Tarihçelerin kutbu: Halil inalcık

"Bütün çabalarım Türk tarihçiliğini modern tarihçilik düzeyine çıkarmaktır. Benim tarih anlayışım devletlerin tarihini ortaya çıkarmaktan ziyade halkın tarihini, halkın geçmişte nasıl yaşadığını, sosyal hayatını, ekonomisini, gündelik yaşantısını ve bunları belirleyen şartları ortaya çıkarmaktır."

Yunus Arslan SAYI:50
Tarihçelerin kutbu: Halil inalcık

Immanuel Wallerstein'in "Onu dar anlamda bir tarihçi olarak düşünmek yetersiz kalır. Tarih disiplinine bizzat şekil vermiş, kendi metodolijisini ve bilgi birikimini kazandırmıştır" sözleriyle tanımladığı Prof. DR. Halil İnalcık günümüz akademisyenlerinin çoğu tarafından "Tarihçilerin Kutbu" olarak nitelendiriliyor. Osmanlı tarihinin yanlış yazılmış olduğunu söyleyen arşivlerin hem yerli hem de yabancı araştırmacılara açılması için çok çaba sarf eden İnalcık, Osmanlı tarihi çalışmalarının yolunu uluslararası çapta açan isimlerim başında geliyor. 70'in üzerindeki kitabının çoğunu 80 yaşından sonra yazan İnalcık bilimsel tarihe adanmış bir asırlık bir ömrün temsilcisiydi. Düşünce Atlası'nda bu ay onun tarih anlayışını benimsemiş ve çalışmlarını onun çizgisinde devam eetirenlerden biri olan, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. DR. Erhan Afyoncu ile konuştuk.

Halil İnalcık uzun yıllar yurtdışında çalışmalarını sürdürmüş bir isimdi. Türkiye'de tanınması nasıl oldu?
Halil İnalcık, Osmanlı tarihçiliğinin ufkunu açan bir bilim insanıydı fakat Türkiye'de tanınması, bahsettiğiniz gibi yurtdışında çalışmalarını sürdürmesinden sonra oldu. Hocanın Türkiye'de dikkatleri çekmesi 1980'li yıllara denk gelir. Gazeteciler sayesinde hoca hem akademik camia için hem de toplum tarafından daha çok tanınmaya başlamıştı. Özellikle o dönemlerde hocayla yapılan bir röportajda; "Osmanlı tarihi en yanlış yazılmış tarihtir, yeni baştan yazılmalıdır" sözleriyle hoca Osmanlı'ya çarpıcı bir bakış açısı getirmiş ve dikkat çekmişti.

Hocanın çalışmalarından bahsetmişken, çok verimli bir ömür geçirdiğini biliyoruz. Bu konuda siz neler söylemek istersiniz?
Kesinlikle! 100 yaşına kadar da çok sağlıklı bir ömür geçirdi. Çalışmaktan hiç vazgeçmedi. Ankara'da evine ziyaretine gitmiştim bir seferinde, hoca o zamanlar 95-96 yaşlarındaydı. Hemen bize heyecanla çalışma dosyalarını gösterir, bir şeyler anlatmaya başlardı. İlerleyen yaşına rağmen genç bir asistan heyecanını koruyan bir bilim adamıydı. Bir bilim adamının heves ve merakını ömrünün son anına kadar hiç kaybetmemesi gerektiğinin yaşayan bir örneğiydi. Vefat etmeden önce hastanede kaldığı sürede yanına gidenlerin anlattığına göre orada da çalışmalarını veya bir tarihi konuyu anlatmaya devam ediyormuş.

25'ten fazla kitap ve 300'ü aşkın makalesi vardı. Eserlerinin nasıl bir etkisi oldu?
Hocanın eserlerinin çokluğundan daha önemlisi hepsinin çok nitelikli ve öncü eserler olmasıydı. Eserleri ve bakış açısıyla Osmanlı çalışmalarında yeni bir çığır açtı. Hem yalnızca Türkiye'de de değil, bütün dünyada önemli etki bıraktı. Özellikle Osmanlı Devleti hâkimiyetindeki Balkanlar ve Arap coğrafyasından araştırmacılar üzerinde çok büyük etkisi oldu. Onlara müspet bir bakış açısı kazandırdı.

Bahsettiğiniz bakış açısı sanırım "Osmanlı tarihi en yanlış yazılmış tarihtir, yeni baştan yazılmalıdır" vizyonu ile ilgili
Halil hocanın, 1994 yılında Cambridge yayınlarından çıkan An Economic and Social History of the Ottoman Empire (Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi) isimli bir kitabı vardır. O zamanlar arşiv belgelerine dayanmayan, Osmanlı hakkında yanlış yapılan birçok yorum vardı yabancılarda. Olumsuz yorumların birçoğunun sebebi de zaten arşiv belgelerini görmemekten ve Osmanlı'ya karşı tepkisel bir bakıştan kaynaklanıyordu. Bu tepki sonucu Osmanlı'nın fethettiği yerleri yağmaladığı gibi bir görüş hâkimdi dünyada. Hoca bahsettiğim çalışmasıyla Osmanlı'nın bu bakış açısının aksine fethettiği yerlere huzur, barış götürdüğünü gösterdi. Batı'da kendi ülkelerinin tarihi üzerine çalışan araştırmacılar üzerine bu sebeple çok büyük etkisi oldu. Özellikle Macarlar ve Yunanlar gibi eskiden Osmanlı hâkimiyetindeki milletler üzerinde çok etkisi oldu. Osmanlı'ya genetik olarak tepki duymalarına rağmen Halil İnalcık'ın çalışmalarıyla daha olumlu bir bakış açısı kazandılar.

Arşiv belgelerine dayanmayan yorumlardan bahsettiniz. Neden böyle bir sorun vardı?
"Tarih belgeyle yazılır" diye düşünürdü hoca, biz de böyle düşüyoruz. Belgeler eksik olursa veya araştırmalarda görülmemiş ise tarihi de eksik yahut yanlış yorumlayabiliriz. Mesela bakın, 70'li yıllarda çok önemli tarihçilerimiz var fakat onlar bugün bizim ulaşabildiğimiz birçok belgeye ulaşamamaktaydı, belgeler depodaydı. Böyle olunca da tarihimizi doğru anlayamıyoruz. Osmanlı arşivleri depolarda çürüyordu… Halil hoca acilen arşivlerin gün yüzüne çıkartılması gerektiğini düşünüyordu. Hocanın azmi ve kararlılığıyla o dönem arşiv birimine yeni elemanlar alındı, yeni imkânlar verildi ve belgeler çürümekten kurtarıldı. Tabii burada Turgut Özal'ın çok büyük etkisi var. Halil hocanın arşivlerin önemini anlatması üzerine Özal'ın verdiği destekle o günden beri devam eden çalışmalar sayesinde Osmanlı arşivleri günümüzde çok daha kullanışlı durumda. Osmanlı tarihçiliği için çok önemli bir adımdır bu. Dünyada Osmanlı çalışmaları imkân açısından kolaylaştı ve bu sebeple çalışmalar arttı. Örneğin Macar bir araştırmacı için Macarca bir malzeme, Katarlı bir araştırmacı için Katar ile ilgili yeni bir malzeme sunuyorsunuz. Bu belgeleri çok uzun süredir kimse görmemişti. Yeni belgelerle beraber tarihimiz de çok daha belirginleşti. Bütün bunlar üzerinde Halil hocanın çok büyük etkisi var.

İnalcık, dünyada Osmanlı çalışmalarını da oldukça etkileyen bir isimdi…
Tabii, hocanın çalışma metinlerini İngilizce olarak yayınlaması geniş bir okur kitlesine hitap etmeyi sağladı. Osmanlı ile ilgili yapılacak bir çalışmada hocanın metinleri yerli ve yabancı araştırmacılar için kesinlikle incelenmesi gereken metinler olmuştu ve hâlâ öyledir.

Tam dört nesil tarihçi yetiştiren İnalcık'ın çok sayıda yerli ve yabancı öğrencisi oldu sanırım.
Evet, Amerika'da bulunduğu sürede doktora yaptırdığı birçok yabancı öğrencisi oldu. Mesela etkisi açısından şu örnek önemli; Amerika'da Osmanlı üzerine pek çalışma yapılmazdı. Hocayla beraber Amerika'da da bir ilgi uyandı ve çalışmalar oldukça arttı. Bir gelenek oluşmaya başladı ve kendi yetiştirdiği öğrencilerle beraber de bu çalışmalar devam etmekte. Türkiye'ye döndükten sonra Bilkent Üniversitesi'nde çok güzel imkânlar sunuldu hocaya. Orada da yerli ve yabancı öğrenci yetiştirmeye devam etti. Aynı zamanda hocanın Osmanlı'nın sosyal, kültürel ve hatta ekonomik bakışı da araştırmacıları oldukça etkilemiştir. Bahsettiğim değişim öncesi dünyada Osmanlı'yı sadece savaşlar tarihi üzerinden ele alan bir bakış açısı vardı. Hocanın, Osmanlı'nın sadece siyasi ve savaşlar tarihi olmadığını göstermesi üzerine Osmanlı'ya bakış değişti ve araştırmalarda daha çok yer buldu.

Osmanlı araştırmalarında tek başına bir ekol kuran İnalcık'ın tarih metodolojisi nasıldı?
Hoca bir kere belgeye bağlı çalışan biriydi. Belge üzerine çalışırken de önce titiz bir şekilde analiz eder ve sonra yine kendine özgü bakış açısıyla yorumlardı. Mesela, Âşıkpaşazâde Tarihi üzerine çalışıyordu ve bunun üzerine bir makale yazdı. "Âşıkpaşazâde Tarihi Nasıl Okunmalı?" başlıklı makalede metnin nasıl ele alınması gerektiğini ayrıntılı anlatır. Bu alanda çalışma yapacak araştırmacılar için çok güzel örnek bir çalışmadır. Çalışmaları sadece Türkiye'deki kaynaklarla da sınırlı değildi. Çalıştığı konuyla ilgili Türkiye'deki kaynakları inceledikten sonra yurtdışında bulunan metinlerle de kıyaslardı. Kıyas yaptıktan sonra hoca analizini yapardı. En önemlisi çok güzel bir yorum kabiliyeti vardı. Çalışmalarında yaptığı yorumlar çok titiz örnekler olarak karşımıza çıkar. Ham hâlde verdiği bilgileri de yine analiz eder ve yorumlardı.

Osmanlı'nın son döneminde yaşamış bir insandı. Hocanın bu yönünü biraz açabilir miyiz? Bunun çalışmalarına nasıl bir etkisi oldu?
Son iki Osmanlı padişahının döneminde yetişmiş ardından Cumhuriyetin kuruluşunu görmüştü. Yetiştiği kültür sebebiyle diyebiliriz ki; bir imparatorluk neslindendi. İlk önce eski yazı dediğimiz Osmanlı Türkçesini öğrenir ve yazılarını öyle yazardı. Yetiştiği kültür ve aldığı eğitimler sayesinde hocanın temeli çok sağlamdı. Halil hoca, Ankara Dil- Tarih Coğrafya Fakültesi'nde eğitim almıştı ve o zamanlar gerçekten çok az öğrencisi vardı fakültenin. Bu sebeple çok kaliteli insanlar yetişmekteydi. İçinde bulunduğu kültürü oldukça iyi benimsemiş olma vasfı tarihçiliğiyle harmanlandığında Halil İnalcık bugün Osmanlı tarihçiliğinin marka ismi olarak karşımıza çıkar. Son olarak hoca, nesli kesilmiş çok büyük bir bilim adamıydı. Şunu demek istiyorum; eski bilim adamları tarihi bütüncül ele alırdı, günümüzde ise parça üzerinden tarih ele alınıyor. Halil hoca tarihi bütüncül yorumlayan son büyük âlimlerimizdendi. Bana göre gelmiş geçmiş hatta gelecekteki en önemli Osmanlı tarihçisidir Halil İnalcık.

Halil İnalcık kimdir?
Osmanlı-Türk tarihinde hem siyasi ve ekonomik konularda hem de kültür ve medeniyet tarihi alanlarında çalışmalarıyla tanınan dünyaca ünlü tarihçi Halil İnalcık, 7 Eylül 1916 yılında İstanbul'da doğdu. İnalcık, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde eğitimini tamamladı ve burada 32 yıl boyunca çalışmalarını sürdürdü. 1972 yılında Chicago Üniversitesi'nde Osmanlı Tarihi Kürsüsü'nü, 1933 yılında Bilkent Üniversitesi'nde tarih bölümünü kurup çalışmalarını yürüttü. Çalışmalarıyla dikkat çeken İnalcık, Şeyh-ül Müverrihin (Tarihçilerin Şeyhi) ve Tarihçilerin Kutbu olarak bilinir.

Eserleri
The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, Studies in Ottoman social and economic history, The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Süleyman the second and his time, An Economic and Social History of the Ottoman Empire (Donald Quatert ile birlikte), From eöpire to republic: essays on Ottoman and Turkish social history, Sources and studies on the Ottoman Civilization (Günsel Renda ile birlikte), Essays in Ottoman History, Makaleler1: Doğu Batı, Fatih devri üzerinde tetkikler ve vesikalar, Osmanlı'da Devlet, Hukuk, Adalet, Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonimik ve Sosyal Tarihi Cilt1/ 1300-1600 (Prof DR. Donald Quartaert ile), Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonimik ve Sosyal Tarihi Cilt2/ 1600-1914, Osmanlı İmparatorluğu-Toplum ve Ekonomi, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Tanzimat ve Bulgar Meselesi, ABD Tarihi, Allan Nevins/Henry Steele Commager (çeviri), Şair ve Patron, Balkanlar (Prof. DR. Erol Manisalı ile), Atatürk ve Demokratik Türkiye, Devlet-i Aliyye, Kuruluş-Osmanlı Tarihini yeniden yazmak, Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu (Mehmet Seyitdanlıoğlu ile birlikte), Osmanlılar, Fütühat ve Avrupa ile İlişkiler, Has-Bağçede 'Ayş u Tarab-Nedimeler şairler Mutripler, Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı Osmanlılar, Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, Rönesans Avrupası Türkiye'nin Batı Medeniyetiyle Özdeşleşme süreci, Osmanlı ve Modern Türkiye, Devlet-i 'Aliyye: Tagayyür ve Fesad, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II, Osmanlı İmaparatorluğu (1- Toplum ve Ekonomi, 2- Sultan ve Siyaset)


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN