Ölümsüz sanat: Shakespeare

Nasıl oluyor da bunca yıl sonra bile bir Shakespeare oyunu dendiğinde bu kadar heyecanlanabiliyoruz? Dünyada pek çok ünlü ve ehil yazar varken onu diğerlerinden ayıran şey nedir? Her şeyden önce, Shakespeare denince akla onun o seçkin belagat yeteneği gelir. Kafiye ve hece ölçüsündeki muazzam yeteneği, en küçük fikirleri ve duyguları dahi en etkili ve güzel ifade edişi ile seyircisini her zaman kendine hayran bırakmıştır.

Nursena Tüter SAYI:26 / Temmuz 2016
Ölümsüz sanat: Shakespeare

İngiliz şair ve oyun yazarı William Shakespeare'in ölümünün üzerinden 400 sene geçti. Bizlere bıraktığı vasiyetin şerefine ona bir kez daha yakından bakmak ve neredeyse yarım milenyum geçmesine rağmen neden hâlâ 'en iyi' kabul edildiğini hatırlamak gerek.

Dünyanın en ünlü ozanı yaşamı boyunca 37 tiyatro oyunu, 154 sone ve birkaç anlatı şiir yazmıştır. Gençlik dönemine ait resmi belge eksikliğinden dolayı doğum tarihi hâlâ kesin olarak bilinemese de, 23 Nisan 1564 tarihinde doğduğuna inanılıyor. Yazar yine 23 Nisan 1616 yılında 52 yaşında, doğduğu şehir olan İngiltere'nin Stratford-upon-Avon kasabasında vefat etmiştir. Çok genç yaşta tiyatroda çeşitli işler yapmaya başlamış ve sonrasında oyuncu olmuştur. Oyunculuk beraberinde oyun yazarlığını da hızlıca getirmiştir. 16'ncı yüzyıl biterken Shakespeare çoktan tanınan saygıdeğer bir oyuncu, yazar ve Londra'da arkadaşlarıyla kurduğu tiyatro şirketinin ortaklarından olmuştur bile. Kariyerinin daha en başından bugüne kadar, İngiliz edebiyatının en iyi şairi olarak kabul edilmiştir. O gün bugündür oyunları sayısız dile çevrilmiş ve dünya çapında oyunları en çok sahnelenen yazar olarak kabul edilmiştir. Peki, biz hâlâ nasıl oluyor da bunca yıl sonra bile bir Shakespeare oyunu dendiğinde bu kadar heyecanlanabiliyoruz? Dünyada pek çok ünlü ve ehil yazar varken onu diğerlerinden ayıran şey nedir?

Her şeyden önce, Shakespeare denince akla onun o seçkin belagat yeteneği gelir. Kafiye ve hece ölçüsündeki muazzam yeteneği, en küçük fikirleri ve duyguları dahi en etkili ve güzel ifade edişi ile seyircisini her zaman kendine hayran bırakmıştır. Bir Shakespeare eseri okunurken müthiş bir derinlik, dizeler bir başkasından dinlendiğinde tıpkı bir şarkı tadı ve sahnede oynanırken izlendiğinde de 17'nci yüzyılın büyüsünü hissetmemek mümkün değil. Shakespeare karakterlerinin kim olursa olsun istisnasız çok yetenekli birer hatip oluşu da, Shakespeare'i diğerlerinden ayıran önemli bir özelliği olmuştur.

Ayrıca bugünün günlük konuşma alışkanlıklarına bakarsak, genel olarak tatsız ve kupkuru bir dil kullandığımızı netçe görebiliriz. Teknoloji çağında iletişim kalitesi gün geçtikçe azalıyor. Artık kimsenin uzun, derin ve anlamlı konuşmalar yapmaya ne vakti ne de isteği var. Sizden beklenen, hızlı, kısaltılmış ve öz bir konuşma tipi. Dahasına sabır yok. Fakat öte yandan Shakespeare bize en küçük olayı ya da en değersiz duyguyu bile satırlarca betimleyerek anlatıyor. Biz de kendimizi o vaktimizin olmadığına inandırdığımız konuşma tarzında ve lezzetinde buluyoruz. Bugün insanlar Shakespeare'in diline zarafeti ve yoğunluğu yüzünden böyle dört elle tutunuyor. Kendi elimizle terk ettiğimiz üslubu ve lezzeti onun dizelerinde tekrar yaşama fırsatı buluyoruz.

Ayrıca William Shakespeare'in İngilizceye bambaşka bir görünüm kazandırdığını da unutmamak gerek. Dünya edebiyatına olan sayısız katkısının yanında, İngilizceye hâlâ her gün kullanılmakta olan 1700'den fazla yeni kelime ve deyim kazandırmıştır. 400 yıl önceden bugün kullanılan bir dili köklü bir biçimde değiştirmiş olması da onu gerçekten eşsiz kılan yanlarından sadece biri. Yeri geldiği zaman farklı ekler kullanarak yeni kelimeler ve deyişler ortaya çıkarmaktan korkmayışı ve bu sanatsal özgürlük anlayışı ona yepyeni bir dil oluşturma imkânı vermiş. Örnek verecek olursak; İngilizcede 'üşütmek' ya da 'soğuk algınlığına yakalanmak' anlamına gelen 'catching a cold' ifadesini ilk kez Shakespeare Cymbeline oyununda kullanmıştır. Benzer şekilde, 'fair play' kalıbı The Tempest ve 'bağımlılık' anlamına gelen -ki gayet de sıradan düşünülebilecek- 'addiction' kelimesi meşhur Othello oyunundandır. Böylelikle, kendisinden sonra gelecek yazarlar için hem büyük bir sanatsal yol açmış hem de dünya edebiyatına çok yüksek standartlar belirlemiştir. Doğal olarak, "Shakespeare olmasaydı İngiliz dili ya da edebiyatı bugün olduğu yerde olamazdı" demek şüphesiz yerinde bir ifade olacaktır.

Oyunlarında her sınıfI memnun etti

Ölümsüz bir üne sahip olmasının bir başka sebebi ise, edebi yeteneğinin yanı sıra, çok zeki de bir iş adamı oluşuydu. En nihayetinde tiyatro Shakespeare'in işiydi. Seyircisini ve onların sevdiği hikâyeleri çok iyi bilirdi. Unutulmamalıdır ki, Shakespeare'in çoğu oyunu esasen meşhur Yunan ve Roma mitlerinden uyarlamadır. Tanınan, saygıdeğer aileleri ve tarihi karakterleri oyunlarında kullanarak, eski Yunan tiyatro geleneğini sürdürmenin yanı sıra, seyirciye zaten ezbere bildikleri olayları yeniden anlatarak ilgilerini çekmeyi de başarıyordu.

Konu olarak sadece antik hikâyelerle sınırlı kalmıyordu. Ek olarak, o günün siyasi olaylarını ve önemli soylu kişilerini de dikkatle ele alıyordu. 17'nci yüzyıl İngiliz halkı güncel politikaya çok hâkimdi ve samimi eleştirileri her zaman kıymetli buluyordu. Shakespeare bilinen kral ve kraliçeler hakkında çok ince imalar ile eleştirilerde bulunuyor ve böylelikle dönemin katı yasaklamalarından da tiyatrosunu ustaca korumuş oluyordu. Zeki bir biçimde birçok soylu ile çoğu zaman dalga geçiyor ve bazen de onları övüyordu. Bu karakterlerin yaptığı konuşmalar çoğunlukla seyircide büyük etki bırakıyordu. Yaptığı imalar ve kinayeler izleyici tarafından gayet iyi bilindiği için de espriler daha komik ve trajediler de daha üzücü hale geliyordu.

Daası, ozanın eserleri, kendisinden önce bazı yazarların yaptığı ve ileride, Aydınlanma Çağı'nda da çokça yapılacağı gibi yalnızca iyi eğitim almış, seçilmiş bir azınlığa hitap etmiyordu. 17'nci yüzyılda tiyatrolar epey revaçtaydı ve halk oyunlara müthiş bir ilgi gösteriyordu. Salonlar kapasitesinin üstünde seyirciyle dolup taşıyordu. Shakespeare oyunlara kimlerin geldiğini çok iyi biliyordu. Dönemin İngiltere'sindeki sınıfsal ayrımdan dolayı salonda hemen her kesimden insanı görebilmek mümkündü. Bilet fiyatları her sınıfa hitap ediyordu. Bunun farkında olan Shakespeare, oyunlarında içeriği biçim ile ustaca dengeleyip her sınıfı ayrı ayrı memnun ediyordu. Örneğin; oyunlarında birçok karakter aynı anda hem çok entelektüel hem de inanılmaz komik konuşmalar yapabilir. Shakespeare İngilizcesi denilen İngilizce hem çok şık ve üst düzeydir hem de herkesin anlayabileceği kadar açık ve net. Sonuç olarak, bilinen karakterler ve olaylar yetkin ve nüktedan bir dille buluşunca, kim izlerse izlesin Shakespeare'in sanatına hayran kalıyordu.

Hamlet Türkçeye 1880'de çevrilmiş

Son olarak en önemli noktalardan biri de, William Shakespeare'in zamanı ve mekânı aşan edebi ustalığıdır. Bu, belki kulağa çok iddialı bir cümle gibi gelse de doğruluğunu değiştirmiyor. Bunun kanıtı olarak kendimizi örnek verebiliriz: Türk seyircisi ve okuyucusunun İngiliz yazarının eserleri ile tanışması ancak yüzyıllar sonra, 19'uncu yüzyılın sonları ve 20'nci yüzyılın başlarında gerçekleşebilmiştir. Fransa ile uzun yıllar süren siyasi ve sosyal ilişkilerimiz, Türk kültürüne İngilizcenin ve İngiliz edebiyatının gelişini yavaşlatmıştır. İlk Shakespeare oyun çevirisi 1880'lerde Hamlet oyununun bir perdesi ile başlamıştır, ki o da yine Fransızca çevirisinden olmuştur. Fakat bütün bu gecikmelere rağmen Türkiye'de hemen hemen herkes Hamlet'in o meşhur monoloğunu bilir: "Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!" Bu küçücük örnek bile milletçe Shakespeare ve onun diliyle aslında ne kadar çabuk ve sağlam bir bağ kurduğumuzun koca bir ispatı. Meğer zaten onun muazzam sanatını kucaklamaya çoktan hazırmışız…

2016 yılı William Shakespeare'in ölümünün 400'üncü yılı olsa da, o hâlâ sanatıyla aramızda ve hayatta. Sınıflarda, tiyatro sahnelerinde, beyaz sahnede, kitaplarda, her yerde… Eserleri yüzyıllardır tekrar tekrar keyifle okunmakta ve izlenmekte. Shakespeare'den herkes en az birkaç cümle ezbere okuyabilir durumda. O, ülkesi için bir gurur ve dünya için de bir ilham kaynağı. Üslubu, bütün dünya şairleri için bir doruk noktası. Ne zaman bir genç kız sevdiği ile kaçsa, ne zaman bir zalim tebaasını adaletsizce ezse, ne zaman bir genç babasının öcünü almaya yemin etse ama en önemlisi de, seyirci ne zaman ayağa kalkıp alkışlasa, William Shakespeare bizimle birlikte hayatta.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN