Mayıs 2017 - Editör yazısı

Emir, tarihin kalın sayfalarının ucunu yakmakta, Allame, yakılan sayfaları onarmaktadır...

Meryem İlayda Atlas SAYI:35 / Mayıs 2017
Mayıs 2017 - Editör yazısı
Sene, İsa'dan sonra 1400... Timur, Şam'ı fethetmek üzeredir. Şehirden bir heyet Timur'la görüşmek ister. Tek şartı vardır Emir'in; heyette Allame İbn Haldun'un da yer alması. Ve aralarında şu konuşmalar geçer:

Emir: Mağrip'ten neden buraya geldin?

Allame: Hac için çıktım Mağrip'ten. Sonra İskenderiye'ye vardım. Ez-Zahir Berkuk'un iktidara geldiği dönemdi.

Emir: Sana nasıl davrandı o adam?

Allame: Çok iyi davrandı, bol ihsanda bulundu. Allah ona rahmet etsin.

Emir: Çocukların nerede?

Allame: El Mağribu'l Cevvani'de.

Emir: Cevvani ne anlama gelir?

Allame: İç, yani uzak demektir. Bütün Mağrip, Şam denizinin güney sahilinde bulunur. Buraya en yakını Tunus ve Cezayir'dir. Mağrib-i Aksa ise Fas ve Marakeş'tir. Cevvani'nin anlamı işte budur.

Timur: Tanca, Mağrip'in neresinde?

Allame: Atlas Okyanusu ile Cebelitarık Boğazı'nın Şam Denizi ile buluştuğu köşededir.

Timur: Ya Septe?

Allame: Tanca'dan biraz uzakta. Endülüs'e buradan geçer seyyahlar. Çünkü burada iki yaka arasında yaklaşık 20 mil mesafe vardır.

Timur: Ya Fas?

Allame: Fas, tepelerin ortasındadır.

Timur: Peki ya Sicilmase?

Allame: Güneyde kumlar arasındadır.

Timur: Dağlarıyla ırmaklarıyla, köyler ve kasabalarla bütün Mağrip'i, sanki senin gözünden görüyormuşum gibi bana yazmanı istiyorum Allame.
Allame: Seni mutlu edecek şekilde yazmaya çalışırım inşallah.

Allame, 12 yapraklık bir risaleyi bulan bu çalışmayı Timur'a takdim eder. Birkaç kez daha görüşürler. Şam'dan ayrılırken Allame'yi de Semerkand'a götürmek ister Emir. Kabul etmez Haldun, Kahire'ye döner. Emir, tarihin kalın sayfalarının ucunu yakmakta, Allame yakılan sayfaları onarmaktadır. İsa'dan önce de sonra da bu hep böyle sürüp gitmektedir…