Hz. Peygamber’in aile hayatındaki mürebbi yönü

15 Eylül 2026, Salı
Peygamber Efendimiz, bir mürebbi olarak aile hayatında baskı veya otoriteyi değil; sevgi, örnek olma ve ikna yöntemlerini tercih etmiştir. Aile fertlerinin fikirlerine değer vermiş, önemli kararlarda onlara danışmıştır. Eşleriyle ve çocuklarıyla özel zaman geçirmiş, onları hem topluca hem de tek tek dinleyerek eğitmiştir.

-Kamil Yaşaroğlu

Allah'ın seçkin kulları olan peygamberler vahiy yoluyla kendilerine bildirilen inanç, ibadet, ahlâk ilkelerini hem muhataplarına tebliğ ettiler hem de bunların anlaşılması ve uygulanması konusunda insanlara model oldular. Bu meyanda Kuran-ı Kerim'de Peygamber Efendimizin insanlara, diğer canlılara ve özellikle müminlere karşı duyduğu sevgi ve şefkate, üstün ahlaki özelliklerine ve kişiliğini oluşturan pek çok erdeme vurgu yapılıyor. O'nun Müslümanlar için hayatın her alanında örnek bir kişilik olduğu şu şekilde ifade ediliyor: "İçinizden Allah'ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah'ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resulullah'ta güzel bir örneklik vardır." (el-Ahzab 33/21).

Peygamber Efendimiz de "Beni Rabbim terbiye etti ve en güzel şekilde terbiye etti" ve "Ben ahlâk güzelliklerini tamamlamak için gönderildim" buyurarak (el-Muvaṭṭaʾ, "Ḥüsnü'l-ḫuluḳ", 8) bu hususa dikkat çekmiştir. "Allah beni zorlaştırıcı, sıkıntı verici, yanıltıcı ve şaşırtıcı olarak göndermedi, beni eğitici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi." mealindeki hadisten Hz. Peygamber'in eğitimdeki en önemli prensibinin "zorlaştırmamak, kolaylaştırmak, müjdelemek, nefret ettirmemek" olduğunu belirtmek mümkündür.

Peygamber Efendimiz eşleri, çocukları ve akrabalarına karşı sergilediği davranışlarla en güzel mürebbi (eğitimci, yetiştirici) örnekliğini sergiledi, huzuru ve mutluluğu sağlamanın yollarını bizlere gösterdi ve tavsiyelerde bulundu. Efendimizin bir mürebbi olarak aile hayatında öne çıkan belli başlı özelliklerini "değer verme ve hoşgörülü olma", "adalet", "istişare", "şaka ve eğlence" ile "şefkat ve merhamet" başlıkları altında ele almak mümkün.

Değer verme ve hoşgörülü olma

Aile fertlerine değer vermek, karşılıklı saygı ve güven inşa ederek bağları güçlendirmenin temelini oluşturur. Peygamber Efendimiz çeşitli söz ve davranışlarla aile bireylerine değer vererek onları memnun etmeye özen göstermiştir. "Sizin en hayırlınız, ailesine en iyi davrananınızdır" buyurarak bu konuda bizzat örnek olmuştur. Bineğine binerken eşine yardımcı olması, kendisine ulaşan bir yemek davetine eşinin de bulunması kaydıyla icabet etmesi, bir sıkıntıyla kederlenip ağlayan eşinin gözyaşlarını elleriyle silerek teselli etmesi bu konudaki dikkat çekici örnekler arasında yer alır. O, aile içerisindeki meseleleri incitmeden çözüme kavuşturmuş, hanımlarına hiçbir surette el kaldırmamış, gönül kırıcı bir söz söylememiştir. Aile hayatında eşlerin, birbirlerinin sevmedikleri huyları ile ilgili olarak "Bir kimse hanımına buğz etmesin. Çünkü hoşlanmadığı huyları varsa, buna karşılık hoşuna giden huyları da vardır" (Müslim, Rada, 61) buyurmuş ve aile içinde daima olumlu yönlerin ön plana çıkarılması gereğine işaret etmiştir.

Hz. Peygamber bir kimsenin ailesi için harcadığı her şeyin sadaka olduğunu ifade ederek, Müslümanları bu konuda cimrilikten uzak durma konusunda uyarmıştır. Eşlerini infak konusunda eğitirken infakın malı eksiltmediğini, tam aksine bereketlendirdiğini öğretmiştir. Hz. Âişe'nin rivayet ettiği üzere; zekât veya infak edilmesi gereken bir malın evde bekletilmesini veya ertelenmesini uygun görmemiş, sadakanın hemen ulaştırılmasını tembih etmiştir. Hz. Âişe ve Hz. Zeyneb bint Cahş gibi validelerimiz cömertlikleriyle ve muhtaçları gözetmeleriyle tanınmışlardır. Hz. Peygamber'in eşleri bu eğitimler sayesinde, ellerine geçen kıt imkânları dahi başkalarına vermekten çekinmemiş, infakı ahlaki bir olgunlaşma aracı olarak benimsemişlerdir.

Adalet

Adalet bir işi yerli yerine koyma, hak sahibine hakkını verme, hak ve hukuka uygunluk gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Peygamberimiz eşleri ve çocukları arasında adalete titizlikle riayet etmiştir. Mehir, yiyecek, giyecek, mesken ve nafaka gibi bütün alanlarda eşleri arasında adaleti uygulamıştır. O'nun çocuklara da adaletle muamele edilmesini tavsiye ettiğini görmekteyiz. Cahiliye devrinin anlayışından dolayı kız çocuklarına reva görülen davranışları şiddetle reddetmiş ve onlara ayrı bir özen göstermiştir. Çocuklara karşı sevgi gösterirken bile adaletli davranılmasını istemiştir. Bu konudaki şu örnek dikkat çekicidir: Enes b. Mâlik'in anlattığına bir kişi Peygamberimizin huzurundayken oğlu geldi. Adam oğlunu öptü ve kucağına oturttu. Biraz sonra da kızı geldi. Adam kızını (öpmeden) önüne oturttu. Bunun üzerine Allah'ın Elçisi: "İkisine de eşit davransaydın ya!" buyurdu.

Resulullah'ın torunlarına adaletli davrandığına dair diğer bir misal şöyledir: Bir gün torunları Hasan ve Hüseyin Hz. Peygamberden su isterler. Resûlullah hemen kalkar, suyu getirir, önce Hasan'a sonra Hüseyin'e verir. Bu davranıştan Resulullah'ın Hz. Hasan'ı daha çok sevdiğini düşünen kızı Fâtıma'ya (ra) Efendimiz "Hayır. Suyu önce Hasan istedi." buyurur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 101).

İstişare

İstişare, Kuran'ın da üzerinde durduğu önemli bir prensiptir. Hz. Muhammed ev içindeki her türlü sorumluluğunu yerine getirir, aileyi ilgilendiren herhangi bir konuda tek başına karar vermez, ailenin tüm bireyleriyle konuşur ve onların fikirlerini alırdı. Vahyin ilk geliş sürecinde Hz. Hatice ile istişarede bulunup onun düşüncesini almış ve aldığı cevaplarla rahatlamıştır. Hudeybiye Antlaşması sonrasında ashabına kurbanlarını kesip tıraş olduktan sonra ihramdan çıkmalarını söylemiş ancak sahabeler ağır davranmışlar ve ihramdan çıkmak istememişlerdi. Bunun üzerine Ümmü Seleme validemiz ile yapılan istişare Allah Resulünü rahatlatan bir yol açmıştır. Ümmü Seleme, Peygamberimize kendi kurbanını kesmesini tavsiye etmiş, ardından tüm sahabe ona tabi olmuştur. Efendimiz kızlarını evlendirirken de onların görüşlerini almış ve istekleri doğrultusunda hareket etmiştir.

Şaka ve eğlence

Resul-i Ekrem ile ashabın günlük hayatlarında zaman zaman nezih şakaların ve mizahın yer aldığını görmekteyiz. Peygamberimiz ailesinin meşru ölçülerde eğlenmelerine müsaade etmiş hatta buna imkân sağlamıştır. Hz. Âişe validemizin anlattığına göre bir bayram günü siyahi bir grup mescitte yöresel oyunlar oynuyorlardı. Hz. Peygamber kendisine "Onları seyretmek ister misin?" diye sordu. Hz. Aişe de "Evet, isterim." şeklinde cevap verdikten sonra birlikte seyrettiler. Hz. Peygamber'in ailesinden bir fert sayabileceğimiz, Ümmü Eymen ile ilgili bir şaka da şöyledir: Ümmü Eymen bir gün Hz. Peygamber'e gelerek: "Beni bir bineğe bindir" der. Efendimiz "Seni deve yavrusuna bindireceğim" deyince Ümmü Eymen "Ey Allah'ın Resulü, deve yavrusu beni taşıyamaz" şeklinde karşılık verir. Hz. Peygamber "Seni deve yavrusundan başka bir şeye bindirmem" diyerek, (her devenin bir deve yavrusu sayıldığını) ima eder.

Şefkat ve merhamet

Muhabbet ve merhametin, aile fertleri arasında olmazsa olmaz duygular olduğu bilinen bir gerçektir. Resul-i Ekrem gerek hanımları gerekse çocuklarıyla ilişkilerinde şefkat ve merhameti esas almış ve bu prensipten asla taviz vermemiştir. Hz. Peygamber'in çocuklarla olan ilişkilerine baktığımızda; onlara değer verdiğini, selamlaşıp durumlarını sorduğunu, isteklerini dikkate aldığını, aralarında adaleti gözettiğini, onlarla şakalaştığını görmekteyiz. Efendimizin hem kendi çocuklarına hem de çevresindeki diğer çocuklara gösterdiği muhabbet ve şefkat pek çok hadiste zikredilmektedir. Üçü erkek dördü kız olmak üzere yedi çocuğu olan Hz. Peygamber, Hz. Fâtıma dışındaki evlatlarının vefatlarına şahit olmuştur. Evlatlarından bazılarının hastalığını, bazılarının evliliğini, bazılarının da ölümünü konu alan rivayetlerin hemen tamamına bakıldığında Allah Resulünün (sav) muhabbet, ilgi, şefkat ve zarafet dolu davranışları ve sözleriyle karşılaşılır.

Hz. Peygamber'in çocuklarına ilgisi onların doğumlarıyla birlikte başlamıştır. O, çocuklarının kulaklarına ezan okumuş, onlara adlarını vermiş, akika kurbanlarını kesmiştir. Doğumla başlayan ilgi ve sevgi ilerleyen dönemlerde de devam etmiştir. Öyle ki, çocuklarını bazen sırtına, bazen karnının üzerine alıp eğlendirmiştir. Çocuklarını ve torunları öper, koklar ve onlarla oynardı. Hz. Peygamber'in çocukları öptüğünü gören bir bedevî: "Sen çocukları öpüyor musun? Vallahi biz onları asla öpmeyiz." dedi. Bunun üzerine Resûlullah: "Allah senin kalbinden merhamet duygusunu çekip aldıysa ben ne yapabilirim?" diye cevap verdi.

Torunlarına olan muhabbetini sözlü olarak ifade eden Hz. Peygamber, onlara çeşitli hediyeler vermek suretiyle de sevgisini davranışlarıyla ortaya koymuştur. Bir seferinde kendisine verilen hediyeler arasında bulunan kolyeyi ailesinin en sevgilisine vereceğini söyleyen Efendimiz yanındakilerin dikkatlerini üzerine çeker. Hatta hanımları merakla bu kolyeyi kime vereceğini beklerken Hz. Peygamber kolyeyi çok sevdiği torunu Ümâme'nin boynuna takarak onu ne kadar sevdiğini gösterir.

Allah Resulünün kızı Fatıma ile olan diyaloglarında derin bir sevgi ve saygı vardı. Hz. Fatıma (küçükken) yanına geldiğinde Hz. Peygamber ayağa kalkar, onun elini tutar, kendisini öper ve yanına oturturdu. Kızını evlendirdikten sonra da aynı sevgi ve şefkati devam etmiş, zaman zaman misafir etmiş, zaman zaman kızının evine misafir olmuştur. Kendisini ziyarete gelen kızını görür görmez hemen ayağa kalkmış, onu alnından öpmüştür.

Hz. Peygamber, damadı Hz. Ali ve kızı Hz. Fatıma'yı nikâhlarından sonra sabah namazını kılmak için evinden çıktığında, Hz. Fatıma'nın evine uğrar: "Ey Muhammed'in ev halkı! Allah size rahmet etsin. Namaz vakti geldi" diye seslenerek onları namaza çağırır. Kızlarını evlendirdikten sonra da onlarla yakından ilgilenmiş, zaman zaman evlerine gidip hal ve hatırlarını sormuş, hastalandıklarında ziyaretlerine gitmiştir. Ev içi bir huzursuzluk olduğunda ise, yine Hz. Peygamber'in bizzat çocuklarının yanında olduğu görülmektedir.

Baskı yapmazdı, ikna ederdi

Hz. Peygamber'in torunlarıyla ilgili davranışlarının daha çok Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'le ilgili rivayetlerde zikredildiği görülmektedir. Bu rivayetler incelendiğinde Hz. Peygamber'in torunlarını çok sevdiği, sevgisini açıkça dile getirdiği, zaman zaman Hz. Fatıma'nın evine giderek torunlarını sorduğu, onlara dua ettiği, sırtına ve omuza alarak onlarla vakit geçirdiği, onları eğlendirdiği görülmektedir. Hz. Hasan, Peygamberimizin kendisine şu şekilde tavsiyede bulunduğu haber vermektedir: "Hasan! Beş vakit namazını aksatmadan kıl. Sana şüpheli gelen her şeyi terk et. İçinde şüphe uyandırmayan şeye yönel. Çünkü doğruluk insanın gönlüne huzur verir. Yalan ise huzursuzluk uyandırır."

Hz. Peygamber'in; gerektiğinde çocukların gündüz uykularını almaları, akşam yatarken, sabah kalkınca ağız ve diş temizliklerinin yapılması gibi üzerinde hassasiyetle durduğu konular hadis kaynaklarında yer almaktadır. Bütün bunların insan sağlığı bakımından da disiplinli bir hayat tarzına alışma bağlamında önemli olduğu bilinmektedir.

Peygamber Efendimiz yanlış davranışlarda bulunan çocukları bir mürebbi olarak müşfik bir tutum içinde ikaz etmiştir. Bir defasında Ensar'dan birinin hurma bahçesini taşlayan Rafi' b. Amr isimli çocuğu bahçe sahibi Hz. Peygamber'in huzuruna çıkarmıştı. Efendimiz çocuğa "Yavrucuğum ağaçları niye taşlıyorsun?" diye sordu. Rafi: "Açtım Ya Resulallah, karnımı doyurmak için taşladım" cevabını verince "Bir daha ağaçları taşlama yavrum, dibine düşenlerden ye!" buyurduktan sonra da Rafi'nin başını okşayarak, "Allah'ım, bu yavrunun karnını doyur." diye dua etti. (İbn Mace, Ticaret, 67).

Netice olarak Peygamber Efendimiz, bir mürebbi olarak aile hayatında baskı veya otoriteyi değil; sevgi, örnek olma ve ikna yöntemlerini tercih etmiştir. Aile fertlerinin fikirlerine değer vermiş, önemli kararlarda onlara danışmıştır. Eşleriyle ve çocuklarıyla özel zaman geçirmiş, onları hem topluca hem de tek tek dinleyerek eğitmiştir. Hata yapan aile üyelerini azarlamak yerine nezaketle uyarmış, şiddetten kesinlikle kaçınmıştır.

Benzer Haberler

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.