Küfi yazısına tutkuluyum

Bu âlemde herkes bir yer doldurur varlığı ile... Bizleri birbirimizden farklı kılan meşreplerimize ve yaptığımız işlere göre olan tutkudur bana göre... Ben de her insanın birbirinden farklı olması merkezinde farklıyım diğer insanlardan... Fakat ‘kûfi’ye meşrebim gereği belki de fazlaca tutkuluyum.

H.Sena Kural SAYI:17 / Ekim 2015
Küfi yazısına tutkuluyum
Hat sanatı, Osmanlı'nın bir medeniyet olarak seçkin konuma gelmesinin en önemli ölçülerindendir. "Kur'an-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı" sözü de bu durumu açıklarken kullanılan dikkat çekici sözlerden biridir.

Ülkemizde yüzlerce yıl boyunca Allah ve Resulü'ne duyulan aşkla büyütülen hat sanatı hiç unutulmamış, bir silsile ile kuşaktan kuşağa aktarılmış ve sayıları binleri bulan abide eserler yazılmış. Yeni neslin en önemli isimlerinden biri de sohbetimizi gerçekleştirdiğimiz, hat sanatına yıllarını ve gönlünü vermiş olan Gülnihal Gül.

Hem ecdadını anlayarak hem de çağın gerçeklerini hissederek eserler ortaya koymaya çalışan Gül, başta Selimiye Camii olmak üzere, Üç Şerefeli Cami, Muradiye Camii, II. Beyazıt Camii, Şahmelek Camii ve Yıldırım Camii'nde bulunan ve her biri grafik ifade harikası olan yıldız geçmelerini, Asr-ı Saadet yazısı olan kûfî ile tekrar yorumlamakta.

Hat yolculuğuna 1997 yılında başlayan Gül, bu yoldaki eğitiminden ve dolu dolu geçen yıllarından büyük bir zevkle bahsediyor: "1997 yılından 2008'e kadar Betül Bilgin'den hat (kûfi, rik'a, sülüs, nesih), tezhip ve minyatür dersleri aldım. 2008-2011 yılları arasında Ensar Vakfı Genel Merkezi'nde hat ve tezhip dersleri verdim. Ayrıca bu dönemde Orhan Dağlı'dan tezhip eğitimi almaya ve Fuat Başar ile sülüs meşk etmeye başladım. 2011 yılından itibaren Fuat Başar'ın öğrencisi Gürkan Pehlivan ile eğitimine devam ettim. 2012'de Orhan Dağlı'dan Cel-i Divâni meşk etmeye başladım. Birikimlerimi özellikle kûfi ve hat tasarımları üzerine kullanmakta olup, yurtiçinde birçok karma sergilere katıldım. 2014 yılında Edirne Valiliği sponsorluğunda Edirne'nin Yıldızları ismini verdiğim ilk kişisel sergimi açtıktan sonra aynı sergiyi Ensar Vakfı bünyesindeki İstanbul Tasarım Merkezi'nde Özgün Hat Sergisi ismi ile ikinci kez açtım. Halen Orhan Dağlı Atölyesi'nde tezhip, hat (Cel-i Divâni), Gürkan Pehlivan ile de sülüs eğitimine devam etmekteyim. Ayrıca İstanbul Tasarım Merkezi'nde Özgün Hat Atölyesi'nin koordinatörlüğünü yapmaktayım."

Geleneği gelecekle, klasiği modernle buluşturma ve geleneksel bir objeyi birlikte kullanma, Osmanlı sanatının derinliğini göstermede etkili bir güç Gül için. Yaptığı sanata duyduğu aşkı ise en iyi şu cümlelerle anlatıyor: "Klasik eğitime ebeveynlerimin isteği ile başladım. Sonrasında eğitimim, sevgi ve isteğin de harmanlanması ile uzun yıllar devam etti. Yolda ilerlerken ister istemez sevginin aşka dönüştüğü bir alan oluştu. Bu da 'kûfi' idi. Kuşkusuz insanın iyi işler, hatta özgür işler yapabilmesi için âşık olduğu, empati kurabildiği alanda devam etmesi gerekir. Her biri ayrı bir derya olan ve her birinin âşık olup ilerletilecek olduğu sülüs, nesih gibi yazıların da eğitimine icazet neticesine gelebilecek şekilde noktalanması yoluna girmiştim. Bugün yaptığım işi göz önünde bulundurursak bu yolda ilerlerken kûfi haricindeki yazı çeşitlerinin anatomisini bilmek yeterli olur. İlle de birçoğunu yazıp icazet seviyesine gelmek gerekmez. Kur'an-ı Kerim'in kadim yazı tarzı, İslam'ın ilk yazı çeşidi, yazı nevilerinin çıkış noktası olan kûfi yazısının temel kaidelerini öğrenerek, tarihini araştırarak diğer yazı çeşitlerinin anatomisini inceleyerek temel sanat eğitimi, grafik tasarım ve tasarım kültürü ile aynı yolda yürüyecek olan arkadaşlar için bir çıkış noktasına ulaştım. Buna ulaşmam uzun yıllar aldı. Bocaladım ama bırakmayı düşünmedim."

Klasik sanatlar ve hat, dönemin ve insan ruhunun güzelliğini dışa yansıtan görsel bir dil olması sebebiyle farklı bir iletişim aracı olarak kabul görmüş yüzyıllarca. Gülnihal Gül de geçmişle bugün arasında bir köprü kurarak varlığın dün, bugün ve yarın boyutlarını aynı anda bizlere sunmaya çabalıyor. Bu, kulaktan ziyade göze ve ruha hitap etme çabası onun için.

"Her insan farklıdır. Bu âlemde herkes bir yer doldurur varlığı ile... Bizleri birbirimizden farklı kılan meşreplerimize göre, yaptığımız işlere göre olan tutkudur bana göre... Ben de her insanın birbirinden farklı olması merkezinde farklıyım diğer insanlardan... Fakat kûfi yazısına meşrebim gereği belki de fazlaca tutkuluyum. Aslında bunu da Rabbim'den bir lütuf olarak görüp hamd ediyorum."

Şimdilerde üçüncü sergi hazırlığında olan genç hattat, müzehhip bir arkadaşı ile Kûfi-Tezhip Buluşması adı altında bir koleksiyon hazırlıyor.

"18 yıl kadar önce 'Emin Barın ve Ali Toy safında yer almak istiyorum' cümlesini bilinçsiz kurmuştum. Ama şu an aklı başında ve emin bir şekilde diyorum ki; Allah'ım Emin Barın ve Ali Toy safında üçüncü ama aslında ilk hanım kişi olarak bana yer ver. Bunun için 'Âmin' derseniz sevinirim."
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


Diğer Haberler

BİZE ULAŞIN