Devrim ve mizah

Mizah, yaşanan felaketler karşısında bir savunma mekanizması olmakla beraber, zaman zaman bu felaketlere yol açanlara destek de vermiştir. Son gelinen noktada ise artık karikatür gibi mizah örneklerinin mizahtan çok trajediye yer verdiğini görmekteyiz.

Elif Esen SAYI:13 / Mayıs 2015
Devrim ve mizah
Özgürlük, adalet ve ekmek için sokağa çıkmıştı Mısır, Libya, Suriye, Yemen halkları... Karşılığı ölüm, işkence, açlık ve göç oldu. Son dört yılda yüz binlerce insan hayatını kaybetti, yaralandı, sakat kaldı. Milyonlarca insan evinden, yurdundan oldu. 12 yıl önce demokrasi adına işgal edilen Irak'ta işgalciler gitti, işgal baki kaldı. Tüm bu felaket ve dramlara rağmen bölge halkı hayata tutunmaya çalışıyor; mücadele hâlâ sürüyor. Hayatın, mücadelenin sürdüğü yerde canlılık olur, heyecan olur, umut olur. Ve elbette mizah da...

Fransız Eugene Ionesco, "Korkutan şeyin ayrımına varmak ve ona gülmek, korkutan neyse ona egemen olmaktır" der. Ancak bugün bölgede mizah, yaşanan felaketler karşısında bir savunma mekanizması olmakla beraber, zaman zaman bu felaketlere yol açanlara destek de vermiştir. Son gelinen noktada ise artık karikatür gibi mizah örneklerinin mizahtan çok trajediye yer verdiğini görmekteyiz.

Mısır ile başladı her şey demek yanlış olmaz. Mısırlılar, Arap dünyası içinde en özel ve başarılı mizah duygusuna sahip olduklarına inanırlar. 2011 yılında Mübarek rejimini devirmek için Tahrir Meydanı'na çıkan yüzbinlerin bir araya gelişi ve sosyal medyanın aktif bir şekilde kullanılışı, yaşanan karmaşa ve tehlikelere karşı yoğun bir mizah dalgasını da beraberinde getirdi. Öne çıkan ilk örnek Twitter'da #ReasonsMubarakIsLate (#MübarekNedenGeçKaldı) hashtagi oldu. 25 Ocak-11 Şubat 2011 tarihleri arasında Hüsnü Mübarek, üç kez televizyondan halka seslendi ancak her konuşma için halk saatlerce ekran başında beklemek zorunda kaldı çünkü Mübarek, açıklama yapacağı duyurulan zamandan saatler sonra ekrana çıktı. İşte bu arada ve daha sonra Mübarek ve ailesini ilgilendiren her olayda, Mübarek'in geç kalması on binlerce #ReasonsMubarakIsLate tweetine yol açtı. Dört yıl sonra bile hâlâ bu hashtagin 18 günlük devrim sırasında yaşanan en komik olay olduğu kabul edilir. Sayısız tweet arasından şu örnekler verilebilir:





Bu hashtag altında yer alan tweetler, ABC'den AlJazeera English'e kadar pek çok haber kanal ve sitesinde haber de olmuştu.

18 günlük devrim süreci ardından Mısır sokaklarının görsel anlamda bir şölene dönüştüğü de söylenebilir. Özellikle Tahrir Meydanı ve çevresinde sanatçılar ve graffiti artistleri sayısız esere imza atmışlardır. Devrim süreci ve sonrasında yaşanan olayları tasvir eden graffitiler, devrimciler ile eski rejimi savunanlar arasında sokakta devam eden mücadelenin duvarlar üzerine taşınmasına da neden olmuştur. Ünlü graffiti sanatçısı Ganzeer ve ekibinin 'ekmek taşıyan bisikletliye karşı tank' isimli graffitisi en çok ses getiren çalışmaydı.


http://www.ganzeer.com/post/60959877453/project-tank-vs-bread-biker-more-date

Daha sonra yapılan ekler ile ordunun sivilleri hedef alması daha açıkça eleştirilir hale gelince; orduya destek veren Bedr Ekibi isimli grup tarafından tankın kendisi hariç tüm sakıncalı bulunan öğeler silinmiştir.



Devrimin ilk yılında tüm Kahire'yi kaplayan bu çalışmaların tamamına yakını, devrimin ilk yıldönümü öncesi ordu tarafından yok edilmiştir. Darbe sonrası Mısır'da ise durumun daha da kötüleştiğini görüyoruz. Son olarak geçtiğimiz Şubat ayında Walls of Freedom (Özgürlük Duvarları) başlıklı, Mısır devrimi süresince duvarları süsleyen graffitilerin yer aldığı kitap, darbe yönetimi tarafından toplatılmıştır.

Mizahçıların zaman zaman karşı devrime destek verdiğini söylemiştik; bu durumun en açık örneği Mısır'da yaşandı. Mübarek'in devrilmesi sonrası Mısır'da Basim Yusuf adlı kalp cerrahı, Youtube üzerinden yayınlamaya başladığı Mısır yönetimi ile dalga geçtiği kliplerle kısa sürede bir fenomen haline geldi. Özel bir televizyon kanalında program yapmaya başlayan Yusuf için Mısır'ın Jon Stewart'ı denmeye başlandı ve Jon Stewart da kendisini milyonların izlediği The Daily Show adlı programında konuk ederek daha fazla ünlenmesini sağladı. Devrim sonrası yönetimi devralan Yüksek Askeri Konsey de, sonrasında seçimle ülkenin başına gelen Müslüman Kardeşler de Yusuf'un programlarından pek hoşlanmamıştı; hatta Yusuf kısa süreli hapse girdi. Yusuf ise, Müslüman Kardeşler ve Cumhurbaşkanı Mursi yönetimine karşı açıkça düşmanlığını ifade etmekten hiç çekinmedi; Müslüman Kardeşlere oy verenleri aşağılamaya devam ederek ülkedeki kutuplaşmaya katkıda bulundu. Ancak bu süre içinde programının yayını hiç kesilmedi.

Ordu, dönemin Savunma Bakanı Sisi ile Mursi'ye karşı 2013 Haziran ayında darbe girişiminde bulunduğunda Dr. Basim Yusuf, kendi Twitter hesabından şu tweeti atmıştı:



#not_a_coup (#darbedeğil) hashtag'i darbe ve sonrası boyunca Mısır'da darbeyi destekleyenlerin kullandığı ve sayısız tweet ile darbenin meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir hashtag olmuştu.

O günden bu yana Yusuf, destek verdiği darbe yönetiminin tehdit ve baskılarına dayanamadığı için programını yayından kaldırdı ve yukarıdaki söz konusu tweetini de sildi. Artık ABD'de yaşıyor ve Jon Stewart da kendisini desteklemeye devam ediyor. Mart ayında konuk olduğu The Daily Show'da Yusuf, Müslüman Kardeşleri tanımlarken yine ilk kelime olarak silah demeyi tercih ederek yaşananlardan hiçbir şey öğrenmediğini göstermiş oldu.

Mısır'da mizah, darbe ile birlikte yerini korku ve sessizliğe bıraktı. Suriye ise yoğun iç savaş halinde bile mizahtan vazgeçmiş değil. Suriye'nin kuzeybatısında yer alan Kafranbel kenti sakinleri, devrim ve mizahı etkili bir şekilde birleştiren mesajlara imza atıyorlar. Güncel olayları da takip etmeye devam eden Kafranbel halkı, internet sayfası, Facebook ve Twitter üzerinden pankartlar ile sadece Esed rejimi ve DAEŞ terörüne karşı değil, dünya üzerindeki haksızlıklara karşı da mesajlarını paylaşmayı sürdürüyorlar.

Ünlü mafya dizisi The Sopranos'ta Tony Soprano'yu canlandıran başrol oyuncusu James Gandolfini 2013 yılında hayatını kaybettiğinde Kafranbelliler taziyelerini sunmaktan geri kalmamışlardı:



Esad'ın Batı medyasına röportaj vererek yalanlarını yaymasına ise tepkilerini bir karikatür ile göstermişlerdi:



Suriye ile birlikte Irak'ı da saran başka bir kâbus ise DAEŞ örgütü oldu. Esed rejiminin bombaları altındaki halk, radikallerin kendilerine karşı gösterdiği vahşet ile birlikte iki cehennem arasında kaldılar. Irak'ta da baskıcı rejim, DAEŞ tehlikesine karşı tepkisiz kalıp koruması gereken bölgelerden çekilince, bu radikaller Suriye ve Irak'ta kentleri idare altına aldılar. Kafa kesmekten tarihi eserlerin tahribatına kadar DAEŞ sivilleri ve kentleri yok etmeye başladı. Ancak bu vahşet karşısında bile halk mizah duygusunu yitirmedi.



Kafranbel, DAEŞ konusunda da mizahtan kaçınmayan bir tavırla, Suriye halkı için DAEŞ'in neyi temsil ettiğini çarpıcı ve açık bir şekilde göstermiş oldu. Kafranbel, Suriye devrimini İngilizce kullandığı ve popüler kültür öğeleriyle bezediği çalışmalar ile Batı için daha anlaşılır kılmaya çalışıyor. Medyada ve Batı devletlerinin kullandığı dilde Suriye devriminin anlaşılamamış olması önemli bir sorun. Özellikle DAEŞ'in ortaya çıkışı ve yayılışı ardında Esed rejiminin katkısı görülmeden, Esed rejiminin DAEŞ'e karşı kabul edilebilir bir gerçeklik olduğu algısının yaratılmaya çalışıldığı son zamanlarda, Kafranbel gibi örneklerin Suriye devrimine katkısı önemlidir.

Genellikle medyada çağ dışı barbarlar olarak görülen DAEŞ ise, kendi propagandasını yapmak üzere Dabiq isimli bir dergi yayınlamakla kalmayarak sosyal medyayı en etkin şekilde kullanıyor. Farklı dillerde yüzlerce Facebook ve Twitter hesapları DAEŞ propagandası yapıyor ve örgüte özellikle Batı ülkelerinden katılım sosyal medya üzerinden bağlantılar ile gerçekleşiyor. Dolayısıyla DAEŞ bu etkin görünürlüğü ile karşı propaganda için sosyal medya üzerinden çok fazla malzeme sunmuş oluyor. Dabiq'in şiddet propagandasına karşı, sosyal medyada yer alan DAEŞ lider ve militanlarının fotoğrafları üzerinden mizah yapılıyor. Aşağıdaki fotoğraf DAEŞ savaşçıları ile ünlü moda dergisi Vogue dergisini birleştiriyor.


http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/iraq/10971080/Jihadi-Vogue-magazine-lampoons-Iraqs-Islamic-State-warriors.html

Aşağıdaki tweet ise, Musul'da ilk kez halka açıklama yapan DAEŞ lideri Ebubekir el Bağdadi'nin kolundaki saatin yol açtığı spekülasyonları özetliyor. El Bağdadi'nin kolunda bulunan saatin markası ve modeli uzun süre tartışılmış; neredeyse açıklamalarının önüne geçmişti. Aşağıdaki tweet de bir saat markasının reklamını kullanan bir örnek:

Bağdadi'nin seçimi – Omega'dan… Irak ve Suriye'de tüm DAEŞ mağazalarında.
Bağdadi'nin seçimi – Omega'dan… Irak ve Suriye'de tüm DAEŞ mağazalarında.

DAEŞ, ayrıca Arap stand-up komedyenleri ve komedi programlarının da hedefinde. Komedyenler, DAEŞ tarafından tehdit edilmeleri ve yakalanmaları halinde öldürüleceklerini bildikleri halde DAEŞ ile uğraşmaya devam ediyorlar. Irak'ta State of Myths (Mitler Devleti) isimli bir komedi programı sadece DAEŞ'i hedef alan şovlar gerçekleştiriyor. İlk bölümü Youtube üzerinden 750 bin kişi tarafından izlenen program, El Irakiya televizyonu tarafından rekor bir bütçe ile yayınlanıyor.

DAEŞ'e karşı sadece Suriye ve Irak değil, Filistin ve Lübnanlılar da mizah kullanmaktan çekinmiyorlar. Son olarak Lübnan'ın karmaşık siyasi sistemi, DAEŞ için bir parodi haberin konusu oldu. "ISIS: Coup delayed for 'communal coexistence' (DAEŞ: Darbe toplumsal birlik olmadığı için ertelendi)" başlıklı parodi haberde DAEŞ ile Lübnan'ın siyasi karmaşasını ve mantığını anlamadığı için işgalden vazgeçtiği şeklinde alay ediliyor; "Siyasi yapı, aşiretler, yerel liderler, militanlar, diğer ülkelerin etkisi ve elçileri derken kimi yıkacağımızı anlamadık" diyor DAEŞ yetkilisi. Bu parodi haberle ilgili en ilgi çeken nokta ise haberin NOWLebanon isimli haber sitesinde yayınlanmış olması ve parodi olduğunun haberin en sonunda yer almasıdır.*

Arap dünyasında parodi haberler konusunda devrimler öncesi başlayan ve odak noktasını Körfez ülkeleri olarak belirlemiş olan bir mizah sitesi de mevcut. The Onion ya da Türkiye'deki Zaytung benzeri olan Pan Arabia Enquirer yalnızca İngilizce yayın yapmaktadır. Güvenlik gerekçesiyle ismini saklayan sitenin sahibi ve editörüne göre bu site, önceleri Dubai'de yaşayan yabancılara yönelik iken artık en büyük okuyucu kitlesini Araplar oluşturuyor. Özellikle Körfez ülkelerindeki israf ve aşırılıklar üzerinden haber yapan Pan Arabia Enquirer, gerçek haberlerin absürtlüğü karşısında bazen zorlandıklarını itiraf ediyor. Örnek olarak; Nisan ayı başında Suudi Arabistan'ı insan hakları ihlalleri nedeniyle açıkça eleştiren ve bir silah anlaşmasını iptal eden İsveç'e karşı tepki gösteren Suudi Arabistan'da, Riyad Hayvanat Bahçesi'nin İsveç'ten getirteceği dört cüce ipek maymunu almayı durdurması, Pan Arabia Enquirer'in haberi ele alışından daha absürt bir durumdu.

2013 yılında Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait Emirates Havayolları'nın, A380 uçuşlarında nargile servisine başlayacağı parodi haberini yapan Pan Arabia Enquirer'ın sayfası sonraki birkaç gün için yoğunluktan kitlenmiş, haberin gerçek olduğu sanılmıştı.



Photoshop ile oluşturulan fotoğraflar sayesinde inandırıcılığı artan haber karşısında Emirates Havayolları açıklama yapmak durumunda kalmıştı.
2014 yılında Katar, karşı devrimi destekleyen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile karşı karşıya gelmişti. Pan Arabia Enquirer, Katar'ın sahip olduğu Londra'daki ünlü alışveriş mağazası Harrod's için bu ülke vatandaşlarını almayacağı parodi haberini yaptığında, Pakistan'ın en yüksek tirajlı İngilizce yayın yapan gazetesi The News International bu haberi ciddiye alarak ilk sayfasından başyazının bir parçası olarak vermişti.

Körfez ülkelerinin Irak'ta DAEŞ hedeflerini bombalaması ise Pan Arab Enquirer'da, "Birleşik Arap Emirlikleri DAEŞ üzerine yedi yıldızlı saldırılar gerçekleştiriyor; F16'lardan atılan bombaların altın kaplama ve pırlanta taşlarıyla süslü olduğu bildirildi" şeklinde yer alıyordu.
Son olarak mizah ile gerçekliğin sınırlarının hiç olmadığı kadar kesiştiği, hatta belirsizleştiği bu coğrafyada hiçbir şeyin kolay olmadığını, tüm bu karmaşayı, ülkeler arasındaki ilişkiler ağını izah etmeye çalışan bir diyagram ile gösterelim:



Karl Sharro'nun çizdiği bu diyagramda ufak bir not da var: "Filistin ve İsrail, diyagramı basit kılmak için dâhil edilmemiştir."

* https://now.mmedia.me/lb/en/diasporadiaries/560593-isis-coup-delayed-for-communal-coexistence

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN