Eylül 2015 | Editör Yazısı

Gurbetteyim ben ama bilmiyorum, bu esnada dünyanın bütün biletçileri teker teker ölüyor.

Meryem İlayda Atlas SAYI:16 / Eylül 2015
Eylül 2015 | Editör Yazısı
Biz gurbet nedir bilmezdik, o iki büyük savaş olmasa… Kalın kütükler gibi yanmamayı, ağır ve dayanıklı olmayı işte o zaman öğrendik.

İki kaşık unla pişirilen çorbalardan, kanla yazılan mektuplardan sonra çok gelmedi bize yürüyüp gitmek, yürüdük, çok uzaklara, çok sık ve çok hızlı yürüdük.

Biz giderken bütün biletçiler oradaydı, toplanmışlardı, ellerinde mihenk taşı, yol gösterip bizi azarlıyorlardı…

Bu oteli daha çok seviyorum, 'do not disturb / beni rahatsız etmeyin' düğmesi var, kolumu uzatıp o garabet şeyi kapının koluna takacak gücüm yok… Babamlar bu şehre kamyon arkasında bir haftada gelmişler, umurumda değil, sevmiyorum.

Tren garları mısır kokardı, M.S. 2045 yılında maziyi anlatan nine söylüyor bunu, tren garlarını kim insanlara bu kadar sevdirmişti?

Beni rahatsız etmeyin evet, yalnızlığımla, aymazlığımla, ütüsüz gömleğimle telefonumun içine kilitleyin.

Evet, gidin, o fotoğrafın sahibine derdinizi anlatın, adımı yazarken alt çizgi koymayı unutmayın… Bir 'business card'ın içinde unutun beni, üzerime kahve dökülsün, silinip gideyim.

Ağırlaşan kapı değil, bizlerdik, üzerimize kapandı, gitti, kim ne derse desin, biz hepsini duyduk, pekâlâ anladık, oradaydık, ama hepsini bir fotoğrafta bıraktık…

New York'ta soğuk bir istasyon, istasyonun köşesinde gri metal bir teneke, soğuk parmaklarım geziniyor üzerinde, hakkım olan haftalık bileti alamıyorum aslında, kredi kartım çalışmıyor, üzerimden para çıkmıyor, gurbetteyim ben ama bilmiyorum, bu esnada dünyanın bütün biletçileri teker teker ölüyor.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.


BİZE ULAŞIN