Modern olan tıp mı yoksa insan mı?

Tıp hakkında güncel tartışmalar büyük sermayeli ilaç firmalarıyla, çok uluslu biyoteknoloji şirketleriyle, sağlık politikalarıyla, sermaye sahipleriyle, komplolarla ve komplo teorileriyle ilişkili. Hekim ve hasta bu tartışmaların ancak nesnesi konumunda… Hatta modern tıp bile.

Gürcan Sünnetçi SAYI:65
Modern olan tıp mı yoksa insan mı?

İnsanoğlunun yeryüzündeki son birkaç yüzyıllık macerası, modern bilim ve modern bilimin ürettikleriyle yakından ilişkili bir dönemdir. Modern tıp ise modern bilimsel disiplinler içerisinde insan hayatıyla doğrudan ilişkili ve insanın gündelik yaşamında en çok temas ettiği alan olmasıyla çoğu kez tartışmalara konu olan bir bilim dalı.

İlaçlar her evde var. Hiç doktora başvurmamış, herhangi bir sebeple ilaç kullanmamış, tedavi görmemiş insan bulmak neredeyse mümkün değil. Özellikle modern toplum yapısı, sağlık olsalar bile insanların doktorlarıyla temasta olmasını gerektiriyor.

Ortalama insan ömrü son birkaç yüzyıl içerisinde iki katına çıktı. Şüphesiz bunda en büyük pay modern tıbba ait… Ortaçağ'da yaklaşık 100 milyon insanın ölümüne sebep olan veba bugün elimizdeki antibiyotiklerle tedavi edilebilen bir hastalık.

Uygulanan aşılar sayesinde çiçek hastalığı artık yok. Hatta çiçek aşısı kullanımını bile uzun yıllar önce bıraktık. Çocuk felci görmüyoruz. "İnce hastalık"tan ölenler azaldı. Liste çok uzun…

Modern tıp eksenindeki güncel tartışmalar da zaten bu listelerle ilişkili değil. Modern insan alternatifler arıyor. Modern tıbbın –popüler tabirle- yargı dağıtan, doğrular vazeden, direktif veren dili pek sevilmiyor. Modern insan bundan rahatsız oluyor. Yoksa postmodern mi demek gerekirdi?

Modern tıp, bilimsel bir metodolojinin adı. Deneye dayalı, doğrulanabilir bilgi, modern tıbbın temelini oluşturuyor. Güncel tıp dilinde en sık kullanılan hâliyle "kanıta dayalı tıp". Tahminle, kanaatle, öngörüyle olmuyor. "Bence" ile hiç olmuyor. Mutlaka kanıt gerekiyor.

Oysa modern insan "bence" demeyi çok seviyor. Çatışma kaçınılmaz. Ama çatışma buradan çıkmıyor. Modern tıbba getirilen eleştiriler bilimsel metodolojiyle ilgili değil. Evet, alternatif tıp ürünleri veya geleneksel tedavi yöntemleri bu bilimsel metodolojiye uymak zorunda değil.

"Her derde deva…"

Bir ilaç kullanıma girene kadar, yıllarca süren laboratuvar ve saha araştırmalarını içeren yüksek maliyetli faz çalışmalarından geçerken bir alternatif tıp ürünü buna ihtiyaç duymuyor. Bir bitki ekstresi, paketlenmesiyle ve "ilaç değil gıda takviyesidir"

ibaresini taşıyan etiketle kolayca piyasaya çıkabiliyor. İlaç değil ama ilaçlardan çok daha fazla şey vadediyor. Mucize gibi. "Her derde deva…" Baş ağrısına, diş ağrısına, ayrılık acısına, yürek yarasına…

Hiçbir ilaç bu kadar iddialı değil. Kansere bile iyi geliyor(!). İşte insanlara cazip gelen de çoğu zaman bu oluyor. Modern bir insan, ama mucizelere hayır diyemiyor. Mucizesizlik ruhunu kurutmuş. Seçme şansı olsa elbette bilimsel araştırmalardan geçsin isteyecek. Ama her derde deva olması da güzel… Modern tıp mucizeler vadetmiyor. Uzun kemoterapi kürleri katlanılır gibi değil. Hele o yan etkiler…

Modern tıbba getirilen itirazlar çoğu zaman metodolojik değil. Bilim felsefesiyle ilişkili değil. Moderniteyle veya modernite eleştirileriyle ilişkili değil. Tarih öncesi insan şifacıya gitti, yarasını gösterdi. Şifacı da üç çeşit otu bir çanakta ezerek ona verdi. Modern insan doktora gitti, doktor da ona bir kutu ilaç verdi. Eleştiriler bununla ilgili değil.

Güncel tartışmalar büyük sermayeli ilaç firmalarıyla, çok uluslu biyoteknoloji şirketleriyle, sağlık politikalarıyla, sağlık sektörüyle, sağlık sektörüne yatırım yapan sermaye sahipleriyle, komplolarla/ komplo teorileriyle ilişkili. Bu tartışmaların öznesi ise ne hekim ne de hasta. Hekim ve hasta bu tartışmaların ancak nesnesi konumunda… Hatta modern tıp bile.

Metodolojik bir itiraz söz konusu değil. Bunu yineleyelim. Türkiye'de bilimsel esaslarla yayın yapan Alternatif Tıp dergisi bile var. Birkaç yıldır yayın yapan hakemli bir dergi. Diğer tıp dergileriyle aynı esaslarla çalışıyor. Dünyada daha eski örnekleri var.

Alternatif arayışı tıpla sınırlı değil

Peki, modern tıbbın buyurgan bir dili olduğu doğru mu? Modern tıbbi süreçler, bilgilendirme ve ''aydınlatılmış onam'' dediğimiz prosedüre bağlı. Hekim, hastasını hastalık ve tedaviyle ilgili bilgilendiriyor, varsa seçenekleri sunuyor, hasta da bir seçim yapıyor. Şu veya bu tedavi yöntemini seçebiliyor. Eğer isterse tedaviyi tümüyle reddedebiliyor. Pek buyurgan gelmedi doğrusu. Modern insan, modern tıp için henüz doğru eleştirileri yapmış değil. Eleştiriler yüzeysel ve esasa dokunmayan düzeyde. Sağlıklı yaşam kültüne herhangi bir itirazı yok ama "Modern tıp da öyle buyurgan olmasın işte. Bilimsel olsun ama beni istatistiksel verilerle uğraştırmasın." düşüncesinde. Henüz bunların ötesine geçmiş değiliz. Ancak eleştirel bir zeminin hiç olmamasından daha iyidir.

İnsan bizim için önemli ise onun sağlığını da önemsemeliyiz. Modern insanın alternatif arayışı tıpla sınırlı değil. Hemen her alanda bir arayış içerisinde... Henüz aradığını bulmuş da değil. Elbette modern tıbbın sunduğu seçeneklerin dışında kalan alternatifleri de deneyecektir. Hekimler, hastalarının iyiliğini istiyorsa bunu ancak hastalarıyla birlikte yapabilir, hastalara rağmen yürünebilecek bir yol mevcut değil.

Hastaların aklında tutması gereken en önemli nokta ise, özellikle sağlığın bir sektör, bir endüstri hâline gelmesiyle, tarihte hiç olmadığı kadar, hekim ve hastanın aynı tarafta yer aldığı gerçeğidir.

* Kulak Burun Boğaz Uzmanı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


Diğer Haberler

BİZE ULAŞIN