Kumar, oynayanın peşini bırakmayan bir karanlığa dönüşür

Sena Subaşı 02 Ekim 2026, Cuma
Kumarın tarihi çok eskiye dayanıyor ama dijitalleşme burada büyük bir kırılma oluşturdu diyebiliriz. Eskiden kumar oynayan kişi, fiziksel olarak bir kumar ortamına gitmek zorundayken bugün cep telefonundan (eldeki kumarhaneden) günün her saatinde bahis oynayabiliyor. Erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı ve dijital platformlar kumarı sıradan hâle getirdi.

Emre Yılmaz: "Kumar, kumardır! Tehlikelidir"

Kumar bugün bir telefon ekranı kadar yakınımızda. Bir oyun, bir reklam ya da bir uygulama üzerinden birkaç saniye içinde erişilebilen kumar ve bahis gündelik adeta hayatın sıradan bir parçasına dönüşmüş gibi görünüyor. Erişimin bu kadar kolaylaşması ise bağımlılık riskini artırıyor ve konuyu çok daha vahim hâle getiriyor. Uzun yıllardır kumar bağımlılığı üzerine çalışan ve bu alandaki deneyimlerini vaka hikâyeleri üzerinden Son Defa – Vaka Öyküleriyle Kumar Bağımlılığı adıyla Sahi Kitap tarafından yayımlanan kitabında anlatan Klinik Psikolog Emre Yılmaz ile dijitalleşmeyle birlikte değişen bağımlılık biçimlerini, kumarın psikolojik boyutlarını ve bağımlılığın topluma uzanan etkilerini konuştuk.

Son dönemde "bağımlılık" kavramı gündemimizde çok fazla yer tutuyor. Bağımlılıkların arttığına dair söylemler de giderek yaygınlaşıyor. Gerçekten bağımlılıklar artıyor mu? Yaşadığımız çağ insanı bağımlılığa yatkın hâle getiriyor olabilir mi?

Bağımlılık, konuşulabilir olduğunda önlenebilir. Bu nedenle konuşulmasında hiç sakınca görmüyorum. Gündemde kalması iyi yönetilmeli ve mesele iyi anlatılmalı diye düşünüyorum. Bağımlılıklardaki artış sorusuna ise cevabım "evet" olur. Bu çağda bağımlılıkların görünürlüğü ve bazı bağımlılık türlerinin yaygınlığı arttı denebilir ancak bu artış tüm bağımlılık türleri için aynı düzeyde değil. Dijitalleşme, erişilebilirlik ve yaşam koşulları bağımlılık riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor.

Elbette her dijital teknoloji bağımlılık oluşturur diyemeyiz ve teknolojiyi kullanan herkes bağımlı olmaz. Risk; biyolojik yatkınlık, çocukluk yaşantıları, ruh sağlığı sorunları, aile ilişkileri, stres düzeyi, çevresel etkenler ve benzeri hususlar bir araya geldiğinde ortaya çıkmaya başlar. Teknoloji çoğu zaman tek başına neden değildir; "riski artıran bir ortam sağlar" demek daha doğru olacaktır. Koruyucu aile ortamı, sağlıklı sosyal ortamlar ve sağlıklı ilişkiler, anlamlı yaşam hedefleri, psikolojik dayanıklılık ve gerektiğinde profesyonel destek, bağımlılık riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle günümüzde bağımlılıkla mücadele yalnızca tedaviyi değil; aynı zamanda önleme, eğitim ve dijital farkındalık çalışmalarını da kapsamak zorundadır.

Kumar bağımlılığı yeni bir tür değil aslında. Dijitalleşme, bu bağımlılığın yaygınlaşmasında nasıl bir rol oynadı?

Evet, kumarın tarihi çok eskiye dayanıyor ama dijitalleşme burada büyük bir kırılma oluşturdu diyebiliriz. Eskiden kumar oynayan kişi, fiziksel olarak bir kumar ortamına gitmek zorundayken bugün cep telefonundan (eldeki kumarhaneden) günün her saatinde bahis oynayabiliyor. Erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı ve dijital platformlar kumarı sıradan hâle getirdi. Kumar için evden çıkmaya dahi gerek kalmayabiliyor. Fark etmesi de zorlaşıyor ve gizlilik bağımlılığı besliyor. Yani bugün kumarın daha görünür olmasının temel nedenleri insanların daha zayıf iradeli ya da tembel olması değil; kumarın daha ulaşılabilir, daha görünmez, daha hızlı ve günlük yaşamın içine daha fazla entegre olmuş olmasıdır. Reklamların görünürlüğü ve teşvik adı altında bonusların sunulması, riski artıran faktörler arasında yer alıyor. Bu nedenle günümüzde kumar bağımlılığına bireysel bir sorun olmanın ötesinde, toplum sağlığını ilgilendiren çok boyutlu bir konu olarak yaklaşmak gerekir diye düşünüyorum.

Kumar bağımlılığı insana sadece para mı vaat eder? "Daha çok param olsun" motivasyonunun altında başka psikolojik ihtiyaçlar da var mı?

Para, vaatlerinden birisi olabilir. Unutmayalım; kumar, vaatleriyle sınar. Para çoğu zaman görünen ve istenen hedef olabiliyor ancak psikolojik düzeyde kişinin karşılamaya çalıştığı çok daha derin ihtiyaçlar olabilir. Kumar, çoğu zaman bir duygu düzenleme aracı olabiliyor. İnsanların aslında paradan çok, paranın temsil ettiği gösterişi, umudu, kontrol hissini, heyecanı ya da kaçışı aramasıyla kendini gösterebiliyor. Şunu da unutmamakta fayda görüyorum; çoğu zaman tedavi edilen yalnızca kumar davranışı değil, o davranışın altında yatan psikolojik ihtiyaçlardır. İhtiyaçları ve riskleri iyi belirlemek gerekiyor ki kişi kumarı neden seçtiğini fark edebilsin.

Pek çok bağımlılık türü var. Kumar bağımlılığını diğerlerinden ayıran belirgin özellikler ya da onu daha riskli hâle getiren unsurlar var mı?

Çok önemli bir soru. Dikkatli cevaplamak önemli çünkü endüstri kumarın tanımlanmasına pek sıcak bakmıyor ve onu çeşitli gösteriyor. Yani "sorunlu kumar" diyor, meseleyi de "sorumlu oyna" demeye getiriyor. Unutmayalım ve haykıralım: Kumar, kumardır! Tehlikelidir. Bilimselliği temel aldığımızda, bağımlılığın davranışsal bağımlılık türü olduğunu başta ifade etmek yerinde olacaktır. Bununla beraber, gizliliğinden ve tespit edilmesinin zorluğundan dolayı riskleri beraberinde getiren bir tür olarak karşımıza çıkıyor. Kişiye verdiği fiziksel zararla beraber, kişinin cebine, zihnine, ailesine, topluma ve çevreye de belirgin düzeyde zarar veren bir türdür diyebiliriz. Kumar, her anlamda insanın hayatında olumsuz izler bırakır.

Son Defa'daki hikâyelere baktığımızda, aslında insanların hayatlarının bizden çok da farklı olmadığını görüyoruz. Peki, insan hangi noktada kontrolü kaybediyor? Bir alışkanlık ya da eğlence, ne zaman bağımlılığa dönüşüyor?

Son Defa, seni, beni, bizi temsil ediyor. Hikâyeler aslında sessiz bir çığlığın fısıltısıdır. O fısıltıyı duyan rahatsızlık duymaya başlar. Kişi kendi sesini duymakta zorlandığında, kontrolün kendisinde olduğuna dair inanç geliştirdiğinde kendinden uzaklaşabilir. Düşünce hatalarıyla da görüldüğü üzere, kontrol yanılsaması zararların daha da derinleşmesine neden olur. İşlevsellik kaybıyla kendini gösteren bu süreçte kumar, oynayanın peşini bırakmayan bir karanlığa dönüşür. Eğlence ya da sosyal ortam amaçlı derken, para, itibar, zaman ve güven kaybıyla birlikte, "alışkanlığın" sizi yönetmeye başladığı, sizi "kontrol" eden hâle evrildiği bir noktada bağımlılığa dönüştüğüne şahit oluruz. Bağımlılık, kişinin "istediğim için yapıyorum" noktasından "istemediğim hâlde yapıyorum" noktasına geçme halidir diyebiliriz. İşte bu geçiş hali, profesyonel destek açısından en önemli eşiklerden biridir. Erken dönemde fark edilen kontrol kaybı, tedavi sürecinin daha etkili ilerlemesi ve kişinin yaşamındaki kayıpların azaltılması açısından büyük önem taşır.

Kumar bağımlılığında dikkat çeken noktalardan biri de kişinin büyük paralar kazansa da kaybetse de duramaması. Bir bağımlı ne zaman kendine "dur" diyor?

Kumar bağımlılığında kişi çoğu zaman parası bittiği için değil, umudu tükendiği için "dur" demeye başlar. Daha doğrusu, dur demeye yaklaşır. Bazen de mecbur hisseder. İlginç olan şu ki büyük bir kazanç da büyük bir kayıp da tek başına bağımlılığı sonlandırmayabilir. Büyük kazanç, "Demek ki kazanabiliyorum" düşüncesini güçlendirebilir. Büyük kayıp ise "Bir kez daha oynarsam zararımı çıkarırım" inancını besleyebilir. Bu nedenle hem kazanmak hem de kaybetmek, paradoksal biçimde kumar döngüsünü sürdürebilir. Gerçek kırılma noktası ise çoğu zaman maddi olmaktan çok duygusal ve ilişkisel kırılma noktasını yansıtabilir.

Kumar bugün yalnızca bir oyun değil; tasarımıyla, reklam diliyle, dijital altyapısıyla ve fiziksel mekânlarıyla güçlü bir endüstriye dönüşmüş durumda. Bu endüstri insanın zaaflarını nasıl okuyor ve bunlardan nasıl besleniyor?

Bu konu hem psikolojik hem de etik açısından dikkatle ele alınması gereken bir alan. Burada önemli olan şunu bilmektir: Kumar endüstrisinin "başarısı" yalnızca kumar oyunu sunmasından değil; insan psikolojisini, dikkatini ve umutlarını etkileyebilen tasarım ilkelerinden beslenebilmesinden kaynaklanır. Bu nedenle kumar bağımlılığıyla mücadele, yalnızca bireyin davranışını değiştirmeyi değil, aynı zamanda koruyucu politikaları, sorumlu reklamcılığı, dijital farkındalığı ve erken müdahaleyi de kapsayan çok yönlü bir yaklaşımı gerektirir. Endüstri çeşitlilik sunuyor, hızlı davranıyor ve günceli takip ediyor. Bizlerin de çeşitli yaklaşımlar geliştirmesi, hızlı davranması ve günceli takip etmesi gerekiyor. Endüstri, en dikkat etmemiz gereken alanı ve en çok bakmamız gereken pencereyi temsil ediyor. O pencereye dikkat etmek zorundayız.

Bağımlılığı çoğu zaman bireysel sorunlar üzerinden konuşuyoruz. Ancak tüketimin arttığı, haz odaklı yaşam biçimi ve giderek bireyselleşen toplum yapısı bu tür bağımlılıkları besliyor olabilir mi?

Bence bu soru bağımlılığı anlamanın en kritik noktalarından birine işaret ediyor. İçinde yaşadığımız çağ, hızı da hırsı da beraberinde getiriyor. Çünkü bugün bilimsel yaklaşım, bağımlılığı yalnızca bireyin iradesi ya da kişilik özellikleriyle açıklamıyor. Bağımlılığın biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel etkenlerin birlikte şekillendirdiği çok boyutlu bir olgu olduğu üzerinde duruyor. Bağımlılık ne yalnızca bireyin sorunudur ne de yalnızca çağın ürünüdür. İkisi birbirini etkiler. İçinde yaşadığımız çağ bazı riskleri artırıyor. Ancak bireyin psikolojik dayanıklılığı, aile desteği, sağlıklı sosyal ilişkileri ve zamanında alınan profesyonel yardım bu riskleri önemli ölçüde azaltabiliyor. Bu nedenle etkili bir mücadele, hem bireyi güçlendiren tedavi ve önleme çalışmalarını hem de toplumsal ve dijital çevreyi daha sağlıklı hâle getirecek politikaları birlikte ele almayı gerektirir.

Yakın dönemde toplumun güvendiği kişilerin, yardım faaliyetleri kapsamında toplanan bağışları kumarda kullandığı iddiaları gündeme geldi. Bu noktada şunu merak ediyoruz: Kumar bağımlılığı açısından para nasıl bir işleve sahip? Bağımlı için bir tetikleyiciye dönüşebilir mi? İnsanların iyi niyetleri ya da yardıma muhtaç insanların varlığı bağımlı kişi için ne noktada öncelik olmaktan çıkabiliyor?

Bu çok hassas bir konu ve değerlendirme yaparken iki noktayı birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, kamuoyuna yansıyan somut olayların hukuki boyutunun olmasıdır. Bu konuda yargı süreci ve deliller belirleyicidir. İkincisi ise, bu tür olaylardan bağımsız olarak "kumar bağımlılığının ve kumar oynayanın psikolojisi bize ne söylüyor?" sorusudur. Bağımlılık ilerledikçe, kişinin değerleri ile davranışları arasındaki uyum bozulabilir. Kumar bağımlılığı, etik dışı davranışları mazur göstermez ancak bazı etik dışı davranışların nasıl ortaya çıkabildiğini anlamamıza yardımcı olabilir. Kişi başlangıçta "emanet" aldığı ya da başka bir amaç için ayrılmış parayı, "bir kez oynayıp yerine koyarım", "her türlü kurtarırım" düşüncesiyle kullanabilir. Bunu planlı bir dolandırıcılık düşüncesiyle açıklamak sınırlı kalabilir, bağımlılığın beslediği çarpıtılmış bir beklenti olabilir.

Kumar kayıpla sonuçlandığında, kişi bu kez açığı kapatmak için yeniden kumar oynar ve bir kısır döngü oluşur. Zamanla hem maddi hem de manevi kayıplar büyür. Güven kaybolur. Bağımlılık ilerledikçe kişinin muhakemesi, öncelikleri ve değerleri zarar görebilir. Hatta "görebilir" demenin ötesinde "görür" diyebiliriz. Bu durum, başkalarının ihtiyaçlarını ve güvenini ikinci plana iten davranışlara yol açabilir. Bu da sarsıcıdır. Bağımlılığın hem birey hem de çevresi üzerindeki yıkıcı etkisini gösterir ve erken müdahalenin neden bu kadar önemli olduğunu ortaya koyar.

Bu tür olaylar toplumsal güveni etkiliyor mu? Bu tür vakalar insanların birbirine ve yardım faaliyetlerine duyduğu güveni zedeleyebilir mi?

Evet, zedeleyebilir. Hatta bu tür olayların en ağır sonuçlarından biri yalnızca maddi kayıp değil; toplumsal güvenin aşınmasıdır. Ancak burada önemli olan, belli başlı olaylardan hareketle bütün yardım faaliyetlerine ya da yardım kuruluşlarına yönelik genelleme yapmamaktır. Toplumlar güven üzerine inşa edilir. Bu gibi durumların en üzücü tarafı ise, güveni kötüye kullanan birkaç kişinin davranışlarının, gerçekten özveriyle çalışan çok sayıda insanın ve kurumun da gölgede kalmasına neden olabilmesidir. Genellemelere dikkat etmek gerek.

Bağımlılık üzerine yıllardır çalışan biri olarak bu konu özelinde sizi en çok şaşırtan şey ne oldu?

Birçok an, olay, süreç olmuştur illa. Siz soruyu yöneltirken bir kez daha düşündüm. 10 yılı aşkın süredir alanda çalışan, yaklaşık 10 bin görüşmeye eşlik etmiş, tezimi bu konuda çalışmış ve bu konu üzerine çeşitli kitap çalışmaları olan biri olarak; yüzlerce eğitim ve seminer verdiğim kişileri, kurumları, danışanları, danışan yakınlarını düşündüm. Yıllar önce pandemiyle de birlikte sıkça vurguladığım hususların "inkârı" beni şaşırttı diyebilirim. Şimdilerde çok daha fazla canımızı yakan bu yıkıcı mesele karşısında o zamanlar söylemlerimi, tespitlerimi inkâr edenlerin, "yok canım daha neler" diyenlerin, şimdi şaşkınlığına şahit oluyorum.

İlerisi için lafı hiç dolandırmadan net ifade etmek istiyorum: Kumarla mücadelede gerekli ve önemli adımları geliştirmeye devam etmedikçe, politikaları olgunlaştırmadıkça, somut adımlar atmayı sürdürmedikçe, bundan 5-10 sene sonra insanlar ailesinden, çevresinden bir yakının borcunu ödemek için çalışıyor olacak. Bu umutsuzluk söylemi değil. Bu ciddiye almamız gerektiğine dair sessizlik karşısında bir çığlık. Bağımsızlık seferberliğinde yorulmadan, pes etmeden, mücadele etmeliyiz. Bu vesileyle böylesine kişiyi, çevresini, toplumu etkileyen önemli bir konuyu gündeminize aldığınız için sizlere teşekkür etmek isterim. Kumardan uzak toplum için hepimiz sorumluluk alalım.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.