Osmanlı mirası neyimiz olur?

16 Mart 2016, Çarşamba
Bugünlerde tarihe çok popüler bir algıyla bakmaktayız. Peki bu algının bugün oluşmasını sağlayan, her gün önünden geçip gittiğimiz eserlerle ne kadar ilgileniyoruz? Maalesef bu eserlerin bir kısmının hali içler acısı. Son yıllarda restorasyon çalışmalarıyla eski haline kavuşan birçok eser olmasına rağmen, harabe halde bulunan veya hatalı restorasyon çalışmaları sonucu orijinalliğini yitiren eserler de mevcut. Özellikle İstanbul’daki çeşmelerin çoğu kullanılmaz halde. Lacivert olarak bunların bir kısmını bir araya getirerek yeniden soruyoruz: Osmanlı mirası bizim neyimiz olur?

VLORA HAN: Sirkeci'de çoğunlukla fotoğraf malzemeleri satılan bölgede bulunan Vlora Han, dış cephesinin bakımsızlığıyla dikkat çekiyor. Art Nouveau mimari üslubun İstanbul'daki en önemli örneği olarak gösterilen han, estetiğini gölgede bırakan dükkân tabelalarıyla kuşatılmış durumda.

ATİK VALİDE KÜLLİYESİ: Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi'ne devredilen Mimar Sinan'ın son yapıtı olarak bilinen Atik Valide Külliyesi'nin şifahanesi restorasyon sonunda tanınmaz hale geldi. Şifahanenin iç bahçesine bakan revakların önü tamamen camla kapatıldı, bahçeye çıkış için otomatik kapılar yerleştirildi.


MESNEVİHANE CAMİİ: Fatih'teki Mesnevihane Camii'nin restorasyon sonrası dış cephesi tamamen değişti, caminin orijinal taşları ve işlemeleri yok oldu.

ŞİLE KALESİ: Şile Kalesi restorasyonu sonrası kalenin yeni görünümü yapının tarihi dokusunu yok etti.

SÜHEYL BEY CAMİİ: Fındıklı'daki Süheyl Bey Camii restorasyon sonrası tanınmaz hale geldi. Mimar Sinan'ın sekizgen planlı inşa ettiği cami cam cepheli olarak yenilendi.

Kabataş İskelesi karşısında, cadde üzerinde set duvarının hemen altında bulunan çeşme ve sebil 1786 yılında Sadrazam Koca Yusuf Paşa tarafından yaptırılmış. Rokoko tarzındaki çeşme uzun zamandır kafe olarak kullanılıyor.

Taksim Sıraselviler Caddesi'nde, Sirkeci Mustafa Ağa Camii karşısında yer alan 1812'de yapılmış çeşme asfalt ve kaldırım çalışmaları sonucu yolun altında kalmış.

Galata'da Perşembe Pazarı yakınlarındaki Sokullu Mehmet Paşa Çeşmesi yarıya kadar asfalta gömülmüş, üzerine kat çıkılarak dükkân yapılmış.
Karagümrük Sarmaşık Mescidi'nin önündeki çeşme harap halde ve çeşmenin kurna önü eşya yığmak için kullanılıyor.
Üsküdar Hüdai Mahmut Efendi Sokak'ta bulunan çeşme tamamen terk edilmiş gibi görünüyor.

Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii yanında, Mihrimah Sultan Hamamı önünde bulunan çeşme külliyeyle birlikte Kanuni'nin kızı Mihrimah Sultan tarafından 1560 yılında yaptırılmış, 1729 yılında Cağalizade İbrahim Bey tarafından yeniden ihya edilmiş. Çeşme uzun zamandır harabeyi andıran görüntüsüyle unutulmuş durumda.
Taksim Kazancı Yokuşu'nda, Kazancı Camii karşısındaki köşede yer alan çeşme Sultan I. Mahmud'un annesi Saliha Sultan ile vezir Köprülüzâde Hafız Ahmet Paşa tarafından 1732 yılında ortaklaşa yaptırılmış. Asfaltlama çalışmalarıyla yola gömülmeye başlayan çeşme tabii ki diğer çeşmeler gibi orijinalliğini yitirmiş durumda.

Sultan II. Abdülhamid'in yaptırdığı çeşmelerden biri olan Beşiktaş Asariye Caddesi'ndeki Hamidiye Çeşmesi kırık dökük bir şekilde kaldırımın ortasında duruyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.