Peygamber sevgisinin Türkçesi: Süleyman Çelebi

Mevlit, Peygamberimizin doğuşunu anlatan şiir türüne verilen isim fakat Süleyman Çelebi’nin yazdığı Vesiletü’n Necat isimli mevlit öyle bir hale geldi ki artık türün ismi sadece bu şiirle anılır oldu. Bir şiirin dini bir ritüel haline gelmesi ise ancak Süleyman Çelebi’ye nasip oldu. Düşünün, vefat edenlerin ardından 7’sinde 40’ında yahut 52’sinde hep Mevlit okundu. Bunu sadece zahiri sebeplerle açıklama imkânımız yok. Burada nasip söz konusu. Peygamber sevgisinden doğan bir nasip. Vesiletü’n Necat’a yakın bir hürmete mazhar olan diğer metin ise İstiklal Marşı. Türk milletinin peygamber sevgisi ve vatan sevgisinin nasıl olduğunu anlamak için Vesiletü’n Necat’ın ve İstiklal Marşı’nın halk tarafından nasıl karşılandığına bakmak gerekiyor. İkisi de bir milleti ayakta ve diri tutan unsurlardan… Bu sayıda Vesiletü’n Necat’ın şairini anlattık.

Raşit Ulaş SAYI:48
Peygamber sevgisinin Türkçesi: Süleyman Çelebi

* Gariptir ki Süleyman Çelebi'nin hayatına dair elde kesin bilgiler yok. Genel kanıya göre miladi 1350 yılında Bursa'da doğar, 1422'de vefat eder. İlim ehli seçkin bir aileye mensup olduğu söylenmesine rağmen hayatı hakkındaki bilgilerin az olması ilginçtir. Bilinenlere göre Süleyman Çelebi, Sultan Bayezid'in Divan-ı Hümayun imamıdır. Bursa Ulu Cami'nde ise baş imamlık yapar.

* Onu tarihimizin en önemli şahsiyetlerinden biri yapan şey, ilk ve tek eseri Vesiletü'n Necat'tır. Bilindiği kadarıyla bunun dışında herhangi bir sanat yahut şiirle uğraşmaz. İmamlık, hatiplik ve ilim dışında başka görevi yoktur. Süleyman Çelebi'yi bu şiiri yazmaya iten sebep ise oldukça enteresan.

* Anlatılanlara göre İranlı bir vaiz, Bursa Ulu Cami'ndeki vaazı sırasında Bakara suresinin 285'inci ayetini tefsir ederken; "Hz. Muhammed ile Hz. İsa arasında fazilet olarak fark yoktur" demiş. Bunun üzerine başka bir vaizle arasında tartışma çıkmış ve anlatılana göre olay, İranlı vaizin idamına kadar gitmiş. İşte bu durum Süleyman Çelebi'ye çok dokunmuş ve içinde; "Enbiyanun şeksüz ol sultanıdur/Cümlesinün canı içre canudur" mısralarının olacağı Vesiletü'n Necat'ı, bilinen adıyla Mevlid-i Şerif'i kaleme almış.

* Vesiletü'n Necat, yazılmış ilk Türkçe mevlittir. Süleyman Çelebi, devrinin ağdalı ve sanatlı diline karşın Vesiletü'n Necat'ı gayet sade bir dille kaleme alır. Şiiri yazarken kullandığı kaynakları araştıran akademisyenlerin söylediğine göre siyer bilgisi oldukça iyidir. Kendi siyer bilgisi ile sanat gücünü birleştirerek ortaya çıkardığı metin, yüzyıllar boyunca halkın dilinde yaşadı, yaşıyor. İnanıyoruz ki yarın da olacak.

* "Vesiletü'n Necat neden önemli olsun ki? Tamam, güzel bir şiir ama Peygamberimizi anlatan yüzlerce şiir var" yorumu gelebilir akla. Abartıldığı düşünülebilir. Vesiletü'n Necat'ı önemli kılan sadece iyi bir şiir olması değil. O'nun doğumunu, bizim gibi yani Türk milletinin diliyle anlatan ilk metindir Vesiletü'n Necat. Süleyman Çelebi şunu söyler Vesiletü'n Necat'ta aslında: "Ben O'nu kendim gibi seviyorum, kendi dilimle seviyorum, başka kimse gibi değil."

* Itrî'yi düşünelim. Merhumun bestelediği salavat ve tekbir, bugün bir buçuk milyar Müslüman'ın dilinde, bayramlarda, cenazelerde, meydanlarda, kimi zaman coşkulu kimi zaman hüzünlü bir şekilde bütün heybetiyle gökyüzüne salınıyor. Tekbirdeki o heybeti düşünün. Alelade bir musiki değil bu, bize bir şeyler söylemiş Itrî. Bestedeki o vakur hal, o ağırbaşlı eda ve heybetli söyleyiş aynı zamanda Müslüman duruşunu da gösteriyor. Lakayt bir halde okuyamazsınız tekbiri. Şöyle bir toparlanmak, dikilmek, sesi ayarlamak gerekir. İşte Vesiletü'n Necat da bundan farklı değil.

* Doğumda ve ölümde mevlit okunur. Doğana Peygamber sevgisiyle hoş geldin, gidene Peygamber sevgisiyle hoşça kal demek için. Doğanı O'nun adıyla karşılayıp öleni O'nun adıyla uğurlamak…

* Süleyman Çelebi 1422'de dünyasını değiştirir. Kabri ise ancak 1952 yılında bulunabilmiştir. Mustafa Arslan bunu; halkın keşif ve keramet ehli evliyaya daha fazla önem verdiği ve Süleyman Çelebi'de böyle durumlar hâsıl olmadığından dolayı, Süleyman Çelebi'nin yaşarken ve vefatından sonra çok ilgi görmemesine bağlıyor. Yani tek bir şiirle yaşadı, tek bir şiirle ölümsüz oldu. Öyle bir şiir ki biz var oldukça asla yok olmayacak, öyle bir şair ki biz var oldukça adı unutulmayacak.

* En yanık sesli hafızlar, "Ol sedeften doğdu ol dürdanesi" diye başlamaya devam edecekler. Her mevlit Allah Rasûlü'ne bir selam, ona bir dua, ondan şefaat isteme… Her mevlit onun sevgililer sevgilisi olduğunu, bizim ise acz içinde kaldığımızın feryadı… Her mevlit Süleyman Çelebi'nin, Hacı Bayram'ın, Hacı Bektaş'ın, Yunus Emre'nin ruhuna bir Fatiha…

Ne okuyabilirim?

* Hüseyin Vassaf'ın kaleme aldığı "Mevlit Şerhi: Gülzar-ı Aşk" mevlit şerhi adına oldukça önemli bir kitap.

* Mevlid Hikâyeleri / Hikâye-i Mevlidi'n-Nebi
Büyüyen Ay Yayınları'ndan yıllar sonra yeniden çıkan Mevlid Hikâyeleri de bu topraklarda yüzyıllardır okuna gelmiş bir eser. N. Ahmet Özalp'ın yayına hazırladığı kitap da Mevlit ile ilgili okunası kitaplardan.

Nereden dinlerim?

* Kani Karaca, Bekir Sıtkı Sezgin ve Hafız Mustafa Başkan'ın seslendirdiği Kuran-ı Kerim ve Mevlid-i Şerifleri dinlemek umulur ki şifa olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN