Fetö sanıklarının 10 yalanı!

FETÖ’cü darbe girişiminin en önemli isimlerinin yargılandığı Genelkurmay Çatı Davasının duruşmaları sanıkların çelişkili ve gerçeğe aykırı olduğu belli olan savunmaları ile devam ediyor. Çelişkilerle dolu bu savunmaların “ilk 10”unu ise şunlar oluşturuyor:

Ersan Atar SAYI:37 / Temmuz 2017
Fetö sanıklarının 10 yalanı!

01.PKK kalkışması sandım

Sanıkların; "Olup biteni terör eylemi sandık" şeklindeki savunma stratejisinin en tipik örneğini, darbeci Tuğamiral Sinan Sürer sergiledi. Sürer'e; "Televizyon da seyredebilmişsiniz, darbe olduğunu anlamadınız mı?" diye sorulduğunda kendini; "Bir ara televizyonda 'kalkışma' gibi bir altyazı geçiyordu. Ben bunu, PKK'nın büyük şehirlerde ana birliklere yönelik bir kalkışmada bulunabileceğine ilişkin haberin altyazısı sandım" şeklinde savundu.

02.İşler ters giderse "ziyaret" derim

Kalkışma merkezi Akıncı Üssü'nde yakalanan siviller ve o birliğin personeli olmayan darbeci askerler; "Ziyarete gitmiştim" savunması yapıyordu. Bu "ziyaret"in sırrını ise darbeci Albay Mustafa Barış Avıalan ele verdi. Avıalan, Akıncı Üssü'ne Genelkurmay Harekât Merkezi'nden gelen bir telefon emriyle gittiğini, bu emirden şüphelendiğini anlatırken; "Yine de işler ters giderse 'bir arkadaşımı ziyarete gelmiştim' der durumu kurtarırım diye düşündüm" şeklinde bir savunma yaptı.

03.Savcıda başka, mahkemede başka

"Akıncı Üssü ziyareti" ile ilgili bir başka çelişkili tutumu da darbeci Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık sergiledi. Harmancık, Akıncı'da bulunma sebebini soruşturma sırasındaki ifadesinde; "Akıncı Üssü'nü hiç görmemiştim, hiç görmediğim bir üssü ziyaret etmek için gitmiştim" diye açıklarken; mahkemede ise; "O akşam kurye uçağı ile İstanbul'a gidebilirim diye düşündüm" ifadesini kullanarak değiştirdi.

04.Bıyığı onu saklayamadı

Kalkışmaya katılan sanıkların, fotoğraflarda görülen kişilerin kendileri olmadığını anlatma gayreti içine girdiğine şahit olduk. Bunun en tipik örneğini ise darbeci Yarbay Murat Koçyiğit sergiledi. Koçyiğit, Akıncı'ya sivil gittiğini söyledi. Mahkeme Başkanı Oğuz Dik kendisine, Akıncı'daki askeri kıyafetli fotoğrafını gösterince Koçyiğit, bu kişinin kendisi olmadığını iddia etti. Mahkeme Başkanı da Koçyiğit'in şimdiki bıyıklı haline dikkat çekerek; "Bıyık bırakarak bizi kandıracağınızı mı sanıyorsunuz" şeklinde tepki gösterdi.

05.Kendini de inkâr etti

Sanıkların "tümden ve topluca inkâr" savunma stratejisinin en somut örneği, Genelkurmay'daki darbeci Albay Muzaffer Düzenli'nin savunmasında görüldü. Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, sanığa sulh ceza hâkimliğinde görüntülü kayıtla alınan ifadesinin yazıya dökülmüş halini virgülüne kadar okudu. Mahkeme Başkanı okuma işlemini tamamladıktan sonra sanığa; "Buna ne diyorsun?" diye sordu. Sanık Düzenli, görüntülerin kayıt altında olmasına rağmen ifadesini kabul etmediğini belirtince "inkâr" stratejisi deşifre olmuş oldu.

06.Sabah olmuş 06:00, Hâlâ Koruma sanmış!

Davada bir darbenin gerçekleştirilmek istendiğini hangi saatte fark ettikleri bütün sanıklara soruluyor. Sanıklar bu soruya ilginç yanıtlar veriyor. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın Akıncı'ya götürülmesini koordine eden Albay Doğan Öztürk bu soruya; "Biz ertesi gün sabaha kadar ne olduğunu anlayamadık. Sabah saat 06:00'ya kadar Genelkurmay'da kışlamızın güvenliğini sağladığımızı düşündük. Yaptıklarımızı karargâhın emniyeti ile ilgili olarak algıladım" diyerek bu konudaki en net yalanlardan birini söyledi.

07.'Boğaz'a takılan yalan

Darbecilerden bir kısmı, yürüttükleri faaliyetin "darbe girişimine karşı önlem" olduğunu savunmayı bile denedi. Bu savunma stratejisi, kalkışmanın ilk saatlerinde Boğaz Köprüsü'nü işgal etmeye çalışan darbecileri koordine eden Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğdu tarafından sergilendi. Aydoğdu; "Ben bu araç ve birlikleri Boğaz Köprüsü'ne, buraları trafiğe açık tutsunlar, asayişi sağlasınlar diye gönderdim" şeklinde bir savunma yaptı.

08.Yurtta sulh tek sayı olmalıydı

Sanıklar Yurtta Sulh Konseyi'nin olmadığını, varsa da kendilerinin bu konseye üye olmadıklarını anlatmaya çalıştılar. Bu konuda kendilerini savunmakta zorlanan sanıklar, bu kez işi Yurtta Sulh Konseyi'nin sayısının karar alma yöntemine uygun olmadığını anlatmaya vardırdılar. Darbeci Savaş Kabaklı; "38 üye bulunması idari bilimler açısından da uygun değil, bir konsey veya yönetim kurulunda üye sayısının tek olması gerekir ki oy çokluğu ile karar alınabilsin" diyerek Yurtta Sulh Konseyi'nin savcılık tarafından üretildiğini iddia etmeye çalıştı.

09.Amerika telefonunu hatırlayamadı

Darbeci Albay Ramazan Gözel de diğer bütün sanıklar gibi kritik telefon görüşmelerini hatırlayamadı. Gözel, diğer bütün telefon görüşmelerini hatırlayıp neden görüştüğünü açıklarken, ABD Savunma Bakanlığı'nın bulunduğu Pentagon'daki ve NATO'nun merkezinin bulunduğu Belçika'daki kişilerle yaptığı görüşmeleri "hatırlayamadı". Israrlı sorular üzerine; "Benim telefonum bir ara bende değildi, şifresi de yok, başkası aramış olabilir" diyebildi.

10.Bir tek ölen darbeciyi hatırladı

Darbeci Orhan Yıkılkan, ismini vermediği bir karacı albayın, 2016 yılı Şubat ayında darbe olacağı yönünde kendilerine istihbarat getirdiğini, bu istihbaratta "Dört üs komutanı ve bir özel kuvvetler generalinin darbe yapacağı" bilgisinin yer aldığını söyledi. Yıkılkan, "Bu üs komutanları ve özel kuvvetler generali kimdi" sorusu karşısında bir tek, 15 Temmuz'da öldürülen darbeci general Semih Terzi'nin ismini verdi. Üs komutanlarını ise hatırlamadığını söyledi.

Ersan Atar kimdir? Sabah gazetesi Ankara muhabiri.



BİZE ULAŞIN