Akran zorbalığına derin bir bakış

Zorba, gücünü kendinden daha zayıf kişileri incitmek yahut onları korkutmak için kullanan kişidir. Zorbaların kendine güveni düşüktür. Çevreyi ve kendilerini doğru anlayamadıkları için sürekli bir güvensizlik yaşarlar. Zorbalar çoğunlukla “güçlü, atak, kolayca provoke olan, saldırgan davranışlar sergilemekten hoşlanan, bulundukları ortamda popüler olan” bireyler olarak tanınırlar.

Murat Kaya SAYI:41
Akran zorbalığına derin bir bakış

Son yıllarda fazlaca işittiğimiz ve kulağımıza hoş gelmeyen, insani değerlerle çelişen sözcüklerden biridir zorbalık. İçinde; istenmeyeni, tasdik görmeyeni, hoşa gitmeyeni barındırır. Son yıllar diye başladım yazıma ancak şu bir gerçek ki insanoğlunun var olduğu her dönemde var olmuş bir davranış şeklidir zorbalık.

Hayatımızı sürdürmek ve geliştirmek için başka insanlara ihtiyaç duyarız ve bu birliktelikte zaman zaman olumsuz davranışlar sergileyebiliriz. Bu olumsuz davranışlarımız ile ilgili olarak bir an durup düşünürsek davranışımızın nedenleri hakkında fikir yürütebiliriz, muhakeme yapabiliriz. Bu da bizim toplum içinde uygun sosyal davranışlar ortaya koymamıza, ilişkilerimizi daha sağlıklı yürütmemize yardımcı olur.

Erken yaşta öğrenilen arkadaşlık kurma ve sürdürme biçimleri, ileri yaşlarda kurulan iletişim biçimlerini etkiler. Çocuklar büyüdükçe bireysellikten sıyrılıp grup etkileşimine girmeye, daha fazla grup bilincine sahip olmaya başlarlar. Arkadaş edinimi ve arkadaşlığı sürdürebilme becerileri, onları sosyalleşme açısından geliştirmenin yanı sıra aynı zamanda aidiyet duygusu, değer ve kabul görme duygusu kazanımına ve özgüveninin olumlu bir biçimde gelişimine yardım eder.

Kızların ve erkeklerin kurdukları arkadaşlıklarda yaşadıkları olumsuzluklara karşı tepkileri birbirinden farklı olur. Örneğin kızlar daha pasif agresif (küsme, farklı bilgiler yayma gibi) tepkiler verirken erkekler daha çok şiddete yönelik (itme, vurma, bağırma, saldırganlık gibi) tepkiler gösterir. Özellikle saldırganlık, zorba olarak değerlendirebileceğimiz çocukların temel özelliklerinden biri olup diğer bir kişiye zarar vermek yahut incitmek için yapılan bir davranıştır. Bu saldırılar daha güçlü bir kişi yahut bir grup tarafından daha az gücü olan bir kişiye karşı yapılıyor ve sürekliliği oluyorsa, fizikî, psikolojik, sosyal ve sözel olarak tekrarlanıyorsa zorbalık olarak adlandırılır. Her öğrenci zaman zaman bu tür eylemleri yapabilir yahut bu tür eylemlere maruz kalabilir ancak bu eylemlerin zorbalık olarak değerlendirilebilmesi için şu üç ölçütün bulunması gerekir:

- Kasıtlı olarak zarar verme amacıyla yapılması

- Süreklilik göstermesi

- Zorba ile buna maruz kalan öğrenci (kurban) arasında bir güç dengesizliğinin olması

Akran zorbalığının türleri vardır. Çok bilinen fizikî zorbalığın dışında duygusal, sosyal, ekonomik ve siber zorbalık türleri en belirgin olanlarıdır. Fizikî zorbalık, "itmek, tükürmek, ısırmak, tekmelemek, tokat atmak, saç çekmek, eşyaları kırmak" şeklinde; duygusal zorbalık, "tehdit etmek, hakaret etmek, aşağılamak, küfür etmek, alay etmek, isim/lakap takmak, sürekli emir vermek" şeklinde; sosyal zorbalık, "grup oluşturarak dışlamak, diğer öğrencilerin yanında aşağılamak, istediklerini yaptırmak için tehdit etmek" şeklinde; ekonomik zorbalık, "tehdit ederek parasını almak, parasına el koymak" şeklinde; siber zorbalıksa, "bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir fert yahut gruba yapılan teknik ve ilişkisel tarzda zarar verme" davranışlarını içerir.

Zorbaların özgüveni yoktur

Akran zorbalığı tek taraflı bir eylem değildir. İçerisinde zorba ile birlikte mağdur olanlar ve seyirciler de vardır.

Zorba, gücünü kendinden daha zayıf kişileri incitmek yahut onları korkutmak için kullanan kişidir. Bu tip kişilerin kendine güveni düşüktür. Çevreyi ve kendilerini doğru anlayamadıkları için sürekli bir güvensizlik yaşarlar ve genel olarak özellikleri; fizikî olarak güçlü, atak, kolayca provoke olan, saldırgan, bulundukları ortamda popüler olmalarıdır. Bu yola başvurmalarının sebebi kendi stresleri ve sıkıntılarıyla baş etme olabilir. Kendi sıkıntılarından bu şekilde öfkesini başka birine yönelterek kurtulabileceğini yahut rahatlayabileceğini düşünür. Bazense kendisine değer verilmediğini ve diğer insanların kendisine saygı göstermediğini düşünerek bu saygıyı kazanmak için insanlara gözdağı vermeyi ve onları yıldırmayı bir çözüm olarak görür. Bu durumda mağdur olanlar ise genellikle bir saldırı yahut tacize maruz kaldıklarında kendilerini savunamayacak kadar güçsüz ve değersiz olduklarını hissederler. Zayıf olmaya eğilimlidirler, düşük özgüvene sahiptirler ve popüler değildirler. Pasif, içine kapanık, ürkek yapılı çocuklar, kaygı bozukluğu, depresyon, dikkat eksikliği gibi psikopatoloji bulguları taşıyanlar, "hayır" diyemeyen ve kabul görme ihtiyacı yüksek olanlar, sosyal becerileri gelişmeyen çocuklar (ihtiyaçlarını dile getirememe, duygularını ifade edememe vb.), arkadaşlık kurmakta güçlük çeken çocuklar daha çok zorbalığa maruz kalabilmektedirler.

Zorbalığa uğrayan çocuk, çoğu zaman tekrar tekrar rahatsız edilir ve genelde kendini savunamaz. Bununla birlikte zorbaca davranışların etkisi dışında kalan ancak tanık olan seyirciler de; kızgınlık, intikam hissi ve çaresizlik duygusu, geceleri kâbus görüp kendisinin de bir gün mağdur olabileceğini düşünme, olayı durdurmadıkları için suçluluk hissetme gibi duygularla olumsuz etkilenirler. Burada şunu da söylemek gerekir ki yukarı da zorbalığın ne olduğundan bahsettiğimiz üzere, aynı yaşta ve birbirine denk olan gençlerin tartışmaları yahut kendi aralarındaki karşılıklı sataşmaları zorbalık olarak kabul edilemez. Bazen bir davranışın şiddet olabilmesi için, zorbalığa uğrayan öğrencinin, fizikî olarak yaralanması yahut zarar görmesi gerekir diye, düşünülse de bu çoğu zaman doğru değildir. Zorbalık eşit şartlarda olmama durumunda ve süreklilik halinde ortaya çıkar.

Akran zorbalığına maruz kalan bir çocuğu anlamak için o çocukta gelişen duygu ve davranış değişimlerini gözlemlemek gerekir. Okula ansızın gitmek istememek ve sıklıkla devamsızlık yapmak için bahaneler üretmek, akademik başarıda ciddi bir düşüş başlaması, okulla ilgili konuları konuşmaktan kaçınmak, okulda yalnız kaldığıyla ilgili şikâyetlerde artış, gece kâbus görmek, sürekli endişeli haller sergilemek, ani irkilme ve korkular, ağlama krizleri, evde diğer aile fertlerine karşı inatçılık ve/veya saldırganlığın artması, kendini değersiz hissetme (kimse beni sevmiyor yahut benimle oynamak istemiyor tarzında yakınmalar), sürekli endişeli haller sergilemek, ağlama krizleri, özgüven sarsılması, fizikî zorbalığa maruz kalan çocukların vücudunda çizik, yara, ezik ve morlukların oluşması, ekonomik olarak zorbalığa maruz kalan çocuklarda parasını devamlı olarak kaybettiğini söylemesi ve daha önceden yeterli olan harçlığının hemen bittiğini belirtmesi gibi durumlar, akran zorbalığına maruz kaldığını göstergelerinden biri yahut birkaçı olabilir.

Çocuklar gördükleri şeyleri öğrenirler

Akran zorbalığını yordayan birçok unsur olmakla birlikte; özellikle ebeveyn yaklaşımları ve tutumları, çocukların yetiştirilme tarzı ve içinde büyüdükleri ortam, çevrenin rol modelliği, eğitimci tutumları, sosyal ortam, kitle iletişim araçları, yayınlar gibi unsurların ön planda olduğu görülmektedir. Bu konuda babalara göre annelerin çocukları üzerindeki tutumları ve yaklaşımları ön planda olmakla birlikte, özellikle eğitimcilerin akran zorbalığı üzerinde daha çok yardım edici bir konuma sahip olduklarına dair araştırma sonuçları dikkat çekicidir. Biraz daha detaylandırırsak akran zorbalığına neden olabilecek etkenler ve yapılması gerekenleri şu şekilde ifade edebiliriz:

Çocuklar gördükleri şeyleri öğrenirler. Bir çocuk büyürken şiddet içerikli davranışları görüyor ise bunların normal olduğunu düşünecek ve kendisi de bu şekilde davranacaktır. Çocuk çevresinde olumlu modeller görmelidir. Eğer evde bir şekilde şiddet uygulanıyorsa aile ne yaparsa yapsın çok anlamlı olmayacaktır. Çocuktan uygun davranış göstermesini beklemek çok doğru değildir.

Çocukların izlediği bazı çizgi filmler, bilgisayar oyunları, yazılı kaynaklar ve bunların içinde yer alan kahramanlar da şiddet ve zorbalığı teşvik edebilmektedir.

Aile içinde, çocuklar arasında yaşanan kıskançlığın şiddet ve zorbalığa yol açabileceğinden, kıskançlığın kardeşten daha çok anne baba ilgisine karşı olduğunun ebeveynler tarafından fark edilmesi faydalı olacaktır.

Oyun oynamayan, ebeveyni ile özel zaman geçirmeyen, onlarla paylaşımda bulunamayan çocukların risk grubunda olma ihtimalleri yüksektir. Anne-babaların çocukları ile daha çok paylaşım ve etkileşiminin olduğu ortak zamanlar geçirmesi, aralarındaki iletişimi olumlu yönde güçlendirecektir.

Manevi değerlerin azalmasının akran zorbalığı sorununu artırdığı düşünülmektedir.

Eğitimde şiddete sıfır taviz politikası benimsenmesi önemlidir. Eğitimciler zorbalık ve şiddet olaylarında kilit rol oynarlar çünkü öğretmenler; davranışları ile şiddet ve zorbalığı teşvik etme, zorbalığa izin verme yahut zorbalığı önleme potansiyeline sahiptirler. Eğitimcilerin kendi aralarında ve öğrencilere karşı destekleyici, paylaşımcı ve kabul edici oldukları, onların sorunlarını şiddete başvurmadan çözdükleri, örnek davranış kalıpları ortaya koydukları okullarda zorbalık da daha az olmaktadır.

Okullarda özellikle zorbalık konusunda etkinlikler düzenlemesi faydalı olabilir. Örneğin, televizyon dizilerindeki, filmlerdeki zorbalığı, zorbaca davranışları belirlemelerine yardımcı olmak, etkileri üzerinde tartışmak, nasıl çözülebileceği hakkında öğrencilerin görüşünün alınması gibi… Öğrencilerin akran ilişkileri, iletişim, zorbalık hakkında konuşabilecekleri sınıf toplantıları düzenlenebilir. Drama ve yaşam becerileri gibi etkinliklerle hem zorba hem mağdur olma durumunda yaşanan duygu ve düşünceler ifade ettirilmesi fayda sağlayabilir.

Akran arabuluculuk çalışmaları yapılan okullarda öğrenciler; sorunların, anlayış ve uzlaşı ile ne kadar çabuk çözülebildiğini görmektedirler. Akran arabuluculuğun faydaları vurgulanması önemlidir.

Anne babalar ve eğitimciler çocuklardan sonuç odaklı beklenti içinde olmamalı, çabaları görülmeli ve desteklenmeli, onlara "hayır" deme becerisi kazandırmalıdır.

Görüldüğü üzere akran zorbalığı sadece birkaç öğrenciyi ilgilendiren; "Dikkat et oğlum" diyerek geçiştirilebilecek, basit, üzeri örtülebilecek bir eylem olmanın ötesinde, sosyal hayata etki eden önemli sayılabilecek şahsi ve sosyal olgudur. İster zorba olsun, ister mağdur olsun aslında bu bir haykırış ve yardım arayışıdır. Doğru yönlendirilmeleri ve destek almaları gençlerin sağlıklı bir benlik algısına sahip olmaları açısından da önem taşır. Sağlıklı benlik algısı; sağlıklı ferdi, sağlıklı fert de sağlıklı toplumun zeminini hazırlar. Dünyada ve ülkemizde yapılan çalışmalara bakıldığında son yıllarda konuya verilen önem artmakla birlikte aileler, eğitimciler ve toplum tarafından daha fazla değer ve önem görmesi gerektiğini düşünüyorum.

Murat Kaya kimdir?
Uzman Psikolog.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN