Temmuz 2017 - Editör yazısı

Aslında kalan pek bir şey yoktur geride. Şu insan ne kadar da fani. Hani şu hikâyeler de olmasa hiç hatırlatmayacak kendini… O sıradan hatıraları efsane gibi satan muhayyile olmasa, bir dokununca bin ah işittiren şu kalp olmasa…

Meryem İlayda Atlas SAYI:37
Temmuz 2017 - Editör yazısı

Anlatmaya cüret ettiğimiz, insanın yalnızlık serüveni değildir.

İnsan, yalnızlık korkusundan kendine türlü oyunlar bulur, meşgaleler edinir… İşe gider gelir mesela, eşyalar alır, eşyalar verir, boynu büküklüğünü uzak yollarda seyahat ettirir…

Bazen çok yakınında sanırsın, inanmak istemezsin. Açık bir balkon kapısı gibi… Sana açık bırakılmış bir kapı, çalan zil yahut telefon. Yok, bir mesaj olsa da kâfi… Yahut bir anahtar sesi; pat, gelecek sanırsın. Hatta gelmiş olsun, bu aşamayı geçelim, evde olsun, bir köşede otursun, ağır, sessiz… Aynı sudan, aynı sodadan, aynı kahveden, aynı küllükten… Sorarsın, kendine sorarsın, hiç değişmeden, değiştirmeden…

Uzun yıllar geçer, bir kitapta ararsın, bulamazsın.

Herkes bilir ama herkese anlatamazsın sır olan yanlarını… Bir alacağı varmış gibi acele bırakılmış, birbirine çapraz duran terliklerin bildiğini…

Ya o gömlek, arafa asılmış orada duran bir kaygı… Son derece rağbet gören toplumsal pijamalar, lacivert, kırmızı, kahverengi…

Aslında kalan pek bir şey de yoktur, şu insan ne fani. Hani şu hikâyeler de olmasa hiç hatırlatmayacak kendini…

O sıradan hatıraları efsane gibi satan muhayyile olmasa, bir dokununca bin ah işittiren şu kalp olmasa…

Gerçek doğruya, o kurguya karışır. Öfkelenirsin bazen, neye öfkelendiğini bilmeden.

Bir muhasebe yaparsın kafanda, sonra bir tane daha… Mutlu muyduk eskiden? Evet, öyleydik ya! Hep güzel şeyleri anlamayı, bilmeyi neden beceremez insan yan yana iken. Hani o uzun yolculukta o durup da kek yemediğin yerde, o gözlüğü evde unuttuğunda. Nasıl sıradan ve nasıl da cazip…

Ve sen içimizde nasıl büyüksün. Büyüklüğün senin için hâlâ özenle saklanan terliklerden, gözlüğünü sağda solda unuttuğun sıradan anılardan ziyade çok özlenmenden geliyor. Seni unutmak istesek de kalbimizin müsaade etmediği bir yerdesin. Özlemlerin hepsinden büyük, manaların hepsinden yücesin. Bu büyük lafları etmeden evvel anlattım arafta asılı gömlek ile rastgele bırakılmış terlikleri… Kalanlar bunlarla yaşıyor çünkü. Süslü sözler, mezarlık gülleri ve seremoni bizlerin eğlencesi…