Dünyadan portreler/haberler

Birol Biçer SAYI:66
Dünyadan portreler/haberler

Tim Berners-Lee
DİJİTAL DİSTOPYAYI ÖNLEMENİN PEŞİNDE (BİRLEŞİK KRALLIK)

İnternet üzerinden insanların takibi, yalan haberler, mahremiyetin ihlali, siyasi manipülasyonlar, veri hırsızlığı… Bunlar bir "internet distopyası" öngörenlerin tahminlerinin gerçekleşmekte olduğunun habercisiydi adeta. Bu gidişat öyle kötüydü ki buna "dur" demek için bizzat işin mucidi bile mücadeleye girdi. Tüm bu olumsuzlukların dünyayı bir "dijital distopya"ya sürüklediğini düşünen "Web'in mucidi" namıyla tanınan İngiliz bilişimci Tim Berners-Lee kuruluşunda büyük emek verdiği web ağının sürüklenmekte olduğu felaketi öngörerek bu defa da kendi yarattığı canavara karşı savaş örgütlemeye başladı. "Eğer Web'i olduğu gibi bırakırsak, işleri tersine çevirmezsek dijital bir distopyayla sonuçlanabilir" diyen Berners-Lee geçtiğimiz yıl "Web Sözleşmesi" adlı bir hareket başlattı. İnternetin her türlü art niyetli kullanımının önüne geçmeyi öngören hareket hükümetleri, şirketleri ve bireyleri belirlediği 9 ilkeyi benimsemeye çağırıyor.

Eric Geoffroy
"İSLAM YA TASAVVUFİ OLACAK YA DA..." (FRANSA)

Eric Geoffroy 1956'da Fransız Katolik bir ailede doğmuş ama manevi arayışa girerek dünyayı dolaşmaya başlamış. Yolu Katolik manastırlarına, Ortodoks Hıristiyanlığa, Zen ve Tibet Budizmi'ne uğramış. Sonunda aradığını İslam'da bulmuş ama kendi deyişiyle "Sufilerin İslamı'nda." 1994'te İslam'a ihtida etmiş ve Kahire'de Arapça eğitimi almış. 1995'ten beri Strasbourg Üniversitesi'nde İslamoloji ve Arap dili dersleri veren, İslam ve tasavvuf konularında 12 kitap yazan Geoffroy ülkesinde en önemli İslam ve tasavvuf uzmanlarından biri. Çalışmalarında Batı'da itibarsızlaştırılan İslam'ın başka bir gerçekliğini göstermeye çalışan Geoffroy'a göre radikal ve şiddet eğilimli sözde İslami hareketler nihilizmin sömürgecilik sonrası ifadesinden başka bir şey değil. 21'inci yüzyılda gönülleri nasıl bir İslam anlayışının fethedebileceğine ise şöyle cevap veriyor: "İslam ya tasavvufi olacak ya da İslam diye bir şey kalmayacak."

Tony McAleer
ESKİ NEONAZİ YENİ SEVGİ PITIRCIĞI (KANADA)

Tony McAleer yakın zamana kadar Kanadalı Neonazi topluluğu White Aryan Resistance (Beyaz Aryan Direnişi) adlı örgütün liderlerinden biriydi. Irkçıydı, diğer ırk ve kültürlere karşı nefretle doluydu. 2000'lerin başlarında bir aydınlanma yaşayarak ve tüm bu çirkin inanç ve görüşlerden uzaklaştı. Bir zamanların nefret dolu ırkçı öncüsünün yerini bu günlerde adeta bir sevgi ve hoş görü pıtırcığı almış durumda. Nefret, ayrımcılık ve şiddet ideolojisinden kurtuluşunu sağlayan bu mucize ise iki çocuk babası olmasıyla başlamış. Bebeklerinin elini tuttuğunda başka bir insanoğlu ile temas ettiğini içten idrak etmesiyle başlayan bu süreç onu geçmişiyle içsel olarak yüzleşmeye ve kurtuluşa kadar götürmüş. Bu kadarla da kalmamış. Tony artık kendini geçmişte kırdığı gönülleri tamire adamış ve Life After Hate (Nefretten Sonra Hayat) adlı bir de dernek kurmuş.

KÜRESEL DİSTOPİK FELAKETLER VİTRİNİ 2020
Tüm dünya çılgınca bir iyimserlikle kutladı yeni yılı ancak 2020 onların "barış, huzur, sevgi, kardeşlik ve mutlu bir yıl" temennilerini duymamış görünüyor. İlk üç ayı dolmadan 2020 aynen şu ifadelerle tanımlanmaya başlandı: "Distopik feleketler yılı." Türkiye'nin de önce Manisa, sonra Elazığ-Malatya depremleri, şehit haberleri, çığ felaketleri ve uçak kazası ile girdiği bu yeni yıl dünyada adeta korku ve distopya romanlarındaki senaryolarını ön gösterimine sahne oldu. İranlı General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi ile dünya önce İran-ABD savaşı ya da nükleer tehdit korkularına kapıldı. Ukrayna yolcu uçağının İran füzeleri ile düşürülmesi Ortadoğu'nun kolay kolay durulmayacağını gösterdi. Avustralya'da haftalarca süren yangınlar 10,3 milyon hektar orman alanını ve 1 milyar 250 milyon hayvanı yok ederek çevre felaketi distopyalarının hiç de yersiz olmadığını gösterdi. Ardından Çin'de çıkan Korona virüsü salgını ve sonrasında yaşanan manzaralar ise distopik felaket filmlerinin hiç de hayal ürünü ve abartılı olmadığını gösterdi.

KÜRESEL ÇAĞIN BELASI "ALGI YÖNETİMİ"NE KARŞI ÇÖZÜM: SOKRATES FİLTRESİ
Özellikle teknoloji ve iletişim araçlarının yaygınlaşması ile algılarımız yani gerçekliği kavrama yetimiz ya da kısacası zihnimiz bebek bezi satın almaktan gazete haberlerini okumaya dek sürekli olarak "algı yönetimi" uygulamalarının hedefinde. Üstelik sayısız reklamcı, pazarlamacı, senarist, sosyal medya trolü, medya organı veya istihbaratçının katılımıyla adeta iğdiş edilmekte… Ancak bu bombardımana karşı uzmanların önerdiği etkili bir filtre var. Adı, "Sokrates filtresi". Her türlü zihinsel manipülasyondan korunmanın yolu olarak gösterilen bu zihinsel filtreyi bir anekdotla açıklıyorlar: "Sokrates'e talebelerinden biri bir haber getiriyor. Sokrates daha dinlemeden 'Bu haber faydalı mı' diye soruyor. Haberi getiren 'Bilmiyorum' diyor. Sonra Sokrates 'İyi mi, doğru mu, gerçek mi' diye soruyor. Talebesi bunlara da 'Bilmiyorum' cevabını veriyor. O zaman Sokrates, 2 bin yıl sonra günümüzün bilgi kirliliğine çare olacak filtresini öneriyor: "İyi, doğru, güzel, gerçek olduğunu bilmediğin şeyi ne dinle, ne de başkasına söyle!"

Fransa
MEDENİYETİN SONU YAKIN MI?

Ifop ve Jean Jaurès Vakfı adlı iki araştırma kurumu 2019 sonunda bir anket gerçekleştirdi. Anketin amacı son yıllarda giderek yaygınlaşan "dünyanın ya da medeniyetin sonu" distopik senaryolarının halkta bulduğu karşılıktı. Ana soruları şunlar oluşturuyordu. "Bildiğimiz şekliyle medeniyet gelecekte yıkılacak mı?" ve "Bunun sebebi ne olacak?" Sonuçlar şöyle: İtalyanlar yüzde 71, Fransızlar yüzde 65, İngilizler yüzde 56, Amerikalılar ise yüzde 52 oranında bildiğimiz medeniyetin yakın bir gelecekte yıkılacağını düşünüyor. Bu çöküşün ana sebebi ise tüm ülkelerde ortak olarak birinci sırada. Ankete göre tüm bu ülke vatandaşları yüzde 27 ila 36 arasında değişen oranlarda bildiğimiz dünyanın sonunun iklim değişimi ve aşırı tüketim sonucu çevresel felaketle olacağını düşünüyor. Sebepler listesi ise şu sırayla devam ediyor: 2. Kontrolsüz göçmen dalgaları, 3. Toplumsal çatışma ve iç savaş, 4. Ani bir doğal felaket, 5. Seri dış saldırılar, 6. Endüstriyel ya da nükleer bir felaket.

ABD
CHOMSKY'YE GÖRE ABD KÜRESEL BİR DİSTOPYA YARATTI

Sıra dışı düşünür Noam Chomsky hem geçen hem de bu yüzyılın en aykırı, en sivri dilli muhalifi. Onun eleştiri ve muhalefetinin başlıca nesnesi ise kendi ülkesi ABD. Yakın zaman önce dünya üzerinde gerçekleşmekte olan distopyalar üzerine uzun bir söyleşisinde yine ABD'ye verdi veriştirdi. Chomsky'ye göre dünya şu sıralar "Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya, George Orwell'in 1984 ve Yevgeny Zamyatin'in Biz romanlarında tasvir ettiği distopyaların birleşimine şahitlik ediyor: Gözetim kapitalizmi yayılıp tekno-gözetim sistemi dünyaya yayılıyor ve Google, Amazon ve benzeri şirketler insanlığı daha da baskı altına alıp kontrol edecek yeni sistemler kuruyor." Chomsky'ye göre en kötüsü insanlar kendilerini sürekli gözetim ve kontrol altında tutan bu sistemi her sabah güneşin doğuşu gibi doğal kabul etmeye doğru bir eğilim içindeler. Chomsky dünyanın gidişatını kısaca şu cümleyle özetliyor: "İşte bütün tayf, hepsi felakete doğru yarışta, son derece bilinçli, bu da insan zekasının en büyük kanıtı. Ve bu sadece başlangıç."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


Diğer Haberler

BİZE ULAŞIN