"Kendi hayat metnimin farkına vardım"

Huzurlarınızda, bizi koltuğa çivileyen kahramanların talihini, yönetmenden daha çok belirleyen bir dramaturg: Sümeyye Karaarslan…

Sultan Işık
"Kendi hayat metnimin farkına vardım"
Hayatını adadığı ve çalıştığı alanda bilinen, ama içinde olduğu mesleğin, vazife icabı 'gölgelediği' bir 'gizli kahraman' anlatacağımız. Bir dramaturg… İzlediğimiz tiyatro oyununun, filmin bir nevi trafikeri kendisi. Önüne konulan metindeki olayların akışına hükmeden, 'sağa geç, sola geç, hatta duraklama yapma' deme hakkı olan, metnin kahramanlarını bazen hizaya getiren bazen 'yoldan çıkaran' bir mesleğin işçisi Sümeyye Karaarslan. Mazinin çok derinliklerine inmeden, eğitim hayatıyla başlıyor Karaarslan mesleğiyle atbaşı giden hayat hikâyesini anlatmaya. Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu. Sonrasında kendi tabiriyle 'mecburen, malum sebeplerle' başlanan ama üçüncü sınıfta terk edilen Dokuz Eylül İlahiyat Fakültesi… Ve meslekte yolunu çizeceği İstanbul Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü. Ama fizik kurallarının açıklayamadığı 'gönül dairesi'nde olup bitenler Karaarslan'ı başlangıca götürüp 'bugün'le teyelliyor. Marmara Üniversitesi'nde Din Psikolojisi yüksek lisansı yapıyor. Tez konusu: "Tiyatro ve Din: Türk Tiyatrosu Örneği"…
Önce dramaturjinin ne olduğunu, bir dramaturgun ne iş gördüğünü bir de Karaarslan'dan dinleyelim: "Yazar değilsinizdir ama metni yüzde 90 bile değiştirebilirsiniz. Örnek olarak 'Tarla Kuşuydu Juliet' oyununu verebilirim. Romeo ve Juliet ölmemiş, aksine kavuşup evlenmişlerdir. Çocukları vardır ve kilo almışlardır. İşte bu dramaturjidir." İlk iş tecrübesi radyo programcılığı. Tiyatro okurken, tiyatro dersleri vermeye başlıyor. Stajyer olarak girdiği bir TV kanalında yönetmen yardımcılığına kadar uzanıyor görevi. Akabinde yurt dışı macerası... Fransa ve Hollanda'daki Türk çocuklarına dersler veriyor: "Dedeleri 'gurbetçi' dediğimiz grup. O çocuklar şimdi 15-20 yaş arasındalar. Bunalımları var. Evde konuşulan dille eğitim aldıkları dil birbirinden farklı…"

Kültürler arasında sıkışıp kalmış Türk çocuklarına hem drama eğitimi veriyor Karaarslan hem de din ve kültürlerini nasıl tanıyabilirler diye kafa yoruyor: "Dinlerini öğrenebilecekleri kaynaklar kısıtlı. Arkadaşları, iş çevreleri Hıristiyan... Dinde olmayan ama geleneksel olarak yapmak zorunda olunan şeyler gibi birçok sıkıntıları mevcut. Bu hem din psikolojisi hem de yaratıcı drama alanına giriyordu. Ben de din psikolojisi alanında çeşitli seminerler verdim, yaratıcı drama çalışmaları yaptım." Karaarslan bugünlerde neler yapıyor diye soracak olursanız, bir TV kanalında dramalar bölümünde dizilerden sorumlu olarak yeni işlere imza atıyor. Tiyatro Greyfurt'ta sahnelenen Akif adlı oyunun da dramaturgluğunu yapıyor hâlihazırda. Peki, böylesine, metinler arası arızaları çözmeye, olaylar arası bağlantıları yeniden kurgulamaya; kısacası 'eleştirel gözünü dört aç' şiarına bağlı bir meslek, kişinin hayatına nasıl sirayet eder, kendi ömür metninin dramaturgluğuna da soyunur mu insan? Bu sorunun cevabını şöyle veriyor Karaarslan: "Dramaturji tamamen kendimi bulmama yardımcı oldu ama bu bakış bütün hayatınızı etkiliyor. Kötü yönleri de var tabii. Her şeye bir dramaturg gözüyle bakıyorum. Biri bir şey dediği zaman aslında söylemek istediği şeyi; söylemek istediğini fark etmediği şeyi aramaya çalışıyorum, bir nevi her şeye eleştirel yaklaşıyorum."
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


Diğer Haberler

BİZE ULAŞIN