumuz olarak görüyoruz... derin, samimi ve sonsuz bir dostluk" şeklinde hitap ettikleri görüldü. 2019 yılında, Epstein hakkındaki seks ticareti iddiaları yeniden alevlendiğinde Chomsky'nin ona "stratejik akıl hocalığı" yaptığı ortaya çıktı.

Chomsky, Epstein'e medyayı "akbabalar" olarak niteleyerek sessiz kalmasını tavsiye etmiş ve yükselen #MeToo hareketini "kadın istismarı konusunda gelişen bir histeri" olarak tanımlamıştı. Chomsky, ilk evliliğinden olan çocuklarıyla yaşadığı bir para anlaşmazlığı sırasında Epstein'den yaklaşık 270 bin dolarlık bir transfer yardımı aldığını kabul etmişti. Ayrıca Chomsky'nin, Epstein'in "Lolita Express" olarak bilinen uçağıyla seyahat ettiği ve onun New York ile Paris'teki mülklerinde konakladığı belgelerle kesinleşti. Şubat 2026'da açıklama yapan Valeria Chomsky, bu dostluğu "vahim bir hata" ve bir "Truva Atı" olarak nitelendirerek Epstein tarafından kandırıldıklarını iddia etti. Ancak belgelerdeki "sonsuz" dostluk vurgusu, bu açıklamanın inandırıcılığını akademik çevrelerde tartışmaya açtı.

Son yayınlanan belgeler, Epstein'in bilim insanlarıyla sadece yemekli sohbetler yapmadığını; bazen yayınlar, vizeler, kurum içi ilişkiler, proje fikirleri gibi bilimsel araştırmaların mutfağına ilişkin konuların da bu temasların parçası olduğunu düşündürüyor. Burada bireyleri de aşan, doğrudan kurumları da işin içine katan bir durum söz konusu.

Bu konudaki en çarpıcı örneklerden biri yayınlanan dosyaların Epstein'in dünyanın en saygın bilim kurumlarından biri olan MIT'ye toplamda 800 bin dolar bağışta bulunduğunu doğruluyor. Bu finansal desteğin ortaya çıkması, kurum içerisinde büyük bir etik krizi tetikledi ve akademik kadroda ciddi bir çatlağa yol açtı. Yaşanan skandalın ardından, iki bilim insanı üniversitenin bu fonları kabul etmesini protesto ederek görevlerinden istifa etti. Üniversite yönetimi, bağış süreciyle bağlantılı olan bir diğer araştırmacıyı ise açığa alarak kurumsal yaptırım uyguladı.

Bu olay, Epstein'ın 2008'deki ilk mahkûmiyetinden sonra dahi üst düzey araştırma kurumlarının ve bilim insanlarının onunla iş birliği yapmaya ve finansal destek almaya devam etmesinin yarattığı geniş çaplı akademik infialin en somut örneklerinden biridir.

Bağışçının araştırmaya "dâhil" olması

Epstein'in akademi ile ilişkisindeki en çarpıcı kısımlardan biri bazen bağışçı-araştırma ilişkisinin sıradan sınırlarının aşılması. Bunun en çarpıcı örneği yazının girişinde ele aldığım "Jeffrey'nin Ofisi"nin hikâyesi. Epstein, Harvard'da Martin Nowak'la yakın bir akademik bağ kuruyor. Nowak, 2011 tarihli kitabında Epstein'in onu adasına davet ettiğini ve onun için bir enstitü kuracağını söylediğini yazıyor. Ardından Nowak, Epstein'den gelen 6,5 milyon dolarlık çekle PED'i kuruyor.

Ancak ayrıntı daha ilginç. Epstein sadece bağışçı değil, programın işleyişine yakından temas eden biri olarak resmediliyor. 6,5 milyon dolar verdikten sonra bunun olması şaşırtıcı mı elbette tartışmaya değer. Bu "Jeffrey'nin Ofisi" diye anılan bir odanın varlığı, yılda birkaç kez ziyaretler, bölgede çalışan akademisyenlerle toplantıları beraberinde getiriyor. Elde edilen bilgilere göre Epstein, 2008'deki mahkûmiyetinden sonra dahi adıyla anılan ofisi en az 40 kez ziyaret etmiş, bu ziyaretlerin çoğunda yanında "asistanı" kılığındaki genç kadınlar bulunmuş.

E-postalar daha da ilginç ayrıntılar da içiyor. Mesela yazışmalar Epstein'in Nowak ve öğrencisi Corina Tarnita ile düzenli bilim konuşmaları yaptığını, "ticari evrim" ve "yaşam-öncesi" gibi kendi ilgi alanlarına uygun başlıklarda araştırma yönlendirmeleri önerdiğini gösteriyor. Yine yazışmalar 2010'da en önemli bilim dergisi Nature'da kabul alan bir makalenin sayfa provalarının yayımlanmadan önce Epstein ile paylaşıldığını ve Epstein'in gelen eleştirilere nasıl yanıt verileceği konusunda tavsiyeler verdiğini belgeliyor.

2026 Şubat dosyalarında ortaya çıkan bir e-postada, Nowak'ın Epstein'e "Casusumuz görevini tamamladıktan sonra yakalandı" şeklinde gizemli bir not gönderdiği, Epstein'in ise "Ona işkence ettin mi?" diye şaka yollu yanıt verdiği görüldü. Bu "casus" ifadesinin, akademik rekabet ya da kişisel bir şaka olup olmadığı hâlâ tartışılıyor.

Skandalın büyümesiyle Harvard, 2021 yılında PED merkezini kalıcı olarak kapatmış ve Nowak'ı iki yıl boyunca lisansüstü öğrenci danışmanlığından men etmişti. Nowak, ancak 2023 yılında bu yaptırımların kalkmasıyla tam zamanlı profesörlük görevine döndü.

Epstein'in akademik nüfuzu

Dosyalar, Epstein'in akademik nüfuzunu sadece büyük isimler için değil, şahsi özel istekleri için de kullandığını gösteriyor. Epstein'ın, bir JPMorgan yöneticisinin kızının Columbia Üniversitesi fizik doktora programına kabul edilmesi için üniversite yönetimi ve öğretim üyeleri üzerinde baskı kurduğu, öğrenciye doğrudan kariyer tavsiyeleri verdiği e-postalarla belgelendi. Nowak'ın eski öğrencisi olan Tarnita'nın, Epstein'a doğum günü tebrikleri göndermenin ötesinde, akademik vize başvurusu süreçlerinde Epstein'in "nüfuzundan" yararlandığı ve bunun için ona teşekkür ettiği dosyada yer alan bir diğer detay.

Bu vakalar, Epstein'in sadece bir bağışçı olmadığını üniversite kabullerinden makale içeriklerine, vize işlemlerinden medya krizlerine kadar her alanda bilimin işleyişine sızdığını gösteriyor.

Peki, bu ortaya çıkan tablodan nasıl dersler çıkarabiliriz? Modern toplumun en büyük yanılgılarından biri, yüksek zekâya sahip kişilerin otomatik olarak yüksek ahlaka da sahip olacağını varsaymasıdır. Bu sosyal psikolojide halo etkisi olarak bilinen olgunun sonucudur. Oysa zekâ hakikat ve erdeme giden bir yol olabileceği gibi, hak ve erdem önünde bir perdeye de dönüşebilir. Epstein, bu isimlere paranın ötesinde "seçkinlik" ve "ayrıcalıklı bir kulübe ait olma" hissi (ve belki de hazlar) sundu. Bu bir zekâ testi değildir ama bir bilgelik/irfan testidir.

Özel bir adaya davet edilmek, dünyanın en güçlü isimleriyle aynı masada oturmak; bir akademisyen için sadece para değil, devasa bir narsistik hazdır. Nefse tapma hali olan bu narsist hazlar ise ahlakı içerden oyar. Ünlü ve zeki insanlar gördükleri ilgi ve elde ettikleri başarılarla kolayca nefslerini abartıp özel oldukları yanılgısına düşebilirler. Böylesi bir yanılgı çok sayıda erdemsizliği mübah görmeyi sağlar. Ekranlarda görmeye alıştığımız sanatçı ve ünlülerin bazısı ne yazık ki böyle zor bir sınavı atlatamayabilirler.

İnsanların özel hayatını ve iç dünyasını ise ekranlardan görmek zordur. Bu yüzden insanları ikonlaştırırken dikkatli davranmak gerekir. Ve kurumlar da aynı dikkati, "paranın yanında prestij" taşıyan her ilişkiye göstermelidir. Çünkü bu tür ilişkiler sadece bütçeyi değil, bilimin itibarını da içeriden aşındırır. Epstein vakası bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Zekâ ve ün bir zırh değildir; asıl sınav, gücün ve ayrıcalığın karşısında karakterin ne kadar sağlam kaldığıdır.

Benzer Haberler

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.