Mayıs 2018 | Editör Yazısı

Batı, tarihin en büyük günahıdır...

SAYI:46

Doğu ve Batı kavramları elbette bir karşıtlığı simgeliyor. Bu kavramların ne olduğunu anlamak için onlara nerede durarak baktığınız çok önemli. Sonuçta herkesin kendi doğusu ve batısı var. Ve bu gerçeklik bir illüzyon gibidir çoğu zaman. Dünyanın ortası, dünyanın doğusu ve batısı… İçinden çıkılmaz problemler…

Hegel'ci Batı'nın kendine bir öteki aramasıyla ortaya çıktı Doğu kavramı. Evrenselliğini kendini merkeze alarak oluşturdu Batı, tarihini de öteki konumlaması üzerinden anlattı, anlatıyor. İkisi de birbiri için bir tür hayal kırıklığıdır. İkisi de birbiri için kalın bir sınır çizme çabasıdır.

Peki, bizim için neresidir Batı. Ya da şöyle soralım, sizin Batı'nız nerede başlar. Tanzimat'tan bu yana sorduğumuz, soruşturduğumuz ve her daim tartıştığımız bir problemdir bu. Bütün yerli ve milli entelektüellerin mücadelesi gelir bu soruna dayanır. Ziya Gökalp'ten Cemil Meriç'e kadar düşünce tarihimizin ortasına yukarıdan aşağıya doğru bir çizgi çizersek ortaya çıkan sonuç, bugün de politik olarak tartıştığımız meselelerde kimin nerede durduğuna dair veriler verir bize.

Çizgi yerlilik çizgisidir ve o çizgide bir araya gelir, gerçek hayatta asla bir araya gelemeyecek onca isim. Hangi Batı sorusu ya da Hangi Batı arayışı, düşünce limanımızın giriş kapısındaki parola gibidir neredeyse.

Kendimizi ötekinin aynasında daha iyi görürüz. Dolayısıyla sorduğumuz Hangi Batı sorusu bir konum alma çabasından çok bir probleme cevap bulma arayışıdır. Evet, Batı bir anlamda insanlığın yol kazasıdır. Ortaya çıkan bütün evrensel sorunların altında, Batı'nın anlam atlasındaki saklanmış noktalar belirir. O noktalara Avrupa Birliği'nin konuşulduğu bu günlerde yeniden dokunalım istedik. Problemlerimizi yeniden tanıyalım, Batı'nın içindeki Batı'ya muhalif isimleri de bir kez daha okuyalım dedik.

Hülasa, kendisi de bir Batılı olan Roger Garaudy'nin dediği gibi, "Batı, tarihin en büyük günahıdır."



BİZE ULAŞIN