Kudüs-i Şerif ’te çok acılar gömüldü

Hüsrev Hatemi 15 Haziran 2017, Perşembe
1517'de Osmanlı şehri olan Kudüs'te 400 yıl sonra 1917'de İngiliz ordusu girdi. 1948'e kadar Kudüs ve Filistin, Büyük Britanya mandası altına alındı ve 1948' de İsrail devleti kuruldu. 1967 yılında gerçekleştirilen Altı Gün Savaşları'dan sonra ise İsrail'in Kudüs üzerindeki hakimiyeti,emrivakiler de eklenerek arttı.

"Bir sabah kumandanın odasına girdiğim zaman, gözlerinin ağlamaktan yorulmuş olduğunu gördüm: Kudüs İngilizlerin elinde idi… Eşyamı ve kâğıtlarımı bavuluma yerleştiriyorum. Artık Şam'dan ayrılıyoruz, Cemal Paşa İstanbul'da istifa edecektir… Karargâhın içinde Kudüs'ün düşüşü, bir ölüm haberi gibi yayıldı. Daha şimdiden Beyrut'a, Şam'a, Halep'e gözyaşlarımızı hazırlamak lâzımdı." Bu cümleleri, Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı adını verdiği ve görgü tanıklıklarından oluşmuş eserinden aldım. Kudüs'ün düşme haberinin, bir de Mehmet Akif Ersoy bakışıyla anlatılışı vardır. O sırada Avrupa'da olan Mehmet Akif Bey, o günlerde devam eden I. Dünya Savaşı'nda müttefikimiz oldukları halde Avusturya ve Almanya gazetelerinin Kudüs'ün düşmesini sevinçle duyurduklarını, "Kudüs Hıristiyanların eline geçti" haberlerini sevinçle karşıladıklarını, derin bir üzüntü ve hayret ile görmüştür. Kısaca söylersek, Kudüs ve Filistin'i terk edişimiz, sadece siyasi bir 'teslim etme' olayı değildir. Çanakkale'deki kadar olmasa bile Kudüs'te de çokça Türk askeri kanı dökülmüştür. Kudüs özel bir şehirdir. Musevi, İsevi ve Müslüman olmak üzere üç büyük dinin göz bebeği sayılır. Mekke-Medine-Kudüs, hangi mezhepten olursa olsun Müslümanların en kutsal bildiği üç şehirdir. Mekke'nin fethine kadar Müslümanların kıblesi Kudüs olmuştur. Peygamber Efendimizin Miraç hadisesinin ilk konağı da Kudüs'tür.

Barış şehri

Milattan önce 1900'lü yıllardan kalan Mısırlılara ait bazı kil tabletlerde, Ourusalim adına (bugün Batı dillerindeki adıyla Jerusalem) rast gelinmiştir. Yerousalem aynı adın İbranicesidir. 'Salim' yahut 'salem', bizdeki selamet kelimesi ile aynı köktendir. Buradan baktığımızda 'barış şehri' anlamını çıkarmamız mümkün. İsrailoğulları'ndan önce yaşayan kavmin adının 'Jébouséens' olduğundan Tevrat'ın Tesniye kitabında söz edildiğini biliyoruz. Mısır kaynaklarında bu halktan bahsedilmiyor. Jébouséen adı verilen halkın o devirde Kenan adı verilen kavimden farksız, yani Kenan halkı oldukları da düşünülebilir. Kral David (Davut Peygamber) zamanında İsrailoğulları eline geçen ve imar edilen Kudüs çeşitli darbeler, kuşatmalar ve tekrar alınmalardan sonra Roma İmparatorluğu'nun eline geçti. Milattan sonra 614 yılında Sasani (Pers) orduları, Bizans'la giriştikleri savaş sonucunda Kudüs'ü ele geçirdiler. Sonra tekrar Doğu Romalılar geri aldı şehri. 638 yılında Müslümanlar tarafından fethedildi. Bu fetihten hemen sonra da Mescid-i Aksa inşa edildi. 1099 yılında gerçekleştirilen I. Haçlı Seferi sırasında tekrar Hıristiyanların eline geçti. Yüzyıla yakın bir zaman Frenk krallığı olarak idare edilen Kudüs'te Hıristiyan mabetleri inşa edildi. 1187'de Selahaddin-i Eyyubî, şehri Frenklerden geri aldı. 1229-1239 arasında tekrar Haçlılar elinde idare edildi. 1244'te Mısır halifelerinin eline geçti. 1517'de Osmanlı şehri oldu. 400 yıl sonra 1917'de İngiliz ordusu Kudüs'e girdi. 1948'e kadar Kudüs ve Filistin, Büyük Britanya mandası altına alındı ve 1948'de İsrail devleti kuruldu. 1967 yılında gerçekleştirilen Altı Gün Savaşlarından sonra ise İsrail'in Kudüs üzerindeki hâkimiyeti, emrivakiler de eklenerek arttı.

Kudüs'ün güzelleştirilmesi

Cemal Paşa anılarında; "I. Dünya Savaşı yıllarında Mimar Zürcher'in Kudüs'e gelerek, şehrin güzelleştirilmesi için bir proje hazırladığını" söylüyor. Zürcher'i Cemal Paşa'ya 1916 yılında Enver Paşa göndermiş. Cemal Paşa, kendisine "4'üncü Ordu Kumandanlığı İnşaat Kumandanı" görevini teklif etmiş. Proje hazırlanmış fakat 1917'de Kudüs elimizden çıkınca gerçekleşememiş. Projede şunlar yer alıyor:

1. Mescid-i Aksa'nın görünümünü bozan ilavelerin ve uygunsuz badananın kaldırılması

2. Kudüs Kalesi bitişiğindeki arsaya bir hükümet dairesi ve küçük bir saray yapılması, kale duvarına bitişik bir teras vücuda getirilmesi

3. Kudüs İç Kalesi'nin mahalli bir müze haline getirilmesi

4. Kudüs içinde bulunan ve şehrin havasını bozan büyük Bereke'nin, kurutularak mükemmel bir hal yapılması

5. Kudüs'ün Bağbeli-Amudi dışındaki meydanla, hendeklerin eski haline döndürülmesi. Cemal Paşa'nın hatıralarında aktardığına göre, 1915 yılında başlanarak çöl içinde Birüssebi- Kuseyme hattı olarak bilinen 150 kilometrelik bir demiryolu hattı, ordunun mühendis ve amele taburlarınca inşa edilmiş. Yine Cemal Paşa'nın anılarında aktardığına göre, Alman General Falkenhayn, Kudüs top ateşine tutulursa tarihi binalar zarar görür endişesini ileri sürerek Kudüs'ün savunulmasına taraftar değilmiş. Enver Paşa ise Bağdat'ın geri alınmasına çok önem verdiğinden asker yardımı göndermemiş ve İngilizler böylece Kudüs'e girmiş (9 Aralık 1917). Cemal Paşa da kendi ifadesiyle Şam'dan İstanbul'a müteveccihen hareket etmiş ve trende iki saat hüngür hüngür ağlamış. Cemal Paşa, Mustafa Kemal Paşa'nın da Falkenhayn'dan şikâyetçi olduğunu ve onun savaş bitmeden istifa ederek İstanbul'a dönmesine sebep olanın da aslında Falkenhayn olduğunu bildiriyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.