Üzüntü, bir içe dönme ve olgunlaşma fırsatıdır

Saliha Erdim 24 Haziran 2026, Çarşamba
İnsan olan yanılır, üzer ve üzülür. Sadece bunu en aza indirme ve kendisini düzeltme gayreti; bu süreci çok anlamlı ve öğretici bir hale getirecektir.

Üzüntü hayatın bir ritmidir, aynen kalp atımları gibi. Kalbin daralma ve gevşemesi ile hayat devam eder. Kabz ve bast halleri de bu hayatın rutinidir. Bir farkla ki, adını doğru koyduğumuzda, düşünme sistemi de bu ada göre çalışmaya başlar. Üzüntü, insan olarak dünyaya gelen herkesin kaçınılmaz olarak yaşadığı bir duygudur. Kimi zaman yaptığımız bir yanlıştan dolayı haklı bir pişmanlık ve üzüntü içerisine gireriz, kimi zaman da yanlış muamelelerle karşılaştığımızda ya da işlerimiz planladığımız gibi gitmediğinde üzülürüz. Bunlar çoğunlukla kontrol edemediğimiz durumlarda oluşur. İnsan zaten her şeyi kontrol edemez, etmemelidir de.

Bazen üzüldüğümüz bir olayın üzerinden zaman geçtikçe bir de bakarız ki o üzüldüğümüz şey bizim için bir hayra dönüşmüş ve bize bir şeyler öğretmiş. Şimdiki bakış açımızla düşündüğümüzde, "o eskiden olmadı diye üzüldüğün şey şimdi olsa ister misin?" diye bir soru sorulsa, büyük bir ihtimalle, "hayır istemem" deriz. Çünkü sakinleştiğimizde, olayın üzerinden biraz zaman geçip büyük fotoğrafa bakarak değerlendirdiğimizde; olayın mahiyetini kavrayamadığımız için üzüldüğümüzü fark ederiz. O zaman, "olanda hayır vardır" sözü hayata geçmiş olur.

Üzüntünün kıymetini bilmeliyiz

Üzüntü bizim biraz içe çekilmememizi, kendimizle baş başa kalmamızı, o hüznün canımızı acıtan sürecine göğüs germemizi sağladığı için, insanın kendisini değerlendirme, yapılanları bir süzgeçten geçirme, belki gözyaşı dökme ve ne olduğunu anlamaya ve anlamlandırmaya çalışma sürecidir ve çok kıymetlidir. Üzülmeyen, hiç bir şeyden canı yanmayan, beton gibi olduğu için güya dayanıklı olduğunu düşünen insanlar; her şeye teknik bakan, muhtemelen bazı sorunlu aşamalardan geçerek duyguları küntleşmiş bir insana dönüşmüşlerdir. Bu şahısların hem kendileri hem de muhatapları için oldukça sıkıntılı bir durumdur.
Tabiri caizse içi acımayan, gözlerinden yaş gelmeyen, üzülemeyen insanlar; bu tutumlarıyla muhataplarına adeta robot muamelesi yaparlar. Kendi hissetmedikleri duyguları, iletişim içinde olduklarına da aynen yansıtırlar. Muhatabının acısı-üzüntüsü ne olursa olsun, üzülmez, acımaz ve ilgilenmezler. İşte canı yanmak ve üzülmek; yürek taşımanın, duygulu ve duyarlı olmanın bir neticesi olarak insanı insan yapan bileşenlerdendir.

Üzüntü duaya yöneltir

Ne zaman daralsak, hemen duaya sarılırız. Çünkü "isteyin vereyim" diyen merhametlilerin en merhametlisi ve yardım edenlerin en hayırlısı olan bir Rabbimiz var. O'na el açmak; hiyerarşiyi ve kendi sınırlarını bilmek anlamına gelir. Hüzün, gönlün ağlamasıdır, yanmasıdır. Gönlünün güneşinin çekilmesi ve yürek atmosferinin kararmasıdır.

Sakin ve dingin bir şekilde Yaradan'ımızla irtibata geçtiğimizde, dualarımızla hayırlı olanı talep edip, bizi doğru davrananlardan eylemesi için yakardığımızda; teslim olmanın huzurunu yaşar ve dinginleşiriz. Dinginleştiğimizde, durgun gölün bize ayna olması gibi, biz de hayatı daha duru, daha net görmeye başlarız. Böylece en güvenilene teslim olmanın huzurunu iliklerimize kadar hissederiz.

Her süreç, ne aradığımızla anlam kazanır

Aradığımız gerçekliğe göre duygularımız renk kazanır-rengini bulur. Yanlışını görebilenler yaşadıklarından ders alır, başkalarını görenler, onların ders almasını ister. "Yağmur, tohum atılmış toprakta işe yarar", üzüntü ise, kendisini görmeye ve hakikati öğrenmeye niyetli insanlarda işe yarar. Üzüntü; dualarını düzeltmeye, yaklaşımlarını değiştirmeye ve kendine düşeni yaparak süreci doğru yönetmeye sevk eder. İçe dönmenin bereketi açığa çıkar.

Ne kendisinin yaptıklarından ne de yaşadıklarından dolayı şikâyetle gözünü ve gönlünü perdelemeden, tespit edip yoluna devam etme azmi kazandırır insana. Çünkü, "Şikâyet kalbin hakikatle bağını koparır" der İbnü'l-Arabi. Bizim, konuşacaklarımız ya da itiraz edeceklerimiz olsa da, bunu öğrenme ve anlaşılır olma gayretiyle harmanladığımızda, süreç daha iyi anlaşılır ve devamı da daha iyi gelir. Aynı zamanda "Şikâyet duru görüyü engeller." Onun için, itiraz ve suçlama devreden çıkarıldıkça, meselelere daha sağlıklı yaklaşma şansı yakalanmış olur.

Hüznün sükûneti, huzuru davet eder

Günlük koşturmaların kendimize bakma, değerlendirme fırsatlarını elimizden almasından dolayı, hüzün bu koşturmalara mola anlamına da gelir. Yaradan'ımıza yöneliriz, duaya sarılırız ve durup düşünürüz. Gözümüzü çevreden içimize çeviririz. Görmediklerimizi görüp acıyı hissettiğimizde; içimizdeki koşturan yanımıza, bir de başka yönden hayata bak demiş gibi oluruz. İnsan ancak böyle gelişir, böyle güçlenir ve böyle olgunlaşır. Üzüntü ve sevinç hep iç içedir hayatta. Üzüntüyü hissetmek; güzel günlerin müjdesidir aynı zamanda. Çünkü "Bu da geçer ya hu" deyip sabrettiğimizde, her karanlık gecenin bir sabahı olduğu gibi, her hüznün de bir meyvesi olacaktır.

Üzüntü, hüzün, bizim üzülenleri anlamamıza, onlara yardımcı olmamıza, hayatın bu ritmini de normal saymamıza ve bizi üzenleri de bir noktada mazur görmemize vesile olmalı. Nasıl ki biz de, muhataplarımızı ne kadar seversek sevelim bir şekilde üzebiliyorsak, muhataplarımızın bizimle ilişkisinde de bu böyle anlaşılmalı ve tepkimizi de ona göre vermeliyiz. İnsan olan yanılır, üzer ve üzülür. Sadece bunu en aza indirme ve kendisini düzeltme gayreti; bu süreci çok anlamlı ve öğretici bir hale getirecektir.

Üzüntü ruhun antrenmanıdır, geliştirir

Aslında hiçbir şeyin bizim elimizde olmadığını ve yaşanan süreçlerde niyetin ve gayretin doğru olması halinde, Rabbimizin bizlere nice kapılar açacağını bilmek, her yaşanana bir anlam yüklemeyi ve değerli görme anlayışını bize kazandırır. Acziyetimizi hissederek, tedbir almanın dışındakilerin bize bağlı olmadığını bilerek, olanın bize katkı amacı taşıdığının farkında olarak yaklaşılan her durum; bizi teslimiyete ve rızaya taşıyacaktır. İnsanları devreden çıkarıp, bizi insan-ı kâmil mertebesine yükseltecek tutum ve davranışların peşine düşmek ise, peşinen bize Allah ile aramızın iyi olması gibi bir ödül bahşedecektir. Zaten bütün hayatın maksadı bu değil mi?

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.